http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Sinan Değirmeni Zahire Tahıl Ambarları Ve Doğa Sistemleri-Antalya - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Sinan Değirmeni Zahire Tahıl Ambarları Ve Doğa Sistemleri-Antalya

Sinan Değirmeni Zahire Tahıl Ambarları Ve Doğa Sistemleri-Antalya

Tarih 14 Haziran 2020, 08:11 Editör Mehmet SÖKMEN

Bu belgeselde bizimle Antalya'nın nice saklı yaşam sırları barındırdığı Sinan Değirmeni Köyüne bizimle birlikte yolculuğa çıkın, dört tarafı dağlarla çevrili, havası, suyu sağlık için yaşamsal öneme sahip ve destansı doğanın güzelliklerine tanık olun. Ahşap işçiliğinin şahikası zahire ambarları sahasına girin ve geçmiş bin yılın ahşap ustalarının mühendislik becerileri karşısında şapka çıkartın!

ISBN 978-605-88104-0-2
Sinan Değirmeni Zahire Tahıl Ambarları Ve Doğa Sistemleri-Antalya
Bu belgeselde bizimle Antalya’nın nice saklı yaşam sırları barındırdığı Sinan Değirmeni Köyüne bizimle birlikte yolculuğa çıkın, dört tarafı dağlarla çevrili, havası, suyu sağlık için yaşamsal öneme sahip ve destansı doğanın güzelliklerine tanık olun. Ahşap işçiliğinin şahikası zahire ambarları sahasına girin ve geçmiş bin yılın ahşap ustalarının mühendislik becerileri karşısında şapka çıkartın!



Torosların sesli türküsünün tanığı olan ve hala zamana direnen Sinan Değirmeni zahire ambarları, inadına hala geçmişini koruyan ve saklı kalabilen nadir ahşap yapılardır. Yakın zamana kadar yollarının bozukluğu nedeni ile binek araçların belli mevsimler de gidebildiği Sinan Değirmenleri artık daha ulaşılabilir bir konumdadır.
Aslında Yayla köyü olan Sinan Değirmenleri adını da aldığı ve hala izlerini rahatça görebileceğiniz değirmenden almaktadır. Sinan denmesinin sebebi de değirmeni işleten kişinin adı olmasıdır. Sinan Değirmenine gitmek için köy’ü adeta üçe ayıran karaderenin içinden ya aracınızla ya da yürüyerek ama mutlaka ıslanarak geçmek zorundasınız. Karadere suyu sıcak mevsimler de serinlemek için hala ideal. Köyün merkezinde bulunan cami’nin avlusunda bulunan çay evinde mola verebilir ve dinlenebilirsiniz.
Hemen karşısında bulunan ve altından geçen karadere sularının şırıltısıyla bir başka anlam taşıyan ve artık anıtsal hale gelen Sinan Değirmeni ve etrafını saran her biri eşsiz ahşap siloları olan tahıl ambarlarını gözünüzle süzdükten sonra çevre de gezinmek çok güzel.
Sinan Değirmeninin etrafındaki ahşap zahire ambarları olan Silo’ların da bir hikayesi var elbette. Mimarisi itibari ile tek bir çivi kullanılmadan yapılan bu silolar günümüzde artık hepsi olmasa da sahipleri için konaklama evi gibi yeniden düzenlenmiş. Buraya gelin konaklayın ve altından geçen karadere çayı soğuk sularıyla meditasyon yapın, rahatlayın.
Tamamen ahşap olan bu silolar da restore edilirken maalesef bazı kurbanlar vermiş. Ahşap geçme tekniğinin zorluğu karşısında dayanamayan bu silolar ne yazık ki çivi ile de tanışmışlar. Muhteşem oyma ve çeşitli tekniklerin hala gözle görüldüğü ve yine zamanın bütün güzelliklerini barındıran bu siloların kapı tokmakları ve pencere pervazları bile el işidir.
Sinan Değirmenleri ziyaretçileri bölgeyi iyi bilen ve özellikle burayı tercih edenlerden oluşuyor. Yani Sinan Değirmenleri’ne gittiğiniz de kalabalık ya da çayevinde oturup dinlenirken sizden başkalarını da görebilmek biraz şans işi. Elbette hafta sonları özellikle Antalya ve çevre sakinlerinin mola yeri olması sebebi ile Kuş ve su sesinden başka sesler de duymak mümkün. Ancak ziyaret için hafta içini tercih ederseniz eğer kuvvetle muhtemel sadece siz olacaksınız.
 Tahıl tarımı yönünden Sinan değirmenleri arazisi oldukça el verişsizdir, peki çok sayıda tahıl ambarları neden yapıldı acaba? Kuvvetle muhtemeldir ki, akarsu kaynağının kuvvetli düşüş noktasında oluşu ve yöre tahılları için kurulan değirmenin su ile çalışması, yöreye taşınan tahılların korunması için zahire ambarlarının yapımına ihtiyaç duyulmuştur.
Geçmişten günümüze önemli bir tarımsal işletme üretim merkezi olan Sinan Değirmeni Köyü, bu özelliği ve yayla ile Korkuteli ve oradan da sahil yerleşimleri arasında bir geçit işlevi görmesinden dolayı yakın zamana kadar hareketli bir yerleşim olmuştur.
Çevre yerleşimlerine ürün taşıyan kervanların geçiş güzergâhında bulunan Sinan Değirmeni Köyündeki bulunan ahşap tahıl ambarları, bu üretim geçmişinin tarihi belgeleri niteliğindedir. Ahşap malzemeden üretildikleri için sürekli yenilenen tahıl ambarlarının sayıları yakın zaman öncesine kadar fazla sayıda iken bu sayı günümüzde epey eksilmiştir.
Korunması ve kültür varlığı olarak tescil edilmesi gereken tahıl ambarlarının bazıları yakın zamanda yok olmuştur. Bir zamanlar yüzlerce ambarın doldurduğu dağ yamacındaki Ambarlar vadisinde dizili duran son ambarların sayıları her geçen gün birer birer azalırken, Likya’dan Teke iline, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bir tarım kültürü mirası da yavaş yavaş coğrafyanın ve tarihin belleğinden silinmektedir.
Köylülerin, hububat ve tarım ürünlerinin yanı sıra değerli eşyalarını da muhafaza ettiği tarihi ambarların korunarak geleceğe aktarılması mutlaka gerekmektedir.
Osmanlı döneminde 16. Yüzyıldaki Teke Sancağının tarımsal üretim kayıtlarına bakıldığında Sinan Değirmeni Köyü de dahil bölgenin orta kesiminde yer alan Elmalı, Kasaba, İstanoz yeni adıyla Korkuteli Kızılkaya, Karaaliler, Bucak ve Kuzköy gibi ovalık yerleşimler ile Kaş-Bezirgân ovası da önemli bir üretim alanı olarak sayılır. Yine aynı bölgede yer alan Demre ve Finike kıyı ovalarıyla Adrasan, Kemer, Göynük ve Beldibi ovaları tarımsal üretim için uygun yerler arasındadır.
Teke sancağında üretilen tarım ürünleri içerisinde Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi hububat başta geliyordu. Burada bulunan ahşap tahıl ambarları, bu üretim geçmişinin tarihi belgeleri niteliğindedir. Bakırlıdağ ve Alabelen dağ silsilesinin Saklıkent ve Karardibi vadi boğazda yer alan tahıl ambarlarının geçmişi hakkında ulaşabildiğimiz yazılı belge olmasa da köylülerin anlatımına göre 250-300 yıllık bir tarihe sahip oldukları söylenebilir.
Neolitik çağla birlikte tarım devrimine tanıklık eden Anadolu coğrafyasında buğdayın kültüre alınmasıyla birlikte insanlık tarihi için yeni bir evre başlamıştır. Sahadaki su kaynakları sayesinde bölge, binlerce yıldır üretim, inanç ve kültür merkezi olmuştur.
Sinan Değirmeni sahasında üretim ve tarihi yolların sağladığı avantajlar, bu yerleşimde önemli bir mimari kültürün de gelişmesini sağlamıştır. Burada bulunan ahşap tahıl ambarları, çivi kullanılmadan ve geçme tekniği ile sedir ağacından yapılmış özgün birer kültür mirasıdır.
Genel koruma olmadığı için her geçen gün doğanın ve iklim şartlarının tahribatına maruz kalmaktadır. Bu belgesel yapım Anadolu'nun binlerce yıllık zengin tarımsal üretim tarihi ve sivil mimari kültürü için oldukça önemli yapılar olan tarihi Sinan Değirmeni tahıl ambarlarının geleceğe taşınabilmesine katkıda bulunacaktır.
Zahire ambarları sahası aynı zamanda benzersiz endemik ekosistemler barındırıyor. Sadece yöreye özgü endemikleri farklı mevsimlerde görmek mümkündür. Önünden geçen dere yaz kış buraya hayat veriyor.
Bilinmeyen ve tanınmayan değerlerin korunması da mümkün değildir.  Bu belgesel filmin, tarihsel işlevleri ve kültürel özellikleriyle bir döneme ışık tutan tahıl ambarlarının öneminin kavranmasında bir katkı sunmasını umuyoruz.
Ambarın iç kısmının zemini dört gözlü kapak ile örtülmüştür. Kapakların altındaki dört bölümde tahıllar muhafaza edilir. Buğday, arpa, nohut ve fasulye gibi hububat ürünleri ambar gözlerine doğrudan dökülerek saklanır. Plastik torba ya da çuval gibi malzemeler kullanılmaz. Bunun amacı mahsulün hava alarak uzun süre tazeliğini koruyabilmesidir.
Tahıl dışındaki mallar, günlük kullanım eşyaları ya da göç sırasındaki saklanması gereken eşyalar, güpse denilen, tahıl gözlerinin üst kısmındaki bölümlerde saklanır. Bu bölümler, kapının iki yanı ve karşısında olmak üzere U biçiminde ambarın iç kısmını kaplar. Güpse kısmında saklanılan malzemeler çeşitlidir. Yatak, yorgan, kazan-kepçe, para ya da altın gibi değerli eşyalar bu ambarlarda güvenli biçimde saklanır.
Ambarların sundurma kısımları yerden yaklaşık 1,5 metre yüksekliktedir. Bunun amacı, depodan çıkan ürünün at ve eşeklere rahat yüklenmesini sağlamak içindir. Giriş kısmındaki tahta sundurmanın üzerinde çuvallardaki ürünler eşeğe yüklenir. Yüklemenin kolay yapılabilmesi için sundurmanın altında bir de seki taşı bulunur. Buradan yüklenen buğday değirmenlere götürülerek öğütülür.
Buradaki tahıl ambarlarını her zaman bir bekçisi bulunmuş. Aslında kayda değer bir hırsızlık yaşanmamıştır. Ancak köylüler yine de köylülerin sahile göç ettikleri zamanlarda değerli eşyaların bulunduğu ambarların başında hep bir bekçi olduğunu anlatıyor. Ambarların ortasında bir tane bekçi evi vardı.
Bekçi evinde 8 kişi kalabiliyordu. Bekçilik için para yerine ambar başına 3 kile buğday, 3 kile arpa ödeniyordu. 1 kile 30 kilo buğdaya denk geldiğine göre tatmin edici bir ücret sayılabilir. Bekçi aldığı buğday ve arpayı da ihtiyacı olan ürünlerle takas ederek geçimini sağlıyordu.
Bugün hububat bulunmayan ambarlarda eşya da saklanmıyor. Ambarlar tamir edilemediği için çürüyüp yok oluyor. Ambarların korunması için devletin yardımı gerekiyor. Bu ambarlar Türkiye’nin gerçek kültür kimliği niteliğinde olup çok kıymetli bir emanet konumundadır. İnsanlar bunları görebilmek için yurt dışından bile geliyor. Bu yüzden bu nadide tarih değerleri zahire ambarlar mutlaka onarılmalıdır.
Tahıl ambarları bu bölgenin ve Türk kimliğinin bir parçasıdır.
Ambarlar aslına uygun şekilde onarılıp pansiyona dönüştürülebilir ve çok güzel otantik hale getirilip turizmin hizmetine sunulabilir. Sinan Değirmeni Köyünde tarih ve doğa tutkunu yürüyüşçüler konaklayacak ve ülke tanıtımına genel katkı sağlanmış olacaktır.
Zahire ambarlarının işler hale getirilmesi burayı kırsal turizm için önemli bir cazibe merkez konumuna getirebilecektir, zaten ambarlar bu merkezin tam kalbinde yer alıyor.
Kültürel kimliğin bir parçası ambarlar geçmişten gelen bir kültür mirasıdır. Bu miras biz insanlığa kadar nasıl ulaştıysa gelecek nesillere sapasağlam ulaştırabilmeliyiz. Bu kültür mirasını geleceğe aktarmak hepimizin sorumluluğudur. Yaklaşık 300 yıllık geçmişi olan bu yapılar turizm için de çok önemli olup insanlar bu ambarları görmek için dünyanın her yerinden buraya geliyorlar.
Tarihi ahşap Ambarların planları çok eskilere, Likya mezar anıtlarına ve eski Likya evlerine uzanmaktadır, bu da tarihin, kültürün aktarımının önemini bize hatırlatmaktadır. Eski Likya mezar odaları gibi semerdamlı kırma çatılı olarak, kare planlı, tek ana girişli olarak şekillenmektedirler. Tıpkı mezar odalarındaki defin mekanları gibi dikdörtgen şeklinde Gübse olarak adlandırılan bölümleri vardır.
Yapı dört cepheli ve kendi içinde iki katlıdır. Zeminden, ahşap merdivenle ulaşılan kat giriş katıdır. Giriş katta ahşap küçük bir kapı vardır. Bu kapıdan ana mekanına giriş yapılmaktadır. Giriş katta zeminde ahşap ambar kapakları ve ahşap döşeme bulunmaktadır. Ahşap ambar kapakları kaldırıldığında, tahılların depo edildiği bölümlere ulaşılır.
Bölgede üretilen hububat bu depolara konulmuştur. Tahıllar ambalajsız ve çuvalsız bir şekilde depolara aktarılmakta ve sağlıklı olarak muhafaza edilmektedir. Giriş katında kapının sağ, sol ve karşı kısmına gelecek şekilde GÜBSE denilen ahşap iç mekanı U şeklinde dönen yine tamamı ahşap geçme tekniği ile yapılmış sandık şeklindeki bölümler bulunur. 
Ortalama bir ambar 6 veya 8 güpseden oluşur. Bu gözlere hasat sonunda kaldırılan mahsul doldurulur. Bazı ambarlar çift kapılıdır. Genellikle iki kardeşe ait olan bu ambarlarda 3 göz bir tarafta, 3 göz de diğer tarafta yer alır ve ambarın ortası kapalı olup her iki taraf birbirini görmez. Bu bölümlere günlük kullanım ev malzemeleri, yatak, yorgan, halı, kilim hatta altın ve para konur.
Ana malzeme olan Sedir Ağacı uzun ömürlü, sert dokulu, antiseptik ve koruyucu özelliği ile fare böcek, yılan gibi haşerelerin yaşamasına ve yaklaşmasına olanak vermez. Bu sebepten Sedir-Katran ağacı hem uzun ömürlü, hem sağlıklı hem de hijyenik bir malzemedir. Ambarın içinde muhafaza edilen hububat özünü kaybetmez, acıma, bozulma yapmaz, yıllar sonra değirmende çekildiğinde ilk günkü tazeliğini korur. 
Ambar için seçilen alanda önce 30-40 cm derinliğinde bir temel kazılarak buraya bir dikdörtgen alan oluşturacak şekilde dört adet kalas ve o dikdörtgenin ortasına bir uçtan bir uca çapraz olarak uzatılan bir denge kalası yerleştirilir. Bu denge kalası kerestenin fazla olması durumunda 3 tane de atılabilir ve bu dayanıklılığı arttırır. 2'şer metrelik 8 tane de kalas da dikine atılır. Bu dikine kalasların üstüne yine kenişlenmiş yani oluk açılmış 4 tane kalas daha geçirilir. Bundan sonra içinin bölmeleri ve çatısı yapılarak ambar tamamlanır.
Ambar yapmak için sedir ağacından elde edilen kereste yığma ve geçme tekniği ile inşa edilir. Ambar için kullanılacak ahşap kalaslar hızar makinesindeki planyaya takılan Keniş dedikleri bir aygıtla şekillendirilir. Kalaslara hızarda 2 santimlik bıçakla yiv yani keniş açılır. Ardından yiv ile set birbirine girer.
Çatı kısmı da tamamen sedir ağacından geçme tekniği ile kırma çatı olarak yapılır. Son dönemlerde yıpranmalardan dolayı ambarların üzeri sac ile kaplanmıştır. Beden duvarları geçme tekniğinde, yığma biçiminde oluklu yiv ve setlerin birbirine girmesi ile inşa edilmiştir. Destek olarak da morsa başı kullanılır. Yapının köşeleri, kurtağzı denilen geçme tekniği ile inşa edilmiştir.
Zeminine ise de büyük taşlar konulur ve yapı bu taşların üzerine oturtulur. Bunun sebebi, eğimli olan arazinin kotunu vermek ve ahşap ambarların alt kısmından hava akımının sağlamaktır. Böylece ahşabın ve içindeki malzemenin ömrü uzatılmış olur.
Ahşap ambarlarda metal çivi kullanılmaz. Kullanılırsa çürüme ve kurt yapar. Bu da ağacın ve içindeki malzemenin bozulmasına sebep olur. Metal çivi yerine gerekli yerlerde yine ahşaptan yapılmış olan mıh kullanılır. 
Ambarın iç kısmına, sundurma bölümündeki tek giriş kapısından girilir. Her ambarın kapısının motifi değişiktir. Bu, ambarı yapan ustanın işçiliğinden kaynaklanır. Her kapı motifi, o ambarı yapan ustanın imzası gibidir. Kimi dikey, kimi yatay, bazıları da köşegen şeklinde yapılan kapıların ölçüleri yaklaşık 1 metreye 70 cm. ebatlarındadır.
Sundurma bölümüne ahşap merdiven ile çıkılır. Genellikle bu merdiven sabit olarak ön yüze monte edilmiştir. Ambarların önünde mutlaka bindirme taşı olur. Yaklaşık 50x60 cm küp şeklindeki bu taşlar çevredeki antik şehirden devşirilen antik malzemelerden oluşur, biçim bakımından çoğunlukla mil taşları ve sütun kaideleri kullanılmaktadır.
Son yıllarda bölgede gelişen turizmden Sinan Değirmeni köyü de payını almış. Köyün gençleri civardaki turizm beldelerinde çalışıyor. Burayı dolduran badem ağaçları, incirler ve asmalar eskisi kadar ilgi görmediği gibi eskisi kadar da meyve vermiyor.
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 30.05.2020
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 08.06.2020
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 165 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Çat Vadisi 1. Çarşak Purnak Deresi, Çat Vadi Doğası Köprüler - Çamlıhemşin Rize

Çat Vadisi 1. Çarşak Purnak Deresi,  Çat Vadi Doğası Köprüler - Çamlıhemşin Rize Asıl korunması gereken sahadaki su kaynakları, insanlığın varoluşundan bu yana yaşamın devamlılığı açısından en öne...

Karataş Gölü – Akdeniz’in Kuş Cenneti Kuruyarak Hızla Yok Oluyor - Derhal Kurtarılmalıdır - Burdur

Karataş Gölü – Akdeniz’in Kuş Cenneti Kuruyarak Hızla Yok Oluyor - Derhal Kurtarılmalıdır - Burdur Zarifliği ve güzelliğiyle göz dolduran Karataş gölü, göller bölgesinin en güzel göllerinden bir tanesi. Adını pek d...

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |