http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Arykanda Antik Kenti Şehir Plancılığında Antik Mühendislik - Finike Antalya - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
html5 video by ThunderSoft
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Arykanda Antik Kenti Şehir Plancılığında Antik Mühendislik - Finike Antalya

Arykanda Antik Kenti Şehir Plancılığında Antik Mühendislik - Finike Antalya

Tarih 29 Ocak 2021, 17:04 Editör Mehmet SÖKMEN

Beydağlarının arasında gizlenen kent Arykanda, yapıların dağılımı ve tertiplenişi ile inanılmayacak kadar başarılı bir şehir plancılığı örneği sunar.

ISBN 978-605-88104-0-2
Arykanda Antik Kenti Şehir Plancılığında Antik Mühendislik - Finike Antalya 
Beydağlarının arasında gizlenen kent Arykanda, yapıların dağılımı ve tertiplenişi ile inanılmayacak kadar başarılı bir şehir plancılığı örneği sunar.
Arykanda, Elmalı-Finike karayolunun tam ortasında, Arif köyünün Aykırtçay veya Aykırtça olarak anılan mahallesi yakınında bir ören yeridir. 
Bey Dağları’nın güney tarafında, kenti bir duvar gibi kuzeyden sınırlayan Şahinkaya isimli sarp kayalığın eteğinde yer alır. İsmi de konumundan kaynaklanır. Öyle ki Luwice’de “Arykawanda” Yüksek Kayalığın Yanındaki Yer” anlamına gelir. Bu isim zamanla Arykanda’ya dönüşmüştür. İngiliz araştırmacı-gezgin Charles Fellows, mezar yazıtlarına ve yüzeyde bulduğu sikkelere dayanarak 1838 yılında Arykanda’yı keşfetmiştir. 
19. yüzyıl sonu ve 20. Yüzyıl başlarında birçok gezgin tarafından görülmüş olmasına rağmen Arykanda, ulaşım güçlüğü nedeniyle uzun süre unutulmuştur. 1971’den itibaren kazı çalışmalarının sürdürüldüğü kentte, bu yılın sonunda hemen hemen hepsi uzman olmayan kişilerce de rahatlıkla anlaşılabilir durumda ve ufak restorasyon ve konservasyon çalışmaları ile sağlama yakın boyutta korunmuş yapılar ortaya çıkarılmıştır. 
Hıristiyanlığın yayılmaya başladığı dönemde Arykanda bir kez daha şiddetli bir depremle yıkılmış ve kent bugünkü Çatallar Mahallesi yakınındaki geç dönem yerleşim yerine taşınmak zorunda kalmıştır. Orman içinde bir antik kent Tipik bir yamaç yerleşimi olan kentin doğusu ve batısı sarp falezlerle; kuzeyi ise Şahinkaya ile sınırlanmaktadır. 
Savunma yönünden zayıf görünen güney yönünde de arazi kot farklarından da yararlanılarak, yapıların teras duvarları ile sur yapımına gerek duyulmayacak tarzda savunması sağlanmıştır. Zaten orman içinde olduğu için algılanması zor olan kent; Şahinkaya’nın güneybatı eteğindeki gözetleme kulesiyle tehlikeyi çok uzaklardan izleme olanağına sahip olduğu için sur inşa etme gereğini duymamıştır. 
Tiyatrosu ve stadı var Helios Tapınağı ve Bouleuterion’un kuzey ve doğu kesimi ağırlıklı olarak özel konutların bulunduğu bir alandır. Ticaret Agorasının batısından başlayan merdivenli bir yol hem Helios Tapınağına, hem de konutlara ulaşımı sağlamaktadır. 
Arykanda’da Geç Hellenistik ve Erken Roma Dönemi’nde Şahinkaya’nın eteğinde, kentin zenginleşmesiyle de bağlantılı olarak iki önemli yapı, yani Stadion ve Tiyatro’nun inşası belki de aynı mimar ve ustalarca yapılmıştır. 
Devlet Agorası’nın ortasında temel kalıntıları görülebilen, altarı hala yerinde duran Tykhe Tapınağı kalıntısı mevcuttur. Agoranın batısındaki kuzey-güney doğrultusunda merdivenli bir sokağın yanında Prytaneion ve güneybatısında M.S. 2. yüzyılda inşa edilmiş tonoz başına kadar korunmuş Nymphaion yer almaktadır. 
Büyük Hamam-Gymnasion 
Bazilika ile yaklaşık olarak aynı kotta Arykanda kentini kuzeyden güneye doğru bölen sel yatağının doğusunda günümüze kadar oldukça iyi koruna gelmiş “Büyük Hamam-Gymnasion Kompleksi” bulunmaktadır. 
75 x 25 m. boyutları ve tabandan tonoz başlangıcına kadar yani yaklaşık 7 m. yükseklikteki duvarları ile Arykanda’nın en görkemli yapılarından biridir. Yapı önce hamam olarak planlanmış; daha sonra olasılıkla MS 141 depreminin ardından ise Hamam-Gymnasion şekline dönüştürülmüştür. Caldariumundaki yarım daire penceresi ile tipik bir Lykia türü hamam örneği sergileyen Arykanda’nın bu en büyük yapısı MS 240’da da yine deprem sonrası onarım görmüştür.
Soyunma odası, sıcaklık, ılıklık ve soğukluk bölümleri görülebilen Büyük hamam, MS 2.yy’dan kalmış. MÖ 5.yy’da yaşayan antik tarihçi ve şair Pindaros’un yazdıklarından Arykanda’nın güneş tanrısı Helios, yerel adı Sozon ile ilişkisi biliniyordu. Helios figürinleri ve altarının bulunmasının ardından keşfi yapılan Helios Tapınağı ile kentin tarihinin MÖ 6.yy’a dayandığı ispatlanmış oldu.
Arykanda’da bazı evlerde varlığı hissedilen “yunak”lar bir yana; şimdiye dek genel hizmete yönelik altıncı hamam ortaya çıkarılmıştır. Bu da değişik yer ve türde Arykanda’nın yıkanma ayrıcalığını antik dönem için fazlasıyla veren bir konaklama yeri olma etkinliğidir. 
Bir başka anlatımla bazı antik kaynakların “rahatlarına, zevk ve sefaya düşkün” olarak tanımladıkları Arykanda kenti ve Arykandalılar antik çağlar için lüks sayılabilecek dinlenme tesisi ile birlikte temizliği de sağladıklarından; belki yine antik devirlerde ünlü şarapları yanı sıra başka eğlendirici şeyleri de müşterilerinin hizmetine sunduklarından böyle anılır olmuşlardır. 
Hamam hemen kuzey bitişiğindeki peristil yapıdan önce inşa edilmiştir. Likya kentlerindeki hamamların yapılış yerleri oranın havalanma durumu bunu saptamada etkendir. Tipik bir Likya hamamı görüntüsündeki 6. hamam da apsidal bitimli calidarium’u ve doğu duvarına bitişik cehennemliği ile ve Arykandos Vadisi’ndeki rüzgar akımlarına göre yönlendirilişi ile yer yönünden ideal noktalardan biridir. 
Kuzey yönünde bina yapılmadan önce buranın baca çekimini dikkate alarak yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir. Batıdan girişi frigidarium-apodyterium olarak kullanılan yönden olan mekan yer yer korunmuş kare şeklindeki plaka taşlarla kaplıdır. 
Kuzey tarafta tıpkı Nal Tepesi hamamındaki gibi gömük niş şeklinde havuzu-piscinası bulunan frigidarium-apodyterium diğer üç duvar önünde giyinme-soyunma için yapılmış sekilere sahiptir. Frigidarium’dan lutron’a geçilip buradan tepidarum’a kuzeyden bağlantı yapılmıştır. Yine Arykanda’daki Büyük Hamam-Gymnasion’dakina benzer şekilde tepidarium hemen hemen tam ortada caldarium’a geçit vermektedir. 
Büyük Hamam Kompleksi iyi korunmuş durumda Bazilika ile yaklaşık olarak aynı kotta, Arykanda kentini kuzeyden güneye doğru bölen sel yatağının doğusunda, günümüze kadar oldukça iyi koruna gelmiş “Büyük Hamam-Gymnasion Kompleksi” bulunmaktadır. 75 x 25 metre boyutları ve tabandan tonoz başlangıcına kadar yani yaklaşık 7 metre yükseklikteki duvarları ile Arykanda’nın en görkemli yapılarından biridir.
Yapı önce hamam olarak planlanmış, daha sonra olasılıkla 141 depreminin ardından ise bir Hamam-Gymnasion şekline dönüştürülmüştür. Caldariumundaki yarım daire penceresi ile tipik bir Lykia türü hamam örneği sergileyen Arykanda’nın bu en büyük yapısı, M.S. 240’dayine deprem sonrası onarım görmüştür. 
Klasik kentlerdeki tüm yapılara sahip M.Ö. 2. bine tarihlenebilecek buluntu vermesine karşın, Arykanda’nın erken tarihiyle ilgili bilgiler sınırlıdır. Kent özellikle Hellenistik ve Roma döneminde yoğun bir şekilde iskân edilmiştir. Lykia tarihinde, siyasi olaylarda etkin bir rol oynamamış olmasına ve bazı antik yazarlarca ahalisinin tembellik ve safahata düşkülükleriyle tanındığı bildirilmesine karşı Arykanda klasik bir kentte bulunması gereken her tür yapıya sahiptir. 
Doğu Lykia’nın ana yollarından en önemlisi üzerinde yer alan kent, sedir kerestesi ticareti ile zenginleşmeye başlar. Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyetiyle birlikte Arykanda da ana yol üzerinde gerek kıyıdan içeriye, gerekse iç kesimdeki yerleşimden kıyıya giden bir günlük yol mesafesinde olduğu için, su zenginliğinin de etkisiyle güvenli bir konaklama, dinlenme yeri olma özelliği kazanmıştır. 
En parlak dönemi M.S. 2. ve 3.yüzyıl M.S. 2. ve 3. Yüzyıllar Arykanda’nın en parlak dönemidir. Öyle ki 141 yılındaki büyük depremin yaraları Rhodiapolisli zengin Opramoas’ın maddi desteği ile kısa sürede sarılmış; 240’daki yine tüm bölgeyi yerle bir eden deprem, İmparator III. Gordianus’un Arykanda’ya sikke basma yetkisini vermesiyle atlatılabilmiştir. 
Roma İmparatorluğu’nun idari yönden zaafa uğraması yankılarını eyaletlerde de göstermiş, can ve mal emniyetinin ortadan kalkması halkı daha güvenli yerlere göçe zorlamıştır. Tüm bu olumsuzluklara yangın gibi felaketlerin de eklenmesi ve M.S. 3. yüzyıldan sonra pek çok Lykia kentinde karşılaşıldığı gibi, yönetimde gevşeme ve bunu izleyen eşkıya yağmaları sonucu Arykanda da gerilemeye başlamıştır. 
Helios Tapınağı
Arykanda’da bulunan tapınaklardan biri Helios Tapınağıdır. Kentte Helios ya da Helios–Sozon’a ait bir tapınım olduğundan antik yazarlardan Pindaros bahsetmektedir.
Helios, Arykandalılar için önemli bir tanrı olarak görülmüş olmalıdır ki, kent sikkelerinde Helios tasviri bulunmaktadır. Arykanda’nın Roma Dönemi’ne ait sikkelerinin bazılarında, arka yüze yerleştirilmiş olan Zeus, Apollon veya onlarla eş tutulan Sozon, şapkasız, tunik giymiş, sakalsız erkek biçiminde, yanında bir atla tasvir edilir.
Helios Tapınağı, Ticaret Agorası’nın üzerindeki terasta yer alır. Tapınak düzeltilmiş ve doldurulmuş zemin üzerine düzgün bloklarla inşa edilmiştir. Krepidoması 7.70 x 10.70 m., kendisi ise 6.40 x9.40 m. boyutlarındadır. Dikdörtgen planlı tapınağın cephesi, propylonu batıda olmasına karşın güneye bakmaktadır. 
Yapı olasılıkla in antis veya prosytlos planlıdır. M.S. 141 depreminden sonra hasar gören tapınağın kendi malzemeleri kullanılarak üzerine bir mezar odası inşa edilmiştir. M.S. 2. yüzyılda tapınağın kullanım evresinin sona ermesinin ardından üzerine bir konut inşa edilmiştir.
Güneşin üzerinden eksik olmadığı tapınak Bouleuterion’un doğusundan kuzeye doğru tırmanan merdiven şeklindeki bir yol aracılığıyla Helios Tapınağı’na ulaşılmaktadır. Tapınak alanına doğu ve batısında yine özel olarak inşa edilmiş kapılardan girilmektedir. 
Antik yazarların gemi şeklinde bir kaya üzerinde olduğunu doğrulukla tarif ettikleri tapınağın krepidomasının üç basamağı, batıda tam, doğuda bir sıra eksik olarak ele geçmiştir. Ele geçen az sayıda buluntu nedeniyle yapının üst yapısı hakkında bir fikir sahibi olmak henüz oldukça güçtür. 
Tapınağın Helios’a atfedilmiş olduğu cellasında ele geçen biri yazıtlı; diğeri ise Helios’u şua’lı tacıyla tasvir eden iki bomos ile tespit edilmiştir. Cephesi antik tapınakların doğuya bakma kuralının tersine güney yönüne dönüktür. Böylece etraftaki büyük yükseltilere rağmen güneşi ilk gören ve son batıran yer olmasıyla da tapınak Helios‘a aittir.
Sebasteion
Sebasteion da M.S. 4.yüzyıldan sonra eklentilerle atriumlu bir villa haline dönüştürülmüştür. Batıdaki kare planlı tabanı ortasında Medusa başı tasvir edilen mozaik döşeli sunaklı kutsal odası ve doğusunda öndeki salon, tonoz seviyesine kadar korunmuştur. 
Diğer bir yapı Helios Tapınağı’nın kuzeybatısında olan ve Sebasteion olarak adlandırılan yapıdır. Planı oldukça basit şekilde tasarlanmıştır. Bu yapı da in antis olarak planlanmış, aslında biri büyük biri küçük olmak üzere iki odanın birleşimi şeklindedir. 
Giriş kısmı tapınakların cephe kısmına benzer, içteki oda ise beşik tonoz görünümündedir. Bulunan mimari parçalardan, üçgen çatılı olduğu izlemini uyandırmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalar neticesinde yapının direkt olarak Sebasteion olarak adlandırılması konusunda farklı kuşkular ortaya çıkmıştır. 
Yapı kazıldığında kazı çalışmalarını yürüten Cevdet Bayburtluoğlu, bu kuşkulara Arykanda kitabında şöyle değinmiştir: “Çok yıkık ve farklı-devşirme işçilik gösteren güney duvarında yapı malzemesi olarak Athena heykelinin torsosunun ön yarısının bulunması yapıyı şüpheli kaydıyla Sebasteion olarak adlandırmamıza neden olmuştur. 
Ancak boş olan batı mekânı Arykanda’da Helios kültü ile bağıntılı Mysterler veya son yıllarda kazılarda ele geçen bronz Helios-Mithras figürleri ile ilgili bir kutsal alan olma olasılığını da artırmaktadır.” Bu karmaşıklığı, Bayburtluoğlu aynı kitapta yapının arşitravına ait yazılı parçalardan yola çıkarak açıklamıştır. 
Bu parçalar üzerinde ele geçmiş yazıt, yapının Septimus Severus ve Severuslar Ailesine ithaf edildiğini ortaya koymaktadır. Yazıtın ithaf şekli gibi halka açık yapılarda rastlanan bir şablon içerse de bu yapı olasılıkla hem Severus Ailesi, hem de Helios-Mithras adına bir kült tapınım merkezi olarak kullanılmıştır
Traianeium
Bazilikanın batısındaki alanda ise yazıtlardan ve antik kaynaklardan bilinen İmparator Traian’a adanmış Traianeum yer almaktadır. Ortasında podiumlu bir tapınağı bulunan kutsal alan tapınağının farklı yönü, bir alt terastaki latrinası ile Roma’daki Traian Forumu’nu andırmaktadır. 
Traianeium adı verilen yapı, başlangıçta kütüphane olarak adlandırılmıştır. Bu adlandırmaya neden olan durum kuzey ve batı duvarlarında çok sayıda nişin bulunmasıdır. Daha sonra yapının bir avlu içermesi ve avlunun ortasında bulunan tapınak, kütüphane düşüncesinden vazgeçilmesine neden olmuştur. 
Doğu ve batı duvarlarında altışar niş ve kuzey duvarında ise 12 niş bulunmaktadır. Kuzey duvarının bir kısmı kayaya oturtulmuş, kısmı ise örülmüştür. Güney tarafında alt kotta yan yana sıralanmış dükkânlar ve latrina bulunmaktadır. 
Bu düzenleme Roma forumlarını çağrıştırmaktadır. Olasılıkla bu yapıya ait olan ancak Bazilika’da devşirme olarak kullanılan bir yazıtta, imparator Traianus’un onartmış olduğu bir Sebasteion’dan bahsedilmektedir. Bu yazıttan anladığımız kadarıyla yapı, imparatora adanmış kutsal bir mekândır.
Aynı zamanda da bir yapı kompleksi görevi görmektedir. Kuşkusuz bu düşünceye yaklaşık 30x30 m.’lik alanın ortasına yapılan prosytlos veya amphiprostylos tetrastil Podyumlu Tapınak kalıntısı önemli katkı sağlamıştır. 
Yapı gerek kentten ayrı planlanmış gerekse de kentle sokak ve caddeleriyle bütünlenmiş vaziyette Traianus Dönemi özelliği göstermektedir. Aslında yapının genel olarak üç kısımda ele alınması gerekmektedir. Üst kottaki tapınak, onu çevreleyen stoa ve nişler, son olarak da bunların dışında alt kottaki dükkânlar ve latrina kısmı. Bu latrina kısmı Traianeium’un güney cephesini oluşturmaktadır.
Büyük Bazilika (Mabed Bazilikası)
Güneyde eğimin neredeyse kalmadığı düzlükte, Arykanda’da bulunan en büyük dini yapıyı oluşturan geç 5. yüzyıl ya da 6. Yüzyıl başlarında inşa edilmiş üç nefli bir Erken Bizans Bazilikası bulunmaktadır. 
Güney ve kuzey neflerinde iyi korunmuş geometrik süslemeli mozaik tabana sahiptir. Bu bazilika olasılıkla 560 depremi esnasında büyük ölçüde tahrip olmuş ve orta nefin içerisine ufak bir şapel inşa edilmiştir. Bazilikada İmparator Traian için inşa edilen ve Hadrian zamanında yapımı tamamlanan tapınağın birçok mimari parçası devşirme malzeme olarak kullanılmıştır. 
Büyük Bazilika, Büyük Hamam-Gymnasium olarak adlandırılan yapının batısında, Traianeium’un doğusunda ve Podyumlu Tapınağın da hemen alt terasında bulunur. 
Büyük Bazilika olarak adlandırılan bazilikanın kazısına, daha önceki evresinde bir pagan tapınağından devşirildiği düşüncesiyle başlanmıştır. Çünkü kazısı sırasında lento, arşitrav ve Korinth başlığı gibi Hristiyanlık öncesinden mimari parçalar bulunmuştur. 
Böyle bir düşünceye, yani yapının kutsal bir mekân bir tapınaktan dönüştürülmüş olabileceği düşüncesine neden olan şey; hem yapının etrafında birçok pagan dönemine ait mimari öğesinin bulunması hem de dinsel yapıların zaman içerisinde hâkim olan yeni dini inanışa göre yeniden şekillendirme geleneğinin yaygın olmasıdır.
Tapınakların zaman içerisinde bir bazilika biçimine dönüştürülmesi alması sık karşılaşılan bir durumdur. Çünkü tapınağın kurulmuş olduğu yerin dinsel olarak kutsal bir alanı temsil ediyor olması durumu devam etmektedir. Anadolu’da kilise olarak kullanmak amacıyla mimarisinde değişiklikler yapılan pek çok tapınak yapısı vardır. 
Genellikle Yunan ve Roma tapınaklarının kilise olarak yeniden kullanımıyla kendini göstermektedir. Bu değişim I. Theodosius ve ardından II. Theodosius dönemlerinde, onların fermanlarıyla mümkün olmuştur. Tarihleyerek bir zaman aralığı vermek gerekirse en erken örneklerini M.S. 5. yüzyılın ikinci yarısına, en geç örneklerinden birini de kiliseye dönüştürülen Pantheon ile M.S. 609 yılına verilebilir.
Bu yeni mimarı tarzın uygulanmasında eski yapının hazır durumda bulunan blokları genellikle ekonomik kaygılar göz önüne alınarak kullanılır. Her ne kadar dini inanış biçimi değişmiş olsa da onun uygulandığı alan hala kutsallığını koruyordur. Günümüzde tapınakların hemen yanına inşa edilmiş camiler ve kiliseler veya değiştirilerek yeniden inşa edilen yapılar karşımıza çıkmaktadır. 
Hristiyanlık öncesi döneme ait çok fazla mimari parçanın oluşu ve bulunduğu konum itibariyle, yapının ilk evresinin Lykia’nın en önemli tanrısı Apollaon’a ya da onunla ilişkili Artemis veya Leto’ya ait bir tapınak olabileceği düşüncesiyle yapı kazılmıştır. Fakat bu konuda net bir bilgiye malesef ulaşılamamıştır. 
Şu an görünen yapı, tipik bazilika formunda ve üç nefli olarak yapılmıştır. Yan neflerin eşikleri korunmuş olmakla birlikte kapıları korunmamıştır. Üst yapısı belli olmayan bu bazilika, tabanında ve aynı zamanda yan neflerde yaklaşık 1x1 cm.lik tesseralar ile oluşturulmuş mozaik döşemeye sahiptir. 
Mozaiklerin yapım şekli düşüldüğünde yapı M.S. 4. yüzyıl ve sonrasına ait olmalıdır. Alttaki mozaik tabanın üzerinde, daha küçük tesseralarla oluşturulmuş daha renkli ikinci bir mozaik bulunmuştur. Kilisede devşirme olarak kullanılmış olduğu düşünülen sima parçalarının stilistik özellikleri baz alınarak yapılan mimari tarihlendirmede, parçaların Traianus ve Hadrianus dönemlerinin özelliklerini taşımaktadır.
Doğu Nekropolü Anıt Mezarlar
Büyük Hamam-Gymasion kompleksinin kuzey ve doğusunda iyi korunmuş yirmiye yakın tapınak planlı ve tonoz örtülü anıt mezarlar bulunmaktadır. Erken Bizans Dönemi’nde Doğu Nekropolü’nde anıtsal mezar binaları arasına bir kilise yapılmıştır. Üç nefli olarak inşa edilmiş Kilise’nin nefleri ve narteksi geometrik motiflerle oluşturulan mozaik döşelidir.
Doğu Nekropolü Likya’ya özgü tapınak formlu anıtsal mezarları günümüzün aile mezarlığı olarak düşünebiliriz. MS 1.yy-3.yy arasına tarihlenen bu anıtsal mezarlarda çeşitli süslemeler kullanılmış. Örneğin bakışlarıyla karşısındakini taşa çeviren yılan saçlı Medusa, mezar soyguncularını caydırmak için alınlığı süslüyor. Charles Fellows, 1838’deki Arykanda ziyaretinde bu anıtsal mezarın gravürü yapmış, bu sebeple Fellows Mezarı ismi ile anılıyor.
Podyumlu Tapınak
Traianeum ile aynı kotta Mabet-Bazilika’nın kuzeyinde yalnızca krepidoması korunmuş Roma İmparatorluk Dönemine ait podyumlu bir başka tapınak kalıntısı daha mevcuttur. Tapınağın doğu cephesi önündeki atlarının hemen yanında kurban hayvanının bağlandığı demir halka da korunmuştur. 
Podyumlu Tapınak, Traianeium ve Büyük Bazilika’dan yola çıkarak, bu alanın kutsal bir alan olarak görüldüğünü düşünmek yanlış olmayacaktır. Kentte yaşayanların ve dışarıdan gelen ziyaretçilerin kolayca kutsal alana ulaşabilmeleri için bu alanın kentin hemen giriş kısmında bulunuyor olduğu, bu amaçla bir yapılaşmaya gidildiği görülmektedir.
Sarnıç Ve Yamaç Hamamı
Ticaret Agorasının yer aldığı terasın batı ucunda ve Bouleuterionun güneyinde ana kayaya oyulmuş, basık tonoz örtülü ve tabanı tuğla plakalarla çok iyi yalıtılmış bir Sarnıç yer almaktadır. Akropolün güneydoğusunda yine Lykia tipi plana sahip; M.S. 3. yüzyıl ortalarına doğru inşa edilen ve kısa süre sonra onarılarak kullanılan “Yamaç Hamamı” bulunmaktadır. Yamaç hamamı geniş cephesiyle güneye bakmaktadır.
2002’de temizliğine başlanan ve yaklaşık 800 m3’lük moloz ve tonoz bloklarının temizlenerek istiflenmesini hedefleyen çalışma çift makara kullanılmasına rağmen toprağı elenerek atıldığı için ancak 2004’te tamamen temizlenebilmiştir. 
Konglomera türü oluşumlu yerli kayanın yontulmasıyla oluşturulan sarnıç tonoz ayağına kadar su ile doldurulduğunda en az 800 ton su biriktirme kapasitesine sahiptir. Plan olarak tek nişi, batı tarafı apsidal bitimli dikdörtgen olan sarnıç, konglomera bloklarından yapılma basık beşik tonoz örtülüdür.
Taban su sızdırmayacak şekilde döşenmiş kare şeklindeki pişmiş toprak plakalarla kaplanmıştır. Batı taraftaki apsidal bitimin zemini özel olarak hazırlanmış ve dibe doğru sivrileşen çokgen piramit veya koni formundadır. 6-7 m.’ den düşen suyun düşme ile yapacağı yıpranma bu tarz çukurlaştırma ile önlenmiştir. 
Dolgusundan birçok buluntu beklenilen sarnıç büyük olasılıkla İ.S. 5. veya 6. yy.’da son kez temizlenmiş; ağır olduğu için çıkarılmayan yazıtlı mermer blok sarnıçta bırakılmıştır. Bulunan eserlerin azlığı ele geçenlerin de sert yağan yağmur sularının ufak çaplı sel denilebilecek hızdaki suyun taşıyabileceği ağırlıktaki malzemelerden oluşması bu kanıyı desteklemektedir.
Büyük Bazilika’nın Güneyindeki Alan
 2000’den itibaren Arykanda’da kaçak kazıların tekrar başlaması ve hırsızlık olayları nedeniyle 2001’de sel yatağının batısındaki çalışmaları durdurmuş ve gece çalışan kaçakçıların eser bulma ümitlerini asgariye indirmek, aynı zamanda kolay kaçıp kaybolma olanaklarını ortadan kaldırmak için kazı ağırlığını akropol ve daha üst seviyelere kaydırılmış. 
Kazısı yapılan yaklaşık 25x25 m. Boyutundaki alanda biri çok büyük bir peristil ev, ona göre güney-güneybatı da bağımsız, Arykanda’daki yamaç hamamı büyüklüğünde bir hamam yer almaktadır.
Peristil Ev
Arykanda’daki “Batı Villası’nın” benzeri olan yapı, doğuda, daha önceki yıllarda açılan iki odası ve üç basamaklı kapısıyla 5. hamamın batısındaki kuzey-güney doğrultulu merdivenli sokak ve doğu-batı doğrultulu sokağın kesiştiği yerdeki ufak meydancıkla bağlantılı kılınmıştır. 
Üstü çatı ile örtülerek korunan, balık pulu şeklinde mozaik döşemeye sahip oda, peristilli bu büyük yapının doğu taraftaki en önemli odasıdır. Tabanı toprak olan ona göre batıdaki odanın da güneye açılan kapısı bu odayla birlikte bir koridora açılmaktadır. Koridor yine büyük bir kapı ile peristile bağlanmıştır. 
İlk evresi taş olan ve düşük kalite, ölçü bakımından standart bir üretim olmayan ama kaba da olsa düzgün görünümlü bir döşeme izlenimi veren zemin yapının ikinci kullanım evresinde, belki sahibinin zenginleşmesi ve modaya uyma çabası yüzünden basit toprak dolgu yapılarak yükseltilmiş ve üzerine geometrik desenli iri 1.2x1-1.2 cm. büyüklüğünde kenarlara sahip mozaik döşenmiştir. 
Bu döşeme taş döşeme üzerine kalınca kireç harçlı bir tabaka değil sıkıştırılmış toprak üzerine döşendiği için taş zeminden 0.50 m. yukarıdaki yüzeyde bulunan ağaçların kökleri bunları patlatmış, en büyüğü 50x60 cm. boyutunda olan ama genelde çok erimiş ve parçalanmış şekildedir. 
Peristilde kullanılan sütunlar için şu anda üç yanı batı-güney ve doğu belirli, düzgün ve tabandan 5 cm. kadar yükseklikteki döşemeye yerleştirilmiş sütunlar ya insitu veya kırılarak devrilmiş durumda bulunmuştur. 30 cm. civarında çapa sahip bu taş sütunlar iri gözenekli gri renkli bir hayli kaba yontulu kireçtaşındadır. 
Sütunlar için çap eşitliği yönünden görülen azda olsa farklılık kaidelerde de gözlenmektedir. Güneyi ise kot farkı nedeniyle peristil seviyesine göre daha aşağıda yan yana 7 odaya sahiptir. Bazıları kiler-depo şeklinde kullanılmış oldukları in situ ele geçen pithos veya amforalardan anlaşılan bu kısmın üstü tıpkı Batı Villası’nda olduğu gibi ahşap olmalıdır.
Mimari olarak zengin olan yapı küçük eser bazında az sayıda buluntu vermiştir. Bunların içerisinde kişisel eserler, az sayıda kaliteli Geç Roma vazoları, bronz ve demir kapı ve kilit aksamları ele geçmiştir. Ele geçen buluntular ve mimari elemanlara göre bina İ.S. 4. yy.’ın sonlarına doğru inşa edilmiş; İ.S. 5. yy. başlarındaki yangınla hasar görmüş ve bu tarihten sonra peristil mozaikle döşenmiştir. 
Odeon
Tiyatronun bir alt terasında, U planlı, tabanı geç devirlerde mozaik döşeli portikoya sahip Devlet Agorası ve portikonun kuzeybatı ucunda da Odeon bulunmaktadır. Devlet Agorası’nın ortasında temel kalıntıları görülebilen, altarı hala yerinde duran Tykhe Tapınağı kalıntısı mevcuttur.
Bouleterion
Agoranın kuzeybatısında yerli kayanın yontulmasıyla elde edilmiş ancak ön kısmı göçük veya başka nedenlerle tıraşlanarak ortadan kaldırılmış Bouleuterion yer alır. Yapının planı ve şekli kadar kazısı sırasında pişmiş topraktan oy pusulaları bulunması da bir Bouleuterion olarak tanımlanabilmesinde etken olmuştur. 
Bouleuterion’un doğusundan Dor düzenindeki Helios Tapınağı’na ulaşılmaktadır. Tapınağın kutsal alanına doğu ve batısındaki iki kapıdan girilmektedir. Helios Tapınağı ve Bouleuterion’un kuzey ve doğu kesimi ağırlıklı olarak konut alanıdır. Ticaret Agorası’nın batısından başlayan merdivenli bir yol hem Helios Tapınağı’na, hem de konutlara ulaşımı sağlamaktadır. 
Tiyatro
Stadion’a göre bir alt terasta caveası yerli ana kayaya oyulmuş Tiyatro, Stadion ile aynı zamanda planlanmış ve yapılmış olmalıdır. 
Oturma sıralarındaki profil uyumu ve ölçüler bu kanıyı büyük ölçüde doğrulamaktadır. 
Tipik Grek planlı olan Tiyatro da Stadion gibi M.Ö.1.- M.S. 1. yüzyıl başlarında inşa edilmiş olup; zarar gördüğü depremler sonrasında onarım geçirdiği özellikle skene binasındaki farklı dönemlere ait mimari süslemelerden anlaşılmaktadır. 
Her iki yapı arasındaki ara teras denilebilecek yerde kuzeydoğuda tiyatronun en üst oturma sırası seviyesinde, kime ait olduğu anlaşılamayan bir tapınak kalıntısı mevcuttur. Bu alan M.S. 5.yüzyılda büyük bir konutun avlusu içerisinde kalmıştır. 
U planlı tiyatro Tiyatronun bir alt terasında köşeli ters “U” planlı, tabanı geç devirlerde mozaik döşeli portikoya sahip devlet agorası ve portikonun kuzey batı ucunda da odeon bulunmaktadır ele geçen mimari parçalar ve heykeltraşlık eserleri yapının MS 2. yy da ilk çeyreği sonunda inşa edildiğini göstermektedir. 
Stadion
Şahinkaya’nın eteğindeki Stadion, normal stadion ölçülerine göre yarı uzunlukta; tek yönlü, üç basamaktan oluşan tribunalisi bulunan ve koşu pisti arazinin yapısı dikkate alınarak birbirine dar kısımlarından birleştirilmiş iki trapez formlu alandan oluşmaktadır. MÖ I. yüzyılda inşa edilmiş olan Stadion depremlerden sonra özellikle güney duvarı yönünde büyük onarım görmüştür.
Kentin en yüksek kotunda bulunan stadion, arazi elverdiği ölçüde 117 metre uzunluğunda ve sadece kuzeyde 3 sıra oturma planlı yapılmış. Yamaçtan taş düşerse stadiondaki düzlüğün taşı durdurması ve şehre zarar vermemesi hesaplanmış. Stadion’un batı yamacındaki 8 nişli yapının tanrılara adanan bir partheon olabileceği düşünülüyor.
Stadionu ünik bir yapı haline getiren yarı uzunlukta olması değil batı ucunda tribunalisin gerisinde sekiz nişten oluşan ve Dor fasatlı bir tapınak görüntüsü veren kuzeybatı duvarıdır. Burada yapılan kazılar sonucu oturma sıralarını oluşturan alt yapının bu duvara dayanmasıyla nişli yapının Stadion’dan daha eski olduğu anlaşılmaktadır. 
M.Ö. 1. Yüzyılda inşa edilen Stadion 141 ve 240 yılındaki depremlerden sonra özellikle güney duvarı yönünde büyük onarım görmüştür. Hellenistik Dönem duvarı batı uçta kısmen korunmuştur. Payeli ve merdivenle tiyatroya bağlantılı duvar ise M.Ö.240 depremi sonrası olmalıdır. 
Şehrin kalbi Devlet Agorası 
Ortada tapınak olduğu düşünülen yapı aynı şekilde ağaca zarar vermemek için kazılmamış. Çitlenbik ağacı pek güzel yakışmış meydana. Sağda ise odeion’un agora’ya açılan 3 kapısını görülüyor.
İki yandan falez, güneyden ise hem falez hem de çok kaliteli işçilikli bosajlı rektagonal teras duvarı ile sınırlanan Akropolde en geniş alanı kaplar. Ticaret Agorası, yer yer doğal kayanın tıraşlanmasıyla yapılmış ve yan yana sıralanmış dükkânları; bunların önünde ahşap dikmelerle taşınan bir stoa ve buradan iki basamakla inilen tabanı rektagonal plaka taşlarla kaplı bir agora meydanından oluşmaktadır. 
Akropol
Kentin akropolü yerleşim alanının kuzeybatı köşesinde kurulmuş olup iki yandan falez, güneyden ise hem falez hem de çok kaliteli işçilikli bosajlı rektagonal teras duvarı ile sınırlanmıştır. Akropolde en geniş alanı kaplayan Ticaret Agorası, yer yer doğal kayanın tıraşlanmasıyla yapılmış yan yana sıralanmış dükkânları; bunların önünde ahşap dikmelerle taşınan bir stoa ve tabanı taşlarla kaplı bir meydandan oluşmaktadır.
Şehir plancılığına örnek Yapıların dağılımı ve tasarımı ile inanılmayacak kadar başarılı bir şehir plancılığı örneği sunan kentin akropolü yerleşim alanının kuzeybatı köşesinde bulunmaktadır. 
Kentin batı kesiminde özel konutlar bulunmaktadır. Batı uç zengin bir Arykandalıya ait mozaik tabanlı mekânları olan bir villa olan Batı Villası ile sınırlanmaktadır. Bu villanın doğusunda, Bouleuterion’a ulaşan merdivenli yolun kenarında orta halli veya fakir denilebilecek Arykanda’lıların alt katları depo şeklinde değerlendirilen evleri yer alır. 
Doğu Villası
Doğuya doğru yine uzun süre kullanım görmüş bir başka villa Doğu Villası bulunmaktadır. Villanın bazı odaları yerli kaya üzerine yontularak yapılmış; eklenti odalarının bir kısmı da yapım zamanlarındaki farklılıklardan kaynaklanan farklı tür mozaik tabanlara sahip kılınmıştır. 
Bu konut 19. yüzyılda bir Yörük ailesi tarafından yeniden kullanılmış ve bir yangın sonucunda tekrar terk edilmiştir. 
Refah seviyesini deprem bile azaltamadı. Büyük Bazilika’nın bir alt terasında büyük bir kısmının tabanı mozaikli olan özel konutlar ve işliklerle, farklı boyutlarda üç ayrı hamamın kalıntıları yer alır. 4. yüzyıla değin onarılarak hizmet vermiş Büyük Hamam-Gymnasion, bu tarihten sonra kentteki gerileme ile kullanım dışı kalmış, aynı işlevi bir tanesi devşirme olarak çok sayıda yazıtlı blok kullanıldığından dolayı “Yazıtlı Ev” olarak adlandırılan, daha küçük boyutlu olan bu üç hamam üstlenmiştir. 
Çoğu birkaç katlı konutlar-işlikler ise Arykanda’nın M.S. 2.-3. yüzyıldaki zenginliğini, yine aynı çevre özellikle M.S. 240 depremi sonrasında bile kentin refah seviyesinin yüksekliğini yansıtmaktadır. Bu konut alanında doğu-batı doğrultusundaki taş döşeli sokağın kuzeyi cam üreticisi bir ailenin işliği olmalıdır. 
Arykanda Dağ Keçileri
Antik kent sahasının dağlık bölümünde muhteşem güzellikte zarif bedenleri dağ keçileri bizlere hoş geldin pozları verdiler. İnsan olmadığı zaman kent yapılarının içine kadar iniyorlar.
Modern kentleri kıskandıracak su kanallarına sahip Naltepesi olarak adlandırılan ufak tepe, Arykandalı Hermaios’un anıt mezarının bulunduğu yerdir. Büyük olasılıkla M.S. 240 depremi sonrası yıkılınca aynı yerde anıt mezarın blokları kullanılarak doğuya doğru uzatılarak Naltepesi Hamamı, hamamın kuzeyine de “demirci atölyesi” inşa edilmiştir. 
Kente girişte sağdaki ilk yapı kalıntısı olan “Şaraphane”, içinde zeytin veya üzüm sıkmaya yarayan yerleri ve havuzcukları belirli, pres taşları ev içinde duran “Ezim Evi”ne aittir. Arykanda antik kenti çevresinde pek çok doğal su kaynağı bulunmaktadır. Bunlar kayalara oyulan suyolları ile şehre ulaşmaktadırlar. Kentteki temiz su-kirlisu kanallarının düzenlenişi de bugün pek çok modern yerleşimi kıskandıracak kadar titizlikle yapılmıştır.

-------------------------------------------- 
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 07.01.2021
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 10.01.2021
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93 
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/MehmetSokmenAntalya

Bu haber 33 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Kovada Gölü Doğa Krallığında Sonbahar Renkleri

Kovada Gölü Doğa Krallığında Sonbahar Renkleri Isparta'nın Eğirdir ilçe sınırları içinde doğanın cömert davrandığı Kovada Gölü Milli Parkı, destansı doğal güz...

Gazipaşa Aydıncık Atakent Silifke Mersin Arasında Yolların Dili

Gazipaşa Aydıncık Atakent Silifke Mersin Arasında Yolların Dili Bir düşünün geçmişe doğru hayal edin! Burada yol ağı yokken ulaşım nasıl olmuş, ne kadar zaman sürmüş, vahşi doğa k...

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |