http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Evdir Han Taş Duvarların Arasında Yaşanmış Hayatlar - Antalya - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Evdir Han Taş Duvarların Arasında Yaşanmış Hayatlar - Antalya

Evdir Han Taş Duvarların Arasında Yaşanmış Hayatlar - Antalya

Tarih 19 Mart 2020, 08:53 Editör Mehmet SÖKMEN

Evdirhan’da geçmişin derinliklerine yolculuk yaparken; Tarihin derinliklerinde birileri bir şey yaptı ve geleceğe, yani bizlere emanet bıraktılar.

ISBN 978-605-88104-0-2
Evdir Han Taş Duvarların Arasında Yaşanmış Hayatlar - Antalya 
Evdirhan’da geçmişin derinliklerine yolculuk yaparken; Tarihin derinliklerinde birileri bir şey yaptı ve geleceğe, yani bizlere emanet bıraktılar. Biz bu emaneti geleceğe taşımak için en kısa sürede restore ederek kurtarmalıyız. Şuan ki haliyle Evdir Han sahasında Döşemealtı Belediyesi olanaklarıyla bitki temizliği ve kazı çalışmaları bitirilmiş durumdadır.
Antalya’nın 18 kilometre kuzey batısında, Antalya-Burdur yolu üzerinde bulunan yapı, I.İzzettin Keykavus tarafından 1210-1219 yılları arası yaptırılmıştır. Hanın kurulduğu alanda antik bir kent bulunmaktadır.



Yapının bazı bölümleri bu kalıntılar üzerine kurulmuş ve antik kentten kalan yapı malzemeleri hanın inşasında devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.
Ortada geniş bir avlu ve dört eyvanı ile kendine has bir plana sahip olan hanın en görkemli kısmı taç kapısıdır. Duvar içine oyulmuş girinti olan kemer nişinin içi, merkezde birleşen ve yüzeyleri istiridye kabuğu şeklinde bezenmiş mukarnasla doldurulmuştur.
Selçuklu geleneğinde inşa edilmiş taç kapı da hafifçe kavisli  bordürlerle  şekillendirilmiştir. Merkezdeki bordür 12 kollu yıldızlara bağlanan geometrik çerçeve oluşturur. Taç kapının iç yüzeyinde, üstleri iki sıra kavsaralı, yani taç kapıda asıl giriş kapısının üstünde kalan içbükey örtü kesimi olan birer küçük mihrabiye yer alır. Avlu, dört taraftan iki sıra revak ile çevrilmiştir. Revaklar tonozlarla avluya doğru yönelmektedir.
Kervansarayların, özellikle taç kapıların süslemesi ve taş işçiliği, dönemin en güzel ve en önemli örneklerini oluşturmaktadır. Portali üç yönden kuşatan geometrik geçme şeritleri süslemenin esasını oluşturur. 13. yüzyılın başında, Evdir Han’da olduğu gibi, enli bir şerit bulunur iken, zamanla şeritler daralmış, fakat sayıları çoğalmıştır.
Antalya-Korkuteli yol güzergahında yer alan Evdir Hanı, Anadolu Selçuklu’nun kervansaray plan tipolojisi içerisinde açık avlulara en iyi örnek olması bakımından önemlidir. Yapı üzerinde bulunan kitabeden I. İzzeddin Keykavus bin Keyhüsrev tarafından 1210-1219 yılları arasında yaptırılmış olduğu öğrenilmektedir.
Sadece açık avludan meydana gelen han, 67×55 m ölçülerinde kareye yakın dikdörtgen bir plan sergilemektedir. Dört eyvanlı olarak tasarlanan yapının eyvanları arasına yerleştirilen odalar ile bir bütünlük sağlamaktadır.
Yapının beden duvarları inşasında kesme taş malzeme kullanılırken üst örtüde moloz taş malzeme kullanılmıştır. Bununla birlikte beden duvarları dıştan dikdörtgen formdaki destek kuleleri ile sağlamlaştırılmıştır.
Taç kapıdan basık yuvarlak bir kemer ile açık avlu bölümüne geçilmektedir. Bugün oldukça harap durumda bulunan, bizlere Selçuklu’dan miras olarak kalan yapının doğru olarak restore edilerek gelecek kuşaklara aktarılması gerekmektedir. Giriş cephesi dışında eyvanların, üst örtünün ve eyvanlar arasındaki bölümlerin büyük çoğunlukta yıkıldığı görülmektedir.
67x55 metrekare ebadında kareye yakın dikdörtgen planlı beden duvarlarının tümü kesme taş, üst örtü moloz taş olan Evdir Hanın dört eyvanlı hanlar grubunda bulunan yapının özellikle portali dikkat çekicidir. Beden duvarından ileri çıkıntı yapan portalin üst iki köşesi yıkılmıştır.
En dışta ince bir bordür, onun içinde de sonsuza açılan yıldızlardan kalınca bir bordür sırası bulunur. Bu ikisinin üst kısımları yok olmuştur. Üçüncü bordür sırası ise geometrik şekillerden oluşmaktadır. Portalin sivri kemeri sanki küçük sütunceler tarafından taşınıyormuş gibi şekillendirilmiştir.
İçe devam eden nişin iki yan duvarında birer küçük mihrabiye bulunmaktadır. Portal nişinin üst kısmı ise mukarnaslarla doldurulmuş ve kapı basık kemer ile sonlandırılmıştır. Hanın iç avlusu etrafında, kalın kesme taş payeler üzerine oturan kesme taş örgülü sivri kemerli revaklar bulunmaktadır. Dört eyvanın da üstü sivri beşik tonoz ile örtülüdür. Revaklara açılan kapalı mekanlar şeklinde olan hücreler bulunmaktadır.
Evdir Han'da, doğu duvarda güneyden birinci kulenin içinde bir helâ vardır. Evdir Han’ın helâsı kuzeybatıdaki payanda içinde olup, konumu itibarıyla şimdilik tek örnektir. Helâların toplu olarak yapının bir köşe mekanına yerleşilmesi yaygın bir uygulamadır. Açık avlulu hanlar. Kare ya da dikdörtgen avlu etrafında mekanların sıralandığı bu tipin en güzel örneği Evdir Han’dır.
Selçuklu kervansaraylarında hem barınak hem servis kısımları olmasına karşın, merdivenler servis mekânları civarında değil, barınak kısmının içinde yer almaktadır. Evdir Han'da ise güney galerilerin arka duvarında tümüyle payandanın içindedir.
Barınak olarak tanımlanacak kısımlar avlu etrafında şekillenmiş bir han olan ve kuraldışı bir planı bulunan Evdir Han'da da vardır. Evdir Han'da merdiven kovasını aydınlatan küçük pencereler de bulunmaktadır. Ancak bu her şevli penceresi olan payandanın içinde merdiven olduğu anlamına gelmez.
Selçuklu kervansaraylarından Evdir Han; Antalya’dan kuzeye giden kervan yolundaki birinci han, dolayısıyla ilk duraktır. Yapının oturduğu arazi düzdür. Hanın doğusu ve kuzeyi tarım arazileridir. Hanın doğusundan ve güneybatısından geçen eski suyolları mevcuttur.
Bu hanlar, kervansaraylar öyle nice yaşantılara soluklanmalık yapmış ki, dili olsa da konuşsa! Çok uzaklardan gelen ve daha çok uzaklara gidecek olan, bir soluklanmalık yolu bu hana düşen bir, iki veya nice garip yolcunun masalının sırlarını saklar.
Evdir Han Kervansarayında çekim yaparken; sanki bu han mekanı dile gelip bize mealen diyor ki; Geldikleri diyar, varacakları diyardan bir o kadar başka iken, geçtikleri diyarların adını, tadını, ruhunu attıkları her adımda bastığı toprağa bulaştıran o yorgun seyyahın Evdirhan’la kesişen masalını yeniden canlandırmasanız da beni restore edin ayağa kaldırın der gibidir.
Geçmiş bin yılda, bin bir zorluk ve tehlikelerle dolu yaşam döngüsünde yola düşen seyyahlar, çıktığı yolda elindeki malları satmak için; geride bıraktığı sevgilisinin, anasının, babasının, kardeşinin, hasretini yüreğinde taşır halde ilerlerken atlattığı birkaç harami baskının ardından ulaşırdı Evdir Han’a.
Hey gidi hey; şimdi zamana neredeyse tam yenik düşmek üzere olan bu vefakar Han’ın geçmişteki izleri hala var olan ihtişamlı duvarların misafirini korumak için beklediği ne kadar da bellidir, çünkü bu hanın tek kapısı, güneş batınca kapatılır, sabaha kadar ne içerden dışarı, ne dışarıdan içeri giriş yapamazdı kimse.
Güvenlik his ve duyguları sadece buna bağlanamazdı elbet, yolculara, yanı başında istirahat ettikleri ocağın başına gelen pilav, ekmek, et, su, bal ikramının samimiyeti hissin devamında oldukça önemliydi.
Samimiyet kavramının geçmişi ile bugünü elbette farklıdır. Zira bu konaklamalardan, günümüz otelcilik anlayışının temeli bile olsa, üç gün süreyle ücret talep edilmiyor olması, samimiyetin kelime anlamına denk geliyor.
Hani buraya gelen yolcuların saklı yaşamların masalı diyorduk ya! Yol yorgunu ve haramilere soyulma korkusu yaşayan seyyah, bir günlük menzilin sonunda Evdir Han’a adımını attığında sağ taraftaki avlunun sağ köşesine doğru yönlenirken, avludaki peykenin üzerine serilmiş yatağa sırtını koyduğunda duyulan sonsuz güvenle verdiği derin nefeste uykunun derinliğinde bir geceliğine olsa da tüm dertlerini unuturdu.
Evdir Han’ın hala zamana direnen duvarları ve odaları; harami korkusundan yolunu değiştirdiğinde içinde tuttuğu ve geride kalan eşinin kokusunu duymak umuduyla içine aldığı o koca nefesini, yol sürmekten yorgun düşen atına “ha gayret aslanım” derken aldığı o umut dolu nefesinin hepsi bir olup havaya nasıl karıştığını anlatıyor.
Evdir Han’ın her bir taşı yan peykede uyuyan, hiç tanımadığı halde içine korkudan çok huzur veren diğer misafir yolcuların benzer tatlardaki nefeslerinin izlerini yansıtıyor. Her zerresi anlam ve hasret dolu hava hala yapışıktır o hanın, Evdir Han’ın her bir taşına.
Burada elinizin değebileceği her bir noktada, gizemlerle dolu nice saklı yaşanmışlığın özü ve sırları vardır. Sakın bir masal olarak düşünmeyin. Devamını dinlemek istiyorsanız, o taş duvarların karşısına çıkın ve dikkatlice bakınız!
Antalya-Korkuteli yolu üzerinde, Yukarı Karaman Mahallesi sınırları içinde bulunan hanın taç kapısı, Türk taşçılık ve oymacılık sanatının en güzel örneklerinden biridir. İçerde kemerler üzerine oturturmuş 7,30 m yüksekliğindeki tonozla örtülü gözler vardır.
Avluya bakan bu gözler yolcuların hayvanlarını bağlamaya ve yüklerini koymaya mahsustur. Yolcular için ayrıca odalar ve ahırlar da mevcuttur. Çevrede akarsu bulunmadığından, hanın yakınına halk tarafından Uzunkuyu olarak adlandırılan bir sarnıç yapılmıştır. Hanın üstü beşikörtüsü şeklinde Horasanla doldurulmuştur.
Selçuklu dönemi kervansaraylarında görülen açık avlulu, dört ana eyvanlı plan tipinin Anadolu’daki iki örneğinden biri olması açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Anadolu’da pek benimsenmediği anlaşılan bu plan şeması diğer Selçuklu bölgelerinde yaygın olarak karşımıza çıkar.
Kuzey-güney doğrultusunda inşa edilmiş düzgün dikdörtgen planlı yapı 54,00 × 67,60 m. ölçülerindedir. Doğu ve batı cephelerinde üçer, diğer cephelerinde ikişer tane olmak üzere çevresinde toplam on adet dört köşe payandası görülür.
Güney cephede eksen üzerinde yer alan taç kapı dışa taşkındır. 34,50 × 45,10 m. ölçülerindeki dikdörtgen planlı açık avlu dört yönden, çift sıra taş ayaklara basan tonozlarla örtülü derin eyvanlarla kuşatılmıştır. Bunlardan giriş eyvanı ve onun karşısına rastlayan ile yanlarda eksen üzerinde bulunanlar yüksek ve geniş ana eyvan, diğerleri galeri ölçülerindedir.
İçte, yapının doğu duvarında kuzeyden dördüncü birime ve güney duvarında batıdan üçüncü birime açılan birer kapıdan, bugün yalnızca üçer basamağı görülebilen birer merdivenle dışa payanda olarak yansıtılmış dikdörtgen planlı küçük mekânlara çıkıldığı anlaşılmaktadır; bu kısımların gözetleme kulesi olarak kullanıldığı düşünülebilir.
Simetrik bir düzenleme gösteren hanın güney cephesindeki taç kapı, üst bölümü bugün kısmen yıkık olmakla birlikte kalıntılardan anlaşıldığına göre yalnızca dışa taşkın değil aynı zamanda beden duvarından da yüksek tutulmuştur.
İki yandan süsleme şeritleriyle sınırlandırılmış olan nişin yedi sıra mukarnaslı kavsarası, silindirik köşe sütunçeleri üzerindeki karşılıklı yüzleri mukarnaslı ve silmeli konsollara oturan bir sivri kemerle kuşatılmıştır. İki yandaki mihrâbiye nişlerinin kavsaraları üç sıra mukarnaslıdır; içeri basık kemerli bir kapıdan girilir.
Hanın bütününde, moloz dolgu üzerine oldukça düzenli teknikte kesme taş kaplama yapılmıştır. Taşların üstünde çok sayıda değişik taşçı işareti dikkati çeker.
Yalnız büyük ölçüde mermer kullanıldığı görülen taç kapıda süslemeyle karşılaşılmaktadır. Hemen hemen tamamıyla bezemeli olan bu kısımda değişik geometrik motifler uygulanmıştır. Nişi dıştan iki dendan dizisiyle beş on kollu yıldız geçmelerle süslü geniş bir şerit kuşatır.
Sivri kemerin yüzeyinde ve basık kemerin üzerindeki yatay şeritte düğüm motifleriyle birleşen daireler ve içlerinde baklava dilimleri görülür. Mukarnaslar yelpaze ve istiridye motifleriyle süslüdür. Planı ve taç kapısındaki süslemelerle Selçuklu sanatı içinde önemli bir yere sahip olan Evdir Hanı çok bakımsız bir haldedir.
Kazı çalışmaları tamamlanan Evdirhan Kervansarayı, restorasyon aşamasına gelmiş durumdadır. Evdir han’ı kurtarma ülke ve bölge turizmine kazandırma amacıyla başlatılan ve birinci etabı olan bitki temizliği ve kazı çalışmaları Antalya Müzesi kontrolünde sanat tarihçisi, arkeologlar, müze uzmanları nezaretinde çoğunluğu kadınlardan oluşan 30 personel tarafından titizlikle yürütülmüştür.
Yaklaşık 4 ay süren kazı çalışmaları ile yeniden canlanan Evdir han Kervansarayı’nda ikinci etap restorasyon ve müzeleştirme çalışmaları sonucunda tarihi mirasın aslına uygun olarak ortaya çıkartılması sağlanmış olacaktır.
Toplam 3.800 metrekare alan üzerine kurulu ve açık avlulu 4 eyvanlı yapısıyla Anadolu’da ki en önemli Selçuklu yapıları arasında gösterilen Evdir han’ın restorasyon çalışmaları bittiğinde birçok kültürel etkinliklere ev sahipliği yapar hale gelecektir.
Restorasyon sonucu Evdir Han kervan sarayının içerisinde Selçuklu’da “Han hayatı Müzesi” ile “Dokumacılık Müzesi” oluşturulmak suretiyle hem dönemin tarihi yaşatılmış olacak hem de bölgenin en önemli kültürel etkinliklerinden Döşemealtı halısı aynı çatı altında toplanmış olacak.
Döşemealtı ilçesinin Yeşilbayir mahallesinde yer alan ve ana yoldan iki km uzaklıktaki Han, Termessos antik kentinin kalıntıları üzerine inşa edilmiştir. Termessos, Doyran ve Çiğlik Dağları Han'ın batısında yer almaktadır. Modern yol, dağ sıraları arasındaki vadiden batıya doğru devam eden eski kervan rotasını geri çeker. Han şimdi modern binalarla çevrilidir,
Antalya'dan kuzeye giden yolda, dağların karşısındaki Selçuklu yolunda ilk han konumundadır. Eski Selçuklu yolu dağların eteklerinde ve kuzeye doğru devam etmiştir. Bir sonraki han Kırkgöz Han. Bu güzergah boyunca üç ek han olan Küçük Yenice Han, büyük Yenice Han ve Tahtalı Beli Han.
Yol, Evdir Han'dan sonra Çatallaşıyor, biri batıya Korkuteli'ne, diğeri kuzeyde Kırkgöz Han'a gidiyor. Her biri arasında nispeten kısa bir mesafede bir han kümesi inşa edilmiştir. Antalya şehir merkezine kısa bir mesafede yer alan bu han, Burdur istikametinde ise 16 km ilerideki ikinci han, Kırkgöz Han'dır.
Bu güzergahtaki bir sonraki istasyon olan küçük Yenice ve büyük Yenice Han, aynı zamanda Evdir Han'a sadece 16 kilometre uzaklıktadır. Bir kervan, topografik ve hava koşullarına bağlı olarak günde 40 km'lik bir mesafeyi kat etme potansiyeline sahiptir.
Çözülmemiş bir soru olan bu han kümesi, birbirlerine neden çok yakındır? Birkaç olası açıklama var: belki de bu hanlar farklı dönemlerde inşa edildi, belki de farklı dönemlerde kullanılan rotalar üzerine inşa edildi, ya da belki de bazı askeri mesajlar veya saraylar gibi diğer kullanımlar için inşa edildi.
Evdir Han, dört büyük eyvanın çevrelediği ve hücrelerden her birinin açıldığı 47.10 x 34.50 m. avlu planıyla kervansarayların açık mekân kullanımına güzel bir örnek teşkil etmektedir. Evdir Han, yalnızca açık ve yarı açık bölümleri olan kervansaray tipine uymaktadır ve avlunun zemini topraktır
Evdir Han çevresi ve ortasında, günümüzde taş ve toprakla dolu halde bulunan ve vaktiyle su kuyusu olduğu düşünülen bir açıklık bulunmaktadır. Bu su kuyusunun çevresindeki kare formlu diğer kalıntıların bir zamanlar burada olabilecek bir köşk, mescit ya da çadırın ayaklarının oturduğu temeller olduğu düşünülebilir.
Avlunun kuzeyinde ise seki biçiminde duvar örgüsü ile oluşturulmuş bir unsur vardır. Yaklaşık 1.00 m. yükseklikteki bu unsurlar kervan yolcularının yüklerini bırakabilecekleri alanlar olabileceği gibi, yaz aylarında üzerinde konaklanılan ya da oturulan alanlar olarak da yorumlanabilir.
Ayrıca avlunun güneydoğu köşesinde 1.91 x 5.31 m. ölçülerinde ve zemin seviyesinden yaklaşık 50 cm. aşağıda taş ve tuğla malzemeden bir fırın yer almaktadır. Evdir Han Anadolu’nun kervan yollarında birbiri ardında yer almaktadır.
Selçuklular Dönemi’nde kervan yolları üzerinde tarım bahçelerinin varlığı da göz önünde bulundurulduğunda bu iki kervansarayın çevresinin ve ikisi arasında kalan arazilerde çeşitli üretimlerin yapıldığı tarımsal peyzajların bulunduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır.
Evdir Han, su kaynaklarının ve tarım arazilerinin yakınında yer almaktadır. Bu özellikleri ile peyzajın ekolojik boyutunda önemli olan alanlarda konumlandırılmıştır.
Evdir Han çevresindeki Akdeniz bölgesine özgü bitkiler, tarihi doku peyzajını zenginleştirmekte, yeşil alan miktarını bölgesel ölçekte arttırmaktadır. Selçuklu Dönemi kervansaray ve kervan yolları anlayışını ortaya koyacak özellikte olup, geçmişten günümüze çeşitli kültürel katmanlara sahip olarak gelmiş miraslardır.
BİBLİYOGRAFYA
K. von Lanckoronski, Staedte Pamphyliens und Pisidiens, Prag-Wien 1892, 123, 188.
F. Sarre, Reise in Kleinasien. Sommer 1895. Forschungen zur seldjukischen Kunst und Geographie des Landes, Berlin 1896, s. 82.
H. Rott, Kleinasiatische Denkmaeler aus Pisidien, Pamphylien, Kappadokien und Lykien, Leipzig 1908, s. 29.
K. Müller, Die Karawanserai im vorderen Orient, Berlin 1920, s. 33.
R. M. Riefstahl, Turkish Architecture in Southwestern Anatolia, Cambridge 1931, s. 62-65, 90.
Et. Combe v.dğr., Répertoire chronologique d’épigraphie arabe, Le Caire 1931, nr. 3838.
Süleyman Fikri Erten, Antalya Vilâyeti Tarihi, İstanbul 1940, s. 76.
E. Diez, Türk Sanatı. Başlangıcından Günümüze Kadar (trc. Oktay Aslanapa), İstanbul 1946, s. 108.
Celal Esat Arseven, Türk Sanatı Tarihi, İstanbul 1956, s. 144.
K. Erdmann, Das Anatolische Karavansaray des 13. Jahrhunderts, Berlin 1961, I, 175-179.
Semra Ögel, Anadolu Selçuklularının Taş Tezyinatı, Ankara 1966, s. 9-10.
İsmet İlter, Tarihî Türk Hanları, Ankara 1969, s. 20.
Rahmi Hüseyin Ünal, Osmanlı Öncesi Anadolu-Türk Mimarisinde Taçkapılar, İzmir 1982, s. 71.
Oktay Aslanapa, Türk Sanatı, İstanbul 1984, s. 172.
Z. F. Taşkıran, “Antalya İli Selçuklu Hanları”, Antalya 1. Selçuklu Eserleri Semineri. 22-23 Mayıs 1986, Antalya 1986, s. 23-24.
Aynur Durukan, “Selçuklular Döneminde Ticaret Hayatı ve Antalya”, Antalya 3. Selçuklu Semineri, 10-11 Şubat 1989, İstanbul 1989, s. 54-56.
Osman Turan, “Selçuk Kervansarayları”, TTK Belleten, X/39 (1946), s. 474.
Muammer Kemal Özergin, “Anadolu’da Selçuklu Kervansarayları”, TD, XV/20 (1965), s. 149.
Ataman Demir, “Anadolu Selçuklu Hanları. Evdir Han”, İlgi, sy. 53, İstanbul 1988, s. 13-17.
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rğksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 01.03.2020
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 02.03.2020
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 53 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Antalya Doğa Krallığında Herpeto Faunasında Kurbağa Popülasyonu

Antalya Doğa Krallığında Herpeto Faunasında Kurbağa Popülasyonu Antalya’nın da dahil olduğu Türkiye Flora ve diğer Fauna elementleri bakımından olduğu gibi, Amfibi ve Re...

Aşk Vadisinde Doğa Krallığının Saklı Sırları - Antalya

Aşk Vadisinde Doğa Krallığının Saklı Sırları - Antalya Bu filmimizde Doğa Ananın Krallığında Bizimle yolculuğa çıkarken; Doğanın muhteşem büyüsüne tanık olacak, kısa süre...

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |