http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Ortaçağ Avrupa’sında Kilisenin Kedi Katliamını Özendirmesi Ve Doğanın Veba İle İntikamı - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
html5 video by ThunderSoft
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Ortaçağ Avrupa’sında Kilisenin Kedi Katliamını Özendirmesi Ve Doğanın Veba İle İntikamı

Ortaçağ Avrupa’sında Kilisenin Kedi Katliamını Özendirmesi Ve Doğanın Veba İle İntikamı

Tarih 04 Nisan 2021, 10:08 Editör Mehmet SÖKMEN

Bu filmimizde bazı tekrarlı bölümler konunun iyi anlaşılması için örneklemeler içerir. 1232'de, Papa 9. Gregory, kedilerin şeytani varlıklar olduğu konusunda bir fetva vermiştir. O zamanlarda kediler ve sahipleri öldürülmeye başlanmıştır. Ancak hesaba katılmayan bir şey vardır. Fareler!

ISBN 978-605-88104-0-2
Ortaçağ Avrupa’sında Kilisenin Kedi Katliamını Özendirmesi Ve Doğanın Veba İle İntikamı 
Bu filmimizde bazı tekrarlı bölümler konunun iyi anlaşılması için örneklemeler içerir. 1232'de, Papa 9. Gregory, kedilerin şeytani varlıklar olduğu konusunda bir fetva vermiştir. O zamanlarda kediler ve sahipleri öldürülmeye başlanmıştır. Ancak hesaba katılmayan bir şey vardır. Fareler!
Avrupa'da Kara Veba adı verilen salgın gerçekleşmişti. 1347-1352 yılları arası Avrupa nüfusunun %35 ile %58 arası bu salgın sonucu yok olmuştu. Bu yıllarda verilen 50 milyona yakın kurbanla beraber verilen maddi ve manevi zararlarla veba mikrobu ancak 3 asır sonra tamamen yok edilebilmişti. 
Fare bitinden gecen bu salgında hiç bir suçu olmamasına rağmen kedilerde aynı kadınlar gibi şeytanın işbirlikçileri olduklarına inanılmasından dolayı onlarda vebaya neden olan şeytanımsı varlıklar olarak kilise tarafından suçlu bulunmuşlardı. 
Kilisenin Kedi düşmanlığı, 75 ile 200 milyon arası insanın ölümüne neden olması Vatikan’ın kirli fetvaları yüzündendir. Farelerin doğal düşmanları olan kedi ırkının neredeyse yok olma noktasına gelmesi sonucu artan fare popülasyonu veba salgınının yayılarak etkisinin asırlarca sürmesine neden olmuş ve bugün hala var olan, kedilerle ilgili saçma sapan batıl inançları ortaya atıp, kedilerin ve insanların hayatını karartmıştı.
Bu dönemde çıkarılan Vox in Rama adındaki kilise belgesi, siyah kedilerin satanik bir simge haline gelmesinin ilk ortaya çıkış sebebiydi
Yobaz Papa, kedilerin şeytan olduğunu ilan etmişti. Zaten Avrupa’da o dönem bir şeylere şeytan damgası yapıştırmak, her şeyi şeytan görmek çok popülerdi
Ve bölgedeki bütün kedilerin, onlarla iş birliği yapan cadılarla yani sahipleriyle beraber yakılması için ferman verdi. Bunun üzerine sayısız kedi katledildi. Artık sadece birkaç sayılı aristokratın kedisi hayatta kalmıştı. Ama bu korkunç şeytan temizleme ayininden sonra, ölen masum hayvanların ve doğanın adaletinin vereceği ders çok büyük olacaktı!
Çok geçmedi! İntikam, Kırım’dan İtalya’ya gelen bir geminin ambarında geldi. Geminin ambarından limana inen birkaç fare, veba mikroplarıyla birlikte Avrupa sokaklarında fink atmaya başladı. Mikroplarını insanlara bulaştıracak olan bu fareleri, ortadan yok edebilecek hiçbir kedi yoktu. Avrupa nüfusunun neredeyse üçte biri sayılan 75 milyon insanın vebadan telef olmasının arkasındaki sebep tamamen cehaletin ve doğurduğu nefretin sonucuydu.
Avrupa’yı silip süpüren veba, kedilerin önemini çok artırmış, Kıta boyunca hızla yayılması sağlanmıştı. Kemirgenleri avlayan kediler o zaman çok ünlenmişti. Romalılar sayesinde kediler İngiltere’ye ulaştırıldı ve sonraki yıllarda kedilere çok iyi davranıldı. 
M.S. 945 yılında Galyalı bir kralın hükümlerinde kedilerin sunulması ile ilgili şunları yazıyordu: “Bir kedinin ederi 4 pence’tir” Özellikleri, görmesi, işitmesi, fare öldürmesi, pençelerinin eksiksiz olması, yavrularına bakması ve onları yememesidir. 
Bu özelliklerin herhangi birinde kusur olursa fiyatının üçte birisinin iade edilmesi gerekir.” Ayrıca kedi öldürmenin cezası vardı. Tabii eski Mısır’daki kadar sert olmasa da diğer cezalara göre oldukça sert sayılırdı.
Ortaçağ Avrupa’sında Kilisenin kedi katliamını özendirmesi ve Doğa Ananın Veba Teknolojisi ile derin intikamı sonucu yetmiş milyondan fazla insanın ölümü hızlı olmuştu! 
DNA'ları incelenen modern evcil kediler ve antik dönemden kedi kalıntıları kedilerin kökenine dair daha önce bilinmeyen gerçekleri ortaya çıkarmıştır. Günümüzdeki kediler iki esas genetik soydan gelmiştir. Felis silvestris lybica türü vahşi kediler günümüzdeki kedilerin atasıdır. Bu kediler 10.000 yıl önce Anadolu'dan dünyaya yayılmıştır.
Kediler kedi olalı insanlığa ve doğanın döngüsüne sabitleyici görevi yaparken Hıristiyan Dininin cehaletinin ve barbarlığının kirli kurbanı olmaktan kurtulamamışlar. Vatikan'ın kirli kanlı tarihi kedi dünyası için tam bir kara tarihtir. M.S. 5. yüzyıldan başlayan ve Fransız devrimine kadar süren ortaçağda papalık ve dönem papaları kedilere hiç iyi gözle bakmamışlardı. 
Papalar, kedilerin şeytanımsı uğursuzluk getiren varlıklar olduğunu söylemişlerdi. Eski Mısırlıların kedilere doğaüstü güçler, eski Avrupa paganlarının ise asalet ve güzellik imgeleri vermeleri Katolikliğe karşı yapılmış sapkın anlayış olduğuna inanılmasından dolayı doğa dostu sevimli kedilerin tamamen yok edilmesi amaçlanmış, yok edilme emri verilmişti.
Geçmişte çiftçilerin yanında zaman geçiren kediler, köylerde ufak kemirgenleri yiyorlardı. İnsanlarla ilişkileri iyiydi. Kedilerin geldiği ikinci kol Mısır olduğu söylense bile, yine Anadolu’dan o sahaya yayılmıştır. Antik Mısır'da kedi nüfusunun yaygınlaştığını vurgulayan bilim insanları, MÖ 800'de bulunan kalıntıları inceleyerek bu kedilerin Akdeniz'de hızla yaygınlaştığını ve bazı bölgelerde Türk kedileri geride bıraktığını söylemişlerdir.
Kilisenin barbar ve safsata inanç tanımlamaları ve yorumlamaları sonucunda bir kısmı, şeytanın kediyi kullandığına, bir kısmı ise siyah kedilerin şeytanın yardımcıları olduklarına inanmışlardı! Hala günümüzde bile siyah kedinin uğursuzluk imgesi olduğuna inanılmasının altında 1233 yılında başlayan Vatikan fetvaları yatar. Bu tarihlerde kilise, eski pagan yerel inanç ve ananevi olguları yok etmek için siyah kedilerin şeytanın hizmetkarları oldukları gibi söylentileri yaymaya başlamıştı.
Katolik ve Ortodoksluktan ayrı mezhepler olan Khatar, Vaudois ve bogomil gibi mezhep inananlarının sapkınlar oldukları suçlamaları sonucunda, soykırımlarla yok edildikleri bir çağda, Vatikan’ın paganizm olarak adlandırılan inanç ve anlayışların gözlerinin yaşına bakacağı düşünülemezdi bile.
Bu çağlarda sapkınlar çemberini iyice genişleten kilise, 12'ci yüzyılda baştan cadılarla mücadele ettiği iddiasından sonra başlatılan cadı avında yüzde doksanı kadınların oluşturduğu yüz binlerce kişi diri diri yakılarak veya işkenceyle yok edilmişti. 
İtalyan filozof Giordano Bruno en iyi örnektir. Katolik inancını eleştirmesinden dolayı sapkın suçlamasıyla Venedik’te yargılanırken, konsüle aynen ünlü cümlesini; “itiraf edin siz benden daha çok korkuyorsunuz” sözünden gerçekten de çok korkan konsil, Bruno'yu meydanda yakılmaya göndermeden önce dilini kestirmişti!
13'cü yüzyılda papaz, piskopos ve metropolitler kedilerin tamamen cadılık ve sapkınlıkla eşdeğer hayvanlar olduklarını söylemeye başladılar.
Bu söylemleri onaylayan 1336-1415 yıllarının papa’sı 7. İnnocent'in kedilerin katledilmesi emriyle o dönem milyonlarca kedi katledildi.
Papa 8 İnnocent ise 1432-1492 yılları arası daha da sertleşerek verdiği fetvanın vahşet boyutunu daha da yükseklere çekmişti. Papa, Hıristiyanlığın kesin emri olarak cadıların kedileriyle birlikte diri diri yakılmasını fetvasında emretmişti.
Bu dönemde insanlar Vatikan önderliğinde kedilere karşı vahşette sınır tanımıyor, horoz ve domuzlarda kediler kadar olmasa da onlarda katliamdan nasiplerini alıyordular. Genellikle kadınlardan oluşan kurbanlar, kedileri geceleri şeytanımsı varlıklara dönüştürerek eski pagan inanç geleneklerini şeytanla beraber kutluyorlar iddiasıyla, yüz binlercesi ya boğularak veya kedileriyle birlikte odun üstünde yakılarak katledilmişti.
Bu dönemde siyah kediye sahip olan her insan diri diri yakılma tehlikesi taşıyordu.
Uzmanlar kedilerin dünyaya Vikingler tarafından yayıldığını söylerken, Baltık Denizi'nde 7. yüzyılda ölen bir kedi incelenmiş, genetiğinin Mısır kökenli kedilerle aynı olduğunu fark ettikleri söylenmiştir. 
Genetik incelemeleri tamamlayan uzmanlar günümüzdeki evcil kedilerin ağırlıklı olarak antik Mısır ve Türkiye'den kedilerin genlerini aldığını açıklamıştır.
Tanrı parmağının değmesinden oluştuğuna inanılan beyaz bir leke siyah kedinin üzerinde varsa, bu beyaz leke hem kediyi hem de sahibini kurtarıyordu. Bu dönem ortaçağ Avrupa’sında şeytanın kediye tahakküm ettiği ve cadılarla işbirliği yapmalarına inanılmasından dolayı kediler, mahkemelerde aynı bir insan gibi yargılanabiliyordu. Bazen de bir insanı suçlama ve idam edilme nedeni de olabiliyordu!
Templiye şövalyelerinin yargılanmaları sırf kedi sevgisi yüzündendi. Templiyeler yargılanırken şeytana saygı gösteriyorlar suçlamalarına kanıt ise kedilere iyi davranarak seviyor olmalarıydı sadece! Asırlarca süren kedi katliamları Fransız devriminden sonra başlayan insancıllar hareketinin yükselişi sonrası devrimcilerin Vatikan sapkınlıklarına karşı tavır almaları sonucu ancak son bulmuş, yasayla yasaklanmıştı.
Kilisenin Papalığın zalim din cahilliği ile kedilerin tamamen yok edilmesi sonucu 14'cü asırda kara veba veya büyük veba salgını Avrupa’yı kasıp kavuruyordu. 1347 -1352 yılları arası Avrupa nüfusunun %30 ile %50 arası bu salgın sonucu yok olmuştu.
Bu yıllarda 50 milyona yakın kurbanla beraber verilen maddi ve manevi zararlarla veba mikrobu ancak 3 asır sonra tamamen yok edilebilmişti. Fare bitinden gecen bu salgında hiç bir suçu olmamasına rağmen kediler de aynı kadınlar gibi şeytanın işbirlikçileri olduklarına inanılmasından dolayı onlar da vebaya neden olan şeytanımsı varlıklar olarak kilise tarafından suçlu bulunmuşlardı.
Oysa Vatikan fetvaları sonucunda farelerin doğal düşmanları olan kedi sayısının neredeyse yok olma noktasına gelmesiyle artan fare popülasyonu veba salgınının yayılarak etkisinin asırlarca sürmesine neden olmuştu. Kediler Vatikan saçmalıklarıyla ve barbar safsatalarıyla katledilmiş olmasalardı, veba salgınına bu kadar kurban da verilmeyecekti.
Londra lordu Vatikan önerisiyle Londra’daki bütün kedilerin katledilme emriyle farkında olmadan salgının daha kolay yayılmasını sağlamıştı. Avrupa’da veba ile ilgili şüphelenmeyen tek hayvanın fare olması ise daha düşündürücüdür! Fare sorusunu nedense hiç sormamışlar!
Oysa Ortadoğu ve Asya da veba mikrobunu farelerin taşıdığı bilinmesinden dolayı kedilere fareleri yok etmeleri için daha iyi bakılıyordu. Doğal düşmanları kedilerin yoğun olduğu ortamlarda farelerin bu yerlerde yaşam alanları bulamamaları sonucu veba çok az hasarlarla atlatılıyordu.
Yobaz ve bağnaz fetvalarıyla milyonlarca insanın vebadan ölmesine neden olan, yüz binlercesini vebanın sorumluları diye köy ve kent meydanlarında diri diri yakan, milyonlarca kedinin katledilme emrini veren, tarihin her sayfasında kanlı, kirli eli olan Vatikan’ın mı yoksa kedilerin mi şeytanın işbirlikçileri diye insan sormadan da edemiyor.
25 Aralık 800 yılında sevgi inançlı Vatikan papa'sı III Leon tarafından imparator ilan edilerek kutsanan Şarlman avrupada katolik inancını zorunlu tek inanç ilan etmiş, karşı koyan pagan ve diğer inançtan olan insanların tamamını çoluk çocuk demeden kılıçtan geçirtmişti.
Avrupa’da rakip gördükleri pagan ve diğer mezhep inananlarını tamamen soykırımla katledilmesi sonucu tek hakim inanç kalan Katolikler, katledecek cadı, kedi bulamadıkları için bu defa vebanın sorumlusu olarak Yahudileri hedef almışlardı.
1348'de Yahudi karşıtlığı Fransa taşrasında baş göstermeye başlamıştı. İlk olarak 13 Nisan’ı 14 Nisan’a bağlayan gece Toulonda, 40 Yahudi katlediliyor, evleri ve dükkanları yağmalanıyordu. Bu başlangıçtan sonra Toulon çevresinde Yahudi katliam haberleri ard arda geliyordu. Forcalquier, Monask'ta katliamlar engellenemiyordu.
Saint Remy de provence'de sinagog ateşe verilmişti. Languedoc, Narbon ve Cassonne kentlerinde Yahudiler toplu olarak katliama tabi tutulmuşlardı. Dauphine'de Katoliklerin eline geçen Yahudilerin tamamı lanetli oldukları için diri diri yakılmıştı.
Katliamları durdurmakta zorlanan Dauphine valisi Humbert 2, kalan Yahudileri tutuklayarak ancak canlarını kurtarabilmişti. Genişleyerek yayılan saldırılarda Buis les baronies, Valence, Le tour de pin, Saint saturin'de katliamlar yapılmış, Pont de beauvois'da Yahudilerin içme sularına veba bulaşıcısını karıştırdılar suçlanmasıyla su kuyularına atılmışlardı.
İspanya'nın Bask eyaleti olan Navarre ve Castille eyaletlerinde de bu tür katliamlar yapılmaya başlanmıştı. 13 Mayıs 1348'de Barselona Yahudi Mahallesi tamamen yağmalanıyor, kaçamayanlar ise katlediliyordu. Fransa kralı Philippe 4, katliamları durdurmak yerine içme suyu kuyularını zehirleyen Yahudilerin öldürülmesi yasasını çıkarması sonucu ilk baştan Orleans'da 6 Yahudi idam edilerek öldürülüyordu.
Ağustos 1348 Savoi kenti Yahudi katliamlarına sahne oluyordu.
Baştan Yahudileri korumak isteyen Chambery kontu daha sonra Katoliklerin Yahudi katliamına ses çıkaramamıştı.
Kasım 1348 bugey, miribel ve franc compt'ta katliamlar baş gösteriyordu. Vebaya neden olduğuna inanılan Yahudi ashkenazler bu defa Almanya da katlediliyor, malları yağmalanıyordu.
İsviçre, Chilon ve Leman gölü bölgesindeki Yahudilerden 15 kişiye işkenceler sonucu, zorla kuyuları zehirleyenler oldukları itiraf ettirilmesi sonucunda, vebanın sorumluları olarak bölge Yahudileri katlediliyordu.
Mayence'de ise bir gecede 6 bin Yahudi katledilmişti. Bu dönemde Avrupa genelinde 300 Yahudi cemaati tamamen yok edilmişti.
Kıyımdan canlarını kurtaranlar aynı akıbete uğramamak için Litvanya ve Polonya ya göç etmek zorunda kalmışlardı. Strasburg'da Yahudi saldırı ve yağmasında yüzlerce Yahudi diri diri kent meydanında vahşice yakılmıştı.
14 şubat 1349 Viyana'da vebanın sorumluları olarak Katolikler tarafından Yahudilerin bir kısmı katlediliyor, bir kısmı ise göçe zorlanıyordu. Bu katliamları yapanlar ise sevgi ve barış dini olduğunu söyleyen Vatikan önderliğindeki Katolik kiliseleriydi.
Kilisenin kedi düşmanlığı sürekli devam etti. 75 milyon insanın ölümüne neden olmuş bağnaz cahil kedi düşmanı Papa 9. Gregory’dir.
14. yüzyılda yobaz ve ahmak bir papa olan 9. Gregory, bugün hala var olan, kedilerle ilgili saçma sapan batıl inançların ortaya çıkmasında büyük pay sahibi bir insandır. Asya ve Avrupa’da yaşayan milyonlarca kedinin ve insanın hayatını birkaç yıl içinde karartan bu adamın, kör inançlarının bedeli canlı yaşama ve insanlığa oldukça ağır olmuş.
Bir yobazın korkuları ve elindeki güç yüzünden milyonlarca masum canın katledilmiş olması, tarihten alınması gereken büyük bir ders olması gerekiyor. İnsanlık tarihindeki en büyük hastalık felaketlerinden biri olan veba salgını, nam-ı diğer Kara Ölüm’ün ortaya çıkış sebebi konusunda, birden fazla teori olmasına rağmen; bunlardan en güçlü olanı, Kedilerin İntikamı en akla yatkın olanıdır.
800 yıl önce 9. Gregory adındaki Papa’nın kedi nefreti Avrupa topraklarında, önü alınamayan ve tahminen 75 ile 200 milyon arası insanın ölümüne neden olan bir veba salgını trajedisinin yaşanmasının baş sebebidir.
Bu dönemde çıkarılan Vox in Rama adındaki kilise belgesi, siyah kedilerin satanik bir simge haline gelmesinin ilk ortaya çıkış sebebiydi.
Yobaz Papa, kedilerin şeytan olduğunu ilan etmişti. Zaten Avrupa’da o dönem bir şeylere şeytan damgası yapıştırmak, her şeyi şeytan görmek çok popülerdi.
 Bölgedeki bütün kedilerin, onlarla iş birliği yapan cadılarla yani sahipleriyle beraber yakılması için ferman verdi. Bunun üzerine on binlerce kedi katledildi. Artık sadece birkaç sayılı aristokratın kedisi hayatta kalmıştı!
Ama bu korkunç şeytan temizleme ayininden sonra, ölen masum hayvanların ve doğanın adaletinin vereceği ders çok büyük olacaktı!
İntikam, Kırım’dan İtalya’ya gelen bir geminin ambarında geldi. Geminin ambarından limana inen birkaç fare, veba mikroplarıyla birlikte Avrupa sokaklarında fink atmaya başladı!
Mikroplarını insanlara bulaştıracak olan bu fareleri, ortadan yok edebilecek hiçbir kedi yoktu. Avrupa nüfusunun neredeyse üçte biri sayılan 75 milyon insanın vebadan telef olmasının arkasındaki sebep tamamen nefret ve cehaletin sonucuydu!
--------------------------------------------- 
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 2015-2021 
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 28.03.2021 
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93 
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 96 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Katmanlı Merdiven Şelalesi Ve Devkazanı Serik

Katmanlı Merdiven Şelalesi Ve Devkazanı Serik Elbette sizlerde çok sayıda şelale ve dev kazanı görmüşsünüzdür. Ancak Katmanlı Merdiven Şelalesi Dev Kazanı dünyad...

Kumun Sanata Dönüştüğü Yer Antalya Sandland

Kumun Sanata Dönüştüğü Yer Antalya Sandland Kumun Sanata Dönüştüğü Yer Antalya Sandland

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |