http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Düzlü Beli Pınarbaşı Yüksek Yaylalar Sahasında 1000 Yıl Öncesi Dağ Aslanlarının Anavatanı Antalya - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
html5 video by ThunderSoft
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Düzlü Beli Pınarbaşı Yüksek Yaylalar Sahasında 1000 Yıl Öncesi Dağ Aslanlarının Anavatanı Antalya

Düzlü Beli Pınarbaşı Yüksek Yaylalar Sahasında 1000 Yıl Öncesi Dağ Aslanlarının Anavatanı Antalya

Tarih 10 Mart 2021, 07:55 Editör Mehmet SÖKMEN

Doğa Krallığının destansı güzelliklerini barındıran yüksek irtifa yayla sahalarında sedirler ülkesinde bizimle birlikte yolculuğa çıkın. Yüksek dağlık alandaki az bilinen bu bölgeler, Akdeniz Bölgesinde, Antalya Körfezi Teke Yarımadası adı verilen Akdeniz’e doğru uzanan çıkıntı üzerinde yer almaktadır.

ISBN 978-605-88104-0-2
Kuzca Söğütcuması Mezan Uçan Şelale Büyükalan Yayla Plato Sistemi
Düzlü Beli Pınarbaşı Yüksek Yaylalar Sahasında 1000 Yıl Öncesi Dağ Aslanlarının Anavatanı Antalya 4K UHD 
Doğa Krallığının destansı güzelliklerini barındıran yüksek irtifa yayla sahalarında sedirler ülkesinde bizimle birlikte yolculuğa çıkın. Yüksek dağlık alandaki az bilinen bu bölgeler, Akdeniz Bölgesinde, Antalya Körfezi Teke Yarımadası adı verilen Akdeniz’e doğru uzanan çıkıntı üzerinde yer almaktadır. 
Antalya ilinin batısında yer alan yüksek orman vejetasyonu dağlık alan, merkeze 75 km uzaklıktadır. Güneyden Akdeniz, doğudan Kemer, kuzeyden Korkuteli, kuzeybatıdan Merkez ilçe, batıdan Elmalı ve Finike ilçeleri ile çevrilidir. Yüksek yayla alanları 36º 23 Kuzey enlemi ile 30º 18 doğu boylamları arasında bulunmasından dolayı Türkiye’nin güneydeki en uç noktaların birisini oluşturuyor.
Sahanın güney kısımları deniz seviyesine yakın ikinci sıra paralel dağ silsilesi olup Hisarçandır ve karşısında Yarbaşçandır mahallelerini kapsar, kuzey kısımları ise Düzlübeli sahasında dağlıktır. Morfolojik ünitelerin kısa mesafelerde farklılık göstermesi fiziki coğrafyada zenginliği ve beraberinde çeşitliliği getirmiştir. Dağları, ovaları, vadileri ve platoları ile dikkati çeken Yarbaşçandır ve Düzlübeli dağ kütlesi, Antalya karstik sisteminde çok renkli özellikte bir manzara gösterir.
Sahanın ve yakın çevresinin fiziki coğrafyası Jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri benzersiz özellikler barındırır. Burada bütün jeolojik devirlerin mevcut olduğu örnekleri görülmektedir. Eski formasyon olan Paleozoik Formasyonlar olan Birinci Zaman, sahanın kuzeyinde kısmen de doğusunda yer alır. Bunlar kristalin şist, fillat, kalker ve mermerden ibaret olup tektonik olaylar sonucu kırılmış ve kıvrılmışlardır.
Yoğun farklı meşcereli orman örtüsü altında gizlenen ve sonraki süreçlerde saha havzasının büyük kısmı mezozoik formasyon ile kaplanmıştır. Bu formasyon kalker, marn, filiş ve serpantinden oluşmuştur. Denizaltı volkanizması ile oluşmuş ofiolitlere sık rastlanır. Kalkerler gri, beyaz renkli çok çatlaklı ve boşlukludur. Kalkerin çok olması karstik şekillerin çoğalmasına neden olmuştur. Bu formasyon içersinde ayrıca şeyl, olivin, diyabaz, kumtaşı ve silekse de rastlanır.
Yeşil ve mavinin en güzel renk tonlarına sahip havza alanı iklimsel özellikleri ile farklı meşcereli orman çeşitliliğini yaratmış olup Tersiyer Formasyonlar olan Üçüncü Zaman esas olarak havzanın güneyinden başlayıp Aksu, Köprüçayı ve Manavgat çayı boyunca kuzeye doğru uzayarak orta havzaya erişir. 
Burada esas formasyon Miosen olup denizel Miosen kalkeri marn, siltli kil kumtaşı ve konglomera sedimentlerinden oluşmuştur. Bu sedimentler bazen sertleşerek konglomera ve greler halinde, bazen de gevşek kum, çakıl depozitleri halinde bulunur. Antalya havzasındaki Miosenler, üzerleri travertenle örtülü olarak bulunabilirler. 
Yer yer orman sahasının sona ermesiyle karışık alpin step formlarının oluştuğu sahada Tersiyer’de 3.Zaman, özellikle Oligosende Alp Orajenezi ile Tetis Deniz tabanında ki yeşil kayaçlar olan Ofiolitlerin üzerinde biriken tortul tabakalar olan Kalker, kıvrılarak yükseldi ve sahadaki dağların dahil olduğu Toros, Beydağlarını ve tepeleri oluşturdu.
Antalya yüksek platolu kısmi düzlükler ve alpin sahaların üst bölümlerindeki bu sahalar Jeomorfolojik Birimler sistemi içinde yer alır.
Burası engebe bakımından çok çeşitlilik arz eder. Bu çeşitliliği fazla yükseklik gösteren dağ ve tepeler ile değişik yüksekliklerde muhtelif genişlik arz eden ova ve platolar meydana getirir. Ayrıca dağınık durumda platolar da bulunmaktadır.
Havzada fizyografik olarak, dağlık üniteler esası teşkil etmekte olup daha ziyade saha coğrafyasının doğu, batı, orta ve orta kuzey yörelerinde çok geniş alanlar kaplarlar. Bu nedenle bölgede ortalama yükseklik 1000 metrenin üzerinde bulunmakta ve Türkiye’nin ortalama yüksekliği olan 1.132 m.ye yaklaşmaktadır. Daha üst yükselti 2.000 rakımın üzerindedir.
Yer şekilleri bakımından, bu saha yaylaları; genel olarak, güneybatı–kuzeydoğu yönlü, devamlı sıradağlar halindedir. Bu halde Düzlübel Yaylası, genel bir bütün içinde, ayrıntılarda, bünyeden, tektonikten ileri gelen, birbirinden az çok farklı bölmelere, küçük küçük coğrafi ünitelere ayrılır.
Yüksek dağlıklı bu saha yaylaları kuzey, kuzeybatı, kuzeydoğu, batı ve doğu sınırlarını genel adıyla “Beydağları” olan dağ silsilesi oluşturur. Elmalı Ovası ile Antalya Körfezi arasında geniş ve çok yüksek dağların genel takımına Beydağları adı verilmektedir. 
Bu geniş ve yüksek sıradağın üzerinde, Alakır Çayı’nın baş tarafında Kumluca, Antalya ve Elmalı Ovası tarafından gelen yaylacıların toplandığı Beydağı Yaylası, sınırlı bir alana bağlı kalmasına rağmen bu yörenin en güzel yaylası olarak bilinir.
Bu dağların temelini kalker temelden oluşan Eosen-Kretase teşkil eder. Arada yer yer killi ve çürük, çoklukla mor renkli, bazen tabakalaşmış çamur niteliğinde fliş oluşmlu, pek az kırmızı yükseltiler meydana getiren serpantinler de görülür.
Bu sahanın da dahil olduğu Beydağları, kıyı üstünde birdenbire kabaran düzgün bir sıradağ kuşağıdır. Denizin mavi dalgaları üstünde birdenbire yükselen Beydağları, yüzey farkının aniliğinden ve büyüklüğünden, yağışların bolluğunda ileri gelen çok şiddetli aşınma ile o kadar yarılmış, deşilmiş ve oyulmuştur ki, Antalya körfezinden batıya doğru bakılınca, karşıdan piramit şeklinde, çok sivri ve yekpare kayalardan oluşan sayısız dağlar sivrilir. Her tarafta bir duvar gibi yükselen bu sivrilerin, yani zirvelerin üzerine yaya çıkmak çok zordur.
Beydağları, aslında, birbirinden iyice farklı ve paralel iki sıradağa ayrılır; Antalya körfezi kıyısını yakından izleyen Kıyı Sıradağları, arkasında batı tarafta ise yükselen Asıl Beydağları’dır. Her iki sıradağ arasında, bütün Alakır vadisini, Bereket dağlarından ötede Bayat Bademlisini, Gargın Bademlisini, Yörük Bademlisini ve daha da ötede Bucak çukurlarını ihtiva eden, flişten oluşan uzun bir depresyon uzanır. 
Saha kapsamındaki Bereket dağında fliş çok yükselmiştir. Fakat buradan itibaren Yazır Güzlesi'ne doğru iniş anidir ve sıra üzerinde arka arkaya eklenen irili ufaklı depresyonlar Bademağaç ovasını da içine alır. Bu uzun depresyona Alakır Çayı Bademli Depresyonu adı verilir. Kıyı sıradağları, Alakır vadisi çukurluğu ile körfez arasında uzanır. Arka tarafta yükselen asıl Beydağlarına göre alçaktır. 
Buraların sediri olan katran çok ünlüdür, çam ve ardıç ağaçları da bulunur. Burada koyaklar çoktur, baharda bazıları göl yapar, fakat bunların ikisi geniştir: Kuzeydekine Kozyanı, güneydekine Göl ve her ikisine birden Karagöl yaylası denir.
Karagöl yaylası kuzeye doğru uzanır ve asıl sıradağ Dazdağına bağlanır. Bu kabarığın deniz tarafında, geniş ve yüksek Tahtalı dağı kabarır. Daha ilerideki Bereket Dağ’ı ve Çalbalı Dağ’ı, Bakırlı Dağ’ı kütlesi ile birlikte bütün kıyı sıradağlarının en yüksek ve en ilginç dağıdır.
Saha kapsamındaki Bereket Dağı-Dereköy silsilesi Belen yayladan ileride, batıda Alakır çayı vadisi ile, doğuda yukarıda ki adıyla Göverte, aşağıdaki adı Kesme olan çayın vadisi arasında, kuzeye doğru çok düzgün, esas sırtı 2.000 m.ye yakın yüksekliklerde bir sıradağ uzanır. Buna baş tarafına 2164 m rakımlı Dazdağı denir. 
Dağın her iki yüzü oldukça dik, kayalıktır ve çok zorlu engebelidir. Bunun ötesinde hiç kesilmeden, Dörtçam gediğine doğru uzanan Teke dağı da aynı özellikleri taşır. Yalnız, bu dağın doğu yüzünde ve Göverte çayının baş tarafında, çok dağlık yerlerin ölçüsüne göre, oldukça geniş 2.000 dönümlük saha derin bir karstik düzlük halindedir. Bu ovaya Küçük Ovacık veya Gölcük denir.
Sahanın kuzey sınırının dayandığı, yükseltinin oldukça arttığı alanın kuzeydoğusunda Bakırlı, Bereket ve Çalbalı dağları vardır. Tahtalı ile birlikte kıyı sıradağlarının en büyük, en karakteristik olanı budur. Bereket ve Çalbalı dağ kütlesi Tahtalının en az iki misli geniştir. Buda aşağıdan yukarıya doğru keskin dikliklerle yükselir. Fakat bunun üstü Tahtalı gibi tek değil, karşılıklı birkaç sivri tepeyi ihtiva eder. 
Eren dağı Ziyaret tepe 2.450 m., Çürük dağı, Bereket dağı ve Çalbalı, daha batıda Bakırlı dağı bu kütle üzerinde sivrilen tepelerin başlıcalarıdır. Bunların birbirine adeta bitişik, hemen hemen aynı yüksekliklerde tepelerdir ve en yükseği de 2.450 m rakımlı Bereket dağıdır. Bu bölüme Belen tepe denir. 
Batı ucunda Bakırlı, doğu ucunda Eren tepe olmak üzere bu tepeler açık tarafı kuzeye doğru dönmüş at nalına benzer. Bu tepeler keskin dişli bölmelerle ayrılmış birçok kar çukurlukları vardır. Daha fazla kar gören kuzey tarafı engebeli, taşlık ve çakıllıdır. 
Bereket dağı doğuya doğru alçalır. Buralara Kurt dağı ve Çukur Ardıç yaylası denir. Batıda Kızıl Senir ve Düzlü Bel sırtlarından itibaren Antalya ovasına doğru Çandır çayı uzanır. Yarbaş Çandırı’nın 10 km. kadar batısından doğan bu çay Kiraz yaylasından inen sularla beslenir ve ovada Boğaçayı’nı oluşturmak için doğuya doğru uzanır.
Antalya ile Kumluca arasında, dağları izleyerek karayolu yapılmıştır. Kumluca’dan Alakır vadisini izleyerek Altınyaka’dan geçerek, Dörtçam gediğini aştıktan sonra Çandır çayı vadisine ve oradan da Antalya ovasına inerse de özellikle Kumluca-Altınyaka arasının ıslaha ihtiyacı vardır. Antalya Kumluca arasını en az yarı yarıya kısaltacak olan bu yol, güzel manzaralı yerlerden geçmektedir. Dörtçam gediğinde bir kavşak noktası vardır ki; buradan batıya ayrılan bir yol Kuzca, Gölcük, Büyükalan ve Dere köylerine kadar uzanır.
Saha dağ sistemi; Güllük dağına kadar uzanan bu kıyı Sıradağları kıyıyı çok yakından izleyen orta yüksekliktedir. Çok sarp, çetin, haşin engebeli, engebesinin korunması sayesinde yer yer geniş ormanları da kapsayan, fakat otu ve suyu az, hayvancılık ve yayla rolü zayıf, insanların yerleşmesine ve gelişmesine imkân vermeyen, her şekilde de geçiş rolü adeta sıfır olan bir sıradağdır.
Bu sahayı da kapsayan Beydağları kalker bünyelidir. Fakat daha ziyade mermer kalkerlerdir ve sönük şekiller gösterir. Burada düzgün şekilli vadiler oluşmamıştır. Esas sırt inişli çıkışlıdır, yer yer karstik çöküntülerden ve buzul aşındırmasından ileri gelen küçük küçük çukurlukları da kapsar. Tepelerin çoğunun kuzeye bakan yüzleri pek dik ve yalçın kayalık olup, dipleri yığın yığın kaya döküntüleri ile doludur. 
Beydağları çok bol yağış alır ve esas sırt 1.500 m.lere kadar bütün kış süresince ve birçok tepeler yaz ortasına kadar karla örtülü kalır. Fakat yapıdaki mermer kalkerin son derece emiciliği dolayısıyla, Kıyı Sıradağları gibi ve daha fazla olarak bu yüksek sıradağı da su bakımından çok fakirdir.
Kuran dağları ile Bakırlı ve Ardıç dağı arasında kalan geniş bir kısmına Kardiç yaylası denir ki; burası Beydağ yaylasının kuzey ucunda yer alır. Burada, iki kalker sıradağ arasında fliş ve şist yüksek bir düzeye çıkmıştır. Buralarda sönük, hafif dalgalı yüzeyler meydana gelmiştir. Bu oluşumlar zaten zayıf olan kalker yüzey parçalanmıştır.
Beydağ yaylası çok sulaktır. İşte buralarda bol ot ve çayır yetişmesinin sebebi de budur. Eskiden hayvancılıkla uğraşanların en fazla tercih ettiği yaylaların başında gelirken günümüzde, az sayıda yaylacı bu faaliyeti devam ettirmektedir. Elektrik ve yol gibi alt yapı hizmetlerinin getirilmesi ile önemli bir yaylacılık potansiyelini kazanacaktır.
Eren dağının doğusunda Gölcük denilen yerden itibaren özellikler esaslı bir şekilde değişmeye başlar. Beydağları güneybatı yönünü Düzlübel ve Kızıl Senir sırtları, yani Kıyı Sıradağları ise güneydoğu yönünü tutar. Bu suretle Alakır vadisi gitgide denişler. Beydağlarının bu yüzü, Alakır’a doğru inen derin ve gayet sarp derelerle engellenmiş ve yarılmıştır. Beydağları kalkerli yapı gösterdiği için karstik şekillere Mağara, dolin, uvala, polye, lapya, traverten kanyon vadilere çok sık rastlanır. Yüksek zirvelerde kar ve buzul şekillerine ise çok az rastlanır.
Sahada Köyler birkaç hane bir arada olmak üzere, mahalleler halinde çok dağınıktır. Buralarda parça parça tarlalarda tarım yapılır. Bu bakımdan da arazi durumu gibi bölge üretim bakımından da iki kısma ayrılır. Daha soğuk olan Gardiç köyleri yöresinde buğday, arpa ve fasulye ağırlıklı olup koyun, keçi beslenir. Yaz mevsiminde hemen üstündeki Söğütcuması’na ve buradaki Arslanlı, Keles yayla mahallelerine çıkarlar. 
Dereli içinden aşağıya gitgide ve daha açık bir şekilde kıyısal karakter taşır. Bunun baş tarafına kışın kar yağar. Fakat bir iki gün içinde erir; kışın üç tarafı çok soğuk dağlarla çevrilmiş olan buraya kadar sokulmuş olan nem yüklü hava rutubetini bırakır ve bu nedenle bu mevsimde yağmur da çok yağar. Bu suretle Çayiçi ve Salur’a kadar inen bu köylerde, buğday, arpa, mısır, susam ve darı çok ekilir; üzüm, nar ve incir de çok olur. Karabük narı ile ünlüdür. 
Sahada ormanların alt eteklerinde Maki Vejetasyonu görülür. Genellikle kuraklığa dayanıklı yaprak dökmeyen her dem yeşil bitkilerin oluşturduğu bir vejetasyon tipi olan maki, çoğunlukla çalı formu bitkilerden oluşmaktadır. Bazı maki bitkileri ise ağaç formundadır. Makinin içinde yaprak döken maki bitkileri de bulunmaktadır. Maki vejetasyonu deniz kıyısından başlayıp 600 m yüksekliğe kadar bol yayılış gösterir. 
Hatta 900-1000 m yüksekliğe kadar çıktığı görülmüştür. Maki vejetasyonu bazı yerlerde saf bir şekilde bulunurken bazı yerlerde Kızıl Çam ormanı ile beraber bulunur. Maki içinde çok çeşitli tek ve çok yıllık otsu bitkiler de yetişmektedir. Maki vejetasyonunun yaprak dökmeyen baskın türleri mevcuttur. Ayrıca soğanlı ve yumrulu bitkiler, çiçekleri ile maki vejetasyonuna ayrı bir güzellik vermektedir. 
Sahadaki orman vejetasyonunda ormanları bazı bölgelerde deniz kenarından, bazı bölgelerde ise daha yukarılardan başlamakta olup 1000-1200 m’ye kadar çıkmaktadır. Bölgede baskın orman türü Kızıl Çam’dır. 
800-1000 m arasında ise genelde ardıç orman türü yer alır.
Orman Vejetasyonunun 1000 m. yüksekliğinde ise Kara Çam türleri yer almaya başlar ve böylece 1000-1200 m’ler arasında diğer orman ağaçları ile beraber karışık orman oluştururken 1200 m’den yukarıda Sedir Ağacı ile karışık orman oluşturur. Orman vejetasyonunun içinde yer yer tek ve çok yıllık otsu bitki türleri ile birlikte yumrulu ve soğanlı bitkiler de yetişmektedir.
Yüksek Dağ Vejetasyonu; sedir ve ardıç orman sınırı üzerine çıkıldığında seyrek bir şekilde çalı formuna dönüşmüş Ardıç ve hanım tuzluğu gibi odunsu formlar görülmektedir. Daha yükseklere çıkıldıkça çoğunlukla yastık formuna dönüşmüş soğanlı yumrulu bitkiler görülmektedir. Bu bitkiler yüksek dağ vejetasyonuna ayrı bir zenginlik katmaktadır. 
Saha sınırları içinde yer alan Torosların yüksek dağ vejetasyonu endemik türler bakımından da oldukça zengindir. Sahada kaya vejetasyonunda dağların yüksek ve alçak kesimlerinde sarp kayalıklar bulunmaktadır. Bu kayalıklarda ortama uyum sağlamış birçok bitki yetişmektedir. 
Saha alanında diğer bütün köylerde yerleşmeler dağınıktır ve orman içersinde yer alırlar. Kuzca, Dereköy ve Gölcük köyleri etekte, Karacaören, Karacaağaç, Çaltı ve Büyükalan köyleri ise sırtta kurulmuşlardır. Erentepe, Yazır ve Belen etekte ve orman içinde, İncircik ve Toptaş köyleri sırtta orman bitişiğinde, Çayiçi, Güzören, Yenikışla ve Yeşilköy ise sırtta ve orman içinde kurulmuş, dağınık yerleşmelerdir. 
Bu köylerin tamamı orman içi ve bitişiğinde, etekte ve de sırtta, yükselti basamağının fazla, yeryüzünün oldukça parçalı olduğu alanlarda kurulan dağ köyleridir. Alan sahası yerleşmenin şekillenmesinde ve dağılışında fiziki şartlar, beşeri ve ekonomik özellikler belirleyici rol oynamaktadır. Ova ve sahil köylerinde, köy yerleşmelerinde başlıca ekonomi tarım ve turizm iken sırtta ve etekte kurulmuş orman ve dağ köylerinde ise ekonomik faaliyetler tarım ve hayvancılık şeklinde belirginleşmektedir.
Köy yerleşmelerindeki konutlar genellikle eski tiptedir. Bu konutlar, gerek yapı malzemesi gerekse yapılış tarzları ile doğal çevre ile olan ilişkiyi güzel bir şekilde yansıtırlar. Genellikle konutlarda kullanılan malzeme yakın çevreden temin edilmektedir. Eski tip konutlar tek katlı veya iki katlıdır. 
Yeryüzü şekillerinin oldukça parçalı ve su kaynaklarının nispeten kıt olduğu konumlarda kurulmuş olan köyler genellikle birkaç mahalleden oluşmaktadır. Mahalle yerleşmelerinin ortaya çıkışı; yeryüzü şekilleri, iklim şartları ve su kaynakları gibi fiziki coğrafya şartları ile ulaşım, mülkiyet durumu, akrabalık ilişkileri ve tarihi olaylar gibi beşeri faktörler rol oynamıştır.
Köyaltı iskân yerleşmelerinden bir diğeri de yaylalardır. saha sınırları içersinde yaylalar kuzeydeki yükseltinin en fazla olduğu yerleşim sahaları içersinde görülür. Altınyaka, Söğütcuması, Karaağaç, Dereköy, Göl ve Kırkpınar bu yaylalardan bazılarıdır. Bu yaylalar 950 m. ile 2.000 m. yüksekliklerde yer alırlar.

--------------------------------------------- 
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 25.08.2020 
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 07.02.2021 
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93 
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 179 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Katmanlı Merdiven Şelalesi Ve Devkazanı Serik

Katmanlı Merdiven Şelalesi Ve Devkazanı Serik Elbette sizlerde çok sayıda şelale ve dev kazanı görmüşsünüzdür. Ancak Katmanlı Merdiven Şelalesi Dev Kazanı dünyad...

Kumun Sanata Dönüştüğü Yer Antalya Sandland

Kumun Sanata Dönüştüğü Yer Antalya Sandland Kumun Sanata Dönüştüğü Yer Antalya Sandland

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |