http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Korhan Kalesi, Korhan Yaylası, Kara Kilise, Korhan Meteor Çukurları Kürt Göçebe Saklı yaşamları Iğdır - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
html5 video by ThunderSoft
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Korhan Kalesi, Korhan Yaylası, Kara Kilise, Korhan Meteor Çukurları Kürt Göçebe Saklı yaşamları Iğdır

Korhan Kalesi, Korhan Yaylası, Kara Kilise, Korhan Meteor Çukurları Kürt Göçebe Saklı yaşamları Iğdır

Tarih 18 Temmuz 2015, 08:44 Editör Mehmet SÖKMEN

Korhan Kalesi, Korhan Yaylası, Kara Kilise, Korhan Meteor Çukurları Kürt Göçebe Saklı yaşamları Iğdır

Korhan Kalesi, Korhan Yaylası, Kara Kilise, Korhan Meteor Çukurları Kürt Göçebe Saklı yaşamları Iğdır
Korhan Yaylasında Saklı Yaşamlar Kürt Göçer Yaşamı Yok Kültürler Esmer Karapınar Ailesi
   Korhan Kalesi, Büyük Ağrı Dağının kuzey yamacında 2120 rakımlı Kara kaya tepesi üzerinde oturan çift kademeli sur beden duvarları kesme taştan yapılmıştır. Büyük bir kısmı yıkılmış olan kale sur duvarlarının kuzey bölümünde bir burç ve güneybatı kesiminde 2. kademe sur duvar kalıntıları bulunmaktadır. Kale içinde merdivenle inilen su sarnıcı bulunmakta olup içi taş ile doldurulmuştur. 

   Ağrı Dağı’nın 3.000 m. yüksekliğinde bulunan Korhan Yaylası dağın kuzeydoğu yamaçlarındadır. 1860’lı yıllara kadar Korhan yaylası Iğdır’ın önemli bir yerleşim yeri idi. Ancak 1860 yılında burada meydana gelen bir deprem sonrası yaylada yaşayan 50 bin kişi ovaya inerek Iğdır kentini kurmuşlardır. 
   Otlaklarla kaplı olan bu yayla günümüzde yöre halkının, göçerlerin hayvanlarını otlattığı bir yer olarak kullanılmaktadır. Iğdır ili arazisi içinde bulunan Korhan doğa sahası, Doğu Anadolu Bölgesinin Erzurum-Kars Bölümü sınırları içerisinde Aras ırmağı tarafından bir birine bağlanan çöküntü depresyon sahalarının ülkemiz sınırları içerisinde yer alanlarından en doğuda bulunanıdır. “Sürmeli Çukuru” olarak da bilinen bu çöküntü sahası Aras ırmağı tarafından hemen hemen iki eşit parçaya bölünen sahanın 3000 ile 3500 m yükseltisindedir.

   Korhan sahası ilginç topoğrafik yapısıyla, dikkat çeken Sürmeli Çukurluğu bölgesindedir. Iğdır ilinde genel olarak depresyon alanının alçak kesimlerinde görülen yarı kurak iklim koşulları, kuzey-güney doğrultuda yükseltinin artmasına bağlı olarak kademeli bir şekilde yarı nemli soğuk iklim koşullarına geçiş özelliği göstermektedir. Bu özelliklere bağlı olarak ağaç yetişme sınırlarının altında bulunan ve yarı kurak iklim şartlarının görüldüğü çöküntü alanında bozkır bitki örtüsü olan step vejetasyonu halindedir. 
   Yüksek kesimlerde dağ stepi ve alpin çayırlar mevcuttur. Aras ırmağı ve bu ırmağa katılan akarsuların kıyılarında elverişli yetişme ortamı bulan Söğüt ve Yabani iğde ağaçları görülmektedir. Ayrıca ovada tek tük ova karaağacına da rastlanılmaktadır.
   Iğdır ili toprakları ekonomik anlamda orman zenginliğinden büyük ölçüde yoksundur. Sadece Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı dağlarının kuzey yamaçlarında huş ağaçlarından oluşan küçük koruluklar bulunmaktadır.
   Iğdır ovası Ağrı dağı eteklerinde bulunan Korhan yayla sahasında obsidiyen taş aletler, mezolotik tip yontma taşlar; devrin bölgede de yaşandığını göstermektedir. Yörenin sahip olduğu elverişli iklim;  Ağrı’nın özellikle kuzeyden görünüşü daha heybetlidir. Çünkü Iğdır Ovası üstünde birdenbire 4300 m’yi bulan bir yüksekliğe erişir.

   Ağrı Dağının Korhan sahası, strato-volkanik bir yapı göstermektedir. Genel olarak bazaltik volkanizmanın egemen olduğu ilk evreden sonra, ikinci evrede andezit, traki-andezit, trakit ve ponza çıkarmıştır. En son dönemde ise geniş alanlar kaplayan bazaltik kökenli malzemesini püskürtmüştür
   Ağrı, jeolojik ve jeomorfolojik bakımdan genç, ancak tarihi devirlerde etkinlik gösterdiğine ilişkin bilgi olmayan sönmüş bir yanardağdır. Bir zamanlar gerçek bir yanardağ faaliyeti sanılmış olan 20Haziran 1840 olayı, bir deprem sonucunda dağın kuzeydoğu yamacındankopan ufalanmış kaya kütlelerinin yuvarlanması kuru heyelân tipi sonuçla meydana gelmiş, bu olay 1600 nüfuslu Arguri Köyü ile Yakup Manastırı’nı tamamıyla ortadan kaldırmıştır.
   Kraterden mahrum olan Büyük Ağrı’nın etrafı andezitlerden ibarettir, dağın yamaçlarında muhtemelen yarıklardan püskürmüş genç bazalt akıntıları bulunmaktadır. Ağrı Dağı’nda su kaynağı bulmak oldukça zordur. Dağın üstünde çok büyük ölçüde kar birikmesine karşın, çatlaklar ve andezitik yapı suyu hemen çeker.
   Dağın yamaçlarında bulunan Korhan sahasında, ağaçsı bitki örtüsü çok seyrektir. Bazı kesimlerdeki bodur huş ağaçları ve ardıç ağaççıkları dışında, dağın 1500-3500 m arasındaki orta kuşağı geniş otlaklarla kaplıdır. Bu durum, yöredeki yağış azlığıyla ilgili olduğu kadar, dağın zeminini oluşturan yanardağ kökenli kayaçların geçirimli olmasının yol açtığı su azlığıyla da ilgilidir.
   Ayrıca bir yandan insanların, bir yandan da hayvanların ormanı acımasız bir şekilde yok etmiş olmasının da, bu görünümde büyük rolü vardır. Nitekim İstahri, Mukaddesi, vb. Arap yazarlarının verdikleri bilgilerden, Ağrı’nın Korhan sahasının çıplak olan yamaçlarının, Ortaçağ’da ormanlarla kaplı olduğu anlaşılmaktadır. 
   Korhan Plato sahasının Doğu Iğdır Ovası’na bakan yamaçlarının aşağı kesimlerinde çöl koşulları hüküm sürmektedir. Yılda ortalama 250 mm’nin altında yağış alan bu yörenin doğal bitki örtüsünü ebucehil çalılıkları oluşturmaktadır. Ancak bu çalıların yöre sakinleri tarafından geniş ölçüde tahrip edilmesiyle bugün bu saha çöl haline gelmiştir. Sahada rüzgâr erozyonu sorunu çok ciddi boyutlara ulaşmıştır. 
   Korhan sahasının bulunduğu dağın eteklerindeki lav ve tüf tabakalarıyla örtülü kesiminde, yer yer tarih öncesi dönem insanın taş araç-gereç yapımında kullandığı obsidiyen taşlarına rastlanır. Dağın 1500-3500 m’ler arasındaki yükselti kuşağında geniş otlakların bulunması, yörede yaylacılığın gelişmesi için çok uygun bir doğal ortam oluşturmuştur. Bu nedenle, yörede yaylacılık çok eski devirlerden beriönemini koruyan bir faaliyettir.
   Ağrı dağı Korhan sahası, jeolojik-jeomorfojik niteliklerinin yanı sıra, tufandan sonra Nuh’un gemisine ev sahipliği yaptığı inanışı, dolayısıyla efsanevi kimliğiyle ön plana çıkan bir dağdır. Yüzyıllardır gezginlerin, bilginlerin, kişi ve kavimlerin dikkatinden kaçmayan Ağrı dağı, ülkemizde ve dünyada türkülere, efsanelere, araştırmaya, sinemaya, şiire ve mitolojiye en çok konu olan dağdır.
   Yakındoğu kültürlerinde Ağrı Dağı’yla ilgili pek çok efsane geliştirilmiştir. Yahudi kutsal metinlerinde ve Hıristiyanlık’ta Nûh’un Gemisi’nin bu dağa indiği inancı, Ağrı Dağı’nın hem siyasi hem de dini yönden önemini arttırmıştır. Bu durum pek çok kişiyi bu dağa tırmanmayayöneltmiştir.
   Kışın köylerde, yazın da yaylalarda küçükbaş hayvancılık yapan Iğdırlı köylüler, hayvanlarını Ağrı Dağı'nın eteklerindeki Korhan başta olmak üzere tüm yaylalara çıkarıyorlar.
    Ağrı Dağı'nın yaklaşık 3000 metre yükseklikteki Korhan, Serdarbulak, Gevro yaylalara çıkan köylüler, 6 ay gibi süre yaylada kalıp kışlık hayvansal ürünleri hazırlayarak bin yıllık ata baba mesleğini icra ediyorlar.
    Yaylacılar; hayvanlarını bin bir çeşit bitki türünün bulunduğu yaylalarda doğal ortamlarda besleyerek; daha verimli hale getirilen hayvansal ürünlerini doğal ve daha leziz olmasını sağlamış oluyorlar.
   Konuk olduğumuz Esmer Karapınar adlı yaylacı, tek mesleklerinin hayvancılık olduğunu, babalarından, atalarından öğrendikleri gibi havaların ısınması ile birlikte yaylalara çıktıklarının bize anlattı. Esmer Hanım, Hayvancılıktan başka yapacak bir işlerinin olmadığını, Ailemizin geçimini hayvancılık yaparak sağladıklarını ifade ediyor. 
   Burada, elektrik, şebeke suyu, televizyon gibi basit günlük kullanımda olan birçok şeyden yoksun yaşıyoruz diyor. Geceleri çok soğuk oluyor. Yılın en az 5 ayı böyle geçiyor. Tüm bu sıkıntılara, yaylalarda ot verimine bağlı olarak hayvanlarımızdan yüksek verim aldığımız için katlanıyoruz diye beyan ediyor. 
   Günümüzde Korhan Yaylasında Festivaller yapılsa da çekim aşamasında buna tanık olmadık. Korhan Yaylası, Iğdır-Doğubeyazıt karayolundan ayrılan yaklaşık 16 kilometrelik yol ile ülke ulaşım ağına bağlanır. Iğdır Şehir merkezinden Korhan Yaylası'na giden patika yol Iğdır-Doğubeyazıt karayolunda Gevro olarak bilinen mevkiiden ayrılmaktadır. Bu mevkii ile Iğdır Şehir Merkezi arasındaki mesafe yaklaşık 20 kilometredir. Korhan Yaylası'ndan Aralık ve Karakoyunlu ilçelerine ulaşan dağ yolları mevcuttur.
   Korhan Yaylası 1950, 2200 ve 3000 metre ile farklı yüksekliktedir.  Alanın batısında 2121 metre rakımlı Karakaya Tepesi ve eski köy yerleşim yeri olan Korhan Köyü, doğusunda Atıcı Düzlüğü, güneyinde 3400-3500 metre yükseklikte Ahura Tepesi, Küp Gölü ve 5165 metre yükseklikte Ağrı Dağı bulunmaktadır
   Eski Iğdır merkezinin ilk yerleşim merkezi olan yaylada yer alan Iğdır Kalesi, Korhan Kalesi'nin çevresinde arkeolojik kazılar yapılmamıştır. Korhan Yaylası 2001 yılından itibaren Iğdır Valiliği tarafından mesir şenlikleri yapıldığı yer haline getirildiği söylense de pek bilen yoktur.  
   Çekim yaptığımız gün, yağmurun bereketi eşliğinde araçla Korhan Yaylasına tırmanıyorduk. Ağrı dağının kuzey sırtındaki 2.200 metre Yükseklikte bulunan Korhan yaylasına meteor çukuruna ve devamında 3000 metreye tırmandık. Ağrı dağının kendine has doğası her an farklı görüntüler sunuyor her virajı geçtiğimizde kendimizi gökyüzüne daha yakın hissediyoruz. 
   Yolculuğumuz esnasında yer, yer köy çobanları ve büyük sürülerle karşılaşıyoruz çok saldırgan köpeklerin korumasında koyunlar ve kuzular köylülerin titizlikle taşlardan temizlediği yeşil otlaklara yayılıyorlar. Taşları; otlar daha iyi yetişsin diye köylüler topluyor. Her bir araziyi tapu senetlerine inatla üst, üste yerleştirdikleri taşlarla ayırmışlar bu kadar taş işaret bizim için anlam ifade etmese de bölge köylerinde yaşayanlar rahatlıkla işaretleri okuyabiliyor ve kendi arazilerini belirleyebiliyorlar. 
   Yağmurlar yaylaya bereket getirmiş otları adeta çıldırtmıştır. Korhan sahasında yükselmeye devam ettikçe muhteşem farklılıktaki endemik bitkiler ve çiçekler, renk harmonileri ile bizlere göz kırpıyor. Elbette bunları da kayda almaya devam ediyoruz. Böylesine olağan üstü güzellikteki yeşili görmek bir iki hafta kadar sürer. 
   Yolumuza devamla Kara Kilise kalıntılarına ulaşıyoruz. Yöre sakinleri ve defineciler tarafından tamamen tahrip edilmiş ve talana maruz kalmıştır. Korhan yaylasını süsleyen, yayla çadırları eski haşmetinden çok şey kaybetmişlerdir. Çünkü genelde keçi kılından yapılan 4 veya 5 direkli çadırlar, modern teknolojiye yenik düşmüş, koni bez çadırlara dönüşmüştür. Artık akşam oluyor, bazı koyun sürüleri yaylaya yeni, yeni ulaşmıştır. 
   Koyunların gelişi ve ağıla alınmalarının peşi sıra yayla kadınları süt sağım telaşındalar. Yağmur kadınların doğaya verdiği bereketi kıskanıyor adeta. Ağrı dağının kara, kara taşlarının arasından yanık tenli sarı, siyah saçlı kocaman gözlü çocuklar el sallamaya başlıyorlar. 
   Akşam evimize dönüyoruz. Anadolu’da gittiğimiz her köye, yaylaya çok büyük konukseverlikle karşılanıyoruz, evimize gitmiş gibi oluyoruz. O kadar ki, her yerde bir anne ve baba şefkati var. İçinde bulunduğunuz atmosfer, o atmosferi, o güven hissini şehrin, paranın, teknolojinin unutulmuşluğu içinde sadece yaşarsınız. An olur Fotoğraf makineniz günlük bir elbise gibi asılı kalır omzunuzda burnunuzda. Anne kokusu, ne yana dönseniz sizi bekleyen bir sofra, bir bardak çay biraz kardeş biraz baba ve birde ev Karun’un zenginliğinin kıskanacağı yayla çadırları işte.
   Yola devam ettikçe nasıl burayı bırakıp birkaç saat sonra şehre,  kargaşaya, beton’a ger döneceğiz düşüncesine kapılıyorsunuz. Yol devam eder durur, taaa Aralık'a kadar. Hemen orada bulunan jandarma karakolu, karakolun labirenti andıran tel örgüleri arasından geçiyoruz biraz ileride keçi kılından yapılmış büyükçe çadıra konuk olmaya karar veriyoruz. Muhteşem konukseverlikle karşılanıyoruz. Buradaki yaşamı kayda almaya başlıyoruz.
   Yoldur, hiç biter mi? Burada birde helikopter pisti var asfalt bitiyor fakat yola çıkarken karşılaşmayı beklediğimiz toprak yol bize merhaba diyor asfalt yolun sonunda yaylanın merkezi var onlarca çadır güleç kadınlar, amcalar, çocuklar, gençler hemen yanımıza geliyorlar ilk kelime hoş geldiniz bir çayımızı içer misiniz oluyor. 
   Elbette içeriz. Gezmek fotoğraflamak bir şehri, köyü, kasabayı anlamanıza hiçbir zaman yetmez evlerde kalmanız insanlara muhtaç olmanız onlarla temas etmeniz gerekir o zaman gezmiş anlamış ve yaşamış olursunuz. Çadıra geçip çay içmemiz bir saat kadar sürüyor çaylar dem tutarken gençlerle derin sohbetlere giriyoruz insanlarla kaynaşıyoruz. 
   Yaşantıları kıl çadırlarda devam eden yayla göçerleri; olağan üstü hayat zorlukları karşısında doğaya ayak uydurmuşlar, kimi kuzularla, kimi köpeklerle kimi çocuklarla kimi de kuşlarla içli dışlıdır. Gençler; güvercinleri için küçük bir kümes yapmışlar yağmurdan ıslanmış güvercinler yeni yuvaya dönmüş kanatları ıslak uçmakta zorlanıyorlardı. Çekime dahil olsunlar diye çıkarıp gökyüzüne salıyorlar. 
   İnsanların yüzlerinde mutluluk var, neşe var burada. Yaşam zor yaşamak zor fakat biz daha kötü bir haldeyiz, bunu daha iyi görebiliyorsunuz betonla yaşamak daha da zor parayla yaşamak çok daha zor. Para geçmiyor gibi. Zorda olsa çadırda toplanıyoruz tepsi, tepsi bisküviler bardak, bardak çaylar geliyor muhabbet alıyor. Güneş gidince uzak oldukları kadar yakın ülkelerin ışıklarını görüyorsunuz işte tam karşınızda uzanıyor Erivan. Sınırların ayırdığı insanların, evlerin ışıkları biz buradayız diyor adeta, sınırlar ışığı söndüremiyor elbet. Yolda gördüğümüz köy geliyor aklıma yıkık kilise harabe olmuş evler. Kim bilir şimdi karşıdaki ışıkların içinde evlerine bakıyorlar yıllar önce çadır açıp koyun otlattıkları mutlu oldukları diyarlara.
   Ağrı Dağı Korhan sahası, coğrafi olarak kuzeyinde Iğdır Ovası/Aras Vadisi, güneyinde ise Doğubayazıt Ovası’yla çevrilidir. Bu ovaları çevreleyen lavlarla kaplı geniş eteklerine ise birçok yerleşim yeri serpilmiştir. Bu yerleşimler dağın lav akıntılarının ovayla birleştiği noktalardadır; çoğunluğu ve en önemlileri ise dağın kuzey eteğinde ve aynı zamanda bölgenin en verimli tarım alanı olan Iğdır Ovası/Aras Vadisi yönündedir. 
   Geç Kalkolitik Dönem M.Ö. 3750-3400 ve İlk Tunç Çağına M.Ö. 3400-2300/2200 ait erken yerleşimler lav tepelerinin ovayla birleştiği noktalarda ve ovalarda yer alır. Dağın tüm eteğine yayılmış bulunan kaleler ve eteklerindeki düzlüklerde yer alan mezarlıklar ise kısmen Orta Tunç Çağında M.Ö. 2300/2200-1400/1300 görülmeye başlamışsa da büyük oranda Son Tunç/Erken Demir Çağından M.Ö. 1400/1300-900 başlayarak iskan edilmişlerdir. 
   Urartu Krallığı’nın kuruluşunu hazırlayan ve tüm bölgede beylik ve küçük krallıkların ortaya çıktığı bu dönemde nüfusta artış olduğu buna bağlı olarak toplumda sınıfların ve sosyal organizasyonun oluştuğu anlaşılmaktadır. Aslında bu döneme ait yerleşim sistemi, Doğu Anadolu yüksek yaylasının tümü için geçerli görünür; ancak Ağrı Dağı eteklerinde yer alanlar, boyutları, geniş alanlara yayılmış aşağı kentleri ve uzun süreli kullanımlarıyla bölgenin kalanından ayrılır. 
   Kalelerin eteklerindeki düzlüklerde yer alan mezarlıklardaki gömü türü ise Orta Asya ve Kafkasya’dan iyi bilinen kurgan türündedir. Bölgede ayrıca Orta Tunç Çağı’nın, tıpkı günümüzde olduğu gibi pastoralizm üzerine kurulu sosyo-ekonomik düzeni Orta Demir Çağ/Urartu Krallığı’na M. Ö. 900- ykl. 600 değin devam etmiş görünür.
   Ağrı Dağı ve Yakın Çevresi Yüzey Araştırması 2002 yılında başlamıştır. Ağrı ve Iğdır illeri sınırları içinde devam eden araştırmada bugüne değin 97 yerleşimde inceleme yapılmıştır. Çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü başta olmak üzere Türk Tarih Kurumu, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Başkanlığı çeşitli projeleriyle gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Ağrı Valiliği ve Doğubayazıt Kaymakamlığı her türlü desteği sağlamaktadır. 
   Ağrı Dağı eteklerindeki Korhan Yaylasında bulunan meteor çukuru, turizme kazandırılmayı bekliyor. Ne zaman oluştuğu kesin olarak bilinmeyen Korhan Yaylasındaki 35 metre derinliğinde 200 metrekare genişliğindeki meteor çukuru, turizme kazandırılabilir. Ancak, Korhan Yaylası ve Ağrı Dağı eteğinde bulunan meteor çukuruyla ilgili herhangi bir çalışmanın bugüne kadar yapılmadığını söylemek gerek.
   Meteor çukuru Ağrı Dağı'nın Iğdır Ovasına bakan tarafında bulunuyor. Bu meteor çukuru Korhan Yaylası sınırları içerisinde bulunmaktadır. Korhan Yaylasında kaleler, tarihi mezarlıklar ve çeşitli eserler bulunmaktadır. Bu meteor çukurunun koruma altına alınıp turizm varlıklarımızın arasına dahil edilmelidir. Yıllar önce bir gök taşının düşmesi sonucu oluşan çukur, zamanla yağmur sularının getirdiği toprak ve taşlarla tabanı dolmuş durumda ancak hala bir gök taşının düşerek oluşturduğu meteor çukuru çok net olarak görülmektedir. 
   İl merkezi olan Doğubeyazıt 'a yaklaşık 42 km uzaklıkta Karakoyunlu 'ya bağlı Korhan Yaylası sınırları içerisinde Küçük Ağrı dağının eteğinin bittiği yerde yer alan bu çukur 1892'de bir göktaşının düşmesiyle meydana gelmiş büyük bir çukurdur. Dünyada büyüklük ve derinlik açısından Arizona'da bulunan Barringer Krateri'nden sonra 2. sırada gelir. Çukurun etrafında bir çok işlenmiş taşa da rastlamak mümkündür. 
   Zengin doğa manzarasıyla ve dünyanın hiçbir yerinde rastlanılamayacak çiçek florasıyla bir renk cümbüşü olan bu yer aynı anda üç devleti görme imkanı sağlayan bir kavşakta bulunmaktadır. Fakat her yıl 10.000 yerli veya yabancı turist çeken bu çukur günden güne moloz ve topraktan dolayı çukur eski derinliğini kaybetmektedir. 
   Yüksek yerlerdeki derin akarsu vadileriyle yarılmış düzlükler halinde bir coğrafik yeryüzü şekli Korhan yaylasını oluşturmuştur. Saha yükseklikleri beş yüz metreden birkaç bin metreye kadar çıkabilir. Yaylayı parçalayarak bir ağ gibi saran akarsu vadileri arasında kalan düz veya az eğimli yayla parçaları, vadilerin derinleşerek ve yayılarak genişlemesiyle daralır ve yayla dağlık-tepelik bir şekil alır. 
   Korhan Yaylalarının meydana gelişleri değişik şekillerde olur. volkanlardan püsküren lavların meydana getirdiği tabakaların akarsular tarafından yarılmasıyla ortaya çıkmıştır. Yayla, coğrafik bir yüzey şekli olması yanında memleketimizde değişik manalarda da kullanılır. Mesela yazın hayvan otlatmak için çıkılan dağlık ve ormanlık bölgelerdeki yüksek, düz, otluk yerlere yayla dendiği gibi; dinlenme, tatil yapma gayesiyle çıkılan yüksek yerlere, hatta şehir gibi yerleşim yerlerindeki yüksek kısımlarda bulunan mahallelere bile yayla adı verilir. 
   Şehir ve köylere göre daha serin ve yağışlı olan bu tip yaylalar hayvancılığın gelişmesinde büyük fayda sağladığı gibi, bu yerlerde yaşayan ahaliye ekonomik destek de sağlar. Bütün yüksek dağlar gibi Ağrı Dağı da çevresindeki alanlardan oldukça farklı iklim koşullarına sahiptir. Bunun için dağda iken hava tahmin raporlarına dayanarak ertesi gün havanın nasıl olacağını kestirmek hemen hemen mümkün değildir.
   Ağrı Dağı’nda hava öğleden önce genellikle açıktır ve sonra dağda bulutların oluşmasıyla saat 14’e doğru hava bozar. Öğleden sonra 4500 m’nin üzerinde olmak üzere genellikle sis bastırır, kar yağar ve şiddetlirüzgâr çıkar. Yazın havanın en bozuk olduğu zaman Temmuz sonu, Ağustos başlarıdır. Yöre sakinleri bunu, “Kuyruk Fırtınası” olarak adlandırır.
   Hava bozukken zirveye çıkmanın başlıca tehlikeleri dolu yağması ve bunun doğurduğu yıldırım tehlikesidir. Dağın tepesinde kamp kurmak şiddetli rüzgâr ve fırtına nedeniyle çok güç ve tehlikelidir. Bunun için çok dayanıklı çadırlar götürmek ve çadırları vidalar ile tespit etmek gerekir. 
   Ağrı Dağı’nda su kaynağı bulmak oldukça zordur. Dağın üstünde çok büyük ölçüde kar birikmesine karşın, çatlaklar ve andezitik yapı suyu hemen çeker. Dağın yamaçlarında ağaçsı bitki örtüsü çok seyrektir. Bazı kesimlerdeki bodur huş ağaçları ve ardıç ağaççıkları dışında, dağın 1500-3500 m arasındaki orta kuşağı geniş otlaklarla kaplıdır. 
   Bu durum, yöredeki yağış azlığıyla ilgili olduğu kadar, dağın zeminini oluşturan yanardağ kökenli kayaçların geçirimli olmasının yol açtığı su azlığıyla da ilgilidir. Ayrıca bir yandan insanların, bir yandan da hayvanların ormanı acımasız bir şekilde yok etmiş olmasının da, bu görünümde büyük rolü vardır. 
   Nitekim Ağrı Dağı’nın Doğu Iğdır Ovası’na bakan yamaçlarının aşağı kesimlerinde çöl koşulları hüküm sürmektedir. Yılda ortalama 250 mm’nin altında yağış alan bu yörenin doğal bitki örtüsünü ebucehil çalılıkları oluşturmaktadır. Ancak bu çalıların yöre sakinleri tarafından geniş ölçüde tahrip edilmesiyle bugün bu saha çöl haline gelmiştir. Sahada rüzgâr erozyonu sorunu çok ciddi boyutlara ulaşmıştır.
   5137 m’yi bulan yüksekliğiyle çevreye egemen olan Ağrı Dağı’nın doğal yapısının, yöre uygarlıkları üzerine çok yönlü etkisi olmuştur. Bu etki, bölgenin ekonomik yapısına, sanata ve dine de yansımıştır. Dağın eteklerindeki lav ve tüf tabakalarıyla örtülü kesiminde, yer yer tarih öncesi dönem insanın taş araç-gereç yapımında kullandığı obsidiyen taşlarına rastlanır.
   Dağın 1500-3500 m’ler arasındaki yükselti kuşağında geniş otlakların bulunması, yörede yaylacılığın gelişmesi için çok uygun bir doğal ortam oluşturmuştur. Bu nedenle, yörede yaylacılık çok eski devirlerden beri önemini koruyan bir faaliyettir.
   Ağrı dağı jeolojik-jeomorfojik niteliklerinin yanı sıra, tufandan sonra Nuh’un gemisine ev sahipliği yaptığı inanışı, dolayısıyla efsanevi kimliğiyle ön plana çıkan bir dağdır. Yüzyıllardır gezginlerin, bilginlerin, kişi ve kavimlerin dikkatinden kaçmayan Ağrı dağı, ülkemizde ve dünyada türkülere, efsanelere, araştırmaya, sinemaya, şiire ve mitolojiye en çok konu olan dağdır.
 56 Yakındoğu kültürlerinde Ağrı Dağı’yla ilgili pek çok efsane geliştirilmiştir. Yahudi kutsal metinlerinde ve Hıristiyanlık’ta Nuh’un Gemisi’nin bu dağa indiği inancı, Ağrı Dağı’nın hem siyasi hem de dini yönden önemini arttırmıştır. Bu durum pek çok kişiyi bu dağa tırmanmayayöneltmiştir.

Bu haber 3019 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Yazılıkaya-Midas Anıtı Ören Yeri Frig Vadisi - Eskişehir

Yazılıkaya-Midas Anıtı Ören Yeri Frig Vadisi - Eskişehir Yazılıkaya Vadisinin güney ucunda, Eskişehir'in Han İlçesi'ne bağlı Yazılıkaya Köyü'nün hemen batısında...

Yedigöller Milli Parkında Sonbahar Bolu

Yedigöller Milli Parkında Sonbahar Bolu Yedigöller Milli Parkında Sonbahar Mevsimi Doğa Ananın sanatıdır, diğerleri sadece mevsimdir. Yedigöller’de, usta r...

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |