http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Kuran Dağları Tekirpınarı Karadere Göleti Doğasında Fibonaccı Sayıları Ve Yüksek Alpinler - Antalya - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Kuran Dağları Tekirpınarı Karadere Göleti Doğasında Fibonaccı Sayıları Ve Yüksek Alpinler - Antalya

Kuran Dağları Tekirpınarı Karadere Göleti Doğasında Fibonaccı Sayıları Ve Yüksek Alpinler - Antalya

Tarih 27 Ağustos 2020, 19:41 Editör Mehmet SÖKMEN

Sabahın ilk ışıklarıdır, kuran dağları silsilesi Doyran ve Karadere çaylarının ana su kaynaklarında nice benzersiz destansı güzellikler vardır.

ISBN 978-605-88104-0-2
Kuran Dağları Tekirpınarı Karadere Göleti Doğasında Fibonaccı Sayıları Ve Yüksek Alpinler - Antalya 
Sabahın ilk ışıklarıdır, kuran dağları silsilesi Doyran ve Karadere çaylarının ana su kaynaklarında nice benzersiz destansı güzellikler vardır. Kelebeğin özgür ve kısa yaşamlı uçuşunu, Ada Çayının türlü renklerindeki sarhoş edici kokuyla kendisinden geçen kuşun muhteşem nağmeli ötüşlerini dinleyin ve meditasyon yapın.



Mevsimlik rengarenk çiçekler boy gösteriyor burada. Doyumsuz güzellikteki binbirçeşit tıbbi aromatik endemik bitki ve çiçeklerin en güzel zamanında doğanın cömertliğinin kalbindeyiz.
Kurbağaların her türünün yetişme alanında mevsiminde gelirseniz, en güzel vıraklamalarının nağmeleri eşliğinde kamp yapmanın keyfi bir başka olacaktır.
Şimdi burada baharı ve yazı getiren çiçekler var. Yoğun yağışlarla geçen kış aylarının ardından mart sonu, nisan başı gibi açmaya başlayan gelincikler burayı kırmızı ve sapsarı bir zemine bürüyor. Antalya gelinciği olarak da anılan çiçeklerin açmasıyla birlikte oluşan doğal çiçek sergisi genellikle Haziran ayının ortasına kadar sürüyor.
Burada Doğa Ana uyanırken görüntüsüyle büyüleyen çok fazla sayıda tür zenginliğine sahip bahar çiçeklerini sergiliyor. Soğuk kış günleri boyunca toprağın altında sabırsızlıkla baharı bekleyen bitki tohumları, nihayetinde güneşin yüzünü göstermesiyle yavaştan toprağın altından çıkmaya başlarken hala çok canlı renklerini koruyorlar.
Bu dağlarda havaların ısınmasıyla canlanan doğa, evrene; yemyeşil çimenler, rengârenk çiçekler ve meyve dolu ağaçlarla ilkbaharın İlkbahar ve Yaz mevsiminin başlangıcına denk gelen eşsiz kokuları ve birbirinden güzel renkleri ile mevsimsel çiçekleri sizler için kayda almaya devam ettik.
Burada doğanın destansı renk seremonisinin krallığına gelin. Tahrip edilen doğanın yakın gelecekte bu güzellikleri nasıl veriyorsa, tam tersi yok edici döngüye gireceğinin işaretlerine de tanık olun. Renkleriyle ayrı, kokuları ile ayrı büyüleyen endemik biyoçeşitliliğinin en canlı renkli çiçeklerini görün.
İlkbahar mevsiminde canlanan doğanın sunduğu eşsiz güzellikteki bahar çiçekleri bal arılarına ve diğer böceklere nektar kaynaklığı yapıyor.
Burada insanın içini kaplayan neşe, heyecan, mutluluk gibi ne kadar duygular varsa hepsi uyanıyor.
Çiçekler üzerinden görülebilen tüm bu güzel duyguların doğaya yansımasına en güzel yanıtı göl sularının yeşile boyanmış renkleri veriyor. Burada, kırları, bahçeleri kaplayan rengarenk çiçeklerin yaydığı güzel kokularla yorgun bedenler hemen kısa sürede kendini toplamaya başlar ve rahatlar.
Buradaki su kaynaklarının doğa ile bütünleşmesinin en güzel görselleri yansımalarda gizlidir. Anlık değişebilen ışık konumu bakıya farklı anlamlar yükler.
Göl etrafı maki, ardıç, çam ormanı ile kaplı vadi sırtlarında benzersiz doğa güzellikleri yürünerek keşfedilebilir. Karadere Göleti ve çevresinden yürünerek dere boyunca Çınar ağaçların içinden Sinan değirmenine Ambarlara ulaşılmaktadır.
Saha havzası doğa gezilerini seven, tabiatla kucaklaşmak için yeni yerler arayanlar için ideal bir keşif rotası konumundadır. Bu muhteşem güzelliği sizin için filme aldık.
Havza alandan Karaman ve Boyalı çayları doğar. Dağlık alanlar denizel kökenli kireçtaşlarından oluşmuş olup alanın doğusu Antalya traverten platosunun bir kısmını kapsamaktadır. Alanda Akdeniz iklimine özgü iyi korunmuş maki ve iğneyapraklı ormanlar ile yüksek dağ bozkırları, nehir kıyısı ve kayalık bitki toplulukları bulunur.
Alanda ardıç, meşe, kızılçam karışım ormanların yanında saf kızılçam ormanları da yer almaktadır. Alandaki çaylar boyunca nehir kıyısı bitki örtüsü görülür. Alanda 39 bitki taksonu Özel Doğa Alanı kriterlerini sağlıyor. Alanda bulunan ve Türkiye’ye endemik bitki türlerinden 2 tanesinin bilinen dünya dağılımı bu sahaya özgüdür.
Bu havza sistemi Beşi Bir Yerde projesi kapsamında olup, Antalya'daki endemik bitki türlerinin korunması ve bu bilincin yaygınlaştırılmasına katkı için bu belgesel filmimiz önemli misyon üstlenecek.
Bu belgesel çekimleri yaparken bakışlarımızı papatyalara ve diğer çiçeklere çevirdiğimizde; papatyanın ortasında bulunan floret'lerin yani çıçekcik sağ ve sol yönde olmak üzere çift yönlü düzgün spiraller çizdiği dikkatimizi çeker. Ancak burada çok daha ilginç bir özelliği ortaya koymak için bu spiralleri sayarsak, normal bir ortamda büyüyen papatyaların hemen tümünde sağ spirallerin sayısının 21. buna karşılık sol spirallerin sayısının 34 olduğunu görürüz.
Benzer olarak, kızılçam ve Himalaya çamı gibi bazı çam türlerinin kozalaklarındaki pullann oluşturduğu sağ spirallerin sayısı 5. sol spirallerin sayısı ise 8'dir. Karaçam kozalaklarında ve ananas meyvelerinde ise bu sayılar 8 ve 13 olarak belirlenmektedir. Benzer yapıdaki diğer bir çok bitkide de görülen bu sayıların ilginçliği nedir?
Şimdi bu sorunun cevabını arayalım. Matematikte Fibonaccı Sayıları olarak bilinen ve her biri kendisinden önce gelen iki terimin toplanmasıyla elde edilen terimlerin oluşturduğu sihirli bir dizi vardır. 1170-1250 yılları arası yaşayan Leonardo Fibonaccı da Pisa tarafından bulunan bu dizinin bir kaç terimini açıklamak yararlı olacaktır
1, 1, 2, 3, S, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, ...
Burada biraz durup bu sayılar incelendiğinde, papatya, çam kozalağı ve ananas için verilen ve bunların sağ ve sol spirallerinin sayılarını belirleyen 21: 34, 5: 8 ve 8: 13 sayı ikililerinin aslında sihirli dizide yer alan ardışık terimler olduğu kolaylıkla anlaşılır.
Demek ki; çeşitli Güzel Sanatlar dalında temel öğelerden birisi olan Fibonaccı Sayıları, doğada başlangıçtan bu yana kullanıla gelmektedir. Hemen her bitki ve çiçekte kolayca görebilen geometrik yapı ve özellikleri bitkiler aleminin ne kadar nefes kesen güzelliğe sahip olduğunu gösterir.
Bu sahanın da dahil olduğu Antalya Torosları Bey Dağlası silsilesinde mart, nisan ve mayıs aylarını içine alan 21 Mart-22 Haziran arası zaman aralığı ilkyaz, bahâr, bitkilerin canlandığı, canlıların kanlandığı kış ve yaz arasındaki mevsimdir.
Bahar ile diğer mevsimlerin endemik sistemlerinin mevsim dilimi, evrenin olağan dışı yenilemeler ve değişerek gelişmeler gösterdiği capcanlı, rengârenk güzel kokulu ipeksi bir yaşam kreasyonunun karesidir. Burada Bahar bir yeniden doğuştur, diriliştir.
İnsanla vatan arasındaki bağı güçlendiren tek olgu tahrip edilmemiş doğa sistemleridir. Bahar ve Yaz ayları, çiçekli ağaçları, çiçek ve çimen kokularını, kuşların güneşli cıvıltılarını unsurlarıyla insana sunuyor. Burada endemik çiçeklerin yarattığı renk cümbüşü görülmeye değer.
Mevsimlerin insanlar üzerinde olumsuz psikolojik etkileri olduğu söylense de ilkbahar mevsimi doğadaki canlanmanın bir simgesi olarak insanlara pozitif duygular hissettirir. Doğanın stres ve zihinsel yorgunluk üzerine pozitif etkileri vardır. Bitkilerin renk, koku ve görsel etkileri insanın huzur ve beğenme duygularını arttırıyor, insanda sükunet ve barış duygularını hissettiriyor.
Burada Doğadaki mevsimsel değişimlerin en önemli göstergelerinden biri de bitkilerdeki değişimlerdir. İlkbahar mevsiminin habercisi olan bitki türleri, yapraklanmadan önce veya ilk yapraklanmaları ile birlikte çiçeklenmeleri diğer türlerden daha etkin bir görselliğe sahip olmalarını sağlayarak ilkbahar mevsiminin başladığını gösterirler. Aynı zamanda insanların mevsimsel değişimi en iyi şekilde fark etmelerini kolaylaştırır.
Bölge sahasında Doğanın tüm renkleri ve canlılığı ile kendini gösterdiği en etkili ilkbahar mevsiminde endemik eko sistem canlıları alan sahasında büyüleyici peyzajını yaratmıştır. Buraya gelin, değişimle birlikte uzayan gün ışığından yararlanın, ısınmaya başlayan havalarda canlanan yabani yaşamı, bitkilerde tomurcuklanma ve ardından görülen çiçeklenmeyi inceleyin, doğanın ne kadar büyük sanatçı ve matematisyen olduğunun farkına varın.
Buraya gelen insan; mevsimsel değişimle birlikte renk cümbüşüne kendisini kaptırır, davranışsal ve duygusal durumlarında olumlu değişim hisseder. Saha doğa sistemlerinin benzersiz oluşumları insanlarda davranışsal ve duygusal anlamda çok olumlu etkiler yaratır.
Bu belgesel filmimiz saha doğasını evinize getirerek; Birçok insanın zihninde neşe ve mutluluk duygusu yaratacak, insanın duygu durumunda, enerji seviyesinde ve bireysel farkındalıkta değişimlerle pozitif artış gösterecektir. Hem bilimsel araştırmaların hem de edebiyat alanında da mevsimsel saha doğasında tabiatın güzelliği, renkliliği ve kış mevsiminden çıkış ile hayatın canlandığı en gözde renk ve hoş doğal ses melodilerine ev sahipliği yapan mutlaka korunması gereken doğal zenginlik sahasını tanıyacak insan.
Burada her daldan sanatçıya, biyolog’a, botanikçiye ve jeolog’a malzeme var. Ressam için bolca manzara ve görsel nesneler, gerçek şairlere ilham verecek canlı ve cansız nice güzellikler var. Ressam tuvalini, boya ve fırçasını alıp buraya gelsin, Doğa Anadan resim dersleri alsın. Şairler ve edebiyatçılar buraya gelsin ilham alsın ve doğa nasıl edebiyat yaparın derslerini alsınlar. Doğa Ana zaten bilim adamlarına her türlü ipucunu veren en büyük matematik ustasıdır.
Burada suyun ışık ve yeşil ile oyunlarında çiçekli bitkiler eski zamanlardan bugüne değin sosyal, estetik ve manevi semboller olarak önemli bir doğa unsuru olmuşlardır. Çiçeklerin göz alıcılığına katkıda bulunan, renk, şekil, koku ve gelişimi boyunca gösterdiği değişim gibi çeşitli özellikleri bulunmaktadır.
Betonlaştırılmış ve ısı adalarına döndürülen şehirlerde insanlar ruhsal ve bedensel çöküntü evresine girerken; bu sahada doğa insan etkilerinden uzak nispeten canlı kalabilmiştir. Çiçekli bitkilerin, yapraklı bitkilerin bulunduğu bu saha ile hiçbir bitkinin bulunmadığı saha karşılaştırması yapılırsa çiçekli bitkilerin bulunduğu ortamın mutluluk duygusunu diğer ortamlara göre çok daha fazla arttırdığı anlaşılacaktır. Doğaya gidemeyenler bu belgesel filmimiz ile bu karşılaştırmayı yapabilir.
Çektiğimiz doğa belgesellerinde sürekli iç içe olduğumuz dağcılığın temelinde dağları, dağlarda olmayı ve dağlarda olan her şeyi sevmemiz yatar. Dağları sevmek, doğayı ve doğadaki her şeyi sevmeyi ve korumayı da gerektirir. Biz dağcılar, hayatlarının en heyecan verici ve anlamlı zamanlarını dağlarda geçiriyoruz, dağların güzelliklerine, kültürlerine ve canlı türlerine de aynı ilgi, sevgi ve anlayışla yaklaşıyoruz. Dağcılıkta dikkat edilmesi gereken ilkelerden biri de, dağ ekosistemlerini kirlilik başta olmak üzere, çeşitli tehditlerden korumanın yollarını görsel olarak anlatmaya çalışıyoruz.
Bu sahada doğanın insan üzerindeki etkisi, bahar mevsimi ile doğadaki ve buna paralel olarak insan duygularındaki olumlu değişim ve bu değişimin ve etkileşimin en göze çarpan doğal unsurları çiçekli bitkilerdir. Yapraklanmadan önce çiçek açan veya ilk yapraklanmaları ile birlikte yoğun çiçeklenme özellikleriyle baharın gelişini müjdeleyen bitkiler, insan–doğa etkileşiminde önemli bir yere sahiptir. Bu bitkilerin yaşam ortamlarının ve ortak kullanım alanlarının peyzaj tasarımında daha sık ve etkin kullanımının önemli olumlu etkileri olacaktır.
Hızlı betonlaşma ve artan yaşamsal tehditler sonucu insanların doğayı koruma ve kollama bilincinin gelişmesi gerekmektedir. Doğa belgesel yapımlarımızın izlenmesi ile günümüzde dağlara çıkanların sayısı artarken, dağların da daha fazla korunması gerektiği de kesinlikle anlaşılmalıdır.
Artan insan hareketliliği ve baskıları azaltmanın en etkin yollarından biri, dağların önemi ve özelliklerini doğa belgesel yapımlarımızın izlenmesi sonucu öğrenilmesinden geçer. Çekimler esnasında tırmanmaktan ve orada olmaktan büyük keyif aldığımız dağlarda yaşayan canlıları ve ekosistemleri tanımak ve öğrenmek biz dağcılar için ayrı birer heyecan kaynağıdır. Önemle vurguladığımız, “kullananın korumasıdır” ilkesini benimsetmektir. Bu bağlamda biz doğa belgeselleri yapımcıları ve dağcılar, dağları korumakla yükümlü en önemli grupların başında geliriz.
Sizlerde hafta sonları hapse mahkum beton evlerinizden çıkın, çocuklarınızı alın ve buraya gelin diyoruz, çocuklarınızı akıllı telefon esaretinden kurtarın ve sağlıkları için doğa ile tanıştırın diyoruz. Dağlarda havasını, kokularını ve çevrenizdeki her şeyi algılayarak yürümek, bedeninize ve ruhunuza çok şey katacak, yorgun bedenlerinize terapi etkisi yaratacaktır.
Bu filmimiz; doğaya gidemeyenler veya doğaya bakışı iyi olmayanlar için güzel bir başlangıç olabilir! Doğal güzellikleri bir kez izlerseniz sizlerde dayanılmaz bir istek doğacak, hareket etmek, oksijen depolamak, dinçleşmek ama aynı zamanda ruhsal rahatlama ve keyif vermesi açısından kesinlikle sağlıklı bir karar alacaksınız.
Az çok doğa ile tanışık olanlar zaten belgesellerimizi izliyor ve siz de bizim gibi, dağlarda yürümekten büyük güç ve ilham alan amatör, profesyonel ya da meraklı bir doğa severseniz, bu doğa belgesel filmimiz mutlaka ilginizi çekecektir.
Burası kısmen Dağların ve alpin kuşaklarının olağanüstü çekici ve büyülü yerleridir. Yeter ki bir defa olsun burada doğaya gelin! Sonrası çorap söküğü gibi gelecek; Tekrar, tekrar gitmek istediğiniz, her defasında çok şey öğrendiğiniz ve hep öğreneceğiniz sahalar olacaktır.
Uzun yıllar dağlarda çekimler için bilimsel araştırmalar ve doğa koruma çalışmaları yapan bizler dağlar, alpin kuşak ve alpin bitkiler ile diğer ekosistemler hakkında öğrendiklerimizi kayda alıp sizinle Türkiye Doğası Belgesel filmlerimizle paylaşmak istedik.
Dağların alpin kuşakları, çiçekli–çiçeksiz bitkileri hakkında ne kadar çok şey öğrenir ve bunu çekimlerimizle paylaşırsak, yeryüzündeki yaşamı destekleyen en önemli ekosistemlerden biri olan dağlarımızı o kadar koruyabileceğimizi ve dağlarda yürüyüşü daha çok seveceğinizi biliyoruz.
Ayağımızın altında parçalanmış kayaların bulunduğu ve çevrenizi göz alabildiğince görebildiğimiz en yüksek kesimler dağların alpin kuşaklarıdır.
Buralarda kayalıklar, kaya çatlakları ya da küçük taşlar arasında tek, tek ya da yastık şeklinde küme, küme gelişmiş bitkiler görülür.
Bunlar, dağların bu kesimindeki sert iklim koşullarına: kuvvetli rüzgara, soğuğa, gece ile gündüz arasındaki büyük sıcaklık farklarına ve çok uzun süre erimeyen kara uyum sağlamış özel alpin bitkileridir.
Bu filmimiz ile, Türkiye’deki tüm alpin kuşak bitki örtüsünü değil ama, bu sahadaki dağlarda karşılaşabilirsiniz, nispeten yaygın bazı alpin bitkilerimizi sizlere sunuyoruz.
Çok yüksekte olmalarının verdiği yalnızlık ve koruma güvencesinin artık kalmadığı günümüzde, karşı karşıya bulunduğu tehlikeler nedeniyle alpin bitkilerimize karşı yetkili-yetkisiz, botanik bilimi ile ilgilenen-ilgilenmeyen, bilimsel araştırma yapan-yapmayan, dağlarda yaşayan-yaşamayan ve yürüyüş yapan-yapmayan hepimiz, belli bir sorumluluk taşıyoruz.
Bu filmimiz ile dağların alpin kuşaklarının ve başta alpin bitkiler olmak üzere, buralarda yaşayan tüm canlıların önemini ve tüm insanlık ve yeryüzü için korunması gerektiğini hatırlatmak istiyoruz. Türkiye’de örnekleri son yıllarda büyük bir hızla çoğaldığı gibi, dağlarımızı belli bir miktar gelir amacıyla verimsiz madenciliğe ve yapılaşmaya açmak ve betonlaştırmak yalnızca birkaç kişinin yetki ve sorumluluğuna bırakılamaz.
Yeryüzünün, en küçük bakteriden en büyük memeliye kadar birbiriyle bağlantılı dev bir yaşamsal ağ olduğu ve insanoğlunun kendini bu canlı ve dinamik yaşamsal ağdan bir çizgi ya da başka bir şeyle ayıramayacağı unutulmamalıdır.
Dağlardan bir şekilde yararlanma ve kullanma hakkına sahip, hemen dibinde ya da Türkiye’de yaşayan herkesin, onlarla ilgili alınan ve uygulanan yönetsel kararlara doğrudan ya da dolaylı katılımı en doğal haklarıdır. Herkesin bu bilgi ve bilinçle hareket etmesi gerektiğini vurguluyor, bu saha doğa belgesel filmimiz vesilesiyle bütün dağlarımızı sevgiyle selamlıyoruz.
Bu saha da dahil, Türkiye yeryüzünde ılıman iklim kuşağındaki en zengin bitki örtüsüne sahip ülkelerden biridir, bu bitkisel zenginliğin yaklaşık %35’i kendine özgü endemiktir, 11,000 civarında çiçekli bitki içerir. Buna ek olarak, halen ılıman iklim kuşağı içinde kültürü yapılan çok sayıda tarım ürünleri olan tahıllar, baklagiller, yem bitkileri ve meyve ağaçları yabani atalarının kökeni de Anadolu coğrafyasıdır.
Türkiye’nin doğal bitki zenginliğinin bir başka özelliği de, her yıl yüzlerce tıbbi bitki ve çiçek soğanının doğadan toplanarak ihraç edilmesidir. Bugün süs bitkisi olarak tüm dünyada bahçe düzenlemelerinde kullanılan 200’ü aşkın cinse ait yüzlerce bitkinin orijini Türkiye florasıdır.
Florasındaki bitkilerin yanı sıra onların doğal yaşam alanları habitatlar da Türkiye’nin coğrafik, iklimsel ve jeolojik özelliklerine paralel olarak büyük bir zenginlik ve çeşitlilik gösterir. Bunlar arasında stepler,
kıyı kumulları, sulak alanlar, nehir vadileri ve deltaları, turbalıklar, çeşitli karakterdeki meralar, fundalıklar, meşe, fıstık çamı, sığla ormanları ve Doğal Yaşlı Ormanlar gibi uluslararası ölçekte önemli habitatlar yer alır.
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 20.06.2020
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 19.08.2020
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 26 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Gömbe Yeşil Göl Uçarsu Doğa Sistemi - Kaş

Gömbe Yeşil Göl Uçarsu Doğa Sistemi - Kaş Akdeniz Bölgesi nice farklı doğa oluşumlarının en güzel örneklerini sunarken, Akdağların biyoçeşitliliğinde önemli ...

Yeşil Göl Doğa Sistemi - Gömbe Kaş

Yeşil Göl Doğa Sistemi - Gömbe Kaş Anadolu coğrafyası dünya kara sisteminde olağan üstü benzersizdir. Bu bölümde bizimle birlikte Akdeniz Batı Toros s...

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |