http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Kavak Dağı Ovacık Gölbastığı Zivin Sahasında Güz Mevsiminde Kayalık Sistem Florası Geofitler - Antalya - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Kavak Dağı Ovacık Gölbastığı Zivin Sahasında Güz Mevsiminde Kayalık Sistem Florası Geofitler - Antalya

Kavak Dağı Ovacık Gölbastığı Zivin Sahasında Güz Mevsiminde Kayalık Sistem Florası Geofitler - Antalya

Tarih 18 Ocak 2020, 08:06 Editör Mehmet SÖKMEN

Geçmiş bin yılda kaplanların anavatanına insanlığın tahribatı sonucu yıkım ve yok oluş etkilerini bu belgesel filmimizde tanık olacaksınız!

ISBN 978-605-88104-0-2
Kavak Dağı Ovacık Gölbastığı Zivin Sahasında Güz Mevsiminde Kayalık Sistem Florası Geofitler – Antalya 
Geçmiş bin yılda kaplanların anavatanına insanlığın tahribatı sonucu yıkım ve yok oluş etkilerini bu belgesel filmimizde tanık olacaksınız!
Büyük kedilerin kaplanlar bölümü sürek avıyla ve besin zincirinin kırılmasıyla nesilleri yok edilmiştir



Bu belgesel filmimizde bizimle birlikte Antalya’nın el değmemiş benzersiz Zivin sahasına, Sonbahar mevsimi renkleri eşliğinde Lapya Kayalık Sistemlerinin Florasına, Geofitlere yolculuğa çıkın, Doğa Ananın oyunlarına ve müzesine tanık olun.
Sahanın, bakir doğası ve doğal güzellikleriyle öne çıkan sonbaharla birlikte doğada renk cümbüşünde meyve ağaçlarının aldığı sarımıtrak renk kombinasyonları muhteşem görseller sunuyor.
Antalya Dağlık sisteminin iç kesiminde, bakir doğası ve doğal güzellikleri kapsamında maki orman alt meşcerelerinde de sonbahar renkleri cap canlıdır.
Dağlık coğrafyada, fauna ve flora zenginliği yüksek kesimlerindeki köylerde güz hüküm sürerken, ağaçların sarı ve kırmızıya bezenen renkleri görsel şölen sunuyor.
Mevsim dönüşümünün en iyi gözleneceği yerlerin başında gelen Zivin sahasında, yol kenarlarındaki elma bahçeleriyle de rengarenk görsel şölenle birlikte yaşlı köylülerin de kış rahatlığı için sonbahar hazırlığı hızlı devam ediyor.
Küçük mezra ve mahallelerde yol alırken, saha ormanları yeşilden sarıya adeta göz kamaştıran dönüşümüne tanık olmak yaşamın en temel gerçekleridir.
Göç eden yaylacılar da sonbaharla birlikte kışlık evlerine çoktan inmiştir. Doğanın tüm güzelliklerini açığa çıkartan sonbahar, içinde sakladığı tüm renkleri açığa vururken, yaylalarda da tam anlamıyla sessizlik hakim olmuş durumdadır.
Sahanın yüksek kesimlerinde Toros Sedir Ormanı'nın içinde yükselen yüzlerce Sebana ağacı, oksijen dolu tertemiz gökyüzünü açığa çıkarır.
Sonbahar mevsimi ile birlikte ağaçlarda oluşan renkler, Ovacık Dağ eteklerinde muhteşem güzellikte kartpostallık görüntüler oluşturuyor.
Sonbaharın gelmesiyle doğada dönüşümler başlarken, Antalya’nın tüm doğa sistemi yumuşak güz mevsimi geçişiyle birçok bölgesinde oluşan eşsiz renk cümbüşleri tablo gibi görüntüler ortaya çıkarıyor. Doğadaki yeşil örtü, sonbahar mevsiminin kendisini iyiden iyiye göstermesi ile birlikte sarı, kırmızı, kızıl, kahverengi gibi eşsiz renklere bürünüyor.
Doğanın dönüşümünün başlamasının ardından yerlere dökülen yapraklar muhteşem manzaralar sunarken, kış öncesinde adeta toprağa örtü oluyor. Sahada bulunan ağaçlık alanlarda renk cümbüşünün yaşandığı Kızıl Sonbaharda fotoğrafçıların çekim yapmak istediği yerlerin başında gelir.
Antalya dağlık doğa sisteminde bir bölümü sararırken, bir bölümü de güzel giden havalardan dolayı hala yeşilliğini koruyan ağaçlar, doğaya doyumsuz bir seyir zevki katıyor. Sahanın Ovacık Dağlarında güz renkleri göz kamaştırıyor
Antalya başta olmak üzere, şehirler, doğal parçaları olmadan eksiktir, ancak görüntüde yerel yönetimlerin hiçte umurunda değil. Konyaaltı, maviliğin simgesi dünyaca ünlü sahilinden, sırtını yasladığı yeşilin her tonundaki bu sahanın da dahil olduğu Beydağları’na kadar muazzam doğal güzellikler sunar.
Ovacık Zivin sahasında, Kasım ayında kendini iyice hissettiren sonbahar, doğada doyumsuz güzellikte manzaralar sunarken saha florasında da canlı renk değişimleri ve mevsimsel özellik ön plana çıkar. Her mevsim farklı güzelliklerin yaşandığı sahada, sarının tonlarına bürünen meyve ağaçları, kavak, söğüt ve meşeler güzel görüntü oluşturuyor.
Kızıl sonbahar, Antalya Karstik Doğa Sisteminin renk paletidir.
Dağların biraz Alpler’in manzarası, biraz da altın renkli dağ etekleriyle, vahşi bir doğanın habercisidir. Sonbaharı kızıldır. Saha çevresindeki ağaçların yaprakları dökülmeden önce sarıya değil daha çok kırmızıya ve kızıla dönerler.
Dar patika yollarda yükseldikçe bir yandan gözünüz Akdeniz’in sonsuzluğuna takılır, bir yandan da doğanın eşsiz uyumuna hayran kalırsınız. Doğa tutkunlarının vazgeçemediği rotalardır yürüyüş yolları. Dünyada bilinirliği her geçen gün artan ve tercih edilen yürüyüş parkurlarından biri Likya Yolu’dur
Zengin bitki örtüsünde, kızılçam, karaçam, saplı-sapsız-saçlı meşeler, pırnal meşesi, kokar ağaç ve ardıç gibi ağaç türleri ile hayıt, sandal kocayemiş, kocayemiş, funda, çitlembik, yabani zeytin, akçakesme, mersin, menengiç, boyacı sumağı, muşmula, alıç, dağ muşmulası, böğürtlen, yabani gül, defne, tesbih ağacı, karaçalı, kördiken gibi maki florasının çalıları bulunuyor.
Ağaçlar kışa hazırlandığında Kırmızı, sarı, mor ve pembe. Her sonbahar ormanlar renk cümbüşüyle doluyor. Mevsimin sonu geldiğinde ise ağaçlar ve çalılar tüm yapraklarını dökerek çırılçıplak kalıyor. Sebebini öğrenmek isteyebilirsiniz!
Sadece yeşil yapraklar fotosentez yapabilir. Yapraklardaki yeşil pigmentlerin ismi klorofildir. Güneş ışığını emerek bitkilerin sudan ve karbondioksit gazından şeker üretmesini sağlıyor. Klorofil, insan vücudu ile karşılaştırıldığında alyuvarlarımız gibi.
Sonbahar geldiğinde günler hızla kısalır ve daha karanlık bir hale geldiğinde ağaçlar da kış için hazırlanma zamanının geldiğini anlıyor. Kıymetli klorofillerini yavaş yavaş küçük moleküllere ayırıyor ve kış boyunca depolamak üzere gövdeleri ile köklerine gönderiyor. Çünkü klorofiller bir ağaç için atılmayacak kadar değerli.
Artık göz alıcı kızıllar karşınızdadır. Yapraklar sadece klorofilin yeşil pigmentlerini değil, aynı zamanda kırmızı ve sarı pigmentleri de barındırıyor. Ancak, ilkbahar ve yaz aylarında klorofilin baskın yeşil renginden dolayı bu renkleri göremiyoruz. Klorofil gittiği anda ise canlı kırmızı ve turuncu renklerin sonunda parıldama sırası geliyor.
Renk paleti mevsimidir Kızl Güz! Klorofillerin dışında karetenoid pigmentleri yapraklara altın ve turuncu rengini veriyor. Antosiyanin pigmentleri de kırmızı ve mor renklerin hâmisi. Ancak bu renkleri sadece yeşilin yaprakları perdelemesi kalktığında görebiliyoruz.
At kurtul dönemi başlıyor! Bir ağaç tüm klorofil stoğunu parçalayıp depoya kaldırdıktan sonra yapraklara ihtiyacı kalmıyor, dolayısıyla artık kurtulması gerekiyor. Ağaç, dalları ile yaprakları arasında bir katman oluşturarak su ve besin akışını kesiyor. Yaprak kuruyor ve yere düşüyor.
Neden bu kadar israf diye sorulabilir? Yaprakların hücrelerinde bolca su bulunuyor. Eğer bu su kışın donar ve buz kristallerine dönüşürse, yaprak zaten kendiliğinden düşecektir. Dolayısıyla bir ağaç için yaprakları kış boyunca saklamanın anlamı bulunmuyor.
Kış tatiline ne demeli? Kış mevsimi ağaçlar için zaten çok soğuk. Su donduğu zaman ağaçlar fotosentez yapmak için yeterli sıvı suya kavuşamıyor. Bu durumda neden yaprakları tutsunlar ki? Çıplak bir şekilde, yaprakları tekrar hayat bulana dek, günlerin uzamasını ve havanın ısınmasını beklerken kış uykusuna yatıyorlar.
Saha ormanları, Türkiye’de sonbahar mevsiminin en renkli ve görkemli yaşandığı yerlerden birisi olarak biliniyor. Alan sınırları içerisinde bulunan ve bünyesinde bulundurduğu çok sayıdaki farklı ağaç türleri nedeniyle Ekim - Kasım ayında yükseklerde başlayan renk dönüşümü Kasım ayı boyunca alçak kesimlere kadar inerek misafirlerine renk cümbüşü eşliğinde büyüleyici manzaralar sunuyor.
Antalya sarp sahaları yeşil, sarı, kırmızı, kızıl ve mor renklere bürünerek rengarenk yapraklar yerleri ağaç diplerini süslüyor. Saha alanı Canlı ağaç müzesi konumunda olup; ladin, kayın, ceviz, kavak, orman gülü, yaban fındıkları, geniş yapraklı ağaçlar gibi çok sayıda ağaç çeşidi bulunan ve Türkiye’nin önemli karışık ormanlar gurubunu teşkil eder. Saha ormanları derin bir vadi ve yüksek dağlar sisteminde olup denizden yüksekliği 1.150 metreden 1.600 metreye kadar olan bölgeyi kapsıyor.
Anlık ışık konumuyla su damlacıklarının etrafa yağmur etkisi yapması sonucu enfes bir ambiyans oluşturmaktadır. Sonbaharda orman her zaman çok güzeldir. Bütün renkler iç içe. Coğrafyaya Kırmızı, sarı ve yeşil tonları hakimdir. Yağmurlu zamanda yükseklerde oluşabilecek sis fotoğraflara mistik bir hava katar.
Türkiye Ülkesi bitkiler yönünden oldukça zengindir. Sahip olunan yaklaşık 12.000 bitki türünün üçte birine yakını endemik, Türkiye topraklarına özgü türlerdir. Ülkenin, Antalya gibi bazı kesimleri, zengin bir bütünün özeti niteliğindedir.
Antalya, oldukça zengin floristik yapısında 800’ün üzerinde ülke endemiği bitki türüne ev sahipliği yapar. Bu türlerden yaklaşık 250 tanesi dünya üzerinde sadece Antalya ilinde yayılış gösteren lokal endemik türlerdir. Topoğrafik ve iklimsel geçişin Antalya ilindeki en iyi örneklerinden biri Konyaaltı ilçesidir.
Konyaaltı Kültür Parkurları Likya Yolu kapsamında, bölgede yayılış gösteren endemik türlerin çiçeklenme dönemi, habitat tipi, otsu odunsu bitki formu, çiçek rengi, aile kategorisi, geofitliği gibi özelliklerine göre mevsimsel farklılık gösterir.
Çok sayıda bitki taksonu, Antalya sarp sahalarını Vejetasyon Bilimi, Vejetasyon Ekolojisi veya Bitki Sosyoloiisi bağlamında tanımlamak çok daha doğru olur. Bitki birliklerini veya bitki gruplarını ve bunların çevre ile olan ilişkilerini araştırmak bu bilim dalları ile mümkün olacaktır.
Saha vejetasyonu, orman ve kaya sistemlerinin bütünleşik yapılanması ile benzersiz çeşitlilik sunar. Her mevsimde Kaya Geofitleri farklıdır, yani aynı geofit veya kaya bitkisi her mevsim görülmez. Alan coğrafyasının bir kesimi üzerinde, yaşama şartları birbirine benzeyen bitkiler, özellikle odunlu bitkiler bir arada toplanmıştır.
Saha vejetasyonu ağaç, çalı, yosun, mantar ve likenlerden oluşan orman örtüsü biçimindedir. Önemli bir bölümü ise sarp kayalar ve üzerinde yaşam adaptasyonu sağlayan geofitler, otsu ve kısmi odunsu bitkilerdir.
Burada, bataklıklarda büyüyen saz, kamış ve benzeri bitki gruplarından veya sudaki alglerden ya da çöllerde olduğu gibi seyrek dağılmış kaktüslere rastlanmazken, çıplak kayalar üzerinde kabuk şeklinde büyüyen likenlere bulunmaktadır.
Dolayısıyla bir bölgede bitkiler için yaşama şartları ne kadar çok ise vejetasyon tipleri de o kadar değişik olur. Vejetasyon yaşama şartları birbirine benzeyen bitki fertlerinin bir araya gelmesi ve bu fertler arasındaki karşılıklı ilişkilerden doğar.
Vejetasyon bütün organizmalar gibi sadece gelişme göstermez, ayni zamanda strüktürel bir yapıya sahiptir. Türkiye gibi büyük bir ülkenin vejetasyonu ülke sathında bir baştan öbür başa aynı değildir. iklime bağlı olarak orman, maki, otsu, halofıl olarak tanımlanan tuzcu gibi doğal birimler halinde farklılaşmıştır ve her birimin yapısı veya floristik kompozisyonu da birbirinden farklıdır.
Bu büyük vejetasyon birimlerinin her birine bir bitki formasyonu veya vejetasyon tipi de denir. Fakat hiç bir formasyon kendi içinde bile ayni yapıda değildir. Formasyonun çeşitli kısımlarında iklim ve toprak farklı olduğu için vejetasyonda da farklılık meydana gelir.
Biyoçeşitlilik açısından değerli ve hassas ekosistemleri barındıran alpin alanlar, sahip oldukları farklı habitatlarlar ile doğal peyzajın eşsiz öğelerini oluşturmaktadırlar. Bunlardan biri de kayalık habitatlardır. Alpin ve kayalık habitatlarda yaşayan birçok bitki türü, özellikle estetik özellikleriyle dikkat çekmiş ve zaman içerisinde insanların talepleri doğrultusunda bitkisel tasarımlara katılmaya başlamıştır.
Kayalık habitatların çeşitli ve farklı ölçeklerde izlenebildiği, Biyoçeşitlilik açısından değerli ve hassas ekosistemleri barındıran alpin alanlar, aynı zamanda sahip oldukları farklı habitatlarlar ile doğal peyzajın eşsiz elemanlarından birini oluşturmaktadırlar.
Alpin ekosistemlerdeki biyoçeşitlilik, insan aktivitelerinin yaygın baskısı nedeniyle günümüzde büyük bir tehdit altındadır, örneğin karbondioksit artışıyla birlikte gelişen küresel ısınma, alpin türlerin yüksek kesimlere göç etmesine neden olmaktadır. Bu durum, ileriki yıllarda taksonların gittikçe daralan alpin zonlarda ve dağların yüksek kesimlerinde kendilerine yaşama alanı bulmaya çalışacakları sunucunu doğurmaktadır.
Alpin ve dağlık alanlarda biyoçeşitlilik ve floristik çeşitlilik açısından dikkat çeken habitatlardan biri de kayalık habitatlardır. Bu alanlarda, jeoloji, yükseklik, iklim ve konum nedeniyle gelişen koşullara göre her biri benzersiz olan kayalıklar ortaya çıkmaktadır.
Kayalık alanlar genellikle çok eğimli, yüzeysel akışın hızlı olduğu, erozyon gibi çevresel baskıların hissedildiği, mikro ölçekte bakı farklılıklarına sahip özel habitatlardır. Bu nedenle kayalık habitatlar izole kalmış birçok bitki ve hayvan topluluklarına ev sahipliği yapmaktadır.
Alpin alanlar ve kayalık habitatlarda yaşayan birçok bitki türü özellikle estetik özellikleri ile insanların dikkatini çekmektedir. Bu nedenle, birçok alpin bitkisi zaman içerisinde insanların talepleri doğrultusunda peyzaj çalışmalarında yer bulmaya ve bitkisel tasarımlara katılmaya başlamıştır.
Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle biyoçeşitliliğe çok önemli katkıda bulunan alpin ve dağlık alanlar bakımından zengin sayılmaktadır. Örneğin Türkiye’nin 144 Önemli Bitki Alanından 60 tanesi yaklaşık %42’si dağlık alanlardır.
Alpin kayalık habitatlardaki doğal bitki taksonlarının bitkisel tasarımlardaki fonksiyonları bakımından değerlendirilmesi bağlamında alpin kayalık alanlarda tespit edilen bazı taksonlar da bu bağlamda değerlendirilebilir.
Alpin bitkilerin zorlu çevresel koşullara adapte olabilmeleri sayesinde kendi bölgelerinde yaşamlarını sürdürebiliyor olmaları, fiziksel olarak çevresel koşulların daha iyi olduğu alanlarda yaşayamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksi halde bu bitkileri günümüzde kültür bitkileri süs bitkisi olarak yakın çevremizde kullanamazdık
Alpin kayalık habitatların oldukça sınırlı ve küçük ölçekli alanlar olmasına rağmen floristik çeşitlilik bakımından zengindir. Özellikle estetik değeri yüksek ve fonksiyonel bakımdan kullanışlı olabilecek birçok çok yıllık bitki taksonu bulunuyor.
Dağlık alanlarda, dolin tabanlarına yerleşen meşe toplulukları ya da daha çok kireçtaşlarının diaklaz sistemlerine ve lapyaların içine yerleşip buralarda tutunan kaya koruğu örneklerinde olduğu gibi çok sayıda bitki türü için bu karstik şekiller, yaşam alanı olarak önem taşımaktadır.
Kaya Vejetasyonu kapsamında sahada Damkoruğugiller ve Kaya Koruğugiller bu sarp kaya çatlaklarında muhteşem bir adaptasyon geçirmiş ve yaşam olanağı bulmuştur. Kayakoruğu ailesi olarak da bilinen familya, sulu yapraklar ve asit metabolizması olarak bilinen eşsiz bir fotosentez şekli ile karakterize edilen çeşitli dikotiledon çiçekli bitki ailesidir. Çiçekler genellikle beş çiçek parçasına sahiptir.
Ensete olarak bilinen kaya kovuğu orkidesi de Sonbahar Mevsiminin müdavimleri olan geofitleridir. Bu orkide cinsi, bu sahanın tropik iklimine özgü monokarpik çiçekli bitkilerin bir cinsidir. Saha alanında bu vejetasyon tipi, 560-2050 m.’ler arasında bulunur.
Bilindiği gibi Türkiye’de karstik sahalar da oldukça geniş yer kaplar. Bu alanlarda gelişen lapya ve dolin gibi karstik şekiller, toprak örtüsünün zayıfladığı kesimlerde bitkiler için önemli habitatlar meydana getirmektedir.
Bu vejetasyonu oluşturan türler genellikle lokal endemik türleri karakterize eder. Bu vejetasyon tipi, konglomera kayaları ve kireçtaşı kayaları üzerinde yoğunlaşmıştır.
Sonbahar mevsiminde bulunmayan ancak diğer mevsimlerde farklı zamanlarda boy gösteren saha vejetasyonunun konglomera kayaları üzerindeki bulunan türleri; Sütleğengiller, Mayasılotu, Sancıotu. Kısamahmut, Kunduzotu, Çan Çiçeği, Beşparmak Otu, Kantarongiller, Çoban Dikeni. Alakötürüm, Ölmez Çiçek, Misk Otu, Benli Eğrelti, Dam Koruğu, Kırk Kaside veya Benekli Kaside, Bodur Gülüdür.
Bu vejetasyonun farklı mevsim zamanlarında kireçtaşı kayaları üzerindeki bulunan türleri ise; Karanfilgiller, Sarı Göbekotu, Yaz Kötürüm, Ala Kötürüm, Ölmez Çiçek, Altın Otu, Sarı Çiçektir. Ayrıca Kuş Yüreği, Sarı Başak Otu, Keçi Geveni, Düğün Çiçeği, Benli Eğrelti, Çemen Otu, Dam Koruğu, Çayır Akça Çiçeği, Kaz Teresi, Ballıbabagiller, Sümbül Çayı, Gevşek Boynuzotu, Kaya Mavişi, Yayla Kekikiği, Bozcaboğumdur.
Burada doğa müzesinde çok çeşitlilik var. Ortak faydada, türlerin yaşam döngüsünde birinin dışkısı diğerine yaşama şansı verir. Dağ Keçisi dışkısı bok böcekleri için bulunmaz bir hazine değerindedir. Hayvan dışkısı çevre korumada önemli rol oynayabilir. Genetiksel araştırmalarla dışkı analizleri yardımıyla yöresel yabanıl yaşamın net bilgileri elde edilebilir
Üzerinde çekim yaptığımız kayalık sisteme dağ keçileri de konuk oluyorlar. Ancak Avcıların ayak izlerine bakıldığında hala yasa dışı avlandıkları anlaşılmaktadır. Taze kurumuş parlak sarı-Gümüşi renkli dışkının varlığı bu yaban hayvanlarının bölgede yaşadıklarını kanıtlıyor.
Saha orman vejetasyonu gür ve canlıdır. Saf meşcere tiplerinde floristik bileşim saf kızılçamları ağırlıklı yerini koruyor. Floristik bileşim alanındaki meşcere 160-1100 m.’ler arasında yayılış gösteriyor.
Saha alanında saf, boylu ve iyi kapalılıktaki Kızılçam meşcereleri derin topraklarda yetişmektedir. Çap ve boy bakımından en yüksek değere ise 600-800 rakımlarda arasında ulaşmaktadır.
Bu meşcerenin çalı katında bulunan türler; Akça Kesme Gurubu, Çilek Ağacı, Güzün renklenen Duman Ağacı, Kermes Meşesi, Mersin Bitki Türleri, Sakız Ağacı, Tüylü Laden Otu bulunuyor.
Bu meşcerenin ot katında bulanan türleri ise; Geniş Haçotu, Ayı Kulağı, Teke Zarifesi, Sinekkıran, Bozlan Otu, Emzik Otu, Gıvışkan Otu, Yaban Güneşotu, Yılan Yoncası, Kuşkonmazgiller, Tüylü Kısamahmut, Meyankökü, Turpgiller, Boğumluçay, Kaya Kekiği mevsime bağlı görülmektedir.
Kaya vejetasyonu 560-2050 m. yükselti basamakları arasında bulunur. Saha alanında konglomera ve kireçtaşı kayalıkları oldukça geniş bir yayılışa sahiptir. Bu kayaçların üzerindeki bitki taksonları genelde lokal endemik türleri içerir.
Maki Vejetasyonunda makiler, Akdeniz bölgesindeki iklim şartlarına ve yetişme ortamına uyum sağlamış, sert yapraklı, sık dallı herdem yeşil 2 metre veya daha boylu çalılardan oluşan bitki topluluğu halindedir. Makinin yetişme ortamı, sığ ve kurak uç yetişme ortamlarında bulunur.
Maki, Akdeniz ikliminden kaynaklanan klimatik klimaks yapısındadır. İklimden kaynaklanan bu doğal klimaks bitki örtüsü aynı zamanda primer maki gurubudur. Bazı alanlarda maki, antropojen etmenlerden dolayı orman vejetasyonunda bozulmalar sonucu oluşan sekonder klimaks yapısında da bulunabilir.
Orman vejetasyonunun tahribi sonucu oluşan maki örtüsü sekonder maki konumundadır. Sekonder maki, sığ ve kurak yetişme ortamında bulunur. Kotu yetişme ortamı koşullarında bulunan sekonder maki alanlarında, alanın eski haldeki vejetasyon yapısına dönüşmesi antropojen etkinin ortadan kalkmasından sonra öncu bitkilerin oluşturduğu ön ormanla başlar. Akdeniz bölgesindeki büyük alan bozulmaları bu şekildeki antropojen etkiler sonucunda oluşmuş, yer yer ön ormanlar gelişmiştir.
Sahanın da dahil olduğu Toroslar üzerindeki karstik sahalar ile Permiyen kalkerleri üzerinde gelişen topluluklar, bu konudaki güzel örnekler arasındadır. Sahada yaygın olan jipslerde gelişen bazı bitki türleri de, bu saha çevresinde karstik alanlarda diaklaz sistemlerine ya da lapya içlerine yerleşen mevsimsel yaşamlı kaya koruğu familyalarıdır
Miyosen kalkerlerinin diaklaz sistemlerine ve lapyaların içine yerleşip, buralarda tutunan çok sayıda bitki türü için karstik şekiller, yaşam alanı olarak önem taşımaktadır
Türkiye’nin geçirdiği çevresel değişimlerin, özellikle Kuaterner’deki iklim değişimlerinin bitki toplulukları üzerindeki etkileri de çok önemli olmuştur. İklim değişiklikleri nedeniyle, bugün sadece Anadolu’nun güney kesimlerinde bazı vadi içlerinde yaşam alanı bulan günlük ağacı
Örneklerinde olduğu gibi, bazı bitkilerin yayılış alanları daralmış ya da mamut ağacı gibi bazılarının ise yayılış alanları tamamen ortadan kalkmıştır.
Anadolu’nun bazı alanlarında Karbon devri florasının izlerini de görmek mümkündür. Çeşitli atkuyruğu ya da kibritotu türleri, güncel bitki toplukları içinde yaşamlarını sürdürmektedir. Dağlık sahaların yüksek kesimlerinde glasyal izler taşıyan vadiler ya da depresyonlar da daha önceleri geniş yayılış alanı bulan bazı bitkilerin sığınma alanı olmuştur.
Saha çevrelerinde ise alçak dag step vejetasyon katına rastlanır. Bu vejetasyon tipinde arazi meyilli, toprak sert yapıda ve taşlık alanlar bulunmaktadır.
Antalya Ovacık Zivin sahası ve çevresi gerek dogal güzelligi gerekse de geofit bitki çeşitliliği bakımından geofit cennetidir. Türkiye endemik tür zenginliği açısından oldukça önemli bir konumda bulunmaktadır.
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Ulaşım : Kadir Demir
Çekim Tarihi : 13.11.2019
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 03.01.2020
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 56 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Kaymakamlar Gezi Evi- Safranbolu

Kaymakamlar Gezi Evi- Safranbolu Kaymakamlar Evi 18 ve 19.yüzyıl Türk toplumunun geçmişini, kültürünü ve yaşama biçimi ile teknolojisini yansıtan Sa...

Korsan Koyu-Gelidonya Feneri Sahası Doğa Krallığında Kaplanların Geçmiş Bin Yıldaki İzleri

Korsan Koyu-Gelidonya Feneri Sahası Doğa Krallığında Kaplanların Geçmiş Bin Yıldaki İzleri Bizimle birlikte genç ve yaşlı aşkların destansı tüm güzelliklerini barındıran ve geçmiş bin yılda kapların ağaçlar...

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |