http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Anadolu Oyuncak Müzesi - Dokumapark Antalya - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Anadolu Oyuncak Müzesi - Dokumapark Antalya

Anadolu Oyuncak Müzesi - Dokumapark Antalya

Tarih 28 Kasım 2019, 08:27 Editör Mehmet SÖKMEN

Müzeye ilk giriş sürpriziniz neden Antalyaspor köşesi olmasın ki! Burada Antalyaspor'un ilk forma-şort ve çorapları, 1967 sezonunun kadrosunun posteri sergileniyor. Aydınlı bir oyuncak ustasının hediyesi Antalyaspor otobüsü muhteşemdir.

ISBN 978-605-88104-0-2
Anadolu Oyuncak Müzesi - Dokumapark Antalya 
001 Giriş-Anılar Odası
Müzeye ilk giriş sürpriziniz neden Antalyaspor köşesi olmasın ki! Burada Antalyaspor’un ilk forma-şort ve çorapları, 1967 sezonunun kadrosunun posteri sergileniyor. Aydınlı bir oyuncak ustasının hediyesi Antalyaspor otobüsü muhteşemdir.
Dokuma Fabrikası çalışanlarının anılarına ayrılan en özel köşelerden biri de 50 yıl önce işçileri fabrikaya taşıyan servis otobüsüdür, duvarda o günlere ait fotoğraflar çocukları pek düşündürmese de büyükler için hüzün vericidir.



Anadolu Oyuncak Müzesi sadece çocuklar için değil, her yaş ve kültür grubundan insana hitap eden muhteşem koleksiyonlar ve düzenlemeler barındırıyor.
002 Giriş Sonrası Ana Koridor
Müzenin tüm koridorları da teşhir ve tanzim alanı olarak düzenlenmiş, benzersiz estetiğe sahip 10 vitrinde ve 10 ayrı temada oyuncaklar sergileniyor. Teddy Bear’den dünyanın en nadide Porselen bebeklerine, mutfak eşya modellerinden uzay ve robot oyuncaklara ve Karagöz karakterlerine pek çok oyuncak bulunuyor.
003 Pinokyo Ahşap Oyuncaklar Salonu
Zaten insan uygarlığındaki her şey gibi ilk oyuncaklar da malzemesini doğadan bulur. Bunların başında da ahşap gelir. Dokuma Fabrikası’nın emektar marangoz tezgahı artık Pinokyo ve Geppetto Usta’ya hizmet veriyor.
Binlerce yıldan beri dünyanın her köşesinde her kültürün çocukları ahşaptan yapılmış oyuncaklarla oynuyorlar. Ahşaptan arabalar, bebekler, model eşyalar hemen her şeyin oyuncağı yapıldı, yapılıyor. Bugün de organik ve zararsız ahşap oyuncaklar tekrar yükselen trend olmuştur.
Türk tarihinde en ünlü ahşap oyuncak markası 300 yıllık geçmişiyle Eyüp Oyuncaklarıdır. En ünlü evrensel oyuncak ise Pinokyo’dur.
“Bir varmış, bir yokmuş çook eski bir zamanda küçük bir kasabada Geppetto adında ihtiyar bir oyuncakçı yaşarmış. Yaptığı tahtadan oyuncakları satarak geçimini sağlarmış.
İhtiyar oyuncakçının hayatta üzüldüğü tek şey bir çocuğunun olmamasıymış. Bir çocuğunun olması için neler vermezmiş ki. Melekler yardımcı olur ve bir gün yeni bir oyuncak yapmak için ormandan getirdiği odunu yontarak yaptığı çocuk can bulur. Pinokyo başından geçenlerden sonra dersini alır; çünkü her yalan söylediğinde burnu uzar; bunun üzerin iyi bir çocuk olmaya karar verir.
Peri kızı da Pinokyo’nun çok iyi bir çocuk olduğunu görüp onu ödüllendirmeye karar verir. Pinokyo’nun artık tahtadan değil de etten kemikten normal bir çocuk olmuştur. Sevinçle yatağından fırlayarak babasının yanına koşar.
Geppetto usta, karşısında Pinokyo’yu bu şekilde görünce dünyalar onun olur. “En sonunda benimde gerçek bir oğlum oldu” diyerek sevinç gözyaşları içerisinde oğluna sarılır. Baba oğul ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşarlar”.
004 Masalcı Nine
Bu kahramanlar her zaman doğrunun ve iyiliğin yanında olmuşlardır. Hiçbir zaman kötülük yapmamış ve öykülerinde iyilik yapmayı öğretmişlerdir.
Her milletin masal kahramanları genellikle ait oldukları toplumun özelliklerini taşırken, Arap Kızı camdan bakarken, eski radyodan Adile Naşit o unutulmaz sesiyle masallar anlatıyor.
Ağızdan ağza, kuşaktan kuşağa sürüp gelen, çoğunlukla olağanüstü durum ve olayları yine olağanüstü kahramanlara bağlayarak anlatan halk hikâyelerine masal denir.
Heyecanla okuduğumuz veya dinlediğimiz masal kahramanları genellikle iyiliği temsil eden, her zaman doğruyu gösteren, dürüst olan, ahlaklı davranmasını öğreten, erdemli ve yardımsever karakterlerdir.
Bizim masal kahramanlarımız da bizim özelliklerimizi taşır. Masal kahramanlarından en önde geleni Keloğlan’dır. Keloğlan, saflığın, sevecenliğin, doğruluğun ve yardımseverliğin sembolü olduğundan, genç yaşlı herkes tarafından sevilir.
Masallarda genellikle iyilik-kötülük, doğruluk-haksızlık, adalet-zulüm, alçakgönüllülük-kibir gibi zıt durumların temsilcisi olan kişilerin mücadelelerinden veya insanların ulaşılması güç hayallerinden söz edilir.
Masal, anonim bir türdür. Eğitim amacı saklıdır. Yer ve zaman kavramları belirsizdir. Masallarda milli ve dini motiflere hemen hiç yer verilmez. Masallarda cinler, periler, devler de rol alır.
Masalların çoğu ”bir varmış, bir yokmuş…” ya da ”evvel zaman içinde, kalbur saman içinde …” gibi ifadelerle başlar ve “Onlar ermiş muradına ... ” ya da ”gökten üç elma düştü...” biçiminde biter.
005 Temel Reis-Deniz Odası
Üç yanı denizlerle çevrili Anadolu yarımadasında denizin özel bir anlamı vardır. Binlerce yıl etrafında dolaşmış gemilerle tarihi yazılmıştır. Ticaret gemileri ve hele ki savaş gemileri hem dostluk ve zenginlik getirmiş hem de savaş ve yoksulluk!
Bu odanın teması da denizcilik ve gemilerdir. Sanatçı Ümit Durak’ın yaptığı Uluburun, Phaselos gibi Akdeniz’in ilk gemileri yanında Osmanlı kadırgası gibi gemilerin de ölçekli ve orijinal maketleri bulunmaktadır. Denizcilik ve gemi temasına ilişkin başka oyuncaklarla da sergi tamamlanmıştır.
006 Sarı Avlu-Pepe
007 Garaj-Metal Oda-Arabalar, İstasyon-Tren Odası
Karada ve havada hareket eden ve bir iş yapan tüm araçların oyuncakları bu salonda sergilenmektedir. İş makinelerinden arazi araçlarına, tarım makinelerinden spor otomobillere kadar pek çok araç türü tarihsel örnekleriyle birlikte bu odadadır.
Daha çok erkek çocuklara özgüdür. Tekerlekli araçların minik modelleriyle Tunç Çağ’dan bu yana sevilerek oynanmaktadır. Gerçek arabaların bile bir tür erkek oyuncağı olduğunu düşünürsek ve model arabaların çocuklardan çok gençlerin oyuncağı olduğunu hatırlarsak bu odadaki koleksiyon, modern oyuncağın neredeyse tam karşılığıdır.
Araç modellerini karşılayan oyuncaklar yanında hareket eden pek çok hayvanın teneke üretimleri de tarihsel mekanik oyuncaklar kısmında yer almaktadır.
008 İstasyon Tren Odası
Tren, modern zamanların en çok sevilen oyuncaklarındandır. Nürnberg başta olmak üzere bu konuda gelişmiş merkezler bulunmaktadır. Tren dioraması meraklıları binlerce parçadan muhteşem canlandırmalar yapmaktadır. Modern zamanların yaşsız oyuncaklarından biridir.
Trenle oynamayan çocuk neredeyse yoktur. Her yaşta meraklısı ve oynayanı bulunmaktadır. Bu odada da insanların hayatında önemli rol oynayan ve buluşmaların ayrılıkların da sembolü olan tren hatırlatılmaktadır.
009 Erken Cumhuriyet Sınıfı
Cumhuriyet’in ilk yıllarında ait bir ilkokul sınıfı var. O kadar canlı ki, bir an okul yıllarına gidiyorsunuz. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Okuma fişlerinin bir kısmı Ağrı’nın dağ köylerinden getirilmiş.
Erken Cumhuriyet sınıflarında yaşanan masum eğitim yılları. Yeni alfabenin ilk öğretmenleri, ilk öğrencileridir. Yokluk yıllarının yalın çözümleri içinde okuma öğrenme zamanları, Ulusal seferberliğin ruhen güçlü, madden yoksul sınıfları.
Bayraklar, balonlarla süslenmiş duvarlar; ipe serilmiş okuma heceleri. Siyah önlükler ve beyaz yakalıklar içinde eşitlikçi giysili öğrencilik yılları. Tebeşir tozlarıyla yaratılan mucize okuma bayramları. Karatahtanın hemen üstünde Atatürk posteri, İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabet’in yer aldığı standart ulusal levhalar.
Minik ellerde tutamayacak kadar kısa kaldığında ancak yenilenen kurşun kalemler; zamane beslenme çantaları, süt tozu…
010 Geleneksel Esnaf Sokağı
Yakın geçmişimizdeki geleneksel esnaf sokağının canlandırıldığı bu sokak dioramasında çömlekçiden fırıncıya, yorgancıdan bakırcıya kadar geniş bir çeşitlilikte geleneksel esnaf sokağı, sokakta bulunanlarla özellikle de oynayan çocuk heykelcikleriyle canlandırılmıştır.
Sokaktaki iş yerleri ve esnaf yakın geçmişe kadar hayatımızda bulunan eşyaların üretilip satıldığı iş yerlerini anlatmaktadır. Yorgancı, semerci, kalaycı gibi ömrü tükenenler yanında, berber, seramikçi, kahveci gibi formu değişenler de bulunmaktadır.
İp atlayan, uzuneşek, çember, beştaş gibi geleneksel oyunları oynayan çocuklar ise bugünün aksine ekranda değil sokakta birbirleriyle oynamaktalar.
Küçük heykelcikler Sadrettin Savaş, mekânlar ise Kemal ve İlker Genç tarafından üretilmiştir.
011 Yap Boz-Peluş Odası
Londralı haritacı John Spilsbury, 1760 yılında haritasını tahta üzerine yerleştirip, ülkeleri sınırlarından keserek ilk yapbozu yapmıştır. Bu harita puzzle, İngiliz çocukların coğrafya derslerinde de kullanılmıştır. Fikir aslında güzeldi ve İngiltere'de 1820 yılına kadar bir eğitim aracı olarak kullanıldı.
1880 yılında pedallı testerenin icat edilmesiyle ve 1900 yılında, kontrplakların kullanılmaya başlanmasıyla resimler ön tarafa yapıştırılıp, plakanın arka tarafından kesilebilmesiyle yapboz yapımı hızlandı. Aynı yıllarda karton yapbozlar da kullanılmaya başladı.
Sadece çocukların değil hafta sonu partilerinde büyüklerin de eğlencesi olmuştu. Fark çocukların yapbozlarında resim bittiğinde ne olacağını gösteren kılavuz olması büyüklerinkinde olmamasıydı.
1920-30 arasında yapboz altın yıllarını yaşamaya başladı.
Artık daha karmaşık ve zor yapbozlar yapılıyordu. İşsizliğin arttığı 1930’lu yıllardaki yoğun stres de ucuz ve haftalık üretilen yapbozlar yoluyla atılmaktaydı. Buna karşın Par Puzzle, sinema sanatçıları ve zengin kişiler için kaliteli, kişiye özel puzzle yapan şirketler de vardı.
Amerikan firması Springbok "Convergence" adlı dünyanın en zor puzzle'ını yaptığını iddia ediyordu. Steve Richordson ve Dave Tibbets tahta puzzle üreten firmalarını kurdular ve zor çözülen üç boyutlu puzzle üretmeye başladılar.
Yapboz (Lego) tüm zamanların en eğlenceli ve yaygın oyunlarından biridir. Bir şeylerin parçalarını kendi elleriyle bir araya getirip tümü yakalama amacıyla her yaşın ve her cinsin oyuncağı olmuştur. Bugün teknolojinin getirdiği kolaylıklarla farklı nitelik, malzeme ve teknikte yapbozlar üretilmekte ve hala aynı işe yaramaktadır: Oynayarak stres atmak ve eğlenmek.
Peluş Oyuncaklar
Yeryüzünün en sevimli oyuncakları; Ayı, tavşan, panda başta olmak üzere pek çok hayvan her boyda oyuncağa dönüşmüştür. Her çocuğun mutlaka bir peluş oyuncağı olmuştur.
Peluş oyuncakların atası olan Ayı Teddy’nin çıkışı ve ünlenmesi Amerika'nın 26. başkanı Theodore "Teddy" Roosevelt'in yaşadığı av öyküsüne dayanmaktadır.
1902’de Alman şirketi Steiff (Margaret Steiff) fil ve diğer hayvanlarla beraber ayı da yapmaya başlar.
Samandan pamuğa kadar değişik dolgu malzemeleriyle üretilen Peluş oyuncaklar yediden yetmişe herkesin mutlaka sahip olduğu oyuncaktır. Çok sevilenler, hiç oynanmamış olanlar, eskiler, yeniler bu vitrinlerde buluşturulmuştur.
Tüm müzenin politikasına bağlı olarak elbette Anadolu yerel üretiminde en önemli marka olan Fatoş oyuncaklarından zengin bir koleksiyon sergilenmiştir.
Fatoş Oyuncaklar
Fatoş İnhan 1947'de Ankara'da doğdu. 1971’den 2001’e kadar da ünlü pelüş oyuncaklarını üretti. 1971'de, oğluna yaş gününde armağan edilen oyuncak kediyi gören çocuk korkup ağlamaya başlamış. Bu korkunç oyuncak Fatoş İnhan'a sevimli oyuncaklar yapma fikri verdi. Yumuşacık, güler yüzlü, sevimli oyuncaklar.
Annesinin dikiş makinesi, Kanada'dan getirttiği oyuncak ayı patronları, pamuklar ve kumaşlarla ilk atölyesini kurdu. İlk oyuncak, portakal renkli minik ayı "Tonton" oldu. Tonton ayıcığı sevimli kediler, köpekler, eşekler ve bebekler takip etti. Oyuncaklara kendi ismini verdi; "Fatoş".
Artık oyuncakta bir Türk markası vardı. 1987’de ilk oyuncak mağazasını açtı ve 1990’lı yıllarda en aranılan oyuncak markası oldu. 40 metrekarelik bir atölyede başlayan üretim 6 bin metrekarede büyük bir hacme ulaşmıştı.
İlk Türk Barbie'si olan “Lady bebek”i başarıyla üretti. Fatoş İnhan sayesinde Türk oyuncakçılığının altın dönemi yaşadı. 2001 yılında ödüllerle taçlanan başarıyı siyasi ve ekonomik kriz nedeniyle üretime son vermek zorunda kalınan çöküş yaşandı. 30 yıllık efsane bitmişti. Bu dönemde Çin'den yapılan oyuncak ithalatı nedeniyle yüzlerce oyuncak imalatçısı batmıştı.
012 Kaleiçi Sokağı (Bizim Bakkal, Kaleiçi Oyuncakçısı)
Antalya Kaleiçi mimarisini yansıtan bu sokakta Kaleiçi Sokağı canlandırılmış ve vitrinler de evlerden oluşturulmuştur.
Sokakta zamanın otobüs ve minibüs durakları ve zamanın ankesörlü telefon kulübesi gibi detaylarla sokak, döneminin kimliğine bürünmüştür.
Vitrinlerde geleneksel bakkal ve oyuncak dükkânı sergileri oluşturulmuş ve sokak boyunca da çocuklar bisiklet ve pusetlerle sokaktaki hayat sergilenmiştir.
Kaleiçi bakkalı ve oyuncakçı dükkânında geçen yüzyıl ortalarının objeleri o günleri hatırlatmaktadır. Anadolu Oyuncak Müzesi’nde Kaleiçi’nin eski sokakları, Bizim Bakkal ve bugün sadece anılarımızda yaşattığımız birçok güzel şeyle karşılaşacaksınız.
013 Anadolu Oyuncak Tarihi
Orijinalleri Türkiye müzelerinde bulunan Anadolu’nun kadim oyuncaklardan yapılan bir seçkinin imitasyonları ürettirilerek, bir oyun veya oyuncak tarihi sektörü hazırlanmıştır.
Bu oyuncakların açıklaması ise sergideki oyuncağın oynanma anını betimleyen antik eserlerin imitasyonları ile sağlanmıştır. Genellikle seramik vazolar üzerindeki bu betimlemeler çocuk, oyun ve oyuncak ilişkisini anlatmaktadır. Yani eser, başka bir eserle açıklanmıştır.
Sergilenen oyuncaklar antik dönemlerdeki çocuğu bugünkü çocuğa taşımakta, çocuklara oyuncak aracılığıyla tarih ve kültür bilinci aşılanmaktadır.
İnsanlar arasında ilişki kurma aracı olan oyuncaklar bu sergide geçmişle günümüz arasında da bağ oluşturmaktadır.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izniyle Türkiye’nin farklı müzelerinde bulunan antik oyuncakların bir araya getirilmiş olması farklı müzelerdeki oyuncaklara bir salonda ulaşma şansı vermiştir.
İmitasyonları, seramik sanatçısı Erdal Taşbaş tarafından üretilmiştir.
Anadolu Oyuncak Tarihi sektörü, 7000 yıllık süreci özetleyen bu anlatım biçimi ve içerikleriyle dünyada bir ilktir.
Anadolu Oyuncakları
Müzenin bu sektörü tam da adının karşılığını temsil etmektedir. Anadolu’da hala bile oynanmaya devam eden oyuncaklar sergilenmektedir.
Oyuncakların büyük kısmı, satın alma yoluyla edindiğimiz Vehbi Uysal koleksiyonundan oluşmaktadır. Anadolu’da nesiller boyu oynanan ahşaptan, topraktan, kemikten ve metalden yapılan el yapımı masum oyuncaklar fabrikasyon dönem öncesi geleneği yansıtmaktadır.
Daha da önemlisi kendi oyuncağını kendisi üretip oynayan, sayısal oyunları henüz tanımayan nesilleri hatırlatmaktadır. Anadolu çocuklarının masum ama sımsıcak sosyal hayatının kıymetli bir yansıması duvarlardadır.
Bez bebekler, ahşap kukla oynatıcıları, kaynana zırıltıları, telden ahşaptan arabalar, çıngırak ve düdük işlevli hayvanlar, tarım aletleri gibi çok sayıda minik geleneksel oyuncak endüstriyel olmayan el yapımı bireysel üretimleri tüm masumiyetiyle anlatmaktadır.
Bu bölümde özel olarak gruplanan Eyüp oyuncakları ise ilk yerli oyuncak markasını, 300 yıllık oyuncak üretim geleneğini temsil etmektedir.
014 Çok Amaçlı Salon
Antik dönemde oyun ve oyuncak
Tarih boyunca bütün toplumlarda çocukların çeşitli oyuncaklarla oyunlar oynadıklarını hem arkeolojik bulgulardan hem de yazılı eserlerden biliyoruz.
Aristoteles çocukların beş yaşına kadar çalıştırılmamaları gerektiğini sadece hayata hazırlayıcı oyunlarla eğitilmeleri gerektiğini anlatır. Platon'un ise “Devlet”inde 3–7 yaşlar arası oyun ve masal devresi biçiminde tanımlanmaktadır.
Tüm zamanlar boyunca varlığı bilinen oyuncaklar, Anadolu oyuncak tarihinde özellikle Tunç Çağından itibaren çeşitlenmeye başlar ve dönemler ilerledikçe oyun ve oyuncaklar da çeşitlenir ve gelişir.
Kargamış kabartmasındaki kraliyet ailesinin çocuklarının oyun sahnesinde topaç, beştaş gibi Anadolu’nun bugün hala oynanan en kadim oyunları betimlenmiştir.
Eski dönemde de çocuklar çelik çomak, cevizden bilye, çember, sopadan at, çeşitli arabalar ve tekerlekli hayvanlar gibi bugün de hala oynanan oyunlar oynadıkları bilinmektedir.
Çocuklara verilecek en güzel hediye her daim bir oyuncak olmuştur. Roma Dönemi’nde de ailelerin yeni doğan çocuğa isim verme töreninde, doğum günlerinde ve Saturnalia ya da Sigillaria festivallerinde hediye olarak oyuncaklar verirlerdi.
Bunlar küçük figürünler, minyatür kaplar ve eşyalar, eli ayağı oynayan kukla bebeklerdi. Gençler ise astragan, zar, dama gibi masa oyunları ve top gibi spor amaçlı oyunlar oynuyorlardı.
Yarışmalarla oyuna, spora ve müziğe heveslendirilen çocuklar başarılı olduklarında armağanlar verilmekteydi.
015 Müze Kafe
Müzenin kafesi de ayrı bir teşhir salonu gibi kurgulanmış. Kafede bulunan vitrinlerde oyuncaklar sergilendiği gibi kafe masaları da birer masa-vitrin olarak ele alınmış ve içlerine oyuncaklar yerleştirilmiş.
Müzede farklı etkinliklerde ve gösterilerde kullanılmak üzere 40 kişilik küçük bir salon da yer alıyor. Kafeteryanın personeli güler yüzlü ve misafirperver. Çaylar nefis.
016 Müze Bahçe
Müzenin girişinde sizi Walt Disney’in elinden çıkma 82 yaşında bir Mickey Mouse karşılıyor.
Oyuncak Müzesi’nin bahçesi de adeta bir Arkeopark. Bahçede konukları tam bin yaşında 2 adet zeytin ağacı selamlıyor.
170 yaşında bir oyuncak at. Osmanlı şehzadelerinin oynadığı atın bir benzeri. İki dünya savaşı gören bu at, Almanya Bavyera dağlarında bulunmuş ve müzeye kazandırılmış.
Geçmişte Antalya’nın ilk sanayi tesislerinden Dokuma Fabrikası’nda işçi çocuklarının gittiği Kreş Binası, Kepez Belediyesi tarafından dünyanın en güzel Oyuncak Müzesi’ne dönüştürülmüştür. Bir zamanlar Dokuma Fabrikası’nın kreş binası olarak kullanılmış bu yapı, çocuklara yönelik asıl kuruluş işleviyle de ilişkili olarak Oyuncak Müzesi’ne dönüştürüldüğü için, bu özelliğiyle bile dünyada benzersizdir.
Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün özel çabalarıyla inşa edilen ve oluşturulan Anadolu Oyuncak Müzesi Tek kelimeyle rüya gibidir. Çekimler esnasında gerçekten büyülendim.
Şu anda Türkiye’nin minik Disneyland’ı denilebilir. Anadolu Oyuncak Müzesini gezerken tekrar tekrar baktım ve kayda aldım. O kadar çok oyuncak var ki ilk çekim kısa kalarak senaryoya uygun gelmeyince ikinci kez bir daha müzeyi ziyaret ettim.
Gezmeye doyamadığımız Müze’yi bu belgesel filmimizle anlatarak, Antalya dışındaki çocuklara, illerinde bu tarzda müze kurmak isteyenlere kaynaklık edeceğini umuyorum. Müzedeki her oyuncağın ayrı bir hikayesi var.
Çekim yaparken, bu kreşte büyümüş ve müzeyi gezmeye gelenlerin gözlerinin dolu dolu olduğuna da tanık oldum, ancak kameraya konuşmak istemediler. Nasıl duygulandıklarını tahmin yüz mimiklerinden, titrek seslerinden anlamak zor olmadı.
Çocuklarınızı alın birlikte bu müzeye gelin ve gezin. Kesinlikle içeride sizi eğlenceli bir dünya bekliyor olacak. Tanıdığınız, tanımadığınız bin türlü oyuncakla tanışın, bir bakacaksınız akşamı etmişsiniz.
Müzeye geldiğinizde, farklı zamanların ve milletlerin oyuncak kültürüyle tanışacak; en başta da Anadolu’nun kadim oyuncaklarıyla atalarınızla tanışacaksınız. Anneniz, babanız bir zamanlar oynadıkları oyuncaklarla maziye giderken siz çocukluğun saf heyecanını ve mutluluğunu yaşayacaksınız. Bu çatı altında durdukça herkes çocuk kalacak!
Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, “Nihayetinde hepimiz biraz çocuk değil miyiz, Çocukluk yaşta değil baştadır” güzel cümlesiyle İnsan odaklı bir belediye yaratıcılığı ile turistik ya da rant kaygısı olmadan toplumsal gelişim misyonuna kurumsal araç hazırlamayı temel amaç edinmiştir.
Anadolu Oyuncak Müzesi bu temel amacın en güzel göstergelerinden biridir. Müze hem koleksiyonları hem de etkinlik programları açısından her geçen gün zenginleşerek büyüyecek, çocukların kalpleri artık burada atacaktır. Antalya’ya dünyanın en güzel oyuncak müzesi kazandırılmıştır.
Anadolu Oyuncak Müzesi dünyadaki benzerlerinden çok farklı bir müzedir. Anadolu’nun derin geçmişindeki farklı kültürlerden gelen oyuncaklar yanında geleneksel Anadolu geçmişine ait yerel oyuncaklar müzeyi dünyadaki benzerlerinden farklı ve benzersiz kılıyor.
Dünyadaki benzerlerinde bulunmayan bu özgünlük aynı zamanda mimari, iç mimari ve teşhir tanzim konusunda da kendini gösteriyor. Özenle hazırlanmış müze bahçesi, atölyeleri ve çevre düzenlemesi de adeta bir müze gibi kurgulanmış. 15 salonda 15 ayrı tema ve 15 farklı düzenleme başarıyla yapılmıştır.
Tüm temalı salonlar dışında atölye gibi mekanlar da müze salonları anlayışında düzenlenmiş. İçerik ve tasarım olarak her salonda apayrı bir tema ve apayrı bir atmosfer var.
Yaklaşık 4 bin metrekare alana oturan müzedeki 750 metrekare kapalı teşhir alanında yaklaşık 15.000 adet oyuncak bulunuyor. Müzedeki oyuncakların hepsi kullanılmış oyuncaklardır.
Arkeolog Prof. Dr. Nevzat ÇEVİK Müzenin Küratörüdür. Müzenin gizli kahramanlarından biri arkeolog Emrah Ünlüsoy’dur. Mutlaka tanışmalısınız.
Dünya oyuncaklarından örnekler içermesiyle birlikte müzenin asıl odağını Anadolu yerel oyuncakları oluşturuyor. Asıl amaç Anadolu’nun geleneksel oyun ve oyuncaklarının unutulmamasını ve geleceğe taşınmasını sağlamak.
Bir yerde çocuk varsa oyun, oyun varsa da oyuncak vardır. Büyüklerin dünyasındaki hemen her şeyin küçük modelleri çocuklar oynasın diye yapılmıştır.
Binlerce yıllık Anadolu oyuncak tarihinden seçilmiş tarihsel örneklerle kronolojik olarak uygarlık gelişimini oyuncaklar paralelinde hatırlatırken öteki taraftan koleksiyonlarındaki geleneksel Anadolu oyuncakları yaşlılarla çocuklar arasındaki nesil farkını azaltarak sıcak bir bağ kurulmasına da aracılık ediyor.
Ev eşyaları, arabalar, değişik hayvanlar gibi eşya ve canlıların taklitleri dışında topaç gibi sadece oyuncak olanlar da vardır. Mağaralarda taşlarla, ağaç dallarıyla oynayan çocuktan bugün robotlarla oynayanlara kadar her zaman ve her yerde oyuncak var olmuş, dönemlerinin sosyal, kültürel ve teknik gelişmelerini de yansıtmıştır.
Antik dönemin oyuncaklarının yer aldığı bu bölüm dünyada sadece Anadolu Oyuncak Müzesi’nde var. Binlerce yıllık oyuncaklar var.
Pek çok geleneksel oyun ve oyuncak, varlığını her dönem korumuştur. Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi değişen, mekanizmalar ve teknolojidir.
Özünde, Tunç Çağı araba oyuncağıyla bugünün pilli arabaları arasında bir fark olmadığı gibi, o gün kağnı vardı, onun oyuncağını yaptılar, bugün uzay mekiği var, mekik oyuncaklarını yaptılar.
Dün sayısal ortamlar söz konusu değilken manüel oyuncaklar yaptı ve birlikte oynadılar, bugün ise neredeyse tüm oyunlar ekranda yalnız başına oynanmakta.
Dünyanın her yanından oynanan oyuncaklardan örnekler çoğunlukta olsa da, ağırlığı geleneksel geçmişimizden gelen yerel oyuncaklardan oluşuyor. Müzede her yaştan çocuklar için masum bir tebessüm dünyası yaratılmış.
Dünyanın en eski porselen bebekleri Anadolu Oyuncak Müzesi koleksiyonundadır.
Şair Edip Cansever’in dediği gibi; Gökyüzü gibi birşey bu çocukluk / Hiçbir yere girmiyor.”
Bu Belgesel Yapımda Seslendirilmede kullanılmak üzere;
Metin Kaynaklar: http://www.fullantalya.com/esi-benzeri-yok-anadolu-oyuncak-muzesi/
http://www.anadoluoyuncakmuzesi.com/
Web Sitelerinden yararlanılarak metinler redakte edilerek kullanılmıştır
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 27.09.2019
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 09.10.2019
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 47 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Sonbahar Mevsiminde Gaziler Gövez Sahasında Doğanın Renkli Seremonileri Manavgat

Sonbahar Mevsiminde Gaziler Gövez Sahasında Doğanın Renkli Seremonileri Manavgat Bizimle birlikte Kızıl Sonbaharın son günlerinde Akdeniz coğrafyasının Antalya bölümlerinde Kudretli Doğa Ana&#...

Karataş Mağarası Oluşum Jeolojisi Yeşilkaraman Köyü Aksu Antalya

Karataş Mağarası Oluşum Jeolojisi Yeşilkaraman Köyü Aksu Antalya Bu belgesel filmin çekiminde Sayın Nasuh Karataş’ın destekleri için çok teşekkür ederiz. Bizimle birlikte...

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |