http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Düden Şelalesi Doğası Ekosistemleri Jeoloji Oluşumu - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Düden Şelalesi Doğası Ekosistemleri Jeoloji Oluşumu

Düden Şelalesi Doğası Ekosistemleri Jeoloji Oluşumu

Tarih 16 Haziran 2016, 20:18 Editör Mehmet SÖKMEN

Düden Şelalesi Antalya ve Türkiye'nin dünyaca ünlü güzel bir şelalesidir, zira Antalya civarı tur düzenleyen tüm turizm firmaları ve seyehat acentaları tur programı içine mutlaka Düden Şelalesini koymaktadır.

ISBN 978-605-88104-0-2
Düden Şelalesi Doğası Ekosistemleri Jeoloji Oluşumu – Antalya 4K UHD
 Düden Şelalesi Antalya ve Türkiye'nin dünyaca ünlü güzel bir şelalesidir, zira Antalya civarı tur düzenleyen tüm turizm firmaları ve seyehat acentaları tur programı içine mutlaka Düden Şelalesini koymaktadır.
 Yılda 4 milyon'a yakın turist tarafından ziyaret edilen şelale

Antalya’nın sıcağından bunaldığınız zaman gidebileceğiniz, doğal serinliğe sahip yakın gezi yerlerinden biri de Düden Şelalesi’dir. Antalya’ya genelde deniz, güneş ve kumsalları için gidilmekte. Bunlar için gidilse bile mutlaka bir gün ayırmalı ve Düden Şelalesine gidilmelidir.
 Şelale sahasında; gidenler için, Doğa Ana adeta bir sanat eseri yaratmış, kartpostallarda görülen müthiş doğa manzaraları gibi bir doğal güzellikle karşılaşacaklar. Bölgede bulunan akarsuların ortak amacı Akdeniz’e ulaşmak olduğu için Toros Dağlarının yamaçlarından çağlayanlar oluşturarak akmaktadır. Bu çağlayanların sayısı 20 den fazladır bunların en güzelleri Antalya’nın 15 km. kuzeyindeki Düden şelalesidir.
 Düden Şelalesi kaynağını Kepez Hidroelektrik Santrali’nden almaktadır. Düden şelalesinin iki kolu var. Aşağı Düden Şelalesi diğer adıyla Karpuzkaldıran Şelalesi, Antalya’ya 8 km uzaklıktaki Lara plajı yolu üzerindedir ve 40 metre yükseklikteki falezlerden büyük bir gürültüyle Akdeniz’e dökülmekte.
 Ayrıca Yukarı Düden Şelalesi olan Düdenbaşı Şelalesi de Antalya’nın 15 km kuzeyinde olup, 20 metre yükseklikten dökülmektedir. Çağlayandan itibaren Düden Çayı kanyonunda dolaşabilirsiniz. Şelalenin yakınında bir de mağara bulunmaktadır. Mağarada doğal oyuklar oluşmuş, bu oyuklar bir pencere gibi bu pencereden şelaleyi izleyebilirsiniz. Gürül gürül akan bir çağlayanı böyle arkasından izleyebileceğiniz doğal güzellik Türkiye’de başka bir yerde bulunmamaktadır.
 Piknik alanında hediyelik eşya dükkanları, restoran ve kafeteryalar bulunmaktadır. Düden Çayı kenarında bulunan restoranlarda doğal güzellik içersinde taze alabalık, gözleme gibi yiyecekler yiyebilirsiniz. Bu doğal güzellik içersinde yemek yediğinizde her şey son derece lezzetli oluyor.  
Mesire yerinde bulunan çocuk parkına yakın mesafede bulunan kafeslerde güvercin ve tavşanlar bulunmakta. Ayrıca burada Antik kaya mezarları bulunmaktadır. Bu mezarların 2-7 yy ait olduğu tahmin edilmektedir. Düden şelalesinin suyu geçtiği her yere hayat vermektedir. Çayın etrafındaki mesire yeri çevre halkın en çok rağbet ettiği piknik alanıdır.
 Bölgenin bitki örtüsü yabani zeytin, söğüt, sakız ağacı, harnup, defne ve çınar ağaçlarından oluşurken, yabani güller, alıç, zakkum, böğürtlen, ılgın, ladin, kermes meşesi, sütleğen, eğrelti, yabani nane ve sarmaşıklarla kaplı alanlara rastlayabilirsiniz.
 Tabiat parkında ise, yılan, kertenkele, ibibik, üveyik, yaban domuzu, sazan, su kaplumbağası, ağaçkakan, tilki, tavşan, sincap ve yarasa türleri vardır. Antalya tatilinize renk katacak şelaleleri görmek için en uygun zaman Nisan ayı ile Aralık ayları arasındadır. Günübirlik gezi ve piknik fikri kulağa çok geliyor değil mi?
 Ruhunuzu doyurmak için tatil planınıza mutlaka eklemeniz gereken bir bölge olan Düden Şelalesi eşsiz manzaraları ve doğası ile keyifli bir gün geçirmenizi sağlayacak.
 Düden yalnızcı bir şelale değildir, ayrıca bu şelale bünyesinde bulunan mağara yer almaktadır. Bu mağara şelaleyi daha da güzel ve çekici yapmaktadır. Bu mağara pencerelerinden suların moleküler yapısını izlemek olanaklıdır.
 Çağlayanın arkasına doğru uzanan mağara sizi adeta bir rüya alemine götürür. Bu mağaranın oyuklarından Düden Çağlayanını bambaşka algılar günlük yorgunluklarınızı unutursunuz. Mağara daha sonra çağlayanın her iki yönüne birer yay şeklinde döner Türkiye’de bir çağlayanı gürül gürül akarken arkasından seyredebileceğiniz böylesine güzel bir yer yoktur.
 Düden Şelalesinden yolumuza devam ediyoruz yaklaşık olarak 10 Km kadar gittin sonra sonra doğanın başka bir güzelliği daha Lara`dan Akdenize dökülerek bir kez daha insanlara güzelliğini göstermektedir.
Düden Şelalesi`nin suyu geçtiği her yere hayat vermektedir…
 Fakat insanoğlunun doğaya vermiş olduğu zararların bir etkisi olarak dünya iklim koşullarında meydana gelen değişiklikler ile küresel ısınmanın sonuçları ve etkilerinden dolayı düden şelalesinin doğal güzelliği ve cazibesi yavaş yavaş kaybolmaktadır. Bu durum o bölgede doğal dengenin bozulmasına hem de Türkiye`nin en önemli turistik değerini kaybetmesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
 Varsak’ta bulunan Düden Şelalesi’nin adı çeşitli kaynaklarda İskender Şelalesi ve Yukarı Düden Şelalesi olarak da geçmektedir. Aynı zamanda halk arasında Düdenbaşı Şelalesi diyenlerde vardır.
 Eski Antalya-Burdur asfaltının 28. kilometresinde, Kırkgözler 30. kilometresinde Pınarbaşı adında iki büyük karstik kaynak çıkmaktadır. Suyu bol bu iki nehir kısa bir akıştan sonra birleşerek Bıyıklı Düdeni içinde kaybolur. Bıyıklı Düdeninde kaybolan su ondört kilometre kadar yerin altında gittikten sonra Varsak çöküntüsünün bir ucundan çıkar, çok kısa bir akıştan sonra çöküntünün öbür ucundan tekrar batar.
 Varsak’ta kaybolan su iki kilometre kadar yeraltı akışından sonra Düdenbaşı’nda yeryüzüne çıkar. Yüzeyden hiç su akmadığı günlerde bile Düdenbaşı Şelalesinin altından saniyede en az on m3 su yüzeye çıkar. Bu suyun maksimum debisi 94 m3, ortalaması ise saniyede onbeş-onaltı m3 tür. Düdenbaşı’nda yukarıdan şelale yaparak akan su, Kepez hidroelektrik santralından gelen sudur.
 Düdenbaşı’ndan sonra Koyunlar regülatöründe, iki ana kanala ayrılan Düden Çayı, dokuz kilometre sonra Antalya’nın doğusunda kırk metre yüksekliğindeki traverten bir eşikten şelale yaparak Akdeniz’e dökülür.
Şelale, akan bir doğa harikasıdır.
 Ancak Pamuk sulama mevsiminde gelmişseniz ve bütün Düden suyu sulama için tarlalara verilmişse o aylarda bu anlattıklarımızı hissetmenize olanak yok. Ayrıca Düden şelalesi Antaya’nın turistik potansiyeline büyük bir katkı sağlayarak o bölgenin gelişiminde önemli yer tutar.
 Şelalenin girişinde develere binip güzel bir anı fotoğrafı çekebilirsiniz. Şelalenin içerisinde resturantlar ve eğlence merkezleri oldukça yaygın ve içerisinde minik bir hayvanat bahçesi bulunmaktadır.
 Şelale sahası dahil, Antalya kent merkezinde jeolojik yapılardan Traverten ve Holosen-Yeni Alüvyon oluşumlar hakimdir. Traverten oluşumu özellikle Düden Çayı yatağında ve taşkın ovasında devam etmektedir. Jeomorfolojik olarak Döşemealtı Platosu olan Üst Plato, Düden Platosu olan Alt Plato ve bir tane de deniz altında olmak üzere, basamak şeklinde üç ana terastan oluşmaktadır.
 Travertenler üst platoda 254, alt platoda ise 151 metrelik bir kalınlığa sahiptir. Alanının % 67.6'sını kaplayan, bazen masif bazen de tabakalı bir yapı gösteren travertenler yer yer süngerimsi bir dokuya sahiptir.
 Şelale sahasını etkisinde bulunduran Döşemealtı-Duacı Platosunu içine alan Varsak kuzey üstü, Duacı, Yeşilbayır, Odabaşı, Kızıllı gibi yöreleri içine alan üst plato bölgesi, tufa oluşumları daha gözenekli, gevşek ve el ile parçalanabilir ve dayanım açısından daha zayıf fiziksel özelliklere sahiptir.
 Bu bölgede mağara türü boşluklu yapının fazla olması sonucu dolin diğer tanımıyla karbonat çöküntü alanı türü alanlar da sıkça gelişmiş bulunmaktadır. Sahanın büyük bölümü çok dik eğimlidir. Toprak haritalarına göre alanda büyük toprak gruplarından Kırmızı Akdeniz Toprakları, Aluviyal, Koluviyal ve Kahverengi Orman Toprakları bulunur.  
Ayrıca, yerleşimler ve akarsular ise 4.99 hektar alan kaplamaktadır. Toprak çok miktarda yetenek sınıflı arazidir. Şelale sahasının diğer toprak özellikleri açısından bakıldığından yetersiz drenajı olan, taşlı, kayalı ve kötü drenajlı arazi bulunmaktadır.
 Sahada toprak konusunda bilgi bulunmayan alanlar ise 278 hektardır. Alanda hiç ya da çok az, orta, şiddetli ve çok şiddetli erozyona uğramış, çıplak kaya veya akarsu yatağı niteliğinde arazi bulunmaktadır.
Kentin içme, kullanma ve sanayi suyunun tamamı, kent içinde bulunan kaynaklardan sağlanmaktadır. Bu kaynaklar boşaldıkları formasyonlara göre karstik kireçlidir.
 Antalya nüfusunun hızla artmasına bağlı olarak şelale sahasına baskı oluşturmaktadır. Kentsel gelişmelerin şelale doğa üzerindeki olumsuz etkileri hızlı artmıştır. Bu etkilerin azaltılması için mutlaka ekolojik yaklaşımlar temel alınmalıdır.
 Kent içi ve çevresi ekolojik planlaması; doğal yapının korunması, kentteki ekolojik koşulların iyileştirilmesi, alan kullanım biçimlerinin irdelenerek, kent içi ve çevresinde çevre kalitesini bozan etkilerin önlenmesi ve azaltılması için ivedi kararlarının geliştirilmesi, doğal kaynakların tahribinin önlenmesi için doğal kaynakların yapısına uygun “Peyzaj Planlaması” yapılmalıdır.
 Ülkemizin turizm açısından başkenti olan Antalya’da, son 20 yıl içerisinde yaşanan göç ve hızlı nüfus artışına bağlı olarak ortaya çıkan çevre sorunları, kent ve yakın çevresindeki doğal kaynakları olumsuz etkilemektedir.
 Antalya kentinin gelecekteki gelişim alanlarının ekolojik ilkeler doğrultusunda belirlenmesi ve doğal kaynakların korunarak kullanımının sağlanması için planlı çalışma yapılmalıdır. Alanın doğal yapısının kapsamlı envanterinin çıkarılmasına ve bu verilere göre ekolojik yapıya uygun kentsel gelişim alanlarının saptanması gerekir.
 Antalya’da doğal yapı ve mevcut alan kullanımlarının analizi, buradan elde edilen verilerin sentezi, kentsel gelişim için uygun alanların tespiti ile ekolojik çerçevede belirlenmiş yeni kentsel gelişme alanları, yaratılmalıdır.
 Düden Şelalesinin altından çıkan Düden Şelalesi kaynağı, ortalama olarak 15 m3/sn'lik debisi ile oldukça fazla su boşalımı yapmaktadır. Yer altı karst yolunun Bıyıklı Düdeni, Varsak Düdeni ve Düden şelalesi kaynağı istikametinde olduğu yapılan araştırmalarla tespit edilmiştir. Son yıllarda Varsak bölgesindeki yoğun evsel ve endüstriyel yapılaşma ile bölgedeki altyapı sistemlerinin yapılmamış olması nedeniyle atıkların travertene verilmesi sonucu kaynakta kirlenmeler olmuştur.
 Akdeniz Bölgesindeki Düden Şelale sahasında iklim, bitkiler üzerinde etkili olup, tür sayısı zengin olmasına karşın, baskın olan türler herdemyeşil çalı ve ağaçlardır. Kıyıya yakın bölümlerde çam ormanları yaygın olup, kıyıdan uzak olan şelale alanında bölümlerde yaprak döken türler ortaya çıkmaktadır.
 Dikenli bitkilerin dikkat çektiği şelale alanında, kurağa dayanıklılık ve küçük derimsi yapraklar gibi adaptasyonlar sık görülmektedir. Antalya Düden sahasında higrofil, kumul, kaya, orman ve maki vejetasyonları görülmektedir.
 Kentinin kuzey doğusunda şelale bölgesinde hızlı bir kentsel gelişim söz konusudur. Çok katlı yapılaşmanın arttığı bölgede doğal özellikler ve korunması gereken değerlerin dikkate alınmadığı görülmektedir. Antalya gibi hassas ekosistemlere sahip bir bölgede yer alan kentte yeni yerleşim alanlarının belirlenmesinde ve imar planlarının hazırlanmasında, ekolojik ve teknik verilerle hazırlanan peyzaj planlarının altlık olarak kullanılması kentsel sürdürülebilirliğin sağlanması açısından mutlak gereklidir.
 Türkiye Dünyada yer hareketlerinin çok sık olduğu Alp Orojenik Kuşağı içindedir. Bu nedenle yer hareketlerinin çok sık yaşandığı bir bölgede bulunmaktadır. Ülkemiz bir jeoloji laboratuarı görünümünde bir yapıya sahiptir. Antalya düden sahası da burada önemli yere sahiptir.
 Çünkü ülkemiz hemen her jeolojik devire ait tortul, volkanik, metamorfik kayalara ve arazilere sahiptir. Ülkemiz de her devire ait araziler olmasına karşılık, ülkemiz bu günkü şeklini son jeolojik devirde kazanmıştır.
 Mesozoik yani 2. Jeolojik dönemde kıtalar anakaralarında şiddetli aşınma, aşınan materyallerin Tetis denizine birikmesi ve kıta çekirdeklerinin birbirine yakınlaşması devam etmektedir. Tetis denizinin güneyinde deniz altı volkanizması etkili olmuş çıkan lavlar ve tortul kayaçların birleşmesi ile Melanj adı verilen karmaşık kaya toplulukları meydana gelmiş.
 Bu zamanda ülkemizin bulunduğu alanın çoğu Tetis denizi ile kaplıydı. Bu zaman denizel bir ortam olup tortulanma dönemidir. Akarsuların taşıdığı malzemeler bu denizin tabanında tortul tabakalar oluşturmuştur. Alp kıvrımlarına hazırlık dönemi olarak bilinir.
 Bu dönemde 1. zamanda kıvrılıp yükselen sahalar aşınarak peneplen halini almıştır. Bu peneplenler deniz yükselmesiyle sular altında kalıp tortul sahası olmuştur. Dönemin sonuna doğru tortullar kıvrılıp yükselmeye başlamıştır.
 Torosların uzandığı alanlarda ülkemizde mesozoik arazileri masiflere göre daha yaygındır. Kuaterner döneminde Türkiye bu günkü şeklini almaya başladı. Bu dönemde sık sık iklim değişimleri yaşanmış. Bu dönemde buzullar etkili olmuştur. Dünya üzerinde buzullaşma arttığı için su dolaşımı azalmış ve denizlerin seviyelerinde 100-120 m alçalmalar görülmüş. Antalya doğası bu zamanlarda şekillenmeye başlanmıştır.
 Bir kısım karasal bölümler faylanmalarla çökerek Batı Anadolu’dan ayrılmış ve büyük bir kısmı Akdeniz suları altında kalmıştır. Bu olayla birlikte ülkemizin batısında Graben ve Horst’ler oluşmuştur. Çöken Egeid adasının bir kısmı su yüzeyinde kalarak bugünkü Ege adalarını meydana getirmiş.
 Bilindiği üzere şelale oluşumunda en önemli etken eğim kırıklığıdır. Eğim kırıklığının büyük ya da küçük olması, eğim derecesi, enine ya da boyuna gelişme göstermesi ve üzerinde taşıdığı arızalar şelalenin tipini tayin etmektedir.
 Bunun dışında dalga aşındırmasına bağlı falez dikliği, buzullaşmaya bağlı asılı vadi dikliği, heyelan seti, lav akıntısı seti, birikinti konileri, fay diklikleri, fleksürel diklikler, traverten seti diklikleri, kapma gibi olaylara bağlanan diklikler de akarsuyun boyuna profilinde eğim kırıklıkları meydana getirerek şelale oluşumuna neden olmaktadır.
 Dünyada ve Türkiye’de şelalelerin rekreatif ve turizm değerikarşılaştırıldığında yabancı ülkelerin bu potansiyeli daha iyi yönettiği bilinmektedir. Başta ABD, Kanada ve Venezuella gibi ülkeler olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde bu doğal oluşum hak ettiği ilgiyi görmektedir. Özellikle şelaleler bakımından zengin olan Amerika ve Kanada da şelalelerle birlikte çevresindeki manzara olanaklarının önemli bir çekim alanı oluşturduğuna vurgu yapılmaktadır.
 Ülkemizde ise şelaleler bilimsel ve turizm amaçlı faaliyetlerde yeterli ilgiyi görememektedir. Ancak yapılan son çalışmalar umut vericidir.  Ülkemiz şelale ve çağlayanlar bakımından önemli bir potansiyelesahiptir. Bununla birlikte bu türden doğal oluşumlar sadece rekreasyonun bir unsuru olarak kabul edilmekte ve hidro-jeomorfolojik yönü çoğu kez ihmal edilmektedir.
 Oysaki şelaleler bulundukları doğal ortamda tektonik, litolojik, jeomorfolojik ve klimatik süreçler hakkında önemli bilgiler sağlarlar. Örneğin; asılı kalan vadilerin konumlarını, gençleşme basamaklarını, fay hatlarının doğrultuları ve atım oranlarını, eğim kırıklıklarının göçü sırasında ortaya çıkan aflormanları gösterirler.
 Bunun yanında şelaleler bir akarsu yatağındaki suyun artıp azalmasının göstergesi olarak yağış-akış arasındaki eşitsizlikleri, bir akarsu vadisinin aşınım devresinin hangi safhasında olduğu konusunda önemli ipuçları sağlarlar. Ayrıca voklüz şelalelerinde düden de olduğu gibi yer altı su dolaşımının izlerini sürmemize de yardımcı olurlar.
 Dünya’da pek çok şelale örneği bulunmaktadır. Bu şelaleler, görsel kalite, yapısal özellikler, debi, şekil gibi hususlara bağlı olarak çeşitli tiplere ayrılarak isimlendirilmiş, benzer ve farklı tarafları da dikkate alınarak sınıflandırılmıştır.
 Ülkemizde bu türden bir sınıflandırma yapılmamaktadır. Bunun yerine düşen su büyükse şelale veya çavlan, küçükse çağlayan olarak isimlendirilmekte ve özellikleri sıralanmaktadır. Hâlbuki şelale ve çağlayan konusunda tüm Dünyada kullanılan ortak kriterlerden yola çıkarak sınıflandırma yapmak, şelalelerin anlaşılmasında belki de daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
 Düden Şelalesi ile ilgili bilimsel bir araştırmaya rastlanmamıştır.
Bununla birlikte yerel ve bölgesel medya organları ile internet ortamında şelale hakkında bazı bilgiler yer almakta ise de; Mehmet SÖKMEN Tv. Post Prodüksiyon tarafından yapılan jeolojik araştırmalarda, yaptığı derleme bilgi çalışması ile, Düden Şelalesi ve çevresinin doğal ortam özelliklerinin ortaya konulması ve şelalenin eko-turizm olanaklarının sürdürülebilir turizm açısından tanıtılması amacıyla, bir kaç kez mevsimsel belgesel çekimler yapılmıştır.
 Düden Şelale sahası jeolojik özellikleri, geniş anlamda Alp Orojenik hareketlerine bağlı olarak Jura ile Pliyosen aralığında gelişen ada yayı dizisinin parçası durumundadır. Saha genelinde Paleozoik, Mesozoik ve Senozoik yaşlı toleyitik ve kalko-alkalen kayaçlar izlenmektedir. Özellikle Üst Kretase bu bölümde yoğun şekilde volkanik aktivitenin görüldüğü dönemdir.
 Asit ve bazik nitelikteki volkanik etkinlik denizaltı volkanizması şeklinde oluşmuştur. Paleosen’den Eosen sonlarına kadar devam eden volkanizmayla birlikte aynı ortamda sedimantasyonun sürmesine bağlı olarak kalın volkano-tortul istifler meydana gelmiştir.
 Farklı Formasyon içeren Eosen volkanitlerini; kırmızı bir matriksle tutturulmuş konglomera seviyesiyle Bazik, dasit ve granit çakıllı başlayan, ara düzeylerini kumtaşı ve kireçtaşının oluşturduğu marn ara tabakalı andezit lav ve piroklastikler oluşturmaktadır.
 Düden saha Formasyonunda yoğun orman örtüsü yüzünden geniş bir alanda takip etmek mümkün olmamaktadır. Yine de formasyonun bazı bölümlerini en iyi şekilde yol yarmaları ve akarsu vadilerinde görmek mümkündür. Aynı şekilde şelalenin oluştuğu 40 m.lik eğim kırığı yüzeyi formasyonun özelliklerini gösteren açık bir kesit sunmaktadır.
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan SÖKMEN
Çekim Tarihi :07.05.2016
Prodüksiyon Yapım Tarihi :13.06.2016

Video Prodüksiyon Yapım,
Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93

web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 5270 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Sinan Değirmeni Karapınar Gerdemeli Karadere Göleti Doğa Eko Sistemi Genel Peyzajı - Antalya

Sinan Değirmeni Karapınar Gerdemeli Karadere Göleti Doğa Eko Sistemi Genel Peyzajı - Antalya Bizimle birlikte Antalya Doğa Krallığında su ve orman ekosistemlerinin doğasını keşfetmek için yolculuğa çıkınız. Y...

Sinan Değirmeni Zahire Tahıl Ambarları Ve Doğa Sistemleri-Antalya

Sinan Değirmeni Zahire Tahıl Ambarları Ve Doğa Sistemleri-Antalya Bu belgeselde bizimle Antalya'nın nice saklı yaşam sırları barındırdığı Sinan Değirmeni Köyüne bizimle birlikte...

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |