http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Köprülü Nehrinde Doğanın Gerçek Metaforları Su Ve Kaya Krallığında Yeşilin Gizemi Keşfedilmemiş Cennet - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Köprülü Nehrinde Doğanın Gerçek Metaforları Su Ve Kaya Krallığında Yeşilin Gizemi Keşfedilmemiş Cennet

Köprülü Nehrinde Doğanın Gerçek Metaforları Su Ve Kaya Krallığında Yeşilin Gizemi Keşfedilmemiş Cennet

Tarih 28 Şubat 2019, 04:38 Editör Mehmet SÖKMEN

Köprülü Nehrinde Doğanın Gerçek Metaforları Su Ve Kaya Krallığında Yeşilin Gizemi Keşfedilmemiş Cennet

ISBN 978-605-88104-0-2
Köprülü Nehrinde Doğanın Gerçek Metaforları Su Ve Kaya Krallığında Yeşilin Gizemi Keşfedilmemiş Cennet
Evet, burada suyun turkuaz renk dolu kendine has sesi olan girdaplı ritmi vardır. Su ve Kaya Krallığında kendimizi zamanın akışına bırakacağız, zamanın nasıl çabuk geçtiğini, bir bakacağız ki akşama yaklaştığımızı anlayacağız. Zaman da tıpkı buradaki coşkun akan sular gibidir.
Köprülü nehridir burası. 160 Km uzunluğu ile Yörüğün yaşamıdır, hayat felsefesidir tüm çağıltısıyla. Yörük kadının zorlu yaşamının ince ezgili yanık sesinin ta kendisidir! Akdeniz bölgesinin geçmiş yaşamının türkülü sesinin yankısıdır!



Kaya ve yeşilin krallığı öyle şaşırtıcıdır ki, ışık zamanına göre an’lar hemen geçmiş oluyor, başka an başlarken insanı ne kadar etkiliyor ve şaşırtıyor, gücümün farkına varın dercesine!
Doğa krallığının en muhteşem seremonileri burada yaşanır. Herkesin görmesi gerekir, ama olanaklı değil tabi. Çünkü yol, bel, iz yoktur. Doğanın buradaki büyülü ve gizemli şelalelerini, çavlanlarını görmek için risk almak, emek vermek ve en önemlisi de doğa aşığı ve sevdalısı olmak gerek! İşte biz buyuz ve burada kendimizi doğanın, suların akışının ve zamanın ritmine, hengamesine bıraktık! Bu belgesel filmimizde bizimle birlikte yolculuğu çıkın, doğanın gücüne tanık olun!
Burada doğanın uyumsuzları adına çok gözlem yapılabilir! Canlı habitatların yaşadıkları çevreye uyumsuz canlılarmış gibi gözükmelerine sebep olan doğal değişimlerin, aslında doğal yaşamın ne kadar karmaşık olduğunu bize gösteriyor. Uyumlu olmanın bizim anladığımızdan çok daha derin anlamlar taşıdığına dair gizliden, bazen sessizce gönderme yapıyor.
Köprüçay Nehri doğasında gerçek meditasyon mistisizmi var. Buraya gelin, veya gelemiyorsanız bu belgesel filmimiz eşliğinde meditasyon yapın rahatlayın. Düşünmeye bolca vaktiniz olacak.
Geçmiş bin yılın aslanlarının burada çulengoları nasıl avladığının ve nasıl yok oluşunun gizemlerini araştırdık. İnsanoğlunun doymak bilmeyen iştahının kudretli doğanın ahengine nasıl ters davrandığını ve zaman içinde doğa ananın ne büyük cezalandırmalarının izlerini sürdük ve gördük.
Sarp kayalık sistemlerin sularında yürümekle, insan azminin önemini kavrıyor doğasever! Burada bin yıllık ardıçların tam odunlaşmış gövdelerinin tepelerinde hala yeşil meyvelerinin nesillerini devam ettirecek ardıç kuşlarına sakladıklarının gizemlerini görmeye bizimle gelin!
Gelin bizimle Yörüğün, Anadolu kadının mis kokulu keçilerinin en güzel otlaklarının diyarına. Çıkınlarının süt dolu azıklarının geçmiş ana vatanına buyurun diyoruz!
Buraya gelmek cesaret ister. Kaya ve maki krallığı, konuklarına her zaman cömert davranır, en güzel peyzajlarını sunar. Sizin için güneşe emir verir ve en güzel fotoğraf karelerini çekmenize olanak tanır. Vahşi doğa kanunlarının en acımasız kayalıkları ve sarp yeşil habitatları buradadır.
Kır havası almak için kentten kaçmanın tam zamandır, ama artık kırlar da insanın vahşi egosuna yenik düşmüş, az miktarda bu engebeli ve sarp sahalar kalmıştır. O zaman bizimle birlikte bu yolculukta doğanın gerçek sanatını öğrenmeye devam edeceksiniz.
Burada ilk bakışta gün bitmek bilmez diyebilirsiniz; hatta günlerin ne kadar uzun olduğuna şaşarak uzayıp giden zamanın tadını çıkarırız bile diyebilirsiniz, oysa doğanın görsel gücüne öyle dalarsınız ki, günün akşama yaklaştığını hissedince içinizi derin bir hüzün kaplar, çünkü güzelliklerin üzerinizdeki derin ve tatlı sarhoşluğu daha atamamışsınız.
Doğanın dilini burada keşfetmeye başlarsınız. İnsanın doğanın bir ürünü olduğu gerçeğini de yine doğada iken anlarsınız. Burada zengin bir öğreti vardır. Suyun sesinin derin uğultusu ve yarattığı sifonlar, ve sifonlardan dönen derin girdapların ürkütücü nağmeleri ile doğanın sayısız döngü dili sizlere çok şeyler öğretecek!
Kanyon krallığının söz sahibi olduğu burada suyun sürekli uğultusu eşliğinde ışıkla dansında alttan görünmeyen sifonların yarattığı girdapların sanatsal döngülerini izledikçe, doğanın yüksek matematiğinin nasıl hatasız işlediğini anlar, bakmayı ve algılamayı bilen insan. İşte o uğultu kendisine aşık eder insanı, sizi sürekli kendine çağırır.
Doğanın matematik dili en basitinden kendisini esinti ile gösterir ve davet eder insanı, bu davete uymak için ince tatlı bir sızı hisseder göğsünde. Ancak geleceği hızla karartılmış, geçim kültürüne tutsak edilmiş insan için acı veren bir sızı olur.
Burada belgesel çekimlerimiz esnasında doğanın sürekli değişimine tanık oluyoruz. Hemen kısa süre önce yağışlar sonucu aniden kabaran nehir yatağının 5 metre yükselişi ile doğaya bırakılan ne kadar atık ve zararlı madde varsa taşınıp yine bu atıkları atanlara geri verdiğini izledik.
İnsan vahşetine karşın Doğa Ananın vahşeti yakın gelecekte çok acı olacaktır. Doğa Ana hep çağrıda bulunuyor ve doğanın davetine sonunda boyun eğen, uygar dünyayı bırakarak oraya gidecek yine insan olacaktır. Ancak yabanıl yaşamı koruma, gelecek nesillere bırakacağımız geçmiş ataların devrettiği bir mirastır.
Doğanın buradaki dili çok karmaşıktır. İnsanın diline hiç benzemiyor, derin suyun uğultusu, odunlaşmış ama tepeleri yeşil ardıçların gövdeleri, sarp kayalık sistemin her tondaki yeşil örtüsü birer dil öğeleridir. İşte buradaki doğa okuluna gelin ve doğanın en muhteşem mucizelerini öğrenin. Vee, sonunda her şeyi, tüm uygarlığı geride bırakarak oraya, ait olduğunuz yabanıl dünyaya eninde sonunda döneceğinizi hissedin ve doğaya saygıyla bakın.
Burada iken gördükleriniz sizlere nerede ve ne için yaşadığınızı sorgulatacaktır. Artık her insanın duyarlı doğa filozofu olmasının zamanı çoktan gelmiştir, yeter ki safsatadan kurtulabilsin! Nehir kıyısındaki yabanıl doğada geçirdiğimiz zamanın ruhsal, düşünsel dökümünü yapabildiğimiz an, doğa ile bütünleşmiş ve doğanın bir parçası olacağız.
Şehir kentsoyluları doğa için anlattıklarımızı bir çılgınlık olarak görebilir anlayışta olsa da özleri her zaman sıkıntılıdır. Öz dinginlik arayışı insanın kendi öz yaratıcısına, doğaya dönüşüdür hep.
Doğaya gerçek anlamda dönmek sanal yaşama başkaldırının verimi olacaktır. Kır havasının tüm gerekleri ile birlikte her türden doğa keşfinin ipuçlarını barındıracak ve değerlendirecek.
Burada geceleyin uzaklarda bir yerlerde öten yalnız baykuşun üzgün ama ahenkli ezgisi bazen işitilir. Sanki uygun bir mızrapla çalınsa, insan, daha ilk bulunma deneyiminde bile kavrıyor bunu. Doğanın, kendine özgü dili konuştuğuna hiç kuşkunuz olmasın.
Bugün konuştuğumuz dil, yeryüzünün tüm dilleri bu ilk doğa dilinden türemiştir. Onun içinden çıkıp zamanla biçimlenmiş, uğultu ise, sözcüğe dönüşmüştür. Nasıl düşüncemiz bizim fiziksel varlığımızın bir ürünüyse, elbette dil de öyledir. Dilimizi, en temel duygularımızla birlikte doğa öğretmiştir bize. Dilimizle ilgili ilk verileri de duygularımız ölçüsünde doğanın gücüyle elde ediyoruz elbette.
Doğayı deneyimimizle biçimlendirmiş olduğumuz açıktır. Bu belgesel filmimiz, insana özgü duyguları olağanüstü gözlem yeteneği ile anlatmaya özen gösteriyor. Doğa canlısının endişesi, yalnızca sesinden çıkarılabilir.
Bazen, gökyüzünde ayın yeri aydınlattığı gecelerde, nehir sularının ve gece avcılarının, gecenin sessizliğini yırtan sesleri üstünde dolaşarak keklik ya da avlayabilecekleri bir başka hayvan arayan üst yırtıcıların muhteşem ana vatanıdır burası.
Doğal yaşam deneyimi temelde, nerede ve ne için yaşadım gerçekliğinde yatar. Bu temel kuralda doğaya uygun yaşamsal bilgiler kazandırır insana. Bu bilgiler sadece doğa da olup; hiçbir yerde bulamayacağı, kimseden dinleyemeyeceği bilgilerdir. Örneğin, bir yaban hayvanından korkmak doğaldır, ama bu hayvanın da korkuları olabileceğini öğrenmek bir doğa bilgisidir.
Doğaya her çıktıkça, o bize sunduğu her görüntüsüyle kurallarını ima eden bir şeyler anlatmaya çalışıyor ama anlayan kim! Ne zaman ki felakete maruz kalınca anlasak ta çabuk unutuyoruz! Tüm dünyada fırtınalar, kasırgalar, seller bize bir şeyler söylese de para hırsındaki insan için pek bir şey ifade etmiyor.
Bu filmimizi izlerken; bir gölde balık olduğunu düşünün, gölün suyunu büyük pompalarla çekiyorlar su gittikçe azalıyor ve sonunda göl kuruyor. Peki, balık ne olacak sizce? Ölecek. İşte bu örneklem ormana, toprağa, suya, havaya da verilebilir.
Doğanın sürekli kirletilmesi sonucu bir gün GDO'lu besinlerden bahsediyoruz, bir gün hava kirliliğinde, bir gün su kirliliğinden, bunun sonu ne olur sizce? Balığa ne olduysa bize de o olacak.
Hala Köprülü nehri de, ön araştırma yapılmadan HES tehdidi altındadır. Bu muhteşem nehir korunmalı, sular, boru içine alınıp bir başka yere götürülmemelidir! Çünkü burada bitki krallığının büyülü dünyası var! Burada en tuhafından en güzeline kadar bitkilerin büyüleyici dünyasını keşfetmeye çalışmak muhteşem keyif vericidir.
Doğa ana, en iyi enstrümanları sunuyor insanlığa, yeter ki doğa kurallarına uyulsun. Doğada, açık arazilerde dolaşın, ipuçları ile dolu doğal bir dünyanın farkına varın. Ağacın kökleri güneşin yönünü gösterir. Büyükayı, zamanı anlatır. Yanınızdan geçen kelebek hava için neden bir ipucu olmasın?
Bir kumul, hâkim rüzgârı ortaya çıkartır. Tarçın kokusu rakımdan bahsedebilir. Tomurcuklanan bir çiçek her daim güneyi işaret eder. Bu belgesel filmimiz ile doğanın işaretlerini okumanın kaybolmuş sanatını çağrıştırmayı amaç edindik.
Türkiye çapında arazi yürüyüşlerine uzun yıllar harcayarak çok sayıda doğa çekimlerimizle tahmin ve izleme yöntemleri için fazla sayıda ipucunu paylaştık.
İster kıyı şeridi boyunca ister kırlarda, ister dağlarda ister şehirde, isterseniz gece yürüyün, bu belgesellerimizle, arazinin, Güneş’in, Ay’ın, yıldızların, bitkilerin, hayvanların ve bulutların neleri açıklayabileceği konusunda muhteşem kaynaklar yarattık; yeter ki etrafınıza nasıl bakmanız gerektiğini bilin!
Bu belgesellerimizde bize katılarak; Yaşadığınız çağın hızına uyum sağlamak için kendinize yaşam alanı olarak seçtiğiniz büyükşehirlerin beton ormanlarının arasından kurtulun. Bilgisini kullanmayı unuttuğunuz, ancak halen genlerinizde kayıtları bulunan doğayla sohbetinizi yeniden başlatmamızın ipuçlarını öğrenin. Çektiğimiz Türkiye’nin yok edilmekte olan doğası sizlere özünüzle bağlantınızı güçlendirecektir.
Yeryüzünün en kutsal kitabını başka yerde aramayın! Bu kitap doğanın ta kendisidir. O nedenle doğanın yarattığı ve yaratacağı her canlının özgürlüğüne göre derinleşerek, sırlarla dolu sayfalarını yek tek açık eder. Bu işlemle, yaratımın akıl almaz kusursuzluğuna hayranlık uyandırırken, izleyicinin özünü derinleştirip, göğün kutlu yasalarını ruhuna, adeta gergef işler gibi, sabırla yoğurur. Böylece özü, binlerce yıldır atalarının yürümüş olduğu yoldaki ayak izlerini takip etmeyi öğrenir.
Doğanın özünü teneffüs eden insan; Doğa Ananın yarattığı o yoldaki gerçek ve gerekli olanla, tüm yaşamın yolunu adım adım yürürken, doğanın bütünlüğünü yansıtan huzur ve dinginliği soluk soluk içine nakışlayan bir kişiliğe, bir bilgeliğe erişir.
Doğa, ülke ve sınır tanımadığı gibi, yasaları ve işaretleri de her hangi sınıra bağlı değildir. Doğa, tek bir dili konuşur. İşaretleri çok sayıdaki dil grameridir. Doğa, ayırım yapmaz, güçlü ve zayıf arasındaki ilişki keskin sınırlıdır.
Doğa sporcusu doğanın dilini mutlaka bilmelidir! Bir doğa sporcusu için keskin kural doğanın dilini iyi öğrenmek olmalıdır. Doğanın dilinden anlamıyorsanız, sonu ölümle bitecek bir sürü kötü sürprize de hazır olmanız gerekir. Bu bağlamda inat edilmeden ve doğa ile mücadele edilmemelidir!
Türkiye belgeselleri çekimlerinde doğanın dilini iyi bilmeye çalışarak planlarımızı yaparız. Doğaya hep saygı duyuyor ve izin verdiği sürece ondan keyif alıyoruz. Dağlarına çıkıyoruz ve sağ salim iniyoruz. Onun dilini iyi öğrendiğimiz sürece doğa olaylarıyla sorun yaşamıyoruz.
Köprülü Nehri Bozyaka bölümüne zorlu sarp girişte nehir kıyısına indiğimizde etrafımıza manzaralara baktık! Aman doğa! Sen neymişsin bee! Bu ne güzellik? Bu ne zerafet? İşte cennet dedikleri şey bu olmalı dedik! Bağırdık, ama özgürce, korkusuzca! Zaten burası doğanın bağrı, kalbi değil midir?
Biz bağırdıkça doğa ana, bize anında su çağlayan seslerini kulaklarımıza yansıtarak en sevdiğimiz yeşiliyle cevap verdi. Bağrıma, yeşilime ve camgöbeği sularıma hoş geldiniz, bu gün sularımı sizin için coşturdum, Yan geçişlerim biraz yosunludur, sarp kayalıklıdır yürürken biraz dikkat dedi, doğa ana!
Avazınız çıktığı kadar bağırın, çatlayıncaya kadar. Özgürce bağırın, bu gün kafanıza kaya atmayacağım, benim güzel konuklarım.... dedi doğa ana.... Keşfedilmemiş Cennetime tekrar tekrar hoş geldiniz, dedi doğa ana....
Doğa krallığı, Köprülü nehrinin bu etabını tamamen sarp kayalıklar ve sifonlarla dolu girdaplardan oluşturmuş, saha geçişi büyük çoğunlukla yan geçilecektir. Şubat ayında suların en coşkun zamanında küçük bir hata mutlak ölüm demektir. Su içinden; kış ve bahar mevsimlerinde, tam profesyonellik olmadan geçmek olanaksızdır.
Bol bol fotoğraf ve video çekiyoruz. Keşfedilmemiş cenneti sizlere sunmak için! Sadece sizlere sunmak mı? Baylar bayanlar, çok kısa süre sonra bu cennet sahası yapımı planlanan HES tehdidi kapsamında yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır!
Suların, dağların ve masalların coğrafyasıdır, Köprülü sahası! Yüksek tepeler, dev kayalıklar, derin yarları ve yarıkları, çağıldayarak akan nehirdir Köprüçay!
Antik zamanların taş köprüleri, kemerleri, ışıltılı kentleri, son demlerini yaşayan köyler; bilgeliğin kuşattığı efsanevi hayatların suyu ile can bulduğudur, Köprülü Nehri Kanyonları!… Evet, işte, bütün bunlar, Dedegöl Dağları’ndan doğup Antalya Serik’te Akdeniz’e dökülen, bağrından Köprüçay’ı doğuran, 160 kilometrelik akışı boyunca sunduğu mucizelerdir Kasımlar’ın yok edilen kanyonundan Köprülü Kanyonlarına dek!.
 Binlerce yıldır bereketli sularıyla Akdeniz’i emziren sabırlı bir anadır Dedegöl Dağı, Burmahan Dağı ve Karadağ!… Bu dağlardır, karnından çok sayıda kanyon doğuran! Bu filmimizde ise, Köprülü Kanyonlar dizisinin bölümlerindeyiz! Heybetle yükseliyor karşımızda, sarp kayalıkları. Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte, Şubat ayında göz kırpan çok az karıyla zirveleri.  
En yukarıdan Dedegöl’ün koynundan çıkıp, Akdeniz’e gelin giden ve bir süre daha yol aldıktan sonra, çok sayıda yan çarşaklardan da mamasını alıyooor, sonra büyüyor, bir çırpıda Köprüçay olarak Akdenize doğru salınaa salınaa nazlı gelin beyazı köpükleri ile yolunu buluyor.
Doğa ana baştan bizi uyardı, koşullarını sıraladı. Bu nedenle sudan geçerken yavaş ve dikkatli olmak zorunluluğu vardır, aksine olumsuz durumda, kanyondan çıkmak olanaksızdır, yani doğa ana, ölüme mahkûm olmuş canlısına da çok cömert davranıyor, hemen bağrına basıyor, karıncalarına, et yiyicilerine bir talimat veriyor, derhal dönüştürüyor, sadece varsa ruhuna cennetinde en güzel yerlerini tahsis ediyor. Bizden söylemesi, bizden sonra gideceklerin dikkatine özenle sunulur.
Sabah saatleridir henüz! Güneş; yapraksız çınarları, gövdeleri odunlaşmış ancak tepeleri hala yeşil ardıçları ve çamları aydınlatmış. Sifonların coşturduğu girdaplar dönme dolap misali canlılar için ölüm dönüşüyle sarhoş timsahı canlandırırken, çam ağaçlarının muhteşem ve sarhoş edici yeşilliklerinden peyzajlar oluşturmuş, haydi, çekin bu manzaraları, bir saat sonra deseniz bile olmaz diyor sevgili doğa ana...
Güneş ışınları karşı yüksek sarp kayalıklara ve burada hayat bulan çam ve çınar ağaçlarını aydınlatmış, kanyon tabanı henüz yer yer gölgedir. Arkadaşlarımız artık yan geçişlerle keyifli yürüyüşlerine başlamıştır.
Camgöbeği rengindeki sular 2 km. ötede kaya sistemlerinden fışkırarak çıkan çok güçlü su debisine sahip ve keşfi ilk olarak yapılan Kaya Doruğu Şelalesinden de beslenerek çok daha güçleniyor. Yem yeşil renkteki sulara, devasa büyüklükteki kayaların muhteşem yapılardaki görünümleri yansıması, olağan üstü güzellikte bir panorama sunuyor.
Kaya Doruğu Şelalesi enlemesine kaya çatlaklarından ve üst üste dizili kaya oluklardan çağlayan halinde nehir yatağına üç metrelik düşüşle iniyor. Işık zamanına göre muhteşem renkleri gözlerimize yansıtıyor.
Doğa ananın işine akıl sır erer mi hiç? Hani derler ya, çoban isterse tekeden sütü çıkarır! İşte doğa ananın ki de böyle bir şey. Baksanıza kayadan suyu nasıl da çıkarıyor!
Baksanıza, ekip arkadaşlarımızın keyfine! Doğa aşkı bunları sarhoş etmiş, kaya üzerinde seyre dalmışlar, dönüp duruyorlar, ama meraklanmayın, ne yapacaklarının farkındalar.... Güneş yüksekleri tamamen aydınlatmış, kanyon içi hala yer yer gölgeliktir, biz de bunun tadını çıkarıyoruz.
 Masmavi gökyüzü, sarp kayalıklar, yem yeşil çamlar, suya yakamoz olmuş, çamların ışıltılı yaprakları ve camgöbeğinin tüm tonları gözümüzde bir başka oluyor, işte budur Köprüçay Kanyonları dizisi!
Artık koşullar biraz daha zorlaşıyor, yürümek gittikçe ağırlaşıyor, dev boyuttaki ilginç yapılı kayalar, kayaların doruklarında hayat bulmuş yeşil canlılık ve endemik ekosistemler!
Kanyonun geçişi yapılmamış ve bilinmeyen Bozyaka Sahasında geçiş yaptık. Bu bölümde olağan üstü doğa oluşumları; Karstik topoğrafya şekillerinden Labya’lar/adamkayalar bulunmakta olup, bu şekillere yörede “Şeytan Kayaları” adı verilmiştir. Kalker gibi dirençli ve çatlaklı taşlar içinde, akarsuyun derinlemesine aşındırmasıyla oluşmuş. Vadinin yamaç eğimleri çok dik olup, 90 dereceyi bulur. Tam bir kanyon vadi şeklindedir.  Kil, kumtaşı, konglemera ve kalker kayaçlarından meydana gelen jeolojik yapısı karstik yer şekillerinin oluşmasına imkan sağlamaktadır. Körülü Kanyon Milli Parkın ana kaynağını oluşturuyor. Alt katmanlarda eriyebilen kireçtaşını koruyan sert konglomera şapkaları yardımıyla oluşuyor. Yine kaynaklık yaptığı Köprüçay kanyon serisi ise Anadolu'da benzerleri içinde en etkileyici olanlardan biri. Çok sayıda pınarın çaya karıştığı kanyonun dibi yer yer neredeyse güneş ışığı almıyor.
Ekip arkadaşlarım tam bir ekip ruhu ve dayanışması içinde birbirlerini koruyarak ve kollayarak ilerliyor, özgürce bağırıyor ve haykırıyorlar. Güneş henüz bazı sahalara inmemiştir, zaten tam öğle saatlerinde tepeden en fazla bir saat kadar suya yansır.
Artık bu bölümü de yavaş yavaş terkedip ilerliyoruz, kaya duvarların haşmetli duruşları doğanın gücünü bir kez daha gösteriyor. Bu sahaların kış ve bahar aylarında geçişi oldukça dikkat ister, kuvvetli su debisi insana tutunacak nokta imkanı sunmaz.
Doğa ana muhteşem güzellikteki panoramalarını her yerde farklı sergiliyor. 300 metre yükseklikteki kaya duvarlar seslerimizi bize yansıtıyorlar, bu gün sizin için özel hava durumu ayarladık diyorlar.
Kameramızı gökyüzüne doğru çevirdiğimizde, yaklaşan iki yaka rahatça görülebiliyor. Güneş ışığı yukarıdan dik olarak yansıyor. Yansıma, kaya duvarlarda hayat bulmuş çeşitli tipteki ağaçların görüntüsünü muhteşem kılıyor.
Bu bölümde milyonlarca yıllık süreçlerde, suların kayaları yapılandırma biçimleri çok farklı ve renkli özelliklerle karşımıza çıkıyor
Bölgenin kil, kumtaşı, konglemera ve kalker kayaçlarından meydana gelen jeolojik yapısı karstik yer şekillerinin oluşmasına imkan sağlamaktadır.
Köprülü Nehri Kanyon sahasında su kaynaklarının devamı olan Milli Parkta vadi tabanlarından, dağların çıplak doruklarına doğru çam, selvi, sedir ve çok sayıda yapraklı ağaç türlerinden meydana gelen bitki örtüsü zengin maki topluluğu ile desteklenmektedir. 400 hektarlık saf Akdeniz selvisi ormanı, flora özelliklerinin en önemli ve en belirgin alanıdır.
Milli Parkın yaban hayatının listesinin oldukça geniş olmasına rağmen usulsüz avlanmalar sonucunda türler azalmıştır. Yaban hayatının belli başlı üyeleri;geyik,dağ keçisi, ayı, tilki, kurt, tavşan, sansar, porsuklardır. Köprü kollarında bol miktarda alabalık bulunmaktadır.
İlerledikçe, saha şartları biraz daha zorlaşıyor ve çok dikkatli davranmamız özenle isteniyor, doğa ana tarafından....
 Bazalt andezit kayanın tavanında, suyun yansıttığı güneş ışıkları, dalgalanmalarla dans ediyor. Kaya duvarın sifonların güçlü dairevi dönen suya eşliği cam göbeği doğal yeşil örtüyle dansı, insanı hayal alemine götürüyor. Doğanın bu muhteşem güzelliği, en büyük aşk şarabından daha güçlüdür. İşte aşk şarabının taa kendisi... Buu, doğanın, doğa ananın aşkından başka bir şey olabilir mi, ne dersiniz?
Aşk şarabının merkezi olan bu doğal sistemin geriye bakan kısmındaki geniş pencereden kanyonun yönünü izlemek, bir başka keyiftir.
Kanyon sahası, su zengini bir bitki örtüsünü besliyor bu cennet sahasında! Onlarca çeşit ağaç ve bitki sizi, ona hayran kalmanız için bekliyor. Dönüş yolunda birçok sürprizle karşılaştık. Ağzımız açık kaldı da denilebilir.
Çünkü sular kayaları oymuş ve delmiştir, kayanın içinden fışkırıyor. Bu güzellik ve bunun daha birçoğu kayaları delip, size poz veriyor. Yanlış anlamayın ha, altında toprak falan yok. Sürekli düşünmek zorunda kalınıyor insan! Bu nedir? Buradan daha güzel neresi olabilir? Böylesine bir güzellik nasıl oluyor da kayaları delebiliyor? diye diye yolumuza devam ediyoruz.
Tanımlaması yapılmayan bu muhteşem doğa sahasını ilk kez biz görüntüleyip kayda aldık. O yüzden bu geçişimizin adını “Keşfedilmemiş Cennete Yolculuk” koydum.
Burada daha çok kayda alınması gereken o kadar çok saklı cennetler var ki, doğanın en güzel açık saha otelleri bizleri bekliyor, masraf yok, gecelik ücreti yok, sadece çadırımızı kuracağız, doğa gerisini hallediyor.
Köprüçay’ın başlangıç bölümlerinden birisi de Kasımlar sahasıdır, Nehrin asıl kaynağını Isparta'nın ilçesi olan Aksu'dan gelen ırmak ve yine Isparta'ya bağlı Karacahisar Köyü'nden çıkan su oluşturmaktadır. Kanyon Kasımlardan Antalya'nın Değirmenözü köyü'ne kadar yaklaşık 25 km. boyunca dar vadilerden oluşmaktadır.
Bu kısımda özellikle suyun yükseldiği zamanlarda yürüyerek geçiş çok zordur. Ama yaz aylarında yürüyerek geçiş yapılabilir. Değirmenözü Köyü'nden sonra nehir tamamen açık alanda akar. Daha sonra nehir tekrar dar vadilere girer. Bu ikinci kısım Köprülü Kanyon Antik Köprüsüne kadar devam eder. Yine bu bölümde dik vadiler zor geçişler ve doğal güzellikler vardır.
Çocuklara doğanın dili mutlaka öğretilmelidir, bu belgesellerimizin doğanın önem ve sevgisini aşılaması yönüyle kesinlikle çocuklara izletilmesi elzemdir. En tehlikeli durum, yeni nesil için doğa giderek soyut bir kavrama dönüşüyor olmasıdır.
Bilimsel çalışmalar doğanın bizler için, özellikle de çocuklarımız için hava kadar, su kadar temel bir ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor. Doğayı yaşanabilir kılmak için öncelikle onu anlamak gerekiyor. Doğayı anlamanın yolu ise onu öğrenmekten geçiyor. Bu sebeple Türkiye kapsamında çocuklara küçük yaşta doğa koruma bilinci oluşturma çalışmaları neredeyse hiç yapılmıyor. Herkes mutlaka çocuklarıyla doğaya çıkmalıdır!
Doğa kavramının açıklanması oldukça karmaşık bir durumdur. Doğayı, insan etkisiyle kirlenmemiş ya da dokunulmamış toprak parçaları ya da hava olarak tanımlanması daha doğrudur. Doğa insandan asla ayrı tutulamaz, insanın doğanın bir parçası olduğu akıldan çıkarılmaması ve insanın doğayı kendi yararına kullanması hep dengeli olmalıdır! Çocuklar için doğa oldukça önemlidir.
Çocuklar doğada hayvanların yaşadığını ve her hayvan kendi evinde rahatsız edilmeden yaşama hakkına sahip olduğunu erken yaşta kavramaya başlar. Çocuklar aynı zamanda bitkilerin de kesilmelerinden rahatsızlık duymakta ve onların da yaşam haklarını savunurlar, böylece doğayı bitki ve hayvanları koruyan canlı öğelerden oluşan etkileşimler ile davranışlarını belli eder.
Yaşlı dünyamızın doğasını her geçen gün katleden insanoğlu karşısında, doğaseverler ve eğitim kurumları ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerinin doğayı bitki ve hayvanlardan, canlı ve cansız öğelerden oluşan, temiz, dokunulmamış bir çevre olarak algılamalarını pekâlâ sağlayabilir.
Öğrenciler gerçekten doğa bilgisine eriştiğinde tarif edecekleri doğa tanımlarında, bir kez insan aktivitesiyle etkilendi veya değiştirildiyse artık doğanın, doğal olmayan bir yer haline geleceğini kavramış olacaklardır. Çevre, sadece doğayı ya da doğal yerleri içermemektedir. Öğrencilerin, şehirlerdeki çevre algısı ise, şehir bölgelerinde, binalaşmanın canlı organizmaların yaşam yerinin olamayacağını düşüneceklerdir.
Bu belgesel filmimizle doğa eğitimi içeriği itibariyle çok disiplinli bir karakter taşımaktadır. Doğa eğitiminin amacı, doğayı doğal ortamlarda tanımaya, doğanın sunduklarını eğitim konusu, malzemesi ve aracı olarak değerlendirmeye yönelik olmalıdır.
Doğa eğitiminin kısıtlı sürelerde de olsa bireylerin doğal süreçler konusunda bilgilenmelerini sağladığı, onların doğaya olan yatkınlıklarını artırdığı, duyarlı ve bilinçli kıldığı ve daha bağımsız düşünen bireyler olmalarına katkıda bulunduğu gerçeğini göz ardı etmemeliyiz!
Gezegenimizde her canlı ve cansız unsurun, ekosistemlerdeki her bitki ve hayvanın doğal denge açısından bir görev ve işlevi olduğunu; doğadaki canlı ve cansız unsurlar arasında karşılıklı etkileşimin kaçınılmaz olduğunu ne anne-babalar, ne de öğretmenler öğrencilere tam olarak kavratamamakta, kavratmada sıkıntı yaşamaktalar. İzletilmesi halinde bu belgesellerimiz bu bağlamda önemli boşluğu dolduracaktır.
Doğa eğitimi denildiğinde birçok insan öncelikle formal anlamdaki eğitimi algılayarak, tedirginlik yaşiyor. Oysaki doğa eğitimleri adından da anlaşılacağı üzere doğada yapılan eğitimlerdir. Tabii ki, doğa eğitimlerinin de kendilerine göre belirli kuralları, izledikleri programları vardır, fakat hiçbir öğretmen, eğitimci ya da anne-babayı korkutmamalıdır. Çocuklara verilecek olan doğa eğitimi kısa bir göl veya basit nehir yürüyüşünde bile gerçekleştirilebilir.
Doğa eğitimi verilirken sadece kısıtlı bir başlık altında verilmemeli, diğer derslerle de bağdaştırılmalıdır. Coğrafya, biyoloji, sosyoloji, felsefe ve psikoloji, özellikle de bu disiplinlerin nitel araştırma yöntemlerinden faydalanılmalıdır. Böylece öğrenciler hem daha kolay öğrenirler hem de bilgileri kalıcı olur.
Ayrıca klasik eğitim metotları yerini çağdaş eğitim metotlarına bırakmalıdır. Öğrenciler konuları öğrenirken aktif olarak etkinlikler, araştırmalar, gözlemler yaparlarsa; konuyu kavramaları kolaylaşmakta ve kalıcılık sağlanmaktadır. Ayrıca öğrenciler doğada yaşayarak öğrenirlerse bunu hayata daha kolay adapte ederek ve doğa olaylarına bakış açıları değişmektedir. Doğa konusunda daha duyarlı ve sürdürülebilir bir tutum içerisinde olmaktadır. Bu nedenle çevre eğitimi klasik metotlarla değil öğrencilerin daha aktif olacakları metotlarla gerçekleştirilmelidir.
Doğa eğitimlerinde öğrencilerin; inceleme gezileri ve gözlemleri ile bilgi ve becerilerini artırarak içinde yaşadıkları çevreyi daha iyi tanımaları, grupla birlikte hareket etmelerini ve iletişim kurmaları, gözlem yapmaları, soru sormaları, deneyerek ve yaşayarak kavramaları, önceki bilgileriyle karşılaştırmalar yapmaları, çevreye karşı duyarlı olmaları, çevreyi korumaları ve doğa sevgisi kazanmaları hedeflenmelidir.
Çocukların doğayı bir dershane ve laboratuvar gibi değerlendirerek doğa kavramını, doğa-insan-toplum ilişkilerini sorgulamaları ve bu ilişkilerde yaşanan problemleri anlama ve çözüm üretme becerisi geliştirmeleri sağlamak esas olmalıdır.
Çocuklara doğa, ekosistem, biyoçeşitlilik ve ekoloji alanındaki bilgileri aktararak doğa dili ve eğitimini öğretmek yani doğayı tanıyıp anlayabilme ve gördüklerini çevresine aktarabilme özelliği kazandırmak,
Çocuklara doğaya yakınlaşmalarını, doğanın dilini ilişkiler boyutunda kavramalarını, eğitim sırasında yapılan gözlemlerle bilimsel araştırmaların nasıl yapıldığı konusunda fikir sahibi olmalarını ve bu eğitimden çevre bilinci artmış olarak ayrılmalarını sağlamak temel amaçlar olabilir.
Çocuklara Doğa Koruma felsefesini aktarmak, çocuklara doğanın dilini öğretmek ve doğayı görme-gösterebilme kabiliyeti kazandırmak,
Çevresel farkındalığı arttırarak duyusal keşfi, hayranlık duygusunu, keşfetmeyi, öğrenme keyfini, heyecanı paylaşmayı, doğadaki ritmi ve döngüyü anlayıp ve deneyim kazanmayı sağlama eğitimi uygulanmalıdır.
İnceleyerek ve paylaşarak öğrenip; keşfetmek için bakmayı, koklamayı, dokunmayı ve sessizce çevreyi dinlemeyi öğretmek, ağaçların, bitkilerin bölümlerini tanıtmak, hayvan ve böcekleri tanıyarak doğadaki görevlerini öğretmek, doğanın sadece bitki ve hayvanlardan ibaret olmadığını öğretmek gerekmektedir.
Canlı ve cansız şeyler arasındaki farkı görmek, doğa eğitimi duyuların kullanılmasını sağlayarak görmek, koklamak, dokunmak, dinlemek ve tatmak için duyuların kullanımı, incelemek, gözlem yapmak ve keşfetmek için duyuların kullanımı, algılama becerilerinin gelişimi için duyuların kullanımı, öğrenmek için duyuların kullanımı, duyularla kalıcı öğrenme, duyularla kolay ve hızlı öğrenmesini sağlanmalıdır.
Bu bağlamda doğa eğitimlerinde, planlanan geziler, oyunlar ve etkinliklerle çocukların doğayı deneyimlemesi, bilimsel yöntemi kullanarak bizzat bunu doğanın içerisinde pekiştirmelerini ve bu dünyanın giysisini korumaları gerektiğini bilmeleri amaçlanmalıdır.
Çocuklarda keşfetme isteğini araştırma, sorgulama, uygulamalarla gidererek farklı ekosistemlerini öğrencilerin hafızasında iz bırakmasını hedefleyip diğer insanlara yol gösterici olması hedeflenir.
Doğa eğitiminin farklı programlarla her yaştan ve her kesimden hedef kitleye ulaşabilmesi niteliğinde oluşu her öğrencinin canlı ve çevre kirliği ve sorunları ilgi duyması, bilimsel boyutunu öğrenmesi gelecekte bu konuda duyarlı çalışmaların ortaya çıkmasına katkı sağlayabilir, bilim ve doğa sevgisini yeni bilim insanları kazandırabilir.

---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 17.02.2019
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 25.02.2019
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 20 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Hakkımızda

Bakibey Konağı Koca Oda - Burdur

Bakibey Konağı Koca Oda - Burdur Bakibey Konağı Koca Oda - Burdur

Hakkımızda

Hakkımızda ISBN: 978-605-88104-0-2 Videolar - Mehmet Sökmen Tv - Doğa ve Gezi Video Çekimlerim

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |