http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Yaka Kanyonu Ve Doğası Geçişimiz Yaka Köyü - Aksu / Isparta - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Yaka Kanyonu Ve Doğası Geçişimiz Yaka Köyü - Aksu / Isparta

Yaka Kanyonu Ve Doğası Geçişimiz Yaka Köyü - Aksu / Isparta

Tarih 07 Eylül 2014, 22:07 Editör Mehmet SÖKMEN

Yaka Kanyonu Ve Doğası Geçişimiz Yaka Köyü - Aksu / Isparta











ISBN 978-605-88104-0-2
Yaka Kanyonu Ve Doğası Geçişimiz Yaka Köyü - Aksu / Isparta

 Mehmet Sökmen, Hüseyin Kula, Korkmaz Önkibar, Kerim Özdemir ve Haydar Koca katılımı ile oluşan gurup, gece saat 00:20 de Antalya'dan yola çıktık. 4 saatlik yolculuktan sonra, Yaka Kanyonu'nun aşağı bölüm girişine geldik. Gün doğmadan kahvaltımız için, Arkadaşım ve rehberimiz Hüseyin Kula, ateşi yaktı, çok nefis ünlü Tüskülü Hüseyni Çayını hazırladı, güzel bir sohbet eşliğinde sabah kahvaltımızı yaptık. Köylü amca, sabah sabah, eşeğine binmiş tarlaya giderken ufaktan bize kafasını sallayarak selamlayarak hızla uzaklaştı. Hemen kanyon geçişine başladık.
 Yaka Kanyonu, sağlıklı her insanın rahatlıkla yürüyebileceği bir yapıya sahiptir. Dedegöl Dağı’nın eteğinde yer alan Melikler Yaylası, bu parkurun başlangıç noktasını oluştursa da biz, aşağıdan giriş yaparak, suyun tersine, yani akış yönüne karşı aşağıdan yukarıya doğru tırmanmaya ve geçişe karar verdik. Kanyonlar yukarıdan aşağıya şekilde yürünür, ama bu kanyon için dikkat çekebileceğimiz en önemli konu kasktır. Kask dışında her hangi bir teknik malzemeye ihtiyaç yoktur. Ekip olarak, Yaka Kanyonuna yukarıdan değil, aşağıdan başladık.
 Genç, yaşlı çınar ağaçlarının uzayan dalları ve yapraklarının adeta çadır gibi gerdiği ve gök yüzünün büyük bölümünü kapattığı sundurmanın altında, yürümenin keyfi bir başkadır.
  Kanyon geçiş parkurunun birkaç yerinde içilebilir su kaynağı bulunuyor. Kanyondaki su miktarı bahar ve kış aylarında yüksektir, yaz aylarında ise azdır. Kanyon içerisinde dar duvarlar arasından bir koridordan geçen parkur tek kelime ile muhteşemdir.
 Geçişimizin ilerleyen bölümlerinde, Anamas’tan akan suların oluşturduğu doğal mucizelerden biri olan, Yaka Kanyonunun tipik bir fay hattı olduğunu, 1.5 km uzunluğundaki kanyon özellikli duvarların yer yer 200 metreyi bulan yüksekliklere sahip sarp ve yalçın kayalıkları, kanyonun genişliğinin 1,5 – 2 metre civarında olup, içerisinden suyun akarken, aldığı çevre renk harmonilerinin doyumsuz görsel şölenini, görecek ve izleyeceksiniz.
Melikler Yaylası’nın hemen alt kısmından Yaka Kanyonu’na girilebilir. Kanyonun bitim yeri Yaka Köyü’dür.

 Sabah güneşi daha bu alanlara yansımamış, yürümeye devam ediyoruz, muhteşem ve ürkütücü yüksek yalçın kayalıklardan oluşan dik duvarlar arasındaki kısmen geniş sahada, sular azalmış olsa da, canlı yaşam devam ediyor, çınarların muhteşem güzelliği altında ilerliyoruz.  Kameramızı sık sık 360 derece çevirerek, yukarıdan kanyon duvarlarının birbirine yakınlığı ve kayalıklarda insan eliyle asla yetiştirilmesi mümkün olmayan, ama doğanın hayat verdiği çam ve çınar ağaçları kayalıklarda su ve toprak olmadan kök salmış, hayat bulmuştur.
 Ekip arkadaşlarımız, bol bol fotoğraf çekiyor, kanyon içi doğası karşısında "hey, bu ne" diye keyifle haykırıyorlardı. Yüksek kayalıklar, sanki özenle üst üste konulmuş merdiven basamağı gibi içten dışa doğru öne çıkarılmış muhteşem bir doğa mimarisi sunuyor. Alt kısmı oldukça içeri doğru girintili kaya duvarın dibinden yürürken, yukarıya baktığımızda, üst kısmın neredeyse karşı duvarla birleşmek üzere olduğu görülür. İşte doğanın gücü ve oluşumunun peyzaj mimarisi! Bu arada, yukarıdaki keçi bize bakıyor ve hınzırca kafa sallıyor.
 Güneş yavaş yavaş yükseliyor, kanyon içi rengi biraz daha değişiyor. Çınarlar daha açık yeşile dönüyor. Artık suyun daha fazla aktığı ve doğal şelaleler ve oluşan doğal yüzme havuzlarını da görmeye başlıyoruz. Muhteşem güzellikler peş peşe geliyor. Yüksek kayalıkların renkleri daha da değişiyor, içinde bulundurduğu maddelerin renklerini, güneş ışığı ile birleştirerek muhteşem yansımalar sunuyor.
 Ekip arkadaşlarımla birlikte büyük üçgen mağara sahasına geliyoruz, ancak mağara kaya duvarı içinde olduğundan tırmanılması gerekmektedir, arkadaşlarımın mağaraya giriş ve çıkışlarını kayda alarak anılaştırmayı ihmal etmedim. Mağara sahasında diğer güzelliklerin devamı olan sarp kaya duvarlarında hayat bulan endemik ekosistemlerin muhteşem güzelliği görülmeye değer.
 Kanyonun kırık fay hattı boyunca devam ediyoruz. Saklı Doğa Köşesi Yaka Kanyonu
Isparta Aksu İlçesi Yaka Köyü yakınında, Dedegöl Dağı’nda bulunan bu kanyonun derinliği 30 ile 300 metre arasında değişmektedir. Genişliği de 1.5 metre ile 2.5 metre arasıdır.
 Kanyon içerisinde muhteşem güzellikte ve ilginç şelaleler bulunmaktadır. Yaka Kanyonu’nu geçmek için bazı yerlerinde belimize kadar suya girmemiz gerekiyor. Kanyon çevresinde çınar, çam, ardıç başta olmak üzere zengin bir bitki örtüsü bulunmaktadır. Yeterince tanınmayan ve harita da tanımlı olmayan bu kanyon içerisinde kuş ve bazı hayvan türleri yaşamaktadır. İçerisinde soğuk su akıntısı ve gölcükler bulunan ve renk renk kelebekler barındıran görülmeye değer bir doğa cennetidir. Kanyon sonunda Orman Evi denilen bir kulübe bulunmaktadır.

Tokmak Şelale
 Yaka Kanyonunda ilerleyişimiz esnasında, tanımsız ve son derece muhteşem güzellikte şelalelerle karşılaşıyoruz. Seyrettiğimiz ve doğal havuzunda yüzme keyfi yaptığımız şelaleyi hayal gücümüzü kullanarak, Tokmak Şelale olarak adlandırdık. Su, dibindeki kayanın üzerine tokmak gibi düşüyor, dipteki kaya, tokmak biçiminde yukarıdan düşen suya karşı direniyor
Bu sahada muhteşem gölcükler ve su alanları göz dolduruyor.

Kaya Gözü Şelale
 Yaka Kanyonu nelere kadir değil ki! Dağ, orman, akar su, şelale, yüksek kayalık! aklınıza ne gelirse var. Ama bir de Kaya Gözü Şelalesi var. Doğanın gergef gibi işlediği devasa büyüklükteki kayalıklarda, her tür şekli görmek mümkündür. Sanki, tornadan özenle işlenerek yumuşak gözler açılmış ve suyun o gözlerden geçmesi için dev kayalar oraya oturtulmuş. Kaya Gözü Şelalesinde, suyun akışı ve düşüşü ışık ile birleştiğinde, billurlaşmış inci taneleri gibidir, seyrine doyum olmasa da ilerlemek zorunda olduğumuzun farkında olarak yolumuza devam ediyoruz.

Sütçüler Şelale
Takozkaya Şelale Sahası

 Yaka Kanyonunda, doğa, nadiren karşılaşılabilecek güzellikteki Takoz Kaya Şelalesini bizlere sunuyor. Takoz şeklindeki büyük kayanın alt kısmında boşluk var, su kayanın üstünden yayılarak genişlemiş ve kayanın tümünü örterek elbise gibi aşağı iniyor, kayanın tüm etrafından akan su süt kıvamında aktığı için Süt Şelale de denilebilir. Çok yakından bakıldığından veya makro çekimdeki suyun hücresel görünümü olağan üstü muhteşem güzelliktedir. Suyun kaya ile dansı olağan üstü güzelliktedir, şelale sesleri insanın kulağında hoş bir seda bırakmaya yetiyor. Takozkaya Şelale diğer şelalelere göre daha basık yapıda ve alçak olmasına rağmen, kaya etrafından yayılımla yuvarlak akar.
 Yaka Kanyonu ve Dedegöl Dağları sahasındaki muhteşem doğa güzelliği karşısında, söyleyecek bir kelime bulamıyoruz, sadece, “Hey, bu da ne böyle, bu bir başka dünya mıdır?” diyebiliyoruz ancak. Muhteşem doğa, tüm benliğimizi derinden sarıyor, hiçbir boşluk bırakmamacasına!... Artık başka bir şey göremiyor, başka bir şeye bakamıyor, başka bir şey düşünemiyoruz gibi hissediyoruz kendimizi!
 İşte burası Dedegöl Dağları ve Yaka Kanyonu doğa sahasıdır. Dedegöl dağları. Toros dağları ailesinden, Isparta’nın Eğirdir-Aksu ilçeleri sınırları içerisinde yer alıyor. Anamas dağları olarak ta adlandırılıyor. Kanyon geçişimizi tamamladıktan ve yükseğe tırmandıktan sonra, gri renkli dağların yaz sıcağının ortasında bile tepesinde beyaz kar sahası gördük. Zirve yüksekliği 2,998 metre olan Dedegöl Dağının muhteşem doğasının sevdalısı oldukça fazladır, tıpkı bizim gibi!
 Efsaneye göre, bir dedenin zirveye diktiği güller nedeniyle, Dedegöl Dağının diğer bir adı da Dedegül Dağıdır.
 Dedegöl Dağının ve Yaka Kanyonunun görkemi bizi ürpertiyor, hayatla mücadele sınırlarımızı gösteriyor bize. Doğa ile ne kadar bütünleştiğimizi, doğayla aslında bir bakıma hayatla mücadele şeklimizi ve var olma sınırlarımızı sorgulatıyor. Ona tırmanma ve eteğindeki Yaka Kanyonunda geçiş cüretimizi, hayatla baş etme sınırlarımızı oluşturuyor neredeyse. Bizim için, sen kimsin diyorsun kendine, bu dağa tırmanabilir miyiz? Doğayı ve hayatı ne kadar tanıyoruz? Kendi sınırlarımızda dolaşmak en iyisi...
 Kanyon geçişinde, yukarılara, bilinmezlere doğru tırmanmayı göze almak, adrenalinin doruğuna çıkmak, olası tüm risklere karşı ölüm pahasına bile olsa ekip arkadaşlarımın hiç korkmadan su içinde yürüdüğü, başlarına her an düşecek kocaman bir kayanın olabileceğini bilerek,  çekimlere devam etmek, muhteşem bir duygudur. Bu duygu, doğanın ve doğaya kuvvetli aşkımızın tutkusudur, kanyon içerisinde iken, kendimizi muhteşem doğa manzaralarına o kadar kaptırmışız ki, başka hiç bir şey düşünmüyoruz.
 Kanyon geçişi esnasında, haritada hiç tanımlı olmayan muhteşem güzellikteki şelaleler ve bu şelalelerin dibindeki doğal havuzlar, olağan üstü güzelliktedir. Rengarenk dağ orkidelerinin en canlı zamanına ve renk renk kelebeklerin dansına tanık olduk. Ekibimiz tüm doğal havuzlarda yüzme keyfini iliklerine kadar yaşadı.
  Yaka Kanyonu geçişimizde doğanın ne tür sürprizler sunduğunu, nasıl oluşumlar meydana getirdiğini görmek için, ekip arkadaşlarım ve ben gözlerimizin kapaklarını bir saniye bile kapatmamak için çabalıyoruz. Yukarılara baktığımızda bazen, Dedegöl dağının çıplak, çölümsü gri kahverengi zirvesini görünce, sanki tepeden başımıza düşecek kadar yakın görünüyordu.
  Kanyon duvarlarının en üst tarafındaki sarp ve yalçın kayalıklarında, keçiler bize, yukarıdan kafalarını sallayarak, boyunlarında rengarenk halkalı gerdanlıkları ile keklikler, ötüşleri ile, kelebekler renk renk desenli en güzel elbiselerini giymiş ve dans ederek,  bizlere merhaba, kanyonumuza hoş geldiniz diyorlar.

 Bana göre Yaka Kanyonu Sihirli bir tüneldir.
 Yaka Kanyonuna, muhteşem ve olağan üstü sihirli bir tüneldir, dersek hiçte abartılı olmaz. Çünkü bu coğrafyada insana “hey” dedirtecek ve haykırtacak kadar güzellikteki Yaka Kanyonu var. Farklı yerlerden veya orman içi yollardan, yukarıdan kanyon paralelinden yürüdüğümüz zaman, Dedegöl dağlarının eteklerinde, Yaka köyünden upuzun bir su şırıltısı geliyor önce kulaklarımıza.

 Yukarıdan bakıldığında ve aşağıdan kanyon içi geçişte;  Dört kilometre uzunluğunda inanılmaz görüntüler, yüksek sarp uçurumların ürkütücü manzarası, suyun, ağaçların ve kuş çığlıklarının oluşturduğu inanılmaz bir ses armonisi, inanılmaz renkler, kanyona sihirli bir tünel gibidir demek için yeter de artar bile!
 Çekim ağırlıklı olunca, yaklaşık sekiz saat boyunca yürüyoruz. Islanarak, batarak, düşerek. “Hey, bu da ne böyle!” diyoruz ve kuvvetli adrenalinimizi bir sürü yeni heyecan ile etrafa saçıyoruz, kanyon boyunca çok sayıda güzellikler var. Renk renk desenli elbiseleri ile dans eden kelebekler, çok renkli ötücü kuşların nağmeli sesleri, kanyon içinde ve yalçın kayalıkları mekan eden ve tepeden bize başlarını sallayan keçiler, dikkatsiz domuz ve tilkilerin önüne bakmadan hareketleri sonucu sarp kayalıklardan düşerek ölmüş bedenleri, doğanın gücünü gösterdiği devrilmiş dev ağaçlar ve kayalıklar.
 Yaka Kanyonu içinden dar ve dik duvarlı ana kanyon sahasından çıktıktan sonra, öyle bir yere geldik ki, Dedegöl dağlarının zirvesinden daha heyecanlı, daha inanılmaz olarak,  aşağıda sular delicesine bir gürültüyle akarken, ekip arkadaşlarım bir kütüğün üstünden hayatta kalma sınırlarımızın neredeyse ötesine geçerek, karşıya geçiyorlar, en sonunda da ben, çantamı ve kameramı aşağıdan arkadaşlara vererek kendim de aynı ağacın sırtında yukarıya çıkıyorum. İnanılmaz bir şey. Kendi ötemize geçiyoruz, Yaka kanyonunda.
 Bu büyülü yolculukta, bize, dünyanın en güzel kelebekleri eşlik ediyorlar. Sadece burada varlarmış gibi bir halleri var.

 Derin, dik yamaçlı ve bazı bölümlerinde taraçalı vadi özelliği gösteren Yaka Kanyonu,
Kalker gibi dirençli ve çatlaklı taşlar içinde, akarsuyun derinlemesine aşındırmasıyla oluşmuştur.

 Yaka Kanyonu, II. Jeolojik yapıda olmak üzere, Isparta ilinin kuzeydoğu ve güneydoğusundaki dar alanlarda I. zaman, çok geniş bir alanda yayılım gösteren II. zaman ve alanın doğu sınırı dışında il sınırlarına yakın kesimlerde yoğunlaşan III. zamana ait kayaçlara sahip özellikler gösteriyor.
 Yaka Kanyonu, Jeolojik konumu bakımından, Isparta Büklümü’nün ortasında yer alan Isparta ili – Merkez ilçesi, bölgesel tektonikten önemli ölçüde etkilenmiş olan II. zaman ve III. zamana ait yapı üzerinde olmasa da bu özellikleri de bünyesinde taşır.
 Kanyon, ofiyolitik bir temel saha konumundadır. Yaka Kanyonu sahasında, yer yer ofiyolit kütleleri arasında ve üzerinde bulunan Triyas-Jura yaşlı derin denizel kayaç istifleri ile II. zamanın büyük bir bölümünü kapsayan sıkıştırılmış bir karbonat kayaç istifi bulunmaktadır. Kanyonun dar ve yalçın kayalık sahasında, denizel kırıntılı ve karbonat kayaç istifleri görülmektedir. Miyosen yaşlı sığ denizel kırıntılı kayaçlar, altta bulunan daha yaşlı kayaç istifleri üzerinde gelişen engebeli bir erozyonal yüzeyi göze çarpar.
 Yaka Kanyonu ve Dedegöl dağları, III. zaman sonunda bölgede faaliyet gösteren karasal volkanizmanın ürünleri olan volkanit ve piroklastik bileşenleri özelliklidir. Kayaç serileri ise kanyonun üst çevre bölümünde bulunmaktadır. Kanyon ve Dedegöl Dağları kütlesinde en genç oluşum ise günümüzde de halen çöküntüsü süren IV. zaman alüvyonlardır.
 Yaka Kanyonu, jeolojik bakımdan diğer sahalara göre daha genç bir zemin üzerinde yer almaktadır. Kuzeyinde III. zamana ait denizel kırıntılı ve karbonat kayaçlarla, karasal kökenli kayaç istifleri bulunmaktadır. Güney kesimlerinde ise, kuaterner yaşlı alüvyonlar Isparta ve Eğirdir Gölü’ne kadar uzanan geniş bir alüvyon ovasının bir bölümünü kaplamaktadır.
 Yaka Kanyonu, ofiyolitik kayaçlar ve II. zamana ait derin denizel karbonat kayaç yüzeyleri içermesine karşın, çoğunlukla alt tersiyer yaşlı denizel ve karasal kayaç istifleri ile kuaterner çökellerinden oluşan bir jeolojik zemin üzerinde bulunmaktadır. Eosen-Oligosen göl çökelleri ile Burdur ve Isparta’ya doğru uzanan geniş bir kuşak içerisinde yer alan IV. zaman alüvyon çökelleri gözlenmektedir.

 Yaka Kanyonu genel sahası kapsamında, kuzeybatısında yer alan Uluborlu benzeri temelde II. zamana ait denizel karbonat kayaç istiflerinin yaygın olarak gözlenmektedir. Yaka Kanyonu, genel sahası içinde en genç kayaçları ise Dedegöl dağının eteklerinde oluşan ve kanyona su kaynaklığı eden ana birkaç çarşakta, üzerinde bulunduğu doğu-batı doğrultulu ve Hoyran Gölü ve Senirkent’e uzanan IV. zaman alüvyon çökellerinden oluşmaktadır. Ayrıca
Mesozoyik yaşlı denizel karbonat kayaç istiflerinin yaygın olarak gözlendiği temel üzerinde, doğu-batı yönünde, Hoyran Gölü’ne kadar uzanan IV. zaman alüvyon çökelleri sahanın en genç kayaç istifidir.
 Yaka Kanyonunun aşağı giriş bölümlerinden Yaka Köyü sahasına kadar, kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu olarak yayılım gösteren I. zaman yaşlı şistler, yörenin en yaşlı jeolojik kayaçlarını oluşturmaktadır. Buradan, Eğirdir Gölü’ne açılan IV. zaman akarsu alüvyon çökelleri tarafından kesilen III. zaman sonu kömürlü karasal çökelleri engebeli bir topografya olan Yaka Kanyonu ve Dedegöl dağları genel sahalarında, uyumsuz olarak yer almaktadır.
 Yaka Kanyonu tüm sahası güneyinde yer alan II. zamana ait derin denizel çökel istifleri ile ofiyolik kayaçların çoğunlukta olduğu karbonat kayaç serilerinden oluşan engebeli topografya oluşturan kısmen yaşlı bir temel üzerinde kuzey-güney doğrultulu bir ova içerisinde çökelen IV. zaman alüvyon çökellerini taşıyan bir jeolojik dağılıma sahiptir.
Yaka Kanyonu tüm sahasından itibaren genişleyen çevre alanları, Eğirdir Gölü’nün doğusunda yer alan Gelendost ilçesine kadar, güneyden kuzeye doğru gençleşen bir stratigrafik istife sahiptir. Bu arazi sahalarının güneyinde, III. zaman karbonat kayaçlar, kuzeyinde ise engebeli alanlar halinde ortaya çıkan ofiyolitler ve karasal çökeller bulunmaktadır. Yörenin batısından kuzeydoğu yönüne doğru uzanan IV. zaman akarsu alüvyon çökelleri Yaka Köyü dahil en genç birimleridir.
 Dedegöl dağlarının oluşturduğu Yaka Kanyonu, Beyşehir Gölü'ne bakan ve kuzeyinde bulunan tüm arazi sahaları, I. zamandan III. zamana kadar değişen çeşitli kayaç topluluklarını kapsayan bir alanda yer almaktadır. Kuzeydoğu kesiminde, kuzeybatı-güneydoğu yayılımlı I. zamana ait şistler bulunmaktadır. Metamorfitler, yörenin Beyşehir Gölü’ne doğru olan orta kesimlerde aynı doğrultuda uzanan ofiyolitik kayaçlarla birlikte temelde bulunmaktadır. III. zaman karbonat kayaçları, yöredeki topografik yükselimleri oluşturmaktadır. İlçenin kuzey kesiminde bulunan ovalarda oluşan IV. zaman alüvyonları, yörenin genç kayaç örtüleridir.
 Bu sahalar özelliğinde, içerisinde I. zaman yaşlı bloklarının da yer aldığı II. zamana ait ofiyolitik kayaç kütleleri ile Kretase yaşlı kalın karbonat istifleri geniş alanlarda yayılım gösterirler.

 Yaka Kanyonunu oluşturan Dedegöl dağ silsilesi, kanyon dahil, Paleotektonik ve Neotektonik döneme ait tektonik etkilerle oluşan tektonik hatlar bulunmaktadır.
İçerisinde çoğunlukla alt mesozoyik derin denizel çökel katkılı ofiyolitik kayaç kütleleri ile mesozoyik yaşlı çeşitli karbonat serileri arasında sınır oluşturmaktadır. Bu bindirme-nap sisteminin yerleşiminin son evresi ve sonrasında, bir kısmında günümüzde de hareketliliğin devam ettiği izlenen (deprem verileri ile) kuzey-güney, kuzeydoğu-güneybatı ve kuzeybatı-güneydoğu yönlü ve çoğunlukla yanal atımlı fay sistemleri gelişmiştir.

 Yaka Kanyonunu oluşturan Dedegöl dağ silsilesi,  sınırları içerisinde kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu bindirmeler bulunmaktadır. Neotektonik dönemde bölgede gelişen kuzey-güney sıkışması nedeni ile ortaya çıkan kuzey-güney doğrultulu ovaları oluşturan normal faylar, Eğirdir ve Sütçüler ilçelerinde de yer almaktadır. Fay gölleri olan Eğirdir, Hoyran, Burdur ve Beyşehir göllerini sınırlayan veya kesen ve çoğunlukla geç alpin tektonik dönemini yansıtan kırık takımları ise bölgesel sıkışma ve makaslama kuvvetleri sonucunda oluşan kuzeybatı-güneydoğu, kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu yanal atımlı fay takımları halinde tüm sahada ve yörelerinde yaygındır. Deprem üretmeleri nedeniyle bu faylardan bir kısmının halen aktif oldukları belirlenmiştir. Yaka Kanyonunu oluşturan Dedegöl dağ silsilesinde yakın zamanda kaydedilen deprem verileri, kuzey-güney doğrultulu olduğundan bu doğrultuda uzanan ovaları sınırlayan normal faylarda da hareketliliğin sürdüğü anlaşılmaktadır.
 Yaka Kanyonunu oluşturan Dedegöl dağ silsilesinde, yaban keçisi, yaban domuzu,
tilki, tavşan, porsuk, su samuru, sincap, kartal kuzgun, doğan, şahin, güvercin, üveyik, çulluk
gibi kuşların yanında 36 kus türü tespit edilmiştir. Alabalık ve yılan balığı da görülmektedir.
Kızılçam, karaçam, ardıç, meşe türleri, çınar, kızılağaç, ceviz, keçiboynuzu, defne,
sandal, sakız, tespih çalısı, alıç, karaçalı, sarmaşık, zakkum, laden, yaban gülü ve tespiti
yapılamayan çok sayıda otsu bitki türlerini barındırmaktadır.

 Yaka Kanyonunu oluşturan Dedegöl dağ silsilesi, Akdeniz iklimi ile İç Anadolu iklimi arasında geçiş bölgesinde yer almaktadır. 1100-2900 rakımlar arasında yer alan sahada sedir-karaçam ormanları bulunmaktadır. Biyolojik açıdan zengin floraya sahip, kanyon genel 
miktarda soğanlı, tıbbi ve aromatik özelliklere sahip bitkiler bulunmaktadır.
 Sahada 127 çeşit endemik takson tespiti yapılmıştır. 3. jeolojik zamanda oluşmuş
kalkerden meydana gelmiştir. Ana kayanın çok büyük kısmı kalker oluşumlarıdır. Genel saha
içinde anıt meşe niteliğinde anıt sedir ağaçları ile kaplı essiz sedir ağaçları ormanı bulunmaktadır.
 Etrafa, baka baka,  kanyon geçişimizi 9 saate tamamlıyoruz. Yorgun, argın ama mutlu bir Dedegöl eteğindeki Yaka Kanyonu sarhoşu olarak, tüm ekip etrafa saçtıkları adrenalinden öç alırcasına, tüm yorgunluğunu doğal havuzda yüzme keyfini yaşayarak haykırıyor.

Kanyon Dar Tünel Bölümü
 Kanyonun asıl özelliğini gösteren, 1.5-2 metre genişliğindeki ana tünele giriyoruz. Burada çoğunlukla gök yüzü görülmez veya çok az görülür, açık alanlardan sızan güneş ışığı muhteşem yapıdaki kaya duvarları aydınlatıyor, duvarlardaki floral bitki sistemleri, yosunlar çok değişik renk yansımaları sunuyor. Kimi yerde kaya duvarlar parlak gri ve gümüşi renklere bürünüyor, kimi yerde ise altın rengine...
 Kanyonun bu tünel bölümünde yürümeye ve geçmeye devam ederken her an ölümle burun burunayız. Çünkü yukarıdan geçen orman yolu hemen üstümüzde yüksek sarp kayalıkların kıyısından geçiyor, buradan geçenlerin fırlatacağı en ufak bir taş bile fizik kanunlarına göre hareket edeceği için bizlere isabet etmesi halinde kask olsa bile bizi yere yapıştıracağı kesindir.
 Sadece bu da değil! çok dar olan bu tünel sahada, yüksek sesle konuşmak ta büyük tehlike doğurur. Sesin yaratacağı titreşim, yukarılarda çoğunlukla başkalaşıma uğrayan çürük kayaların yerinden oynaması ve harekete geçmesine yol açacak, hızla kafalarımıza çarpacak ve yere yapışmamıza neden olabilecektir. Bu da ölüm demektir. İşte tünele girerken yüksek sesle konuşmamak, olduğunca duvarın dibinden içeriden yürümek en sağlıklı yoldur. Bu kurallara dikkat ederek ekip ruhu ile tünelden çıkışa doğru ilerledik.
 Tünel içindeki yolculuğumuz devam ederken, kameramızı farklı yönlere çevirerek tüm alanları özenle görüntülemeye çalıştıkça, olağan üstü güzellikleri de kayda aldık. Milyonlarca yıllık süreçlerde, suyun tünellerde kayaları yalayarak oluşturduğu doğal yapıları her şeye benzetmek mümkündür. Artık yaratıcı hayalleriniz ne kadar geniş ise, o kadar kavramsal buluş yapabilirsiniz. Yani neyi istiyorsanız kaya yüzeyinde veya o biçime bürünmüş bir yapıyı mutlaka bulursunuz!
 Yetersiz de olsa güneş ışığı yukarıdan 1 veya 2 metrelik genişliğe sahip derin yarığa 90 dereceden düşüyor. İşte bu ışık zamanında muhteşem çekimler yapıyorum, hem de ne muhteşem! Nasıl mı diyeceğinizi duyar gibiyim! Öncelikle güneş ışığının düştüğü bu zamanı yakalamak elzem! Yukarıdan gelen işık doğrudan taban iner, tabandan akan su yansıyan ışığı alır soğurur ve farklı açılardan her tarafa saçar. İşte en güzel doğa özelliklerini yansıtan görüntüleri artık doyumsuzca ve aç gözlülükle kayda almanın zamanıdır, çünkü buradakı iışık zamanı çok kısa ömürlüdür, bir süre sonra her şey koyu griye dönüyor.
 Yukarıdan gelen güneş ışığı, tabandaki akan su tarafından işlemden geçirilmiş, muhteşem renk harmonileri ve kombinasyonları sert kaya duvarları, renkten renge bürümüş, yeşilin ve gümüşün tonlarına kadar bir seremoni sunar. Kanyon sarp duvarlarındaki kayalarda hayat bulmuş yeşil bitkiler ise bu kısa zaman aralığında bir ertesi güne kadar olan ışık ihtiyacını giderir.
 Güneş ışığı iyice içerilere sokulmuş, çıkıntılı kaya duvarları aydınlatma zamanına girdiğinde, kayanın rengi olağan üstü farklılaşıyor, ekip arkadaşlarım doya doya seyrediyorlar. Fotoğraf çekiyorlar. Kameramı yukarıya çeviriyorum, yukarıya zum yaptığımda doğanın en mükemmel yeşilini aşağıdan seyretmek ve kayda almak başka bir duygu oluyor.
 Kanyon tünel alanında su içinden yürürken, içimizi kaplayan o muhteşem ürperti, bizleri hayal elemine götürdüğü kadar, korku da sarmıyor değil! Yağışlı zamanda burada olduğumu düşündüğümde ise suyun yükselmesi ve debisinin hızı karşısında nelerin olabileceğini düşündüğümde neredeyse donup kalıyorum. İşte hayal alemi denilen şey budur, bu tünelde özgür düşünmenin sınırı yoktur, düşün düşüne bildiğin kadar! Ama asla gecikme ve yürümeye devam et, altın kural olan molayı, 1 dakikadan fazla tutma.
 Tünel tabanındaki kısmen genişlemiş sahadaki yukarıdan düşen büyük kayaları gördüğümüzde, sessiz olmanın ve kurallara uymanın ne denli önemli olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Ekip arkadaşlarımın, çantalarını kafalarının üstünde taşıması ve düşecek kayalardan korunması ne kadar koruyucu olur düşüncesi, fizik yasalarının kuralları bağlamında düşündüğümüzde, sıfır gibi etkisiz eleman olduğunu düşünüyorum. Ama olsun varsın, bu da bir görsel güzellik ve o anda geriden arkadaşlarımı başlarında çantalarını taşırken görüntülediğimde, hınzırca sırıtıyor ve keyif alıyordum. Eh ne de olsa kendilerince korunuyorlardı! Elbette ekip arkadaşlarımda bu tehlikenin farkındadır ve çantaları kafalarında taşımanın fizik yasaları karşısındaki durumunu biliyorlar, biraz da olsun seyirciyi bilinçlendirme ve neşelendirmek istedim.
 Yaka Kanyonu tünel sahası devam etmekle birlikte yer yer genişleyerek son aşamaya doğru ilerleyerek tünelden çıkıyoruz. Güneş ışığı bu bölüme daha fazla nüfuz ediyor, çevreyi daha fazla görüyoruz. Öğlen ışık konumunda masmavi gökyüzü ve yüksek kayalıkların renk harmonileri, çam ve sedir ağaçlarının yeşili ile birleşmiş mükemmel görsel estetiğe sahip bir peyzaj sunuyor

Darboğaz Şelale
 Yaka Kanyonu, tünel dar geçiş sahasını geride bırakarak ilerliyoruz. Darboğaz Şelale sahasına geldiğimizde, yüksek kayalıklar arasından geçen şelalenin dışında başka geçit alanı bulunmuyor. Ancak doğa, çözümünü sunmuş, seller vasıtası ile çok düzgün bir çam ağacından eğimli köprü yapmış, geçit vermiştir. Ekip arkadaşlarımızla birlikte ağaç köprüyü kullanarak yukarıya tırmandık, yolumuza devam ettik.

Boğazkaya Şelale
 Geçişimiz hızla sona yaklaşıyor, ama daha her şey bitmedi, muhteşem doğa güzelliği, renk renk desenli elbiseleri ile süslenmiş kelebeklerin dans ve barınmasına ev sahipliği yapan Boğazkaya Şelale sahasına geldiğimizde kelebekler, nakışlarla bezenmiş desenli elbiselerini giymiş, kameramıza dansları ile poz vermeye başladılar. Ekip arkadaşlarımızdan Korkmaz Önkibar, hemen makro çekimlerine başladı. Elbette ben de video kamera ile canlı makro çekimler yapmayı ihmal etmedim. Boğazkaya Şelale sahasında da doğa mükemmel peyzajlar yaratmaya devam ediyor. Hüseyin Kula arkadaşım şelale sularına ayaklarını tutarak keyif çıkardı.

Kayan Uçansu Şelale Sahası
 Doğanın bize sunacağı sürpriz hediyeler daha bitmiş değil! Kısa bir ilerleyişten sonra, doğanın müthiş benzerlikler yarattığı, Uçan 1 ve Uçan 2 Şelalelerinin kopyası, ama küçük yapıdaki daha az yüksekliğe sahip çok renkli olağan üstü güzellikteki Kayan Uçansu Şelalesini bizlere sundu. En canlı renkleri ile bize göz kırpan dağ orkideleri tam tırmanma yolumuzun üstünde adeta, ne olur bizi ezmeyin, daha tohum vereceğiz ki gelecek yıla neslimiz devam etsin dediler. Elbette, biz doğacıların görevi, dağ orkidelerini korumak olup, bolca fotoğraf ve video kayıtlarını aldıktan sonra orkidelerimize dokunmadan yukarıya tırmandık.

Süt Veren Şelale
 Kanyon geçişimizin son durağı olan Sütveren Uçansu Şelale Sahasına geliyoruz. Korkmaz Önkibar, Hüseyin Kula ve Haydar Koca arkadaşlarım kısa konuşma yaptıktan sonra irili ufaklı doğal havuzları görüntüledikten sonra akşam dinlenme yerimiz olan kanyon başlangıç yerimize üst orman yolundan devam ediyoruz.
----------------------------------- 
Etkinlik Parkur Rehberi: Hüseyin Kula
Çekim Tarihi: 14.08.2013
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 14.08.2013
Video Prodüksiyon Yapım Ve Yönetmeni: Mehmet Sökmen
Çekim, Yapım ve Yayın Mehmet SÖKMEN - 0532 5258493
www.mehmetsokmeninyeri.com




Bu haber 3249 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Sinan Değirmeni Karapınar Gerdemeli Karadere Göleti Doğa Eko Sistemi Genel Peyzajı - Antalya

Sinan Değirmeni Karapınar Gerdemeli Karadere Göleti Doğa Eko Sistemi Genel Peyzajı - Antalya Bizimle birlikte Antalya Doğa Krallığında su ve orman ekosistemlerinin doğasını keşfetmek için yolculuğa çıkınız. Y...

Sinan Değirmeni Zahire Tahıl Ambarları Ve Doğa Sistemleri-Antalya

Sinan Değirmeni Zahire Tahıl Ambarları Ve Doğa Sistemleri-Antalya Bu belgeselde bizimle Antalya'nın nice saklı yaşam sırları barındırdığı Sinan Değirmeni Köyüne bizimle birlikte...

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |