http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Gökbük Köyü Yaşam Kültür Doğa Ekosistem Bütünlüğü - Finike Antalya - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Gökbük Köyü Yaşam Kültür Doğa Ekosistem Bütünlüğü - Finike Antalya

Gökbük Köyü Yaşam Kültür Doğa Ekosistem Bütünlüğü - Finike Antalya

Tarih 06 Eylül 2014, 15:14 Editör Mehmet SÖKMEN

Gökbük Köyü Yaşam Kültür Doğa Ekosistem Bütünlüğü - Finike Antalya










ISBN 978-605-88104-0-2
Gökbük Köyü Yaşam Kültür Doğa Ekosistem Bütünlüğü - Finike Antalya
Antalya iline 138, Finike ilçesine 25 km uzaklıktadır.
Gökbük köyü 1980 yılına kadar bulunduğu bölgede merkez köy iken 1980 yılından sonra meslekleri olan kireççiliğin bitişiyle beraber dışarıya göçler başlamıştır.  Şu anda köyde sadece yaşlılar kalmıştır.
Köyden, dışarıda, Gökbük kökenli, yaklaşık olarak 9000 kişi vardır.
Köyün isminin "yeşil" anlamındaki "gök" ve "böğürtlenlik" anlamına gelen bük kelimelerinden gelmektedir.
Köy eski bir Rum köyü olup, tarihî Finike mübadelesi esnasında Rumlar boşaltmış ve onlarla birlikte oturan şu andaki yerli halka kalmıştır.
İnsan sağlığına çok uygun oksijenin bulunduğu 600 rakımlı, doğa harikası bir yerdir.
Gökbük Köyü. büyülü ve gizemli atmosferi, şaşırtıcı doğa güzelliklere sahip, limon, portakal, nar ağaçları arasında saklı ve gizli doğa köşesidir.
Gökbük Köyü; Tekke Yöresi’nde Türkmen,Tahtacı Alevi, köyü olup Elmalı’ya bağlı Pir Hacı Bektaş Veli’nin amcasının oğlu Horasan Erenlerinden ABDAL MUSA TÜRBESİ’ne 30 km uzaklıktadır. Avlan gölüne yakın, Ariykanda antik kentine sadece 10.km. uzaklıkta, Lymra antik kenti yanı başında, “Işık Ülkesi” olarak ta bilinen Likya antik kentlerden kalan kalıntılarla iç içe yaşayan muhteşem doğa köşesidir. Gökbük insanı Türkiye toplumundan çok farklı ileri kültüre sahiptir.
Gökbük Köyü'nde yaşam günlük yaşanır ve yarın ne olacak kaygısı pek çok insanda yoktur. Bu yaşam felsefesini anlamak için Tahtacıların yaşamlarını ve düşüncelerini iyice özümsemek ve içselleştirmek gerekir.
Gökbük Tahtacıları, 15-16. yy. dan  bu yana Toroslarda yaşayan Alevi Türkmenler, yerleşik hayata geçtikleri köylerde geleneklerini sürdürmüşler ve geldikleri toplumsal etkilerden kopmayarak yaşamlarını sürdürebilmişler.
Anadolu’nun her yöresi gibi Antalya’da değişik kültürlerin inançların yan yana, iç içe yaşadığı bir kent konumundadır. Bu kentimizde yaşayanların bir kesimi Tahtacı adıyla anılmaktadır. Kentleşme ile birlikte birçok doğal güzelliğin yanında kültürler, inançlar da eski doğal yapılarını koruyamıyorlar. Biz Doğa Keşif gezginlerine düşen görev, bu doğal güzellikler yok olmadan, yarınlara bunları yazarak, görüntüleyerek belgeleyip sunmak düşüyor. Bu sebeple, kaynaklardan kısa alıntılarla tarihçesini anlatmaya çalıştığım ve görevde iken de uzun süre Tahtacıların yaşamlarını gözlemlediğim birikimlerimi de katarak Gökbük köyünü yazarak ve video kayıtları ile belgelemeye ve gelecek nesillere taşımak istedim..
Bir Türkmen köyü olan Gökbük köyü insanlarının bu kadar cana yakın olmaları,  kendimi onlardan biri, bir parçası olarak hissettirdi. Köy kahvesinde verdiğimiz kısa molada köy halkı bizleri sıcak ilgi ile karşıladı. Çok keyifli sohbet yaptık.
Gökbüklüler kendilerini Oğuz Türklerinin Üçok kolundan ve 12 Türkmen oymağından Çaylaklardan sayıyorlar. Güneyden Toroslardan gelenleri Balabanlar diye adlandırıyorlar. Batıdan, Söke Aydın üzerinden gelenlere de Karalılar diyorlar.
Gökbük’e ilk Tahtacılar 1400-1500 yılları arası gelmiş, Kattaş denilen yere yerleşmişler. Daha önce burada yaşayan Rumların yanında çeşitli işler yapıp yaşamlarını sürdürmüşler. Yavuz Sultan Selim'in zulmü, yerlerinden yurtlarından bir kez daha oynatmış. Korkularından ormanın içlerine sığınmışlar. Gökbüklü olmuşlar. Dedeleri Narlıdere'den Yanyatır Ocağı'ndan gelirmiş. Beş yıl kadar öncesi ara verdikleri cem törenlerini yeniden başlatmışlar.
Oturduğumuz kahvenin duvarları, misafir olduğumuz evlerin duvarları otelin/pansiyonun, Hz.Ali, Hacı Bektaş Veli, Atatürk resimleri asılmış durumda. Cem evleri yok; ama evlerde cem yapmaktan kurtulma çabaları var. Kendi girişimleri ile yaptıkları köy konağının bir bölümünü cem evi olarak kullanmayı düşünüyorlar.
Bir Tahtacı müzesi için 2850 m² yer ayırdıklarını öğrendim.
Gökbük’te ozanlık geleneği neredeyse kalmamıştır.
Yaşama sevdalı Tahtacıların mezarlığı da görülmeye değer. Mezar taşlarının üzerine yazılmış manalı yazıları okumayı da ihmal etmemek gerek.
Gökbük köyündeki Gökbük Nar Restauranta ait umumi tuvaletin bay ve bayan giriş bölümlerine yapılan belirtici resimler çok anlamlıdır.
Tahtacı köyü olan Gökbük, Abdal Musa türbesinin bulunduğu Tekke köyüne de yakın uzaklıktadır. 1270 nüfuslu. Çevresi  Sarıkaya, Sirken Dağı, Kozak, Gülmez ile Kırlangıç Kırı arasına sıkışmıştır.
Gökbük Köyü sahasında; sedir, çam, meşe, ardıç, sandal ağaçlarıyla turunçgiller sarmaş dolaş olmuştur.
Gökbük vadisinde yeşil, yeşile uyumlu, kirli kiremit rengiyle evlerin çatıları doğanın doğal bir parçasıdır.
Başgöz’den doğan Akçay’ın iki yanındaki evler ve renkler aşık sevdalılar gibi birbirine sokulmuş, Gökbük Köyündeki köprü her iki yakayı birleştirir.  Gökbük kanyonunun başlangıcı Akçay'ın köy girişidir. Burada bile sabah güneş konumunda Akçay suyu rengine, muhteşem çam ve çınar renklerini katarak kanyona yolculuğa başlıyor. Biz sabah saatlerinde Akçayın muhteşem yeşilinin parıldadığı yakasında piknik alanında kahvaltımızı Hüseyin arkadaşımın ünlü tüskülü Hüseyni Çayı ile keyifle yaptık.
Gökbük tabelasından geçtiğiniz andan itibaren ve köy yoluna saptığınızda yüzlerce renkli çiçek uyumu içinde kurbağa vıraklaması sesi ile çam ağaçları arasında, kelebeklerin uçuştuğu, kuşların cıvıldaştığı, doğanın renk cümbüşü içinde kaynaştığı muhteşem güzellikte doğa sahası karşılar sizi. Rüya mı, gerçek mi arası bir durum yaşarsınız. İşte burası Gökbük Köyü’dür. Asırlık, kiremitli ahşap evlerin gizemli ve otantik yapısı hayal sınırınızı zorlamaya başliyor, yazın ve tatillerde köy çocuklarının neş'li ve şakrak halleri nasıl olduğunu düşündüğünüz dünyada bulunduğunuzu sizlere hatırlatır.
Köy meydanında, birkaç asırlık çınar ağaçlarının muhteşem serinletici gölgesi insanın ruhunu okşar. Çınar gölgesinde özgür düşünceli kadınlı erkekli köy halkının dinlenme yeri açık hava kahvehaneleri vardır.
Gökbük köylüsünün eğitim seviyesi yüksek, doğa bilimlerine duyarlıdır. Muhtar İsmail Aydıntaş başta olmak üzere, burada yaşayan herkes bu cenneti koruyacaklarına dair sanki gizlice yemin etmişlerdir. Köye gelen konuklar da gördükleri doğa ve insanlarının yüksek kültürü karşısında bu destanın sonsuza kadar yaşaması adına farkında olmadan bu saklı cennetin korunumu için söz verirler.
Gökbük dağlarında lale, sümbül, mor menekşelerin baş döndürücü kokusu, derelerinde orman ve çınar yeşili akan suların coşkusu, ormanlarında alageyikleri ve dağ keçileri sürüsü, uzun vadisinde ozanların yanık sesi, Abdal Musa Aşkı ve doğa sevgisi ile köyde yaşayanlarının doğaya olan sevdası vardır.
Bu köyün eşsiz doğa köşesi, ekonomik değeri olmayan HES ler için cennet iken cehennem olmasın
Çam, çınar ve nar ağaçları arasında kuş cıvıltıları ve kurbağa vıraklamalarının nağmeleri eşliğinde yapılacak yarım günlük yürüyüş ile büyüleyici manzara karşısında ilk soracağınız soru 'satılık arsa var mı' diyeceksiniz.
Köye girdiğiniz anda kırmızı kiremitli her biri en az 100 yıllık olan evler sizi karşılar. Daha sonra köyün tam ortasından geçen Akçay Deresinin su sesini duyacak ve göreceksiniz. Bizde bahar aylarında geldik, köyün yeşil örtüsü size bize merhaba dedi. Köy Meydanına geldiğimizde her biri yaklaşık 1000 yaşında olan üç çınar ağacının altına kurulmuş çardaklarda yorgunluğumuzu attık.
Köyde Doğal güzelliklerin yanında Kültürel güzelliklerde sınırsızdır. Köyün geçmişinde Rumlar, Ermeniler ve Türkler beraber yaşamışlar, ve bu dönemden kalan iki tane su ile çalışan ancak şu anda bir nevi köy müzesi olarak kullanılan Değirmen ve Antika denebilecek kadar eski bir okul var. Bazı köy evleri de bir Etnografya Müzesi haline getirilmiştir. Hiçbir faaliyet ücretli değildir.
Gökbük’de yıllardır süre gelen bir “Şaman geleneği" devam ediyor

-----------------------------------
Çekim Tarihi: 05.05.2014
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 05.05.2014
Video Prodüksiyon Yapım Ve Yönetmeni: Mehmet Sökmen
Çekim, Yapım ve Yayın Mehmet SÖKMEN - 0532 5258493
www.mehmetsokmeninyeri.com

Bu haber 3265 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Kaymakamlar Gezi Evi- Safranbolu

Kaymakamlar Gezi Evi- Safranbolu Kaymakamlar Evi 18 ve 19.yüzyıl Türk toplumunun geçmişini, kültürünü ve yaşama biçimi ile teknolojisini yansıtan Sa...

Korsan Koyu-Gelidonya Feneri Sahası Doğa Krallığında Kaplanların Geçmiş Bin Yıldaki İzleri

Korsan Koyu-Gelidonya Feneri Sahası Doğa Krallığında Kaplanların Geçmiş Bin Yıldaki İzleri Bizimle birlikte genç ve yaşlı aşkların destansı tüm güzelliklerini barındıran ve geçmiş bin yılda kapların ağaçlar...

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |