http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Köprülü Canlı Nehri Karabük Sahasında Doğanın Vahşi Krallığı - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Köprülü Canlı Nehri Karabük Sahasında Doğanın Vahşi Krallığı

Köprülü Canlı Nehri Karabük Sahasında Doğanın Vahşi Krallığı

Tarih 20 Mart 2019, 08:19 Editör Mehmet SÖKMEN

Köprülü Canlı Nehri Karabük Sahasında Doğanın Vahşi Krallığı

ISBN 978-605-88104-0-2
Köprülü Canlı Nehri Karabük Sahasında Doğanın Vahşi Krallığı 
Köprülü Köprüçay Canlı Nehri; Kaya, Su ve Orman Krallığının en vahşi doğa sanatının kalbine bizimle birlikte yolculuğa çıkın, jilet gibi keskin ve katmanlı kaya sistemlerinde suyun en güzel ve en etkileyici oyma sanatıyla tanışın.
 Geçit vermeyen kanyon silsilesinin ihtişamlı peyzajlarının kalbinde derin yolculuğa çıkmaya hazır olun. Canlı Nehirde Azgın suların yer yer çok dar alana sıkıştığı ve derin sessizliğe gömüldüğü geçitlerin haşin görsellerinin merkezidir burası.



Burada doğanın kendisi gizemlerle dolu sanat eseridir. Sanatçıyı yaratan doğa; sanatçıya eserinde aranan birçok öğe ve ilke ilkeyi verir.
Resimdeki nesnelerin, aslında bir tablo olan tabiatın bileşenlerinden daha da gerçek bir kimliği vardır. Bir kare içine alınmış belli bir yeri işgal eden nesneleri yıkayan su, ışık, renklendirilmiş evrene bir bütünlük verir.
 Burası geçmiş bin yılın en üst yırtıcılarının ana vatanı iken; Romalılardan bugüne değin nesilleri yok edilen heybetli aslanların, panterlerin ana vatanıydı. Bugün bu bakir sahalar hala eski günlerine geri getirilebilir durumdadır, yeter ki gereken azim ve irade gösterilebilsin.
Siyasi çıkarlar ve çatışmaların geride bırakıldığını düşünün! Sınırlar ortadan kalktığında ilk anlayacağımız şey yerküremizin aslında ne kadar güzel olduğudur. Bir dünya vatandaşı olduğumuzda dünyanın ne kadar güzel bir yer olduğunu idrak etmemiz an meselesidir.
Kudretli doğa ana burada ressamın tasarlayıp ortaya koymuş olduğu renkler, çizgiler ve kütleler arasındaki ahenk ve dengeleri sağlar. Bütün büyük ressamlar, doğayı iyi anlamak ve onu ezbere bilmek ile resme başlamışlar.
Bunu gördüğünüzde de bir dakika düşünmeden çantanızı hazırlayıp doğaya yolculuğa çıkasınız gelebilir. İşte yerküremizin Türkiye-Antalya bölgesindeki bu muhteşem doğa harikalarını büyük emekler harcayarak geçilmesi çok zor olan orman, kaya ve su krallığının hüküm sürdüğü bu sahaları sizler için filme aldık. Umarız ki en azından birçoğunu görme şansına hepimiz, herkes erişir.
Ayrıca eşsiz manzaralar sunan yüksek dağlar ve sarp coğrafik oluşumlar burada suyun etkisiyle yüksek görsel sanatların okulu olmuştur. Kaya sistemlerini hayal gücünüze göre türlü ve sayısız benzetimlere konu edebilirsiniz.
Burada nasıl hayatta kalınır mücadelelerinin okulu var, bizimle gelin kanyon vadisindeki yarışmaların ve birçok belgeselimize de ev sahipliği yapan yerde görselin sanatının gücünü yaşayın.
Güneşin durumuna göre kanyonun içindeki kayalıkların rengi an be an değişime uğrar, Dünyanın en güzel bir seyir yerini burada oluşturur. Köprüçay nehrinin milyonlarca yıl içerisinde kanyonu şekillendirmesiyle bugünkü halini almıştır.
Milyonlarca yılda bu hale gelen kanyon ayrıca birçok fosilinde içinde kolayca bulunmasıyla geçmiş hakkında günümüze ışık tutar. Bu belgesel filmimiz yeni nesil bilim insanlarının yetişmesine de önemli katkıda bulunabilecek konumdadır.
Burada taş ile suyun dansına tanık olunuyor. Derinlik rekortmeni mağaralarda dibe sızan suların vadilerde yeniden çıkışı; daha yüksekteki susuz coğrafyaya tam bir karşıtlık oluşturan şelaleler; çoğunlukla kıraç arazide yaşam mücadelesi veren köyler; rüzgârın biçimlendirdiği antik kentler bu coğrafyaya özgü doğal karakterlerdir.
Köprülü vahşi doğasında var olan sürekli ve canlı doğa sanatı vardır, Doğanın her yerinde sıkça kaya ve su krallığının orman ile kombine sanatıyla karşılaşmak mümkün olduğu gibi insanın doğası da buna paralel olarak sanattan ayrı duramaz. Bu belgesel filmimiz; Doğada var olan sanatın insanın sanatı gibi cansız olabileceği gibi aynı zamanda ve farklı olarak yaşayan sanatı da göstermesini mümkün kılıyor.
Bu sahadaki, engebe içindeki tümsekler ve oyuklar suların biçimlendirmesiyle oldukça ilginç lapya sistemlerini yaratmıştır. Köprülü havzası karstik yapısıyla, Antalya bölgesini; taşın bin bir renk ve boyutta serpiştirildiği doğal palet haline getirmiştir. Geçmişte, gezginler karşılaştıkları tüm karstik yeryüzü şekillerini, antik kent kalıntısı sanmışlardı.
Sahanın bu olağan dışı taşlık yapısı, ilkçağda, Eski Yunancada Taşlık Kilikia ya da Dağlık Kilikia anlamına gelen Kilikia Trakheia dendiği biliniyor.
Alanın dağ yüksekliği bazı kesimlerde 2 bin metreyi aşmakla birlikte 1500 ila 2 bin metre arasında değişir.
Geçmiş bin yılın üst yırtıcıların anavatanı olan muhteşem formasyonların şekilden şekle girdiği bu sahada doğanın canlı sanatı insanın hayal alemindeki doğanın yansıttığı sanata bir ayrıcalık katar. Bu farklılık bu sanatın sürekli değişebildiği ve sanatını da korumasıdır.
Arazinin büyük bölümü, yer yer marnlı, seyrek olarak da kumlu ve çakıllı katmanların bulunduğu, Miyosen, yani yaklaşık 26-7 milyon yıl önce bölüm halindedir. Alt kalın deniz kökenli kalkerlerden oluşur.
Saha alanında, hemen kıyıdan başlayan bu kalkerler, daha Mezozoik İkinci Zamanda yaklaşık 225-65 milyon yıl önce ortalarında aşınmış olan Toroslar’ın üstüne Akdeniz tarafından çökeltildi ve daha sonra hemen hemen hiçbir kıvrılmaya uğramadı.
Kollarıyla birlikte engebeli platoyu yararak yer yer kanyon biçimli, aşılması oldukça güç derin vadiler oluşturan Köprüçay Nehri aynı zamanda platonun eksenini de oluşturur. Plato yüzeyi gerçek bir karst müzesi halindedir.
Doğanın en özgün sanatı yapılandırdığı her oluşum dört mevsimde tamamen yeni başka oluşuma dönüşebilir, bunu zaman boyutu olarak açıklayabiliriz.  Birçok sanatçıya, bu boyutu ile eserlerine yansıtır ve kaynaklık eder.
Süzülen suların oyduğu çeşitli boyutlardaki dolinler denilen, kapalı veya yarı açık çukurluk ve lapyalar olarak tanımlanan oluklu taş başlıca yüzey şekillerini belirler. Platoyu yaran büyük vadi yamaçlarında çok sayıda mağaralara rastlanır.
Antalya bölgesindeki engebeli düzlük, bir kaya denizini andıran görünümüyle bölgenin karstik yapısının en tipik örneklerinden biridir. Gündoğumu ve günbatımının uzun gölgeli saatleri, yüzyılların aşınımıyla ortaya çıkan yükseltilere dramatik ve mistik bir boyut kazandırıyor.
Öyle ki; gezginlerin bir zamanlar burayı, büyük bir depremin yerle bir ettiği eski bir uygarlığın hüzünlü kalıntıları sanmasına şaşırmamak gerek. Burada insan etkisi minimum düzeydedir; öncelikle doğanın sözü geçiyor.
Bulunduğumuz sarp sahada 40 m derinlik seviyesi bulunan bu çağlayanı daha iyi görebilmeniz için yakın planda çekimledik. Betonlaşmış kaya sistemlerinin uzun zaman sonucu aldığı biçimler, suyun gücü ve sanatı ile birleşmiş diğer doğa olayları ile yeşilin örtüsü tam bir tasarım harikasıdır.
Bölgenin taşlık coğrafi yapısı nedeniyle insan nüfusu seyrektir. Plato sahasında yaygın bitki örtüsü fundalık olmakla birlikte göknar, sedir, ardıç gibi iğneyapraklı; dişbudak, şimşir ve meşe gibi geniş yapraklı ağaçlar da görülür. Güneye, deniz kıyısına doğru inildikçe arazi önce karaçam, servi; sonra kızılçam gibi iğneyapraklı ağaçlar olmak üzere defne, zeytin, keçiboynuzu, pırnal meşesi ve benzeri maki ve fundalıklar gözlenir.
Eskiden patikalarla aşılan platodan günümüzde asfalt karayolu Isparta’ya dek uzanır. Bu ulaşım kolaylığının da katkısıyla platonun ziyaretçi sayısı gün geçtikçe artıyor. Turizm açısından önem taşıyan başlıca karstik yüzey şekilleri çok iyi korunmalıdır. Sahada çok sayıda yer altı deresi varlığı nehrin her mevsimde sabit su debisinde olmasını sağlar.
Kanyon sahası tek bir kanyon değil, iç içe girmiş 20 den fazla kanyondan oluşan bir ağdır. Bu kanyonlardan en azından üçü çok fazla derin konumdadır.
Köprülü nehri olağanüstü büyüklüğünden ötürü fazla tanınmamakta, çoğu turist oradaki birçok doğal gözlem yerinden sadece birkaçına, örneğin köprülü kanyon ve tazı kanyonuna gidebiliyor. En etkileyici manzaralar, bu belgesel filmimizdeki muhteşem görüntülerdir.
Farklılık gösteren iklim merkezidir burası. Yükseltideki ani değişiklikler, sahanın iklimini ve bitki örtüsünü etkiliyor. Ilık astropik iklime burada rastlanır.
Kanyonların yüksek platolarında çok sayıda tür çam ve meşe ağacı var. Daha yükseklerde ardıç ağaçları var. Yaz ayları boyunca, dağlarda her yerde çok çeşitli çiçekler açıyor ve bunların bazıları, yerliler tarafından yiyecek ya da doğal ilaç olarak kullanılmaktadır.
Deniz seviyesinin 1.800 metre üzerinde kalan yüksekliklerde, dağlarda iklim yılın büyük bir bölümünde ılıman iklimle soğuk iklim arasında değişmektedir. Kışın hafif yağmur hatta ara sıra kar yağar.
Zaman zaman ortalama sıcaklığın 17 derece olduğu ılık kışların yaşandığı astropik iklim görülebilir. Bu bölgede kışın, nehirleri taşma noktasına getirecek kadar çok yağan yağmurlarla birlikte, yazın 35°C ila 45°C arasında değişen bir sıcaklık yüzünden oldukça rahatsız edici olabilir.
Bölgenin güzelliği çok sayıda görkemli şelale ve çağlayan ile taçlanır durumdadır. Geçmiş bin yılın vahşi yaşam barınağı iken, bunlar arasında kara ayı, puma yok olmuşken; susamuru, akkuyruklu geyik, kurt, yaban domuzu, vaşak, rakun, porsuk ve çizgili kokarcayla birlikte yarasa, sincap ve yabani tavşanlar hala az sayıdadır.
Köprülü nehri sahasında, kaya kartalı ve doğan da dahil olmak üzere, yaklaşık 400 kuş türü yaşıyor. Kanyonlar sahası göçmen kuşların kışı geçirmek için buraya geldikleri alanlardır. Diğer bazı kuş türleri ise sadece yolculuklarına devam etmeden önce dinlenmek üzere buraya uğrarlar.
Tam kısık boğazı olmuş. Nehrin bu sahasında doğanın milyon yıllık emeği var. Suların aşındırmasıyla ve diğer faktörlerin etkisiyle ilginç oluşumlar göz dolduruyor. Suyun olağan üstü gücünün ihtişamı burada.
Kanyonun en az 10 m su derinlikli, 5 m lik en dar boğazlarından sadece biri burada haşmetini sergiliyor. Tam kısık boğazıdır. Burada ışık oyunu serapında aslında yeşil olan suların rengi, maviye dönüşmüş.
Ekibimiz duayeni Kadir Demir; Doğa Ananın cazibesine hiç dayanamaz, bazen coşar ve mealen nazire eder; Mehmet Hocam, bulmuşuz cıncık gibi yem yeşil suyu ve kapılmışız Kanyonun vahşi cazibesine işte Keşiflerin en zevklisi bu, diyor.
“Fincanın etrafı yeşil aman aman’’ türküsü dilimizde, Köprülü Çay Kanyonlar serisinin yem yeşil suları bir karış ötemizde! Sanki zamanı takmış peşine, acele acele bir sonsuzluğa doğru koşturuyor. Endamıyla ne de güzel cezbediyor, hem de “takılmayın peşime, Çeşidim olursunuz” diyerekten!
Köklerini kayalara dolayan iki Ardıç ağacı zamana meydan okuyor burada, sevgiyle sarmaş dolaş olmuşlar, Nehrin sel suları arada bir giysilerini, kabuklarını soysa da, bağlılıkları sonsuz gibi görünüyor.
Belediyeler şehir parklarında yapay şelale inşa etmekle uğraşa dursun, biz en doğallarını kanyon diplerinde bulup tadını çıkaran şanslı insanlardanız. Üstelik bu gördüğümüz eşsiz güzellikleri birçok ölümlü görmemiştir ve hatta göremez bile. Doğanın özenle ürettiği bu parklar gerçek, hilesiz ve yandaş şirketlerden alınan rüşvetlerden muaftır.
Burada hiçbir rüşvet işlemez, çünkü doğanın krallığı sürekli değişimler yaratır. Bu güzelim park gelecek sene bam başka güzel bir yapı halinde yeniden bizi bekleyecek.
Çekim ekibimizden Kadir Demir mealen şöyle sesleniyor; Uçurum kenarlarından, taştan-kayadan sarkarak ine, çıka risk alacak baba yiğit az bulunur! Can tatlı tabi! Bir de bu zor işle kim uğraşacak? Otur, Yumurtalar soğumasın! Felsefesi var toplumda. Sağlıklı olup yapamayanların yanı sıra, sağlığı el vermeyenlere de Fotoğraf ve video görselleri ile bu eşsiz ve güzel doğa tatlarını ulaştırmak bonkörlüğü ve zevki de Mehmet Sökmen üstadımın olsun. Tabi, önce sağlık olsun.
Her tarafı uçurumla kuşatılmış olarak, doğanın bağrında ve hem de tek girişi-tek çıkışı zorla bulunabilen, işte böylesi derinlik içinde insan kendini derin bir şişenin dibinde gibi hissediyor! Kanyon dilinde bin bir zorlukla, bir bilinmeze ilerlerken, Şişe Dibi Sendromu geçirmemek elde değil! Ki, bu hissi ancak yaşayan tarif edebilir!
Köprülü sahasını sözcükle tanımlamak gerekse, muhtemelen bu sözcük “sadelik” olurdu. Ama öyle böyle bir sadelik değil. Su ile kaya krallığının dansından, yani doğal zıtlıktan beslenen bir sadelik. Yeryüzünün belki de en doğal hali olan oluşumlar ve bu oluşumların birbirleriyle olan muhteşem uyumu.
Bu belgesel filmimizle sizi doğa ananın tanrısal dokunuşunun kusursuzluğuyla buluşturmak istiyoruz. İşte Köprüçayın 160 Km. lik sahasına bizimle birlikte derin ve uzun yolculuğa çıkın, mutlaka görmeniz gereken gizemli ve keşfedilmemiş saklı doğa köşelerini görün!
Burası neden önemli en turistik noktaları arasında yer almasın ki? Tüm sahanın geneli olduğu gibi muhteşem bir görselliğe sahip bu bölgede çok sayıda geçmişten kalma buzul ve su oyuntu mağarası ile kaya oluşumları bulunuyor. Bizimle özel olarak gezilebilen bu mağaralar ve ilginç kaya yapılarını görmek, birçok gezginin ölmeden önce yapılması gerekenler listesinde baş sıralarda yer alıyor.
Bu bölgeye bizimle veya bu filmimizle yapacağınız gezide maviliğiyle göz kamaştıran muhteşem bir gökyüzü, sahada doğa etkileşimleri sonucu oluşmuş çok sayıda lagünsel oluşumlar ve sularda dikilen siyah bazalt benzeri sütunlar sizleri bekliyor olacak.
Köprülü Nehrinin bu bölümünde vahşi doğanın kuralları işler. tarihsel, jeolojik ve kültürel açıdan bölgenin en önemli noktası olarak hala bilinmiyor. Alanın doğal oluşumlarla en belirgin biçimde ayrıldığı noktadır burası. Nehir sahasının en merkezli yerlerinden sadece küçük bir bölümüdür. Burası dünyanın ilk meclisine ev sahipliği yapıyor.
Başlı başına bir doğa harikası olan Antalya’nın deyim yerindeyse vitrin yüzü haline gelmiş noktası Köprüçay Nehrinin Milli Parkıdır. Mavi Gökyüzü, yeşil orman sahası, çağlayan suların dinlendirici sesi, bu denli ön planda olmasının en önemli nedeni, üstü çoğunlukla oyuntulu muhteşem şekiller olan bu yerin, alt tabakasının da buna tezat bir şekilde kaynıyor olduğunun göstergesi olmasıdır.
Aynı zamanda nehir kıyılarında bulunan dik karstik kaya sistemleri ve taşlar da özellikle geceleri muhteşem bir doğa manzarasına davet çıkarıyor. Tüm bunların yanı sıra barındırdığı kuş çeşitliliğiyle de ünlü olan Köprülü nehri, eğer güneye doğru ilerliyorsanız Antalya’nın size son sürprizi olacaktır.
Kış aylarında Antalya’daysanız ve Köprülü şelale silsilesi tam karşınızda duruyorsa, karşı karşıya olduğunuz görselliğin herhangi bir tarifinin olmadığına şahit oluyorsunuz demektir. Dünyanın sayılı güçlü çağlayanları buradadır. Heybeti, gücü ve muhteşem görselliği ile Antalya seyahatinizin en özel anlarından birini oluşturacaktır.
Yeşil krallığın olağanüstü doğası burada ve sizi çağırıyor, bağrıma, kalbime gelin ve güzelliklerimi görün diyor! Bundan belki de iki milyar yıl önce karayosunları sahneye çıkıyor ve yeşil krallık Dünya üzerindeki ilk adımlarını atıyor.
Etkileyici şekilde evrimleşerek kendini geliştiren ve değişime adapte olan bu canlı türü, yani bitkiler, içerisinde oluşan klorofiller sayesinde günümüzün en mucizevi simyacısıdır.
Burada su krallığında bitkiler neredeyse her ortamda hayat bulmuştur, güneş enerjisini kullanarak karbondioksit ve suyu, protein ve şekere dönüştürebilecek ve bu tür bir simyayı yardım almadan yapabilecek yeteneğe sahip en mucizevi canlılardır. Bunu yaparken de havaya oksijen bırakarak Dünya’mızın vazgeçilmez doğal kaynaklarından biri olurlar.
Suyun Türkuaz rengi ile tam uyumu, tüm bu süreci yöneten klorofil molekülleri ise yeşil bir pigment olduğundan bitkiler alemi genel olarak yeşil renge sahiptir. İşte bu yeşil krallık, ilgilisine keşfedilmemiş, harikalarla dolu bir dünya iken kimisi için sadece yeşil bir malzeme olarak kalır.
Özelikle ilgisiz bir tasarımcının elinde bir kayıp haline gelen bitki, bilgi sahibi olanın elinde ise en ihtişamlı haline bürünüyor. Peyzaj mimarı ise bu konuya mesleği gereği yakinen ilgili olduğu halde bazı zamanlarda bir o kadar uzak kalabiliyor. Ama burada doğa ana tüm açıkları kapatmış, yeter ki benim kurallarımla hareket edilsin diyor.
Bu filmimizde daha çok suyun gücü ile bitkilerin etkileyici tarihine ve olağanüstü özelliklerine değinerek farklı bir bakış açısı yaratmaya çalıştık. Doğanın sürekli döngüsü, bitkilendirme tasarımını insanoğlunun klasik prensiplerinden çıkarmıştır, peyzaj mimarları, mimarlar ve bitkilerden esinlenerek tasarlayan, onları kullanan tüm tasarımcılarda heyecanlar yaratarak araştırmaya teşvik eden, bitkilerin doğasını anlamaya ve anlatmaya çalışan kısımlar bu belgesellerimizle farkındalık yaratılmaktadır.
Köprülü Nehrinin bu bölümleri de dahil; Dünya tarihini biçimlendiren, jeolojik süreçleri etkileyen önemli aktif güçlerden biri de bitkilerdir. Yaklaşık 5 milyarlık bir zamana yayılan bu süreçte onlar da evrimleşti ve gezegen üzerindeki mineralleri, su kaynaklarını ve yaşamın kaynağı toprağı şekillendirdiler. Bu yetenekli canlı türünün evrimi insan türüne göre çok daha uzun bir süreye yayılır ve sanılanın aksine bizlerden çok daha ileri seviyede evrimleşmişlerdir.
Doğanın uzun soluklu sürecinde, bu bölgede 135 milyon yıl önce ilk çiçekli bitkiler gelişti ve yaklaşık 60-70 milyon yıl içinde bitkilerin doğal yaşam alanları hızla genişledi. Sahadaki bitkiler aleminde kuytulara gizlenmiş eğrelti otları, atkuyrukları ve karayosunları gibi bazı türler vardır ki bunların çiçekleri yoktur ve farklı yöntemlerle çoğalırlar.
İşte bu noktada, bitkilerin çiçeklenmesi belki de insanlarla olan ilişkilerinde bir dönüm noktası olarak görülebilir. Fakat tabi ki bitkiler bunu, insanların beğenisi için değil polenler yardımıyla diğer bitkilere ulaşabilmek, çoğalabilmek için geliştirmişlerdir. Yine de bizim gözümüzde çiçekler, yeşil krallığı suyun yardımıyla renklendiren muhteşem bir renk yelpazesidir.
Köprülü sahasında doğanın renk paleti hiç bitmez. Güzellik ve faydalarının birleşiminde insanlar bitkiler ile eskiden beri çeşitli ilişkiler kurdu. Bitkilerin bu uzun yolculuğu içinde çoğu zaman renk, koku ve biçim gibi özellikler bazı türlerin lale, orkide, gül gibi özellikle yetiştirilmesine yol açtı.
Köprülü Nehri tarih boyunca büyük medeniyetlerin oluşmasını ve yaşamasını sağlamış. Binlerce yıl geçtiği bölgelere bolluk ve bereket getirmiş. Havzasında dağlardan yağ, ovalarından bal akmış. Antik medeniyetlerce kutsal kabul edilmiş.
Burada doğa sınırsız sayıda şekil, form, renk ilişkisi sunuyor. İnsan muhteşem oluşumları ve güzelliği gördükçe daha fazlasını göresi geliyor. Ve görebildikçe daha fazla hayrete düşüyor.
Bu sahada belgesel çekimler yaparken beynimiz sürekli sorularla meşguldür. Doğa; yalnızca gök, deniz, bulutlar, ağaç ve kayalar gibi dış dünyanın jeopolitik yapısıyla sınırlı mıdır, değil midir? İnsana ait yapılar ve eşyalar da doğanın bir parçasıdır. Bundan dolayıdır ki, doğal olsun yapma olsun; bizi çevreleyen tüm nesnel elemanlar doğanın bir parçasıdır gibi yanıtları yine burada ararız.
Köprülü sahasında, doğa sürekliliği olan bir öğretmendir. Gözlemci birey veya daha dar anlamda sanatçı, sanatın kavramlarını çok çeşitli örneklerle doğadan öğrenebilir. Doğada sanatsal problemlerin nasıl çözüme kavuştuğunu görebilir.
Bizler de ne öğrendiysek öğretmenden değil, doğadaki ağaçtan, kayadan sudan ve renklerinden öğrendik, bu bağlamda sadece, eğitim ve öğretimin hayata ve çevreye ilgisizliği karşısındaki doğa eşliğinde tepkinin sözcüsü olarak değerlendiriyoruz.
Doğanın sunduğu sayısız örnekler burada ve sonsuzdur. Antalya karstik sisteminde canlı ve cansızlarda çok farklı kategorilerde doğanın farklı sanat örnekleri görülür.
Doğanın sergilediği muhteşem sanatında akıl almaz güzellikte sanatlar burada sergilenir. Doğa burada ve her yerde hiçbir şeyi kusurlu yaratmaz.
İnsan gözüne göre güzel ya da çirkin olsun tüm biçimlerin bir var oluş nedeni vardır ve var olan tüm varlıklar arasında, olması gerektiği gibi olmayan tek bir varlık yoktur. Doğada tutarsızlık olmaz.
Bu nehir sisteminde doğa her zaman en yetenekli sanatçının sanattan daha doğaldır, sanatın bu bakımdan doğayla boy ölçüşmesi olanaksızdır. Sanat sadece doğayı kopya eder, anlam ve özününse yalnızca bir benzerlik sorunu olmadığı açıkça ortaya çıkar.
Nehirlerin ve diğer doğal varlıkların kutsal kabul edilmesi animizm temelli inanç sistemlerinde de yaygın bir anlayış. Kızılderiler de nehirlere saygı duyuyor ve kutsuyorlardı. Günümüzden güzel bir örnek Yeni Zelanda’da yaşandı. 2017 de yerli halk Maoriler kutsal kabul ettikleri Whanganui ırmağının canlı varlık olarak tanınması için 160 yıldan verdikleri hukuk mücadelesini kazandılar.
Nehire bir hukuki statü verildi. Mahkemelerde Maori kabilesinden ve kraliyetten birer kişiyle temsil edilecek. Nehir için 80 milyon dolar tanzimat ödenecek. Ayrıca nehrin temizlenmesi için 30 milyon dolarlık fon sağlanacak.
Köprülü Nehri de neden canlı varlık olarak tanınmasın ki?
Köprülü Nehrinin çıktığı kaynaklar, doğanın kusursuz arındırma sistemlerinden süzülerek geldikleri için son derece temizdir. Ancak insan etkilerinin yoğun olduğu rafting alanlarında kirlilik yaşanmaktadır. Bu kirliliği oradan geçimini sağlayan yöre halkının engellemesi gerekmektedir.
Denizler ve göller gibi akarsuların da başlıca çekicilik kaynağı, suyun yarattığı estetiktir. Yer şekilleri kanyon, bitki örtüsü ve çağlayanlarla artan bu çekicilik doğa turizmine konu olurken insanın akarsu kıyılarında yarattığı kültürlerin kalıntıları kültür turizminin ilgi alanı içine girmektedir.
Burada nehir suyu başlı başına önemli bir turizm çekiciliği ve su sporları için uygun bir özellik göstermektedir. Akarsu üzerinde rafting, kano ve nehir kayağı gibi su sporlarının yapılması mümkün olduğu gibi, akarsuyu içinden aktığı vadnin görsel açıdan ortaya koyduğu şekiller ile de tam bir açık hava müzesi durumundadır.
Saha alanı Köprüçay Nehri boyunca gelişmiş dik ve derin vadiler hem seyir hem de macera arayan turistlere fırsatlar sunması açısından oldukça zengindir. Köprülü Vadisi doğal peyzajın en renkli olduğu mekânlardan biridir.
Köprüçay canlı nehri çevresindeki bölge tam bir doğa rezervidir ve sadece ekoturizm taraftarlarını değil raf tutkunlarını da cezp edecek muhteşem güzellikler barındırır. Nehir, dünyadaki en tehlikeli ve acele eden nehirlerden biridir. Burada yürümek, hele hele kaya sistemleri arasına girip gezintiye çıkmak cesaret işidir.
Doğanın cesur yolcuları ancak bu nehir sahası yürüyüşlerini gerçekleştirebilir. Nehir sahası yolculuğunun yanı sıra, yerel doğanın özellikleri, doğa rezervinin en nadir hayvan ve kuş türlerinden de keyif alınabilir. Nehirde rafting pitoresk alanlar üzerinden yürüyüşlerden daha önemli sayılabilir, suyolu üzerindeki karmaşık engellerin çeşitliliği çok nadir oluşumların peyzaj sahasıdır.
Köprülü nehrinin 160 km lik sahasında belgesel çekimler yaparken, çok sayıdaki karmaşık flama, hendek ve kaya oluşumlarının yanı sıra birçok yosun kayasının da üstesinden gelmek zorunda kalıyoruz. Nehir doğası burada, sporculara heyecan verici ve nefes kesen bir macera için ihtiyaç olan her şeyi sunuyor.
Bu alanın en önemli avantajlarından biri bakir kalmasıdır. Doğal rezervin popüler yürüyüş parkurlarında yürüyüş sırasında bile yöre insanı son derece nadir görür. Dünyanın en şiddetli nehirlerinden birisinin kıyıları neredeyse her zaman insan yapımı ucubelere maruz kalabilmektedir.
Köprülü nehri, Antalya'nın en iyi ve en tehlikeli rafting bölgelerinden biridir. Nehir sayısız tehlikeli akım ve sayısız su omurgası ile karakterize edilir. Nehir ne olursa olsun, engelsiz bir nehir kilometresi yoktur.
Rafting yollarının çoğunluğunun bulunduğu nehrin orta yolu karmaşık akımlar açısından zengindir. Sadece deneyimli sporcular onlardan üstesinden gelebilir. Burada milli park bölgesi harika ve ihtişamlı doğasını tanıtmak için mükemmel her fırsatı sunuyor.
Uygarlık yakınlığına rağmen, bu bölgeyi ziyaret edenler, yemyeşil ormanlarla yemyeşil olan nehrin türkuaz suları sayesinde doğayla tam bir uyum içindedir.
Nehir sahası nice inanılmaz derecede müthiş ve tehlikeli yanlarına rağmen, aynı zamanda karşı konulmaz derecede güzeldir. Çamurlu dağ akışlarının aksine, suyu çok saftır ve hoş bir açık yeşil renktedir. Yüksek sıcaklıların hüküm sürdüğü yaz mevsiminde dahi, nehir suyu canlandırıcı olarak serin kalır.
Sayısız karstik sistem ve kaya ile acele eden nehir, inanılmaz güzel ve zor arazide, en kısa sürede denize ulaşana kadar hızlı akar. Doğa sevenler, nehrin kıyısında büyüyen gür çam ormanlarından etkilenirler. Ekoturizm hayranları için inanılmaz heyecan verici seferler bu alandan yapılabilir.
Küçük kum adalarında veya nehir kıyılarındaki kayalıklarda, bir gece kalınabilir. Vahşi hayvanların gözlemlenmesi son derece heyecan verici bir maceraya dönüşüyor. Şans olursa, bir tane vaşak veya küçük bir ayı ve kurt bile görülebilir.
Antalya'nın geçilemeyen tropik özellikli Akdeniz ormanlarında Köprülü Nehri bazı bölümleri gizlidir, bazı rotaları gizli ve çok karmaşıktır. Rafting için ideal çok sahalar henüz kullanılmamaktadır.
Günümüzde ise Köprülü Nehri, nadir türlere ve el değmemiş sulara ev sahipliği yapan, tam bir vahşi doğa mabedi halindedir. Eşsiz bir doğa olan bu saha, her biri farklı bir ekosisteme sahip bu bölgeleri keşfetmenin güzelliği ise, sular üzerinde veya kenarında ilerlerken günün her saati başka bir manzarayla karşılaşılmasıdır!
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Ulaşım : Kadir Demir
Seslendirme : Rüksan Sökmen ATAK
Çekim Tarihi : 28.02.2018
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 10.03.2018
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 75 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Şah Gölü El-Gölü - Tebriz İran

Şah Gölü El-Gölü - Tebriz İran Şah Gölü El-Gölü - Tebriz İran

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |