http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Çat Vadisi 1. Çarşak Purnak Deresi, Çat Vadi Doğası Köprüler - Çamlıhemşin Rize - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
html5 video by ThunderSoft
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Çat Vadisi 1. Çarşak Purnak Deresi,  Çat Vadi Doğası Köprüler - Çamlıhemşin Rize

Çat Vadisi 1. Çarşak Purnak Deresi, Çat Vadi Doğası Köprüler - Çamlıhemşin Rize

Tarih 01 Haziran 2021, 16:45 Editör Mehmet SÖKMEN


Asıl korunması gereken sahadaki su kaynakları, insanlığın varoluşundan bu yana yaşamın devamlılığı açısından en önemli doğal kaynaklarımızdan biri olmuş ve tarih boyunca medeniyetlerin yaşam tarzları, yerleşim yerleri, geçinme şekilleri gibi birçok unsur üzerinde belirleyici etki oluşturmuştur.

ISBN 978-605-88104-0-2
Çat Vadisi 1. Çarşak Purnak Deresi,  Çat Vadi Doğası Köprüler - Çamlıhemşin Rize
Asıl korunması gereken sahadaki su kaynakları, insanlığın varoluşundan bu yana yaşamın devamlılığı açısından en önemli doğal kaynaklarımızdan biri olmuş ve tarih boyunca medeniyetlerin yaşam tarzları, yerleşim yerleri, geçinme şekilleri gibi birçok unsur üzerinde belirleyici etki oluşturmuştur.  
Türkiye Rize sahasında Doğa Krallığının milyonlarca yıl süren değişim sürecinde şekillenen topografik yapı ve kendine has iklimi dünyada benzersizdir. Saha alanı outdoor aktiviteleri cenneti konumundadır.
Eskiden üzeri kalın bir buz tabakasıyla örtülü olan bu coğrafya, küresel ısınmayla birlikte hızla değişerek derin vadilerin ve yalçın zirvelerin oluşmasına olanak sağlamış. Kısa bir zaman diliminde yemyeşil orman denizinden başlayıp mavi-beyaz çağıldayan derelerin eşliğinde buzul göllerini selamlayarak yarattığı karlı doruklara yolculuğa çıkın. 
İnsanlığın gelişme amacı ile göstermiş olduğu etkinliklerin bir sonucu olarak bilimsel, endüstriyel ve teknolojik anlamda yakaladığı sıçrayış, beraberinde bazı olumsuz sonuçları da getirmiştir. Hızlı nüfus artışı ile birlikte suya olan talebin artması, zirai ve endüstriyel alanlarda suyun bilinçsiz tüketimi ve kirletilmesi gibi sebepler olumsuz durumlara zemin hazırlayan en önemli sorunların başında gelmektedir. 
Bu anlamda, coğrafi koşulların zenginliği Rize’yi farklı ve ayrıcalıklı hale getirmiştir. Dağlar, vadiler, akarsular, buzul gölleri, ormanlar ve alpin çayırlıkların hakim olduğu bu mucizevi doğa parçası nice destansı güzellikte sürpriz görüntüler sunuyor konuklarına. Şehrin güneyinde doğu-batı ekseninde uzanan dağlar, Karadeniz ile İç Anadolu’yu birbirinden ayırırken göz alıcı renklerin paletiyle suların türküsünü çağırır durur.
İçilebilir su miktarının günden güne azalması bu olumsuz etkilerin en bariz örneğidir. İnsanoğlunun yerleşik hayata geçmesi ile başlayan bu süreç ekosistemlere geri dönüşü mümkün olmayan zararlar verebilmektedir. 
İnsan kaynaklı kirliliğin ekosistem tarafından sınırsız bir sindirme gücüne sahip olduğu yanılgısı dünya üzerindeki yaşam koşullarını zorlaştırmakla kalmayıp hayat standartlarını da düşürmekten öteye gitmemektedir. 
Bu sahada heybetli dağların eteklerinde, çoğunluğu kuzey-güney doğrultusunda uzanan derin vadiler yer alır. Çağlayan, Arılı, Işıklı, Tunca, Fırtına, Hemşin, Melyat, Senoz, Güneysu, Salarha ve İkizdere ana vadileri, içlerine güneye doğru ilerledikçe yan kollara ayrılırken çok kuvvetli debi ile akan coşkun çağlayanlar ile suyun özgür sesinin yankısı kulakların pasını siliyor. 
Yamaçları ormanlarla kaplı bu ıslak koridorlarda irili ufaklı sayısız dere kavuşur. Derelerin oluşturduğu ana akarsuları Sümer, Çağlayan, Arılı, Gare, Tunca, Fırtına, Modaçar olarak bilinen Melmenat, Hemşin, Melyat, Aşıklar, Şairler, Senoz ve Salarha olarak bilinen Askoroz, Güneysu, İslahiye, Çiftekavak, Erikliman ve İyidere ya da İkizdere olarak sıralayabiliriz. 
Su, çağımızın en önemli ihtiyaçlarından bazıları olan elektrik enerjisi üretimi ve endüstriyel atıkların deşarjı gibi önemli işlevlerin yerine getirilmesinde hayati önem taşımaktadır. Fakat hiçbir su kütlesinin bu kullanım alanlarından belirli bir kalite bozulması olmadan çıkması mümkün değildir. Ancak, son yıllarda; sorunları anlama, tanımlama, önlem alma ve çözüm bulma yolundaki çalışmalar büyük önem ve hız kazanmıştır. Dünya ile birlikte bu sorunlar ülkemizde de baş göstermekte ve kirlenme hızla ilerlemektedir. 
Bölgenin en uzun akarsuları İyidere ve Fırtına Deresi’dir. Abu, Abu Viçe ve Alacagöl dereleri Çağlayan’ı, Yeşil ve Zuğu dereleri Arılı’yı, Hala ve Büyükdere Fırtına’yı, Uzundere ve Çataldere Kara, Cimil, Yediçukur, Kabahor, Meles ve Çakador dereleri ise İyidere’yi diğer adıyla İkizdere’yi meydana getiren başlıca kaynaklardır.
Vadilerin su kaynakları sahası flora açısından da zengin bir potansiyele sahiptir. Yüksek dağlar ve yeşil vadilerin etrafını gür ve sık orman formasyonu kuşatır. 750 metreye kadar kızılağaç, kayın, kestane, ıhlamur, gürgen, karaağaç, yabani karayemiş, yabani kiraz, defne, çınar, tesbih ağacı, meşe, dişbudak ve şimşir kaplar. 
800- 1400 metre arasındaki zonda çam, ladin, sakallı kızılağaç, kayın, kestane ve gürgen; 1500 metre rakımdan sonra doğu ladini ve karaçam; orman sınırının bittiği 2000 metre üzerinde ise alpin çayırlıklar görülür. Bu zengin ekosistem; endemik bitkilere, altı farklı rengiyle göz kamaştıran ormangüllerine ve dünyanın en büyük şimşir ormanlarından birine ev sahipliği yapar.
Rize’nin bir bölümü 1994 yılında Kaçkar Dağları Milli Parkı ilan edilmiştir. Bölgenin milli park statüsü kazanmasının en önemli nedeni Kaçkar Dağları’nda bulunan buzullar ile Fırtına Deresi ve Çat Deresi vadilerinin zengin flora çeşitliliğidir.
Fırtına vadisinin sol kolu üzerinde yer almakta olup 1500-2300 m yüksekliklerdeki subalpin-alpin çalı ve çayırlık alanları kapsamaktadır Subalpin kuşakta çalı ve ot vejetasyonu hakim olup floristik zenginlik oldukça yüksektir. Buna karşın alpin kuşak döküntü alanlarından oluştuğu için floristik bakımdan göreceli fakirdir.
Özellikle erken ilkbahar ve sonbahar yağmurlarının bol olduğu dönemlerde ortaya çıkan geofitler ve efemerlerin bitki örtüsünde geçici bir role sahip olan iştirakçı türleri olduğunu söylemek mümkündür. Bölgede subalpin çayır vejetasyonunu hâkim olup, fanerofitlerin ve kriptofitlerin çok olması ise orman vejetasyonundan subalpin çayırlıklara geçiş zonunun olduğunu gösteriyor.
Bölgenin bitki örtüsünü çoğunlukla subalpin çayırlıklar oluştururken, Galerdüzü mevkiinde saf orman zonları bulunmaktadır. Bu orman birliklerinde Doğu Karadeniz Göknarı, Huş Ağacı, Ayı Üzümü, Doğu Kayını, Mor çİçekli Orman gülleri, Zifin, Ezentere, Koca Pire Otu türlerinin iştirakı ile karışık orman birliklerine de rastlanılır.
Sahada Yüksekliğin artması ile orman birlikleri yerini subalpin çayırlıklarına bırakır. Dere içi habitatlarda yüksek boylu otsu bitkiler bazen karışık, bazen de saf birlikler oluşturlar.
Bu birliklerin dominant türleri olan Beyaz Çöpleme, Dağ Labadası, Büyük Çiçekli Dağçayı, Aslanpençesi, Eşekkulağı, Öğrekotu, Uyuzotu, Isırgan otu sahada doğal olarak bolca yetişir. Saha alanında subalpin çayırlık bitki birlikleri içerisinde bölge için nadir olan Şakayık ve Ortanca Çiçeği alan sınırları içerisinde sadece bu bölgededir. 
Göller, nehirler gibi tatlı su kaynakları yönünden Türkiye çok zengin gibi görülmektedir. Fakat kaynakların daha verimli kullanılmasına yönelik çalışmalar yapılmadığı takdirde veriler yakın gelecekte su sorunu yaşayan bir ülke konumuna gelebilecektir. 
Sanayileşmenin büyümesi, tarımda gübre ve ilaç kullanımının yaygınlaşması ve çevre bilincinin yeterince yerleşememesi gibi nedenlerle mevcut yüzey ve yeraltı sularının bazılarında aşırı kirlenmeler saptanmıştır. 
Öyle ki bazı havzaların yüzey sularında 4. dereceden kirlenmiş sular bulunmaktadır. Tüm Dünyada olduğu gibi kirlilik, Türkiye’nin doğal kaynaklarını baltalamaktadır. Sınırlı olan bu kaynakların verimli ve etkin bir şekilde kullanılması, gerekli durumlarda yeniden yapılandırılması için konu ile ilgili analizlerin yapılması gerekmektedir. 
Doğu karadeniz bölümünde su potansiyeli her zaman korunmalıdır. Türkiye’de en fazla yağış alan bölge olan Doğu Karadeniz Havzası’nın ortalama yağış yüksekliği 1200 ile 1300 mm arasındadır. Doğu Karadeniz Havzası kendi içinde 17 tali havzaya ayrılır. Toplam alanı 24.077 km2 olan havza, yılda ortalama 15 km3 yüzeysel su potansiyeli ile Türkiye potansiyelinin % 7,9’unu sağlamaktadır.
Topoğrafik faktörlerin etkisiyle Trabzon’un doğusundan itibaren yağışlar artmakta, doğuda Rize, Arhavi ve Hopa’da yağışlar en yüksek seviyeye erişir. Bölgenin yağış dağılımında hakim rüzgar yönü ile yamaçların konumu ve yükseltisi bağlamında akarsular dar ve derin vadilerde akarlar, dolayısıyla yatak eğimleri ve akış hızları fazla ve
akarsuların rejimleri düzensizdir. 
Sahanın dahil olduğu Doğu Karadeniz Bölümü, Türkiye’nin en fazla yağış alan bölgesi olmasına rağmen, topografyasının aşırı derecede eğimli ve jeolojik yapısının genelde volkanik kayaç niteliğinde ve geçirimsiz- az geçirimli olmasına bağlı olarak kaynak ve yeraltı suyu potansiyeli açısından ülkenin en fakir bölgeleri arasında yer alır. 
Sahanın dahil olduğu Doğu Karadeniz Bölümü’nün kuzey bölümünde, kuzeyden güneye doğru derin vadilerle kesilmiş ve aşırı eğimli bir topografyanın bulunması, akarsuların mevsimlik su debi değişiminin yüksek olmasına neden olmaktadır.
Sahanın dahil olduğu Doğu Karadeniz’in güney kesiminin topoğrafik ve jeolojik yapı özellikleri kuzey bölgesinden farklı olduğundan, burası daha az yağış almasına rağmen kaynak ve yeraltı suyu bakımından daha zengindir.
Doğu Karadeniz kıyı şeridi boyunca Hopa'dan başlayarak Samsun il sınırına kadar uzanan alanda yer altı suyu bakımından önem taşıyan birimler akarsu alüvyonlarıdır. Bu bölgede her mevsim su taşıyan ancak debileri yıl içersinde değişiklik gösteren yaklaşık 100 civarında akarsu mevcuttur. 
Akarsuların taşıdığı alüvyon malzemeler yatak eğimlerinin düştüğü denize yakın kısımlarda vadi içerisinde depolanmıştır. Bu alüvyon malzemelerin kalınlıkları ve yayılımları da farklılık gösterir. Yayılımları ve kalınlıkları fazla olan alüvyonlar yer altı suyu rezervi bakımından önem taşırken bir kısmı çok dar şeritler şeklinde yüzeylendiği ve kalınlıkları 1-3 m. gibi az olduğu için ekonomik miktarda yer altı suyu içermezler. 
Doğu Karadeniz Havzasında yer alan ve yer altı suyu alüvyonların genişlikleri ve kalınlıkları kuzeyde deniz kıyısında en yüksek değerde iken güneye doğru gidildikçe azalmaktadır. Uzunlukları 1 km ile 16,5 km arasında değişen alüvyonların genişlikleri 50- 1500 m, kalınlıkları 10 - 60 m arasındadır. 

--------------------------------------------- 
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 29.07.2020 
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 06.10.2020
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93 
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/MehmetSokmenAntalya

Bu haber 77 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Katmanlı Merdiven Şelalesi Ve Devkazanı Serik

Katmanlı Merdiven Şelalesi Ve Devkazanı Serik Elbette sizlerde çok sayıda şelale ve dev kazanı görmüşsünüzdür. Ancak Katmanlı Merdiven Şelalesi Dev Kazanı dünyad...

Kumun Sanata Dönüştüğü Yer Antalya Sandland

Kumun Sanata Dönüştüğü Yer Antalya Sandland Kumun Sanata Dönüştüğü Yer Antalya Sandland

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |