http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Keloğlan Mağarası Acıpayam Denizli - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
html5 video by ThunderSoft
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Keloğlan Mağarası Acıpayam Denizli

Keloğlan Mağarası Acıpayam Denizli

Tarih 29 Eylül 2021, 12:34 Editör Mehmet SÖKMEN

Jeoloji bilim dalının insanlığa sunduğu sayısız olanaklar ile yer küreyi tanıma olanağı sağlarken; mağara sistemlerini de öğrenmemize ortam hazırlıyor. Keloğlan Mağarası Türkiye’nin Güney Batı Toroslarda yer alır. Mağara çevresinde Batı Toros napları ve birbirinden farklı yapısal özellikler gösteren allokton birimler gözlenir. Bu birimler başlıca ofiyolit, ofiyolitik melanj, Mesozoyik yaşlı değişik kireçtaşı ve dolomitik kireçtaşlarıdır.

ISBN 978-605-88104-0-2
Keloğlan Mağarası Acıpayam Denizli 
Jeoloji bilim dalının insanlığa sunduğu sayısız olanaklar ile yer küreyi tanıma olanağı sağlarken; mağara sistemlerini de öğrenmemize ortam hazırlıyor. Keloğlan Mağarası Türkiye’nin Güney Batı Toroslarda yer alır. Mağara çevresinde Batı Toros napları ve birbirinden farklı yapısal özellikler gösteren allokton birimler gözlenir. Bu birimler başlıca ofiyolit, ofiyolitik melanj, Mesozoyik yaşlı değişik kireçtaşı ve dolomitik kireçtaşlarıdır. 
Keloğlan Mağarası, Denizli'nin Acıpayam ilçesine bağlı Dodurgalar kasabasının sınırları içerisindedir. Denizli’ye 60 km mesafedeki Acıpayam İlçesinin 18 km doğusundaki Dodurgalar Mahallesinin 3 km batısındaki Mallı Dağın Doğu yamacında yer alıyor. Batı Anadolu ve Ege Bölgelerini Akdeniz’e bağlayan Denizli-Antalya Karayolu mağaranın hemen yakınından geçiyor.
Keloğlan Mağarası çevresinde yer alan dolomitik kireçtaşı ve kireçtaşları kırıklı-çatlaklı olmaları nedeniyle mağara oluşumu ve gelişimine oldukça uygundur. Mesozoyik yaşlı allokton birimler, Pliyosen ve Kuvaterner’e ait göl tortulları ve yamaç molozları tarafından üzerlenir.
Keloğlan Mağarası, 1990’a kadar kimsenin dikkatini çekmemiş, sadece çobanların bildiği, herhangi bir amaçla kullanılmayan bir konumda iken; Denizli Valiliği ve Dodurgalar Belediyesi'nin Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne yaptıkları başvuruları ile MTA tarafından etüdü Uygulama Projesi yapılmış ve turizme açılmasına karar verilmiştir. Mağara, doğal görünümünü muhafaza etmiştir.
Mağaranın bulunduğu alanda birbirine paralel KD-GB doğrultulu normal faylar gözlenmektedir. Bu fayların bazıları birimler arasında tektonik dokanak oluşturur. Malıdağı’nda yer alan kireçtaşı biriminde yaklaşık K-G doğrultulu fayın aynası Keloğlan Mağarası önünde gözlenmektedir. 
Mağaranın mülki hudut olarak ve idari yönden bağlı olduğu Dodurgalar kasabası, Acıpayam (Karaağaç) Ovası'nın güneydoğusundadır. Ovanın "Yaka Bucağı" adı verilen bölümünde, Eşeler Dağı'nın güney yamacında yer almaktadır. Dodurgalar Kasabası, özellikle yaz döneminde yoğun turistik yolcu akışı olan Denizli-Antalya karayoluna da beş km mesafededir. 
Bu bölgedeki normal faylara paralel olarak izlenen KD-GB doğrultulu dağılım gösteren tansiyon çatlakları ve mağara içinde de gözlenen bu çatlak sistemleri mağara içi oluşumların yönlenmesinde ana rol oynamaktadır. Bölge, KB-GD yönlü bir çekme tektoniğinin etkisi altındadır. 
Son 15-20 yıl boyunca ise Kasaba halkından bazı aileler, yaz evlerini Uluyol boyuna, kıyısından Uluyol'un geçtiği Banraz Burnu civarına ve Bostanköy ovasına yapmışlardır. Bu nedenle Kasabanın doğal uzantısı Antalya karayoluna ulaşmış olup, Kasabanın Bostanköy veya Uluyol adı verilmesi uygun olacak yeni bir mahallesinin oluşumu da hızlanmıştır. 
Uygun lito-stratigrafik özellikleri ve bol çatlaklı yapısı nedeniyle karstlaşmaya son derece uygun Jura-Kretase kireçtaşları içinde gelişen mağara, birçok damlataş sütunları ile birbirine geçen çok sayıda odacığa ayrıldığından girintili-çıkıntılı bir yapıya sahiptir. 
2003 yılında turizme açılan Keloğlan Mağarası Bucakiçi Mevkiindeki Köyyeri denilen muhitin hemen batısında yükselen Karadağ’ın Keloğlanlar Yakası adı verilen yamacında bulunmaktadır. Mağaranın bulunduğu yamaç, Güneydoğu'ya bakar. Kireçli ana kayalardan oluşan Batı Akdeniz Toroslar'ı üzerinde bulunan Dodurgalar kasabası ve yakın çevresi, doğal olarak mağaralar bakımından oldukça zengindir.
Jeomorfoloji bilimi, mağara sistemini anlamamıza önemli katkılar sunar. 895 m rakımlı Acıpayam Polyesi düzeyinden yaklaşık 200 metre yukarıda 1110 rakımda bulunan Keloğlan Mağarası, Pliyosen yüzeyinin hemen altında kuzey-güney doğrultusunda gelişmiştir. Mağara turizme açılmadan önce dar bir ağzı olan ve tek bir salondan meydana gelen mağaranın toplam uzunluğu 145 metredir. 
Hemen hemen yatay gelişen mağaranın, girişe göre en derin yeri -5 metre en yüksek yeri +5,5 metredir. Buna karşılık son noktası +0,3 metre yukarıdadır. Tavan yüksekliğinin ortalama 1-9 metreler arasında olan mağara, 15 metrelik bir kalınlık içinde gelişmiştir. 
Mağara içindeki hava, nemli ve sıcaktır. Karstik yapıdaki ana kaya ve topraklardan, içinde kireç bulunan su damlacıklarının uzun yıllar boyunca oluşturduğu sarkıt ve dikitlerin bulunduğu mağara ortamları astım ve bronşit gibi hastalıkların tedavisinde de kullanılmıştır.
Mağaranın bol çatlaklı yapısı karstlaşmaya son derece uygundur. Jura-kratase ve kireç taşları içinde gelişen mağara, birçok damlataş sütunları ile birbirine geçen çok sayıda odacığa ayrıldığından girintili çıkıntılı bir yapıya sahiptir. 
İçerisinde çatlaklar boyunca gelişmiş damlataşlar olan sarkıt, dikit, sütun duvar ve örtü damla taşları yoğun olarak bulunmaktadır. Damlataş sütunları ile küçük odacıklara bölünmüş, tek bir salondan meydana gelen ve dar bir girişi olan mağara; nemli ve ılık bir havaya sahiptir. 1998 yılında yapılan tespitlerde, dış ortam sıcaklığı 32 santigrat derece ve mutlak nemin % 65 olduğu görülmüştür.
Çok sayıdaki damlataş, mağarayı adeta damlataş ormanına dönüştürmüştür. Mağaranın damlataş estetiği ve doğal çevresinin güzelliği cazibesini artırmaktadır. Ziyarete açılmadan önce, yöre halkı ve özellikle çobanlar, doğasına zarar vermeden bu mağarayı kullanmıştır. Günümüze kadar hiç bir zarar ve tahrip edilmeden gelmiştir.
İçerisi çatlaklar boyunca gelişmiş damlataşlar olan sarkıt, dikit, sütun, duvar ve örtü damlataşları ile kaplı Keloğlan Mağarası, yatay olarak gelişmiş hidrolojik olarak geçit konumlu bir mağaradır.
Keloğlan Mağarası’nın turizme açılmayan bölümünde önemli yarasa popülasyonu bulunuyor. Mağara’nın turizme açılma çalışmaları sırasında toplanan taban malzemesi elenerek içindeki kemik ve diş kalıntıları ayıklanmış ve bu malzemeler üzerinde yapılan ilk değerlendirmelere göre mağarada daha önce çift toynaklılardan ceylan, keçi, koyun, bizon, domuz, tek toynaklılardan at, eşek, zebra ve etçillerden kırmızı tilki, gri kurt gibi canlıların yaşadığı tespit edilmiştir.
Günümüzde vadoz zonda bulunan mağara bütünüyle fosilleşmiştir. Bu nedenle yakın geçmişte yer yer çökmeler olmuştur. Ancak yoğun damlataş oluşumları, özellikle kalın sütunlar bu tehlikeyi ortadan kaldırmıştır. Yağışlı dönemlerde tavandan sızan sular, yeni damlataşları oluşturdukları gibi, eskileri de canlı tutmaktadırlar.
Yeni keşfedilen ve kasabaya iki km mesafede, Muza mahallesi yolu üzerinde bulunan ve el değmemiş ikinci Aslanlı İni de; ulaşım, mağara içi ve çevresi alt yapı hizmetleri sağlanarak turizme kazandırılmayı beklemektedir. Yeni mağaranın bitişiğinde yer alan eski Aslanlı İni de, 1989 yılında İzmir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 3. derece sit alanı olarak ilan edilmiştir.
Keloğlan Mağarasındaki dikit iç rengi beyaz-kirli beyaz, açık-koyu kahve renklidir. Laminalar yaklaşık 0,5-1 mm aralığında düzenlidir. Dikitin orta bölümünde gözenekli yapı ve dikitin gelişim ekseni boyunca bazı oluşum kesikliği gözlenir. 
Zaman boşluklarının bulunduğu bölümlerde örnek oluşumu için gerekli olan damlama suyunun kesilmesi ile ilişkili olarak laminaların oluşumu durmuş ve zaman boşlukları meydana gelmiştir. Zaman boşlukları laminalar arası belirgin renk farklılığı ile ayırt edilebilmektedir. Gelişim ekseninde herhangi bir sapma gözlenmemiştir. Yani dikit gelişimi sırasında mağara tabanında herhangi bir oynama söz konusu değildir.
Keloğlan Mağarasında farklı dikitlerde iç yüzeyi koyu-açık kahverengi, beyaz-kirli beyaz, açık gri tonları arasında değişmektedir. Koyu renkli laminalar toprak zonundaki organik aktivite yoğunluğunun bir göstergesi olup, göreceli olarak daha ılıman, yağışlı iklimleri ve daha zengin bitki örtüsünü temsil etmektedir. Açık renkli laminalar ise daha kurak ve bitki örtüsü bakımından fakir dönemleri temsil etmektedir. 
Mağaraya girildiğinde büyük bir galeri ile karşılaşılır. Galeri boyunca mağarada binlerce yıl boyunca oluşan sarkıtlardan, makarna biçimli ince sarkıtlar ve dantel sarkıtlara kadar çeşitli örnekler mevcuttur. Tavandan damlayan suların oluşturduğu sarkıt ve dikitlerin birleşerek oluşturdukları sütunlar ile traverten oluşumlar, mağaraya ayrıca gizemli bir atmosfer kazandırır. 
Jeolojik olarak, tavandaki geniş çatlaklardan kaynaklanan büyük sarkıtların dikitlerle ve birbirleri ile birleşmesi sonucu, mağaranın içinde doğal duvarlarla ayrılmış odalara benzer bölmeler oluşmuştur. Denizli turizmine ayrı bir güzellik katan Keloğlan Mağarası, içindeki bol miktardaki  sarkıtları ve dikitleri ile ziyaretçileri adeta büyülüyor. Kendine has sarkıt-dikit şekilleri ile ziyaretine gelen misafirleri büyüleyen mağaranın halk arasında ilginç hikayeleri de bulunuyor.
Toplam uzunluğu 145 m olan Mağara, yatay olarak gelişmiş geçit konumlu fosil bir mağaradır. Mağaranın içindeki bol miktardaki sarkıt, dikit, sütün, makarna sarkıtı ve örtü damlataşları bu mağarayı adeta damlataş ormanına döndürüyor. 
Efsaneye göre; “Köyde çobanlık yapan genç, bir kıza aşık olur. Ancak kel olduğu gerekçesiyle sevdiği kızla evlenmesine izin verilmeyince kendini dağlara vurur. Dolaşırken yorgun düşer ve gördüğü mağaraya girer. Burada günlerce uyuyan genç, uyandığına saçlarının çıktığını görür. Köyüne döndüğünde, aşık olduğu kız onu görür ve evlenirler. O günden sonra da mağaraya Keloğlan adı verilir.”
Bir başka efsaneye göre ise; “astım hastası olan çoban, koyun otlatırken tipiye yakalanır ve korunmak için mağaraya girer. Mağaranın nem ve ısısından etkilenen çoban günler süren uykuya dalar. Uyandığında rahatsızlığının geçtiğini fark eder.”
Günümüzde mağara bütünüyle fosilleşmiştir. Bu nedenle yakın geçmişte yer yer çökmeler oluşmuştur. Ancak yoğun damlataş ve akmataş oluşumları, özellikle kalın sütunlar bu tehlikeyi ortadan kaldırmışlardır. Yağışlı dönemlerde tavandan sızan sular, yeni damlataşları oluşturdukları gibi, eskileri de canlı tutmaktadırlar. 
Keloğlan mağarasının oluşumunda suyun kimyası önemli rol oynar.
Keloğlan Mağarasında damlama suyunda major katyon analizlerinde, Kalsiyum değeri ortalama 175.64 mg/l dir. Keloğlan Mağarası’ndan alınan suların Özgül Soğurma Oranı ise çok az mg/litre arasında değişmektedir.
Denizli İli’nin Acıpayam İlçesi Dodurgalar Kasabası sınırları içerinde kalan Keloğlan Mağarası Jura-Kretase kireçtaşları içinde gelişmiştir ve mağara birçok damlataş sütunları ile birbirine geçen çok sayıda odacığa ayrıldığından girintili-çıkıntılı bir yapıya sahiptir. 
İçerisi çatlaklar boyunca gelişmiş damlataşlar olan sarkıt, dikit, sütun, duvar ve örtü damlataşları ile kaplı Keloğlan Mağarası, yatay olarak gelişmiş hidrolojik olarak geçit konumlu bir mağaradır. Günümüzde vadoz zonda bulunan mağara bütünüyle fosilleşmiştir. Bu nedenle yakın geçmişte yer yer çökmeler olmuştur. 
Yağışlı dönemlerde damlama gözlenmesine karşın, kurak dönemlerde damlama yok denecek kadar azdır. Keloğlan Mağarası’nın yıllık ortalama sıcaklığı 12-18 0C’dir ve bağıl nem oranı %93-%97 arasında değişmektedir. 
Keloğlan Mağarasında dikitler üzerinde yapılan radyometrik yaşlandırma analizleri sonucunda, 65.275 ile 228.895 yıl önce çökeldiği sonucuna varılmıştır. Bir bölümünde ise 130.000 yılları arasında oluşum kesintisine uğramıştır. Yine bazı dönemlerde de zenginleşme 220 ile 240 bin yıl aralığında Güneybatı Anadolu’da ılıman/yağışlı bir dönemin hüküm sürdüğü anlaşılmıştır. 
İzotop oranlarında en belirgin düşüş Halosen dönemi başı ve sonu dönemlerinde gözlenmiştir. Bu düşüş Batı Avrupa’da yapılan çalışmalara göre daha ani olarak ölçülmüştür. Ayrıca Doğu Akdeniz bölgesinde yapılan dikit çalışmalarıyla da örtüşen izotop sonuçları bölgenin en kurak dönemini temsil etmektedir. 
Keloğlan Mağarasından alınan bazı dikit örneğinde yakalanan ılıman ve yağışlı aralık, Batı Avrupa, Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Asya örnekleri ile örtüşmektedir. Bu nedenle Güneybatı Anadolu ve Doğu Akdeniz de Halosen 6.5 dönemi boyunca Atlantik Okyanusu kökenli yağışların hakim olduğu söylenebilir. 
Ayrıca Kuzey Atlantik kaynaklı bu ılıman dönemin Türkiye’nin Karadeniz sahilinde belirgin olarak gözlenmemesi Türkiye’nin iklimini belirleyen esas nemin Akdeniz bölgesinden geldiğini göstermektedir. Keloğlan Mağarasından alınan dikit örneğinde 150.000 yıl önce gözlenen 180 değerlerindeki artış Soreq Mağarası analizleriyle eşleşmektedir, ayrıca Kuzey Yunanistanda 150 bin yıl önce arboreal polenlerinde artış gözlemlemiştir. Bu da bölgenin tekrar ılıman ve yağışlı bir döneme girdiğini göstermektedir.
Mağarada herhangi bir gaz yada rüzgar hareketi görülmemiştir.
Mağaranın bulunduğu yamaçtan, Yaka Bucağı köy ve kasabaları ile Eşeler Dağı silsilesinin en güzel manzara seyri, mağaranın yanındaki dinlenme yeri olan Seyirlik mekanında mümkündür. 
Kireçli ana kayalardan oluşan Batı Akdeniz Torosları üzerinde bulunan Dodurgalar kasabası ve yakın çevresi, doğal olarak in ve mağaralar bakımından oldukça zengindir. Eşeler Dağının ovaya doğru uzanan alçak yükseltilerinden olan Antalya yolu boyunca uzanan Karadağ’ın Bucak içi mevkii, yörede Keloğlanlar Yakası olarak bilinen yamacın üst kısmındadır. 
Mağara, Dodurgalar Belediyesi sorumluluğunda işletilmektedir. Mağaranın geniş girişinden itibaren, 5–6 m yüksekliğindeki mağara içi uzanan gezinti yolu 145 m kadar devam eder. Mağara içindeki hava, nemli ve sıcaktır. 
Görülmeye değer çok zengin sarkıt ve dikitlerin yer aldığı mağarada, çok sayıda doğal odacık ve bölümde muhteşem rahatlıkta yoga ve meditasyon yapılabilir, beden ve ruh terapisi ile daha dingin olunabilir. 
Karstik yapıdaki anakaya ve topraklardan, içinde kireç bulunan su damlacıklarının uzun yıllar boyunca oluşturduğu sarkıt ve dikitlerin bulunduğu mağara ortamında sessizce durun ve sadece bakın renklerin harmonisinde doğanın gücüne inanın. Evrenin yaratımı doğal güzellikleri keşfederek, doğa nimetlerine teşekkür etmeyi unutmayın. 
Jeoloji bilim dalının insanlığa sunduğu sayısız olanaklar ile yer küreyi tanıma olanağı sağlarken; mağara sistemlerini de öğrenmemize ortam hazırlıyor. Keloğlan Mağarası Türkiye’nin Güney Batı Toroslarda yer alır. Mağara çevresinde Batı Toros napları ve birbirinden farklı yapısal özellikler gösteren allokton birimler gözlenir. Bu birimler başlıca ofiyolit, ofiyolitik melanj, Mesozoyik yaşlı değişik kireçtaşı ve dolomitik kireçtaşlarıdır. 
Keloğlan Mağarası çevresinde yer alan dolomitik kireçtaşı ve kireçtaşları kırıklı-çatlaklı olmaları nedeniyle mağara oluşumu ve gelişimine oldukça uygundur. Mesozoyik yaşlı allokton birimler, Pliyosen ve Kuvaterner’e ait göl tortulları ve yamaç molozları tarafından üzerlenir.
Bölgedeki normal faylara paralel olarak izlenen KD-GB doğrultulu dağılım gösteren tansiyon çatlakları ve mağara içinde de gözlenen bu çatlak sistemleri mağara içi oluşumların yönlenmesinde ana rol oynamaktadır. Bölge, KB-GD yönlü bir çekme tektoniğinin etkisi altındadır. 

--------------------------------------------- 
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak Sökmen
Çekim Tarihi : 25.07.2021
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 09.08.2021
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93 
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/MehmetSokmenAntalya

Bu haber 41 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Yazılıkaya-Midas Anıtı Ören Yeri Frig Vadisi - Eskişehir

Yazılıkaya-Midas Anıtı Ören Yeri Frig Vadisi - Eskişehir Yazılıkaya Vadisinin güney ucunda, Eskişehir'in Han İlçesi'ne bağlı Yazılıkaya Köyü'nün hemen batısında...

Yedigöller Milli Parkında Sonbahar Bolu

Yedigöller Milli Parkında Sonbahar Bolu Yedigöller Milli Parkında Sonbahar Mevsimi Doğa Ananın sanatıdır, diğerleri sadece mevsimdir. Yedigöller’de, usta r...

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |