http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Antalya Kaleiçi Tarih Ve Doğanın Yankılanan Sesi - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Antalya Kaleiçi Tarih Ve Doğanın Yankılanan Sesi

Antalya Kaleiçi Tarih Ve Doğanın Yankılanan Sesi

Tarih 10 Nisan 2020, 16:08 Editör Mehmet SÖKMEN

Antalya’nın kalbi neresidir diye sorulursa, ilk verilecek yanıt Kaleiçi olmalıdır! Doğa, sahiller ya da Helenistik döneme uzanan tarihi kalıntılar adına ne arasanız buradadır. Antalya’da görülecek hemen her yer çok uzaktır, 1-2 saat yol tepersin. Bazı yerlerde yerliden çok turist vardır. Kışın da ıssızlaşır, insanın içini garip bir hüzün kaplar.

ISBN 978-605-88104-0-2
Antalya Kaleiçi Tarih Ve Doğanın Yankılanan Sesi
Antalya’nın kalbi neresidir diye sorulursa, ilk verilecek yanıt Kaleiçi olmalıdır! Doğa, sahiller ya da Helenistik döneme uzanan tarihi kalıntılar adına ne arasanız buradadır. Antalya’da görülecek hemen her yer çok uzaktır, 1-2 saat yol tepersin. Bazı yerlerde yerliden çok turist vardır. Kışın da ıssızlaşır, insanın içini garip bir hüzün kaplar.



Kaleiçi şehrin tam kalbinde yat limanını sarmalamış, tarihi evleri ile fotoğraf makinelerinizi, kameralarınızı elinizden düşüremeyeceğiniz çok sevimli bir mahalle. Yani doğa ile birlikte tam bir şehir kaçamağı. Burada yaz, kış ayırımı yok, yılın 365 günü gece hayatının, sosyal buluşmaların önemli merkezlerinden biri. Haliyle en az turist kadar da yerel Antalyalı var.
Kaleiçi’nde dahi denize girilebiliyor. Mermerli plajı her zaman emrinizde hazır ve nazır bekliyor. Efsane Antalya plajlarına gitmeye üşenirseniz, buradaki minik plaj tam size göre. Hani, Kaleiçi’ndeyken canınız yüzmek isterse böyle bir olanak var.
Kaleiçi mimari dokusu ile Antalya’da öne çıkan tek yerleşim denilebilir. O kadar hoş ki, Türkiye’nin en tatlı ve en iyi korunmuş tarihi yaşayan yerleşimidir. Helenistik, Roma, Bizans Selçuklu ve Osmanlı devirlerinden bugüne şehrin kalbi olmuş, katman katman bir tarih var. Eski Antalya evleri, tatlı restoranlar, hediyelik eşya dükkanları, haftaiçi bile dolan barlar var. Ufak bir yer olduğundan 2-3 saatte her yerini gezip görebilirsiniz.
Hadrian yani Hadrianus Kapısı, Antalya’daki tüm tarihi yapılar arasında en iyi korunmuş yapılardan. M.S. 130 yılında Roma imparatoru Hadrianus adına yaptırılan kapı, uzun süre kullanım dışı kaldığından dolayı günümüze bu kadar bozulmadan kalmış. Çünkü sonradan yapılan surlar, kapının bir tarafını kapamış. Çok sonra surlar yıkılınca, kapı da gün yüzüne çıkmış. İki katlı, beyaz mermer sütunlu, oymalı ve kabartmalı zarif kapının altından mutlaka bir kere geçmelisiniz
Hadrian Kapısı’ndan girdiğiniz anda, Kaleiçi’ndesiniz. Bu mahalle, restore edilerek rengarenk boyanmış avlulu evleri ve dar sokaklarıyla meşhur Antalya merkezin tarihi bölgesi. Buradaki evlerden bazıları özellikle de konak olanlar, otel ve pansiyon olarak işletiliyor, bir kısmı ise hediyelik eşyalar ve el yapımı ürünler satan butik dükkanlar. Antalya merkeze ayırdığınız vaktin bir kısmını kesinlikle Kaleiçi’nin bu dingin ve huzurlu sokaklarına ayırın.
Tekne Turu Yapıp, Falezlerin Üzerindeki Şehri Denizden Seyredin
Kaleiçi yat limanından kalkan teknelere binip, şehri denizden seyretmek de güzel bir fikir. İster günübirlik hem de saatlik turlara katılabilirsiniz, ister bütçeniz dahilinde kendinize özel tekne kiralama opsiyonlarını gözden geçirirsiniz.
Toplu turlar genellikle saat 10.00 gibi limandan çıkış yaparak Konyaaltı Plajı, Falezler, Çaltıcak gibi yerlere uğruyor. Birkaç belli noktada yüzme ve yemek molası veriyor. Akşamüstü saat 16.00 gibi de yavaştan dönüşe geçiyor. Gelmişken Antalya’nın diğer güzel beldelerine geçmek isteyenler için aynı şekilde Kemer’e, Side’ye ve Alanya’ya da turlar var.
 Kaleiçi her yerinden ve seyir teraslarından Antalya körfezinin muhteşem manzaralarının seyri doyumsuzdur. Kaleiçi’nde tarihin derinliklerine doğru yolculuğa çıkarken zaman zaman serpiştirilmiş olarak sizlere uzaktan Beydağları ve Konyaaltı sahillerini de göstereceğiz.
Mermerli Plajı; Yazın burada yüzebileceğiniz minik bir plajdır.
Limanın yanında, falezin arkasındaki bu koy eskiden gözlerden uzak olduğu için Kadınlar Plajı olarak kullanılırmış. Plajın tepesine seyir terası yapılınca, olmuş Mermerli Plajı. Muhteşem kısacık sahili yazın şezlonglarla doluyor. Buralarda hep denizi dik kesen falezler olduğundan denize girilebilecek yer pek olmuyor. Kaleiçi’ndeki otellerde kalanlar daha çok bu plajı kullanıyor. En Güzel Antalya Plajları Konyaaltı ve Lara plajlarıdır.
Antalya Kaleiçi’nin ilk ve tek plajı Mermerli, adını eskiden hemen üzerinde bulunan; ancak şu anda olmayan Mermerli Köşk’ten alıyor. 1970’lerde halka açıldığı dönemde öğlene kadar kadınların, öğleden sonra erkeklerin kullandığı Mermerli Plajı bugün bir tesis tarafından işletiliyor. Yat limanının yanında, Beydağların karşısında konumlanan Mermerli’nin bizce en güzel mevsimi bahar ayları; çünkü bu mevsimde plajda hiç şemsiye olmuyor. En güzel zamanı da şüphesiz günbatımı vaktidir.
Kişiye göre değişir ama çok etkileyici olmasa da yolunuz önünden geçiyorsa Saat Kulesi’ni görmenizi tavsiye ederiz. Antalya’nın 1901 tarihli Saat Kulesi, 2. Abdülhamit döneminde, Sadrazam Küçük Sait Paşa tarafından yaptırılmış 14 metre yüksekliğinde kare planlı bir kule. Kulenin 4 kare yüzünde de bir saat kadranı, en tepesinde de bir çan var. Bu çan, kulenin en eski parçası çünkü saatler dijital mekanizma ile değiştirilmiş.
1901 yılında Alman İmparatoru II. Wilhelm tarafından saat üzerine II. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılı anısına Sadrazam Küçük Said Paşa tarafından yaptırılan 14 metre uzunluğundaki kule Cumhuriyet Caddesi’nde yer alıyor. Kulenin tamamen el yapımı olan dövme demir saati günümüzde ultra modern bir versiyon ile değiştirilmiş durumdadır.
Marina’yı veya Yat Limanını mutlaka gezin. Bizans döneminde, Doğu Akdeniz’in en önemli liman şehirlerinden biri olan Antalya’nın Kaleiçi bölgesinde kalan marinası, her ne kadar şimdi modernleşmiş olsa da çok eskiden beri liman özelliğine sahip olmasıyla bu bölgedeki en tarihi yerlerden. Zaten liman mendireğinin bir kısmı ve limanı çevreleyen surlar bölgede görülmesi gereken tarihi kalıntılardan!
Günümüzde yat limanı olarak kullanılan marina, her mevsim, Antalya’nın keyfini çıkarmak için mutlaka uğranması gereken yerlerden biri. Yat limanının çevresinde yürüyüşe çıkıp sonrasında üst kısmında ve sahil şeridinde sıralanmış kafe ve restoranlarda mola verebilirsiniz. Kaleiçi Yat Limanı’nın canlılığı hiç bitmiyor, eğlencesi bambaşka.
Hıdırlık Kulesi’nden Geçerek Karaalioğlu Park’a Yürüyün. Kaleiçi surlarının güneybatı köşesini tutan, 14 metre yüksekliğindeki kare tabanlı silindir kule, Hıdırlık Kulesi, 2. yüzyıl tarihli, zamanında gözetleme kulesi ve deniz feneri görevi görmüş kule, Kaleiçi’nin en güzel rekreasyon alanlarından Karaalioğlu Park’ın bir ucunda kalıyor.
Karaalioğlu Parkı’nın bir ucundaki Hıdırlık Kulesi, Hadrian Kapısı ile birlikte Roma Dönemi’nden günümüzde bozulmadan kalabilen iki yapıdan biri. Başta anıt mezar olarak yapılmış olsa da zaman içinde savunma kulesi, deniz feneri ve gözetleme kulesi görevleri de görmüş. 1950’lere kadar malzeme deposu olarak Antalya Belediyesi’ne ait olan kare tabanlı silindir kule, bugün yalnızca özel etkinlikler kapsamında ziyaret edilebiliyor.
Keçili Park ve Seyir Terasında Antalya Körfezinin benzersiz güzellikteki manzarasına tanık olun. Hıdırlık Kulesi’nden Mermerli Plajı’na giderken yolunuzu Keçili Park’a düşürün, böylece hem Antalya’nın bir diğer deniz manzaralı parkını görür hem de buradaki seyir terasından yat limanının fotoğraflarını çekebilirsiniz.
Cam Teras’tan bakın, sonra da yanındaki Keçili Park’ın içindeki liman manzaralı kafelerde günü batırın. Kaleiçi’nde, bir falezin üstüne yapılmış cam balkonlu bir seyir terası var. Bu terastan harika bir yat limanı manzarası görülüyor. Cam terasın hemen yanındaki Keçili Park’ın içinde, ağaçtan yapılmış keçi heykelleri ve yaşlıların çay, gençlerin biralarını manzaraya karşı yudumladıkları kafeler var
Antalya Kaleiçi - Yat Limanı ve Antalya Kaleiçi semti antik çağ kalıntıları içeren önemli bir turizm noktasıdır. Bu kalıntılar bölgeyi çevreleyen surlar ve iç limanda yer alan liman mendireğinin bir kısmıdır. Bölgeyi içten ve dıştan saran Surlar, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirlerine ait ortak eserdir.
Bölgede surların içinde 3000 kadar ev bulunmaktadır. Binaların karakteristik yapıları Antalya'nın sadece mimari tarihi hakkında fikir vermekle kalmaz, aynı zamanda bölgedeki yaşam tarzını, gelenek ve görenekleri en iyi şekilde yansıtır.
Günümüzde önemli bir eğlence merkezi olan bu bölgedeki binalar butik otel, restaurant, bar, kafeterya, pansiyon, alışveriş yerleri, hediyelik eşya dükkanları ve ev olarak kullanılmaktadır.
Tarihi yat limanında falezlere, kıyı şeridine, aşağı Düden Şelalesine ve özel yüzme alanlarına tur düzenleyen tekneler yer almaktadır. Antalyanın muhteşem güzelliklerini deniz yoluyla görmek, keşfetmek zevkli ve eğlenceli bir yolculuk ortaya çıkarmaktadır.
Kaleiçi semtinde zengin çeşitlilikte tarihi eserler bulunuyor. Surların Atatürk Caddesi üstünde yer alan ve restorasyonu yapılmış olan Hadrian Kapısı Antalya’nın en güzel antik eserlerinden birisidir. Bu kapıdan girdikten sonra surlar içinde sizleri Yivli Minare, Keyhüsrev Medresesi, Karatay Medresesi, İskele Camii, Tekeli Mahmut Paşa Camii gibi önemli tarihi eserler karşılayacaktır.
Hıdırlık Kulesi, Kesik Minare Camii, Zincirlıran Türbesi, Nigar Hatun Türbesi, İskele Camii diğer önemli tarihi eserlerdir. 1972 yılında Antalya iç limanı ve Kaleiçi semti, özgün dokusu nedeniyle Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından SİT bölgesi olarak koruma altına alınmıştır.
Antalya’nın daracık sokakları, eski evleri ile ünlü denizin kıyısına kurulmuş renkli mahallesi Kaleiçi, kısa süreli Antalya gezilerinin vazgeçilmezi. Kaleiçi’nin güzelliği; sokaklarındaki hareketin her mevsim sürmesinden, burada gezerken Antalya’nın tarihi güzellikleri ile sahil sıcaklığını bir arada sunmasından geliyor.
O koy senin, bu kıyı benim, biraz da antik kent göreyim şeklinde uzunca bir Antalya gezisi planlayamayanlar ya da gez gez bitmeyen Antalya’da nereden başlayacağını bilemeyenler için en iyisi rotayı öncelikle Antalya’nın tatlı bir özeti olan Kaleiçi’ne kurmak olacak.
Hadrian Kapısı’ndan başlayacağınız Kaleiçi gezisinde bu mahalle sınırlarında yer alan tarihi yapıları, müzeleri, parkları, marinayı, seyir noktalarını, kafeleri, hediyelik eşya dükkanlarını, hatta Kaleiçi’nin tek plajını göreceksiniz. Bizce, Kaleiçi’ni görmeden Antalya’yı hakkıyla tanımak pek de mümkün değil. O yüzden, fotoğraf makinelerini hazırlayın! Kaleiçi sokaklarında hızlı bir geziye başlıyoruz.
Turizmin başkenti Antalya'nın kalbi Kaleiçi, Hadrianus Kapısı, Yivli Minare, Kesik Minare, surlar, mevlevihane, müzeler ve eski evleriyle dar sokaklarını arşınlayan gezginleri geçmişe yolculuğa çıkarıyor.
Anadolu'nun en eski yerleşimlerinden olan, antik çağlardan itibaren tarihe tanıklık eden ve her yıl 10 milyondan fazla turiste ev sahipliği yapan Antalya, barındırdığı arkeolojik ve doğal güzellikleriyle öne çıkıyor.
Antalya'nın en çok ilgi çeken yerleşimi ise Rum, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan evleri, daracık sokakları ile ziyaretçilerini tarih yolculuğuna çıkaran Kaleiçi.
Yat limanını hilal gibi saran Kaleiçi'ne kale kapısından giren turistler, Yivli Minare'yi görerek başladıkları turda, 650 yıllık mevlevihane, kentteki ilk cami olan kesik minare camii, surlar, Hadrianus kapısı olan üç kapılar ile büyüleniyor.
Sivil mimarlık örneği 356 ev bulunuyor. Korunması gereken 127 sur duvarı, burç, cami, mescit ve kuyu, 356 sivil mimarlık örneği ev, 93 bahçe ve 25 tabiat varlığının bulunduğu Kaleiçi, son yıllardaki çevre düzenlemesi ve restorasyon çalışmalarıyla Antalya'nın parlayan yıldızı konumundadır.
Kaleiçi adeta bir zaman makinesi gibidir. Kaleiçi'nde yerleşme M.Ö. 4. yüzyılda başlamıştır. Kaleiçi'nde mahalle hayatı neredeyse bitmiş, burası tamamen turistik bir merkez haline gelmiştir. Türkiye şartlarında çok iyi korunan bir bölge olduğu söylenebilir.
Son yıllarda Kaleiçi'ne yapılan yatırımlar bölgeyi temiz ve güvenli hale getirmiştir. Kaleiçi, Antalya için, Tarih ve Arkeoloji için bir bilgi rezervidir. Geçmiş bin yılların hepsini toplayan bir bilgi deposudur. Burada nerede bir temel açılırsa; altında Roma ve Helenistik öncesi uygarlıklar çıkıyor.
Kaleiçi, özel bir yer. Doğası, tarihi ve kültüründen zamana yolculuğun ışığını alıyor. Müthiş bir mücevhere sahipmişiz gibi davranılması gerekiyor. Kaleiçi'ne herhangi bir yerden girildiğinde 15 dakikalık yürüyüşte adeta zaman tünelinde kendisini hissediyor insan.
Bir sokaktaki kısa bir yürüyüşe binlerce yılı sığdırabiliyorsunuz. Zaman makinesi gibi Kaleiçi tam bir kültürel değerdir. Bunun değerinin çok iyi bilinmesi gerekiyor. Bu emanet, geçmiş bin yıllardan alındı ve gelecek bin yıllara, nesillere aktarılması gerekiyor. Kaleiçi'nde 3 bine yakın mimarlık örneği ile ortak medeniyetlerin oluşturduğu bir mozaik konumundadır.
Kaleiçi kendine özgü bir ruha sahiptir. SİT alanı ilan edildikten sonra saha çok iyi korunmuş ve yaşayan tarih haline gelmiştir.
Kaleiçi bölgesi tarihi dokusuyla turistlerin ilgisini çekiyor. Buranın mistik havası, ambiansı burayı ziyaret edenleri etkiliyor. Burası insana gerçek bir huzur veriyor. Bu belgesel filmimiz bir turizm elçisi olacaktır.
Milattan önce 4. yüzyıldan başlayarak günümüze kadar farklı kültürlerce kesintisiz iskan edilen Antalya Kaleiçi, zamanla deprem, yangın ve kuşatmaların yanı sıra farklı dönemlerdeki onarımlar, yenilemeler, yıkımlar, bakımsızlık gibi insan ve doğa kaynaklı etkenlere rağmen kültürel dokusunun önemli bir bölümünü günümüze kadar taşıyabilmiş ender örneklerden biridir.
Liman kıyısındaki muhteşem Beydağları manzaralı konumu, yerleşimin hemen her noktasında karşılaşılan ve zengin bir kültürel geçmişe tanıklık eden anıtları ve geleneksel yapısını koruyan cumbalı evlerinin çevrelediği deniz, portakal çiçeği ve yasemin kokulu dar sokaklarına açılan portakal ağaçlı bahçeleri ve begonvilli dinlenme mekanları ile etkileyici bir ortam sunmaktadır.
Kentin bu noktada kurulmasında baş etken olan ve bu süreç itibarı ile askeri ve ticari önem kazanan liman, Roma Döneminde Doğu Akdeniz’in en canlı limanları arasında yer almış; özellikle Bizans ve Selçuklu dönemlerinde Mısır ve Suriye ile deniz bağlantısının kurulduğu önemli bir dış ticaret limanı olmuştur.
16. yüzyıl başında, Osmanlıların özellikle Mısır’ın fethi ile elde ettikleri Doğu Akdeniz’deki hakimiyeti sonrasında eski önemini büyük ölçüde yitiren liman, ticari hareketlenmelerin bölgede ivme kazandığı 1970’li yılların başında, Antalya’nın batısında bir ticari limanın inşası ile öncen balıkçı teknelerinin, özellikle 1980’li yıllarda gelişen turizmi ile de yatların sığınma alanına dönüşmüş ve Yat Limanı olarak anılmaya başlanmıştır.
Çekirdeğini Kaleiçi’nin oluşturduğu ve adı, kurucusu Bergama Kralı II. Attalos ile birlikte MÖ 2. yüzyıla kadar uzanan Antalya, çeşitli epigrafik ve filolojik aktarımlar yanında, kenti yaklaşık 2000 yıl öncesinden başlayarak ziyaret eden gezginlerin kaynaklarında farklı şekillerde ifade edilmiştir.
Kurucusu ile birlikte Attaleia olarak adlandırılan kent, farklı zaman ve kültürlere bağlı olarak epigrafik ve filolojik kaynaklarda Attalia, Sathalia, Sattalia, Setelia, Adalia, Antalia, Andaliyye olarak anılmıştır. Türk hakimiyeti ile birlikte Adalia olarak anıldığı görülen kentin Antalie, Antaliya gibi günümüzdekine yakın adlandırılmalarına Arap coğrafyacı ve tarihçi İbn Havkal’ın Yeryüzünün Yüzü adlı eserini kaleme aldığı 10. yüzyıl itibarı ile rastlanmaktadır.
Bölgedeki insan varlığı Antalya’nın 30 kilometre kuzeyindeki Karain Mağarası ile günümüzden 500 bin yıl öncesine uzansa da; Kaleiçi’nin bilinen iskanı ancak günümüzden yaklaşık 2 bin 500 yıl önce gerçekleşmiştir.
Kaleiçi surları, yaşam alanı olarak kullanılan kentin güçlü bir savunma sistemine sahip olması gerekliliğinin sürdüğü 19. yüzyıl sonlarına kadar önemini korumuştur.
Anılan yapılar yanında 19. yüzyıldan başlayarak kentin yakın geçmişini yansıtan çok sayıda ticari ve özel mekan ile karşılaşılmaktadır. Kale Kapısı yakınındaki hanlar, kent içine yayılan hamamlar, taş cepheli dükkanlar yanında kentin en dikkat çekici yapıları geleneksel konutlardır.
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 04.12.2019
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 30.03.2020
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 113 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Sinan Değirmeni Karapınar Gerdemeli Karadere Göleti Doğa Eko Sistemi Genel Peyzajı - Antalya

Sinan Değirmeni Karapınar Gerdemeli Karadere Göleti Doğa Eko Sistemi Genel Peyzajı - Antalya Bizimle birlikte Antalya Doğa Krallığında su ve orman ekosistemlerinin doğasını keşfetmek için yolculuğa çıkınız. Y...

Sinan Değirmeni Zahire Tahıl Ambarları Ve Doğa Sistemleri-Antalya

Sinan Değirmeni Zahire Tahıl Ambarları Ve Doğa Sistemleri-Antalya Bu belgeselde bizimle Antalya'nın nice saklı yaşam sırları barındırdığı Sinan Değirmeni Köyüne bizimle birlikte...

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |