http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Kırkgöz Su Kaynaklarında Büyük Kirlilik Kızıl Sonbaharda Flora Fauna Sistemi Antalya - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Kırkgöz Su Kaynaklarında Büyük Kirlilik Kızıl Sonbaharda Flora Fauna Sistemi Antalya

Kırkgöz Su Kaynaklarında Büyük Kirlilik Kızıl Sonbaharda Flora Fauna Sistemi Antalya

Tarih 14 Ocak 2019, 21:14 Editör Mehmet SÖKMEN

Kırkgöz Su Kaynaklarında Büyük Kirlilik Kızıl Sonbaharda Flora Fauna Sistemi Antalya

ISBN 978-605-88104-0-2
Kırkgöz Su Kaynaklarında Büyük Kirlilik Kızıl Sonbaharda Flora Fauna Sistemi Antalya 
Bizimle birlikte Antalya Doğa Krallığında traverten taraçalarının kuzeybatısında Jura-Kretase kireçtaşlarından boşalan Kırkgöz su kaynakları ve traverten taraçasının güneybatısından boşalan Duraliler kaynakları Antalya şehrinin su ihtiyacını karşılayan sahada yolculuğa çıkın.
Antalya travertenlerinin oluşumunda önemli rol oynayan Kırkgöz Kaynakları Mesozoyik kireçtaşlarından çıkan karstik kaynaklardır. Kızıl sonbaharda Nilüferler hala çiçek açmasa da aralarında dolaşan su tavuklarını sakarmekeleri izlemek keyif vericidir.



Korunması gereken Kırkgöz kaynakları özellikle Antalya kentinin yıl boyunca, içme suyu ihtiyacının karşılanmasında çok önemli bir yere sahip olan karstik kaynaklardır. Ancak doğa harikası su kaynağında çevre Kirliliği göl sahasını bataklığa çevirmiştir.
Antalya'nın Döşemealtı ilçesinde kente su sağlayan Kırkgöz, çevre kirliliğiyle tam bir zehir alanına dönüşmektedir. Doğa harikası Kırkgöz su kaynağı, günübirlik ziyaretçilerin atıkları nedeniyle adeta çöplüğe dönüşmüş durumdadır.
Su yüzeyini kaplayan nilüferler, su turpu, su marulu ve çeşitli kuş türleriyle doğa harikası Kırkgöz’ün muhteşem güzelliğini, serinlemek ve piknik yapmak için gelen doğa bilinci olmayan cahil vatandaş kesimlerinin bıraktığı çöpler sonucu kirlilik bozmuş durumdadır.
Antalya'ya özgü balık türleri ile çok sayıda kuş çeşitlerinin yaşadığı Kırkgöz sahası doğal sit alanıdır. Güzel peyzajlar sunan su kaynakları sahası tamamen insan kullanımından kaynaklanan büyük bir kirlenmenin kurbanıdır, önlem alınmaması durumunda Antalya'ya içme suyu sağlayan kaynak kirlilik nedeniyle kullanılamaz duruma gelecektir.
Bu saha acilen koruma altına alınması gerekmektedir. Kırkgöz kaynağı bir zamanlar kentin en güzel yerlerinden iken şimdilerde içler acısı durumdadır. Doğal güzellikleriyle bu saha uzun yıllar turizme ve bölge halkına hizmet verirken, son yıllarda bilinçsizce su kenarına ve akarsuya atılan çöpler nedeniyle ciddi bir kirlilik ortaya çıkmıştır.
Antalya’nın tüm yerel yönetimleri ancak insanların cep telefonlarına komşu mahallede şunu bunu yaptık, sünnet şölenimiz ve benzeri ıvır zıvır mesajları yollamakla ve oy devşirmekle meşguller. Asıl oy; Kırkgöz'e ve tüm doğaya sahip çıkmakla devşirilir olmalıdır.
İşte sizlere gerçek görüntüler varın gerisini siz düşünün, içtiğiniz suların buradan geldiğini görün ve unutmayın! Kırkgöz'ü çekimlerimiz bu acı gerçeğin görülmesini ve el atılacağını umudunu taşımak isteriz. Artık geç kalınmadan bölgede temizlik çalışması yapılması gerekmektedir.
Antalya’nın su kaynaklardan Kırkgöz’de kirlilik korkunç boyutlarda olup piknikçilerin yarattığı kirlilik doğal SİT alanını yok ederken diğer yandan sahayı kullanan vatandaşlar kötü kullanımı içme suyu kaynağında çamaşır yıkamaya kadar götürüyor.
Denetim ve temizliğin yapılmadığı gölde yaşayan çok sayıda kuş, balık ve bitki türü yok olma eşiğine gelmiştir. Göl yüzeyini kaplayan nilüfer bitkisi, piknikçi atıkları nedeni ile görünmez haldedir. Kırkgöz’de, mangal külleri, alkol şişeleri, plastik ve cam atıkların yanı sıra her türlü atığa rastlamak mümkün.
Uyarı tabelasının nasıl hedef olarak kullanıldığı buraya gelen insan profilinin dip seviyesine işaret eder.
Alan, topoğrafyasındaki geniş platolar, küçük tepecikler ve kuzeyinde yükselen dağlar, yer yer engebeli aşırı sarp kayalık ve kokurdanlık yapısı ile zengin flora ve fauna çeşitliliğine sahiptir. Alçak rakımlarda kızılçam ve maki hakimdir.
Alanda zengin flora çeşitliliği var; Sahada tespit edilen bitki taksonlarına familyalar açısından bakıldığında en fazla taksonu 50 takson ile çiçekli ve çiçeksiz otsu bitkiler, en fazla endemik takson ile en fazla tehlike altındaki taksonlar vardır. Bu bitkilerin bir kısmı tıbbi amaçlı olarak kullanılmakta, bir kısmı baharat olarak bir kısmı da sebze ve meyve olarak kullanılmaktadır.
Alanda ve çevresinde 39 familyaya ait 147 kuş türünün bulunduğu tespit edilmiştir. Su kenarları, sık veya seyrek ağaçlık alanlar, çalılıklar, açık alanlar, meyve bahçeleri ve tarla gibi her çeşit yaşam alanları kuş türleri açısından zenginliği sağlamaktadır.
Kırkgöz sahası kuş göçlerinin yolu üzerinde olduğundan ilkbahar ve sonbahar başlarında habitatlardaki kuşların tür sayısı artar. Göçmen kuşların bir kısmı bölgede kaldığından yaz mevsimindeki tür sayısı kışa nazaran daha fazladır.
Kırkgöz sulak sahasında sakarmeke göç etmeyen daimi kuşlardır. Göl ve sazlık sahada yüzmeye bayılırlar. Bodur, yuvarlak sırtlı, yuvarlak kuyruklu ve grimsi siyah su kuşudur. Sıklıkla yüzeyde dalış yapar ya da yerde otlar; muhteşem girişkendir.
Erişkinin akıtması olarak bilinen sakarı ve gagası göz alıcı beyaz renkli, gözü kırmızıdır. Büyük ayakları, perde yerine büyük loblara sahip parmakları vardır. En siyah yeri kafası ve boynudur.
Kanatları açıldığı zaman daha açık renk görünür ve firar hattı beyazdır. Genç erişkinin yüzü ve göğsü beyazdır, diğer yanları gri-kahverengidir, gözü kahverengidir, sakarı yoktur.
Genelde Step, Akdeniz ve ılıman kuşakta yaşar ve çoğalırlar. Bitkisi bol sazlı, kamışlı suları tercih ederler. Durgun tatlı sular; göller, baraj gölleri, küçük doğal havuzlar, göletler, lagünler gibi durgun tatlı veya az tuzlu sular, drenaj kanalları, denizlerde liman, kıyı, boğaz, dere ağzı gibi tuzlu sular, yavaş veya hızlı akan nehirler ve su basarlar yaşam alanlarıdır.
Parklardaki büyük süs havuzlarını da tercih edebilirler. Türkiye’deki tüm sazlık, kamışlı sulak alanlarda göl ve göletlerde, kıyı ve derelerde yaşayan su kuşlarıdır.
Bitki, tohum ve tane, böcek, larva, solucan ve midye yediği gibi ara sıra hırsızlık yapmaktan çekinmez; ördeklerden çalarak da beslendiği olur.  Sığ sularda dipteki çamura, dalmadan besinlere ulaşabilirler.
Dipteki bitkilerle veya dışarıda tarlalarda yayılarak beslenebilirler. Bütün gövdeleriyle daldıklarında yiyeceklerini suyun yüzeyine çıkararak yerler.
Sakarmeke kuşu yerli, gezici ve göçücü bir kuştur. Sürü halinde hareket etmeyi severler. Yuvasını saz ve kamışlarla su üzerinde veya bataklıklarda yapar. Yüzen yuvalar bitki saplarıyla yuvanın Çevresindeki sazlara bağlanır. Gruplar halinde yuvalanır.
Yavrularının ve kendilerinin üzerine çıkıp dinlenebilmek için büyükçe yüzen yuvalar yapar. 1-2 yasında eşeysel olgunluğa ulaşır. 18-19 yıl yasarlar. Genelde düşük kotlarda ürerler. Mart – Eylül ayları arası kuluçka dönemidir. Kuluçka süresi 21-24 gün, uçuş süresi 8 haftadır. Yavruları hem anne, hem baba besler. Bir ya da iki yılda bir tüy değiştirirler. Tüy değişimi zamanı pek uçmazlar
Kuşların bir kısmı tohum, meyve gibi bitkisel besinlerle beslenir. Ancak büyük kısmı böcek ve böcek larvaları, kemirici, balık ve sürüngen gibi canlıları besin olarak aldığından birçok hayvan populasyonunu baskı altında tutarak yaban hayatı geliştirme sahasının doğal dengesinin devamlılığında önemli rol oynarlar.
Sahada yaşamını doğal yaşlı ormanlara bağımlı olarak sürdüren endemik Anadolu sıvacısı olarak bilinen semender türü sınırlı bir yaşam alanına sahiptir ve bölgesel endemik statüsündedir. Yeşil ağaç kurbağası tehdit altına girebilir kategorisinde yer almaktadır
Kırkgöz sulak alanında 5 balık türü yayılış gösteriyor. Bölge için endemik bir tür olan Antalya Ot Balığı, Çiçek Balığı Kırkgöz Kaynağı ve kaynak ile bağlantısı bulunan göl, dere ve kanallarda yayılış göstermektedir. Doğal tür olmayan Gökkuşağı alabalığı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası içerisinde bulunan alabalık üretim tesisinden akarsulara gelmiştir. Kaçak avcılık ve son yıllarda yaşanan kuraklıktan dolayı balık popülasyonunda hızlı azalma meydana gelmiştir.
Büyük Ak Balıkçıl kuşu Kırkgöz sulak alanının Sonbahar mevsimi müdavimlerindendir. Çok iri bir balıkçıldır, 85-102 cm olan boyunun sadece 40-45 cm. lik kısmını vücudu oluşturur.
Genelde erkekleri dişilerinden daha büyüktür. Cinsler birbirine benzer. Omuzları ve boynu köşeli, gagası uzun ve kama biçimindedir.  Bütün yıl boyunca hep beyazdır.
Mevsimsel değişiklikler omuz tüyleri ve tüysüz bölümlerin renkleri ile sınırlıdır. Gagası genellikle sarıdır ancak ilkbaharda siyah olur. Siyahımsı bacaklarının üst tarafı açık sarıdır, ilkbaharda kırmızımsı hale gelir.
Üreme döneminde yüzdeki renkler parlaklaşır. Üreme süs tüyleri sırtının alt tarafı üzerinde süslü bir yelpaze oluşturacak şekilde genişler.
Yaşama alanları çoğunlukla büyük sulak araziler ve alçak bölgelerdeki tatlı su kenarları ile sınırlıdır. Sulak ya da bazen kuru çayırlarda, bataklıklarda, çöküntülerde, su basmış alanlarda, kuruyan göletlerde ve ırmakların, kopuk nehir boylarının, nehirlerin ve göllerin kenarlarında, bazen de sulu tarım alanlarında ve pirinç tarlalarında ve özelliklede kış aylarında sığ nehir ağızlarında ya da kıyı sularında beslenirler.
Genellikle büyük bir alan kaplayan ulaşılması güç yoğun sazlıkların ya da diğer uzun su bitkilerinin yetiştiği alanlarda, bazen de sepetçi söğütlerinin, iğde ağaçlarının ve başka çalılıkların, bodur ağaçların yetiştiği yerlerde ürerler. Suya yakın yerlere yuvalarlar.
Tehlikelere karşı tetiktedir ve normalde yaklaşan olası tehlikeyi kolayca göremeyeceği yerlerden sakınır. Uçarken yerdeki tehlikeyi fark ettiği anda birden yükselir.
Su içinde ve dışında kolaylıkla yürür ama yuvasından ya da geceleyeceği yerden uzakta çok seyrek konar. Rahat bir uçuşu vardır ve beslenme alanı ve yuvası arasında yapacağı 10-15 km yi bulabilen yolculularda havada oldukça yüksek irtifalara çıkabilir.
Üreyen yetişkinlerin asıl olarak şapka yapımında kullanılmak üzere öldürülmesi sonucu hem yayılma alanı hem de sayı olarak 19.yy sonu ve 20.yy başında azalma göstermişlerdir. Koruma programları sayesinde sayılarında artış olmuş olsa da uygun doğal yaşam alanlarının kurutulması sonucu hala tehdit altındadırlar.
Türkiye’de Batı Karadeniz kıyılarında, Trakya’da, Ege bölgesinde ve Adana civarında kış aylarında görülür. Diğer bölgelerde ise ilkbahar ve sonbahar göçleri sırasında rastlamak mümkündür.
Yağmur mevsiminde asıl besin kaynakları balık ve suda yaşayan böcekler, kurak mevsimlerde ise genellikle küçük memeliler ve karada yaşayan böceklerdir. Kertenkeleleri, yumuşakcaları ve yavru kuşları yiyebilirler.
Sığ sularda avlanırken değişik yöntemler kullanır; vücudunu yatay tutarak yavaş ve ağır adımlarla yürürken durup ve avlarını yakalamayı denerler ya da boynu dik ileri doğru eğilir ve avın yakalayabileceği mesafeye kadar gelmesini bekler.
Suyun yürünmeyecek kadar derin olduğu yerlerde ise başı ve boynu yere doğru eğik bir şekilde su kenarında durur, avını gördüğü zaman havalanır ve uçarak avına su içinde saldırır. Genellikle gündüzleri ve münferit avlanır.
Yumurtalar değişkenlik gösterebilir ama soluk mavi ve genellikle iğ biçimlidirler. Yılda bir kere yumurtlarlar. Yumurtlama büyük ihtimalle iki gün ara ile olur. Kuluçka süresi 25-26 gündür. Bu sure içinde hem dişi hem de erkek birey kuluçkaya yatar. Kuluçkalama genellikle birinci yumurtada başlar ancak üçüncü yumurtaya kadar düzenli olmayabilir. Yavruların yumurtadan çıkması eşzamanlı değildir.
Her iki ebeveyn de yavrulara bakar. Genç birey anne babasının gagasını tutup çekiştirerek onların kusmasını sağlar. Büyük gruplarda yavrular 20 günü aştıklarında yuvadan yuvaya dolaşabilirler. Yavruların tamemen gelişmeleri 42 gün kadar sürer. Sonbahar göçüne kadar ebeveynleri ile kalırlar. Genç bireyler iki yaşına geldiğinde ürerler.
Bölgede uzun yıllardır atık su sisteminin bulunmaması nedeniyle atık sular yüksek geçirgenliğe sahip traverten zemine verilmekte, bu şekilde mikrobiyal kirleticiler yer altı suyu sistemine katılmaktadır. Evsel atık sulardan kaynaklanan bakteriyolojik kirlilik mevcut durumdadır. Özellikle Antalya kenti ve yerleşim alanlarına yakın bölgelerde daha yüksek kirlilik görülmektedir.
En düşük bakteriyolojik kirlenme kentten en uzak konumda bulunan Kırkgözler kaynağında bu açıdan değerlendirildiğinde, traverten üzerinde mikrobiyal kirletici kaynağından gelebilecek kirleticinin toprak zonunda ve ikincil açıklıklardaki toprak malzemelerde filtrelenme olasılığının çok düşük olduğu görülmektedir.
Özellikle yaratılan katı kirlilik mikrobiyal kirleticilere karşı saha alanındaki topraklar etkili bir filtreleme ve yer altı suyu için koruyucu örtü işlevi göremeyecektir.
Birinci Derece Doğal Sit Alanı olan Kırkgöz aynı zamanda göçmen kuşların Antalya’daki en önemli durağıdır. 25 kilometre kuzeybatısında yer alan Kırkgöz, korunması ve yaşatılması gereken bir doğa hazinesi. Çok sayıda kuş ve bitki türünü de bünyesinde barındırıyor. Yayın balığı, yengeç, sazan, küçük karides, meke ve karabatak gölde yaşayan canlılardan sadece bir kaçı.
Kırkgöz, kuşların göç yolları üzerinde bulunması nedeniyle de önemli bir doğal alan. Kırkgöz ve nilüferler sizi bekliyor. Doğa ile baş başa kalıp keyifli bir gün geçirmek istiyorsanız, önce gidin sahada güzel bir temizlik yapın.
Temizlik sonrası Kırkgöz kıyıları boyunca nilüferlerin eşlik edeceği yürüyüşte huzuru bulacaksınız. Suyun üzerindeki yaprakların arasında keşfettiğiniz her nilüferle mutluluğu yaşayacaksınız. Çekeceğiniz fotoğraflarla en güzel karenin hangisi olduğuna bir türlü karar veremeyeceksiniz.
Henüz Kırkgöz’e gitmemişseniz, nilüferlerin büyüleyici güzelliğine şahit olmadıysanız, bu filmimizi izleyin, bu buluşmayı daha fazla ertelemeyin. İlk fırsatta Kırkgöz’e, nilüferlere gidin.
Karbonatlı kayaçlar içindeki karstik boşluklarda hareket eden su kirlenmeye alüviyal yapıdaki yeraltı suyundan çok daha fazla açık olmaktadır. Türkiye'nin en hızlı gelişen kentlerinden biri olan Antalya'nın başlıca su kaynağı, 25 km Kuzeybatıda yer alan Kırkgözler pınarlarını,
Düdenbaşında yüzeye çıkan yeraltı nehrini, kentin batısında denize yakın seviyelerden kaynayan ve günümüzdeki su gereksinimi karşılayan küçük pınarları besleyen, travertendeki karst boşluklarında bulunan yer altı suyudur.
Kentin atık suları ise bina temel kazılarında rastlanılan çatlaklara, dolayısıyla pınarları besleyen aynı akifere doğrudan verilmektedir. Ancak, karst ortamdaki büyük yeraltı su haznesinin dev bir septik havuz gibi mi davrandığı, yoksa Antalya körfezinin derin sularına açılan doğal deniz deşarjı niteliğinde karst kanallar sistemine mi sahip olduğu henüz açıklığa kavuşturulmuş değildir.
Kırkgözler pınarları ile kent arasında kalan bölgelerdeki yoğun tarımsal ve endüstriyel gelişme, üst havza ile ilişkisi olan küçük pınarları hızla kirletebileceği gibi, Kırkgözler pınarlarının drenaj alanında olabilecek benzer gelişmeler de Antalya kentinin ve yakın yöresinin bu temel su kaynağında geri dönülmesi mümkün olmayacak kirlenme sorunları yaratabilecek niteliktedir.
Ayrıca, atık suların boşaltıldığı temel çukuru çatlaklarının, yüksek binaların yoğun kullanımı sonucunda tıkandığı, asit dökülerek bu tıkanıklığın giderildiği de belirtilmektedir. Bu uygulamanın sonucunda, kayaların da asitle eriyerek temel göçmelerine yol açabileceği olasılığı da üzerinde önemle durulması gereken bir başka olgudur.
Yeraltı haznesinin davranışı açıklığa kavuşturulmadan atık suların bu ortama verilmesi, Antalya kentinin ve çevresinin bu temel su kaynağında geri dönülmesi mümkün olmayacak kirlenme sorunları yaratabilecek niteliktedir.
Karbonatlı kayaç yapıları içinde karst boşluklarında hareket eden suyun alüviyal yapı içindeki yeraltı suyundan çok daha fazla kirlenmeye açıktır. Antalya'da karstik yörelerinde şehirleşme ve endüstriyel gelişme su kaynaklarının güvenle kullanılabilir niteliğini tehdit etmekte, bu tehdit bizzat kirleticiye olduğu gibi alt havzalara da yönelik bulunmaktadır.
Antalya yöresinin temel su kaynağının kentin 25 km Kuzey Batısında yer alan Kırkgözler pınar grubu olduğu; bu pınarların Jura-Kretase yaşıtı kireçtaşı tabakasının geçirimsiz formasyona dayandığı kesimden
kaynadığı unutulmamalıdır. Bu pınarlar Antalya'nın traverten platolarını oluşturmuştur. Antalya'nın denize yakın seviyelerinden kaynayan küçük pınarların
Kırkgözler pınarlarına kıyasla çok daha az erimiş karbonat, ancak çok daha fazla sülfat içerdiğini göstermiştir. Bu olgu, bir taraftan erimiş karbonatların derişiminin Döşemealtı ve Varsak Ovalarından gelen sızıntı sular ile azalmasının yanısıra, travertende bikarbonat çökelmesinin sürdüğü, diğer taraftan ise travertenin alt tabakalarında sülfatların erimesinin hala devam ettiği şeklinde yorumlanabilir.
Kırkgözler pınarlarının drenaj alanlarının nereye uzandığı halen bilinmemektedir. Ancak, Kuzey Kestel havzasında drenajın geliştirilmesi sonucunda pınar debilerindeki mevsimlik değişimlerin daha belirgin hale geldiği ifade edilmekte; gidiş çizgisinden bunu doğrulamak pek kolay olmamaktadır.
Pınarların drenaj alanındaki arazinin kullanım düzeninde yapılacak, tarımsal, kentsel, endüstriyel önemli değişmeler pınar sularının nitelik ve niceliğini önemli ölçüde değiştirecek etkide bulunacaktır.
Karst Yeraltı Haznesinin Davranışı Yeraltı haznesi çok büyük olduğundan, suyun niteliğinde özellikle kimyasal maddeler nedeni ile oluşacak tarımsal ilaçlar, ağır metaller nedeniyle değişimin fark edilmesi çok yavaş ve geç olabilecek, dolayısıyla bozulan niteliğin yeniden düzeltilmesi mümkün olmayabilecektir.
Giderilmesi daha az zorluk arz etmekle birlikte, benzeri düşünceler biyolojik kirleticiler için de geçerlidir. Bu tür kalite değişimlerinin gözlenmesi, Kırkgözler pınarları Antalya yöresinin makul yakınlıktaki tek temel su kaynağı olduğu için çok önemlidir.
Antalya'nın 25 km kuzey batısında yeralan Kırkgözler pınarları, yüzeye çıkmadan akışını sürdürerek yeraltı Düden nehrini ve sahildeki ikincil pınarları besleyen, Düden havzası su kaynakları olarak anılabilecek akifer, toplam 25 m3/s ortalama debi ile yörenin ana su kaynağıdır.
Bu pınarları besleyen suların yeraltında ortalama kalma süresinin 100 yıl mertebesinde olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla bu pınarların drenaj alanındaki tarımsal, kentsel, endüstriyel kullanımın yol açacağı nitelik değişimleri ve kirlenmeler, çıkış kesiminde geç fark edilebilecek, giderilemez sakıncalar yaratabilecek niteliktedir.
Bu nedenle, yeraltı suyu nicelik ve niteliğinde olabilecek önemli değişmeler titizlikle kontrol edilmeli, özellikle kimyasal ve biyolojik açılardan geri dönülmez kirlenmelere yol açabilecek faaliyetlere izin verilmemelidir.
Kırkgözler pınarları ile sahildeki pınarlar arasındaki traverten ovalarda kirlenme doğuracak faaliyet. sahildeki pınarları ve hatta denizi de etkileyeceğinden, benzeri önlemlerin bu bölgede de uygulanması gerekir.
Geriye dönüp bakıldığında, ekonomik gelişme ihtiyacı sonucunda, karstik yapının özellikleri göz önünde bulundurulmadan halen Antalya'nın atık suları travertende bulunan çatlaklara verilmekte; bölgede yoğun bir şekilde endüstriyel ve tarımsal gelişim gözlenmektedir.
Ancak, Antalya'nın karst su kaynaklarının özellikleri dikkate alınmadan, acil ekonomik gelişme ihtiyacı baskısı altında, yaygın tarımsal, kentsel, endüstriyel kullanımlara Yer verilmesi, Antalya atık sularının hala karst çatlaklarından doğrudan yeraltına boşaltımı süregelmektedir.
Türkiye'nin en önde gelen bir turizm merkezi olan Antalya'nın karst su kaynaklarının korunması için, yeterli incelemelerin yapılması ve gerekli önlemlerin alınması ve sürdürülmesi üzerinde büyük önemle durulmalıdır.
Anadolu tarih boyunca zoocoğarafik açıdan önemini sürekli korumuş bir bölgedir. Coğrafik konumu gereğince türlerin kıtasal ilerlemeleri sürecinde önemli bir durak Noktası ve basamak oluşturmuştur.
Tatlı sularda yaşayan bazı makrobentik türlerin dağılımı göz önünde bulundurulduğunda, Anadolu’da bazı özel lokalitelerin bir adım öne çıktıkları dikkati çekmektedir.
Bu tip lokaliteler, bir veya birkaç türün tip lokalitesi konumundadırlar ve özel olarak korunmaları gerekmektedir. Kırkgöz de bu tür özel habitatlardan biridir. Günümüze değin yapılan çalışmalar sonucunda, birden fazla tür ilk defa bu lokalitede tespit edilmiş olup, bilim alemine kazandırılmıştır.
Kırkgözler sahası yerleşimlerde büyük orman karıncası en yaygın türlerdir. Kolonilerini genellikle su ve yiyecek kaynaklarına yakınına yapar. Dünya üzerinde en kalabalık nüfusa sahip olan canlılar, Karıncalardır. Her yeni doğan 40 insana karşılık, 700 milyon karınca dünyaya gelmektedir. Böcek dünyasının en sosyal üyelerinden biri olan karıncalar, son derece iyi örgütlenmiş bir düzen içinde yaşarlar.
Orman Karıncası işçileri yaklaşık 1-2 cm. boyunda ve orta boy yapılıdırlar. Kraliçeler 3 cm uzunluğa kadar ulaşabilir. Renkleri koyu kahverengiden siyaha kadar değişiklik gösterir. Genelde bahçe alanları ve kumlu topraklarda yuva yaparlar. Bu türde asker bireyler bulunmaz, bunun yerine koruma ve güvenlik görevini işçi karıncalar üstlenir.
Ancak bitki kök bölgelerinde yuvalandıkları zaman bitkilere zarar verebilirler. Bu tür yaprak bitleri ile ortak bir yaşam sürer. Yaprak bitlerinin bitki üzerinde oluşturdukları şekerli atıklar karşılığında onlara diğer böceklere karşı koruma ve güvenlik sağlarlar. Ev ve iş yerlerinde ise kırıntılar, bal, şeker gibi gıdalarla iç alana gelirler.
Orman Karıncası türü çiftleşme uçuşlarını, ilkbahar başında ve yaz aylarının sonunda gerçekleşir. Kraliçe kendine uygun bir yuva arar ve yumurtlamaya başlar. Yumurtadan çıkan larvalar bir süre beslendikten sonra pupa olurlar. Pupadan çıkan ergin karıncalar artık koloninin çoğalması ve yaşayabilmesi için hummalı bir çalışmaya başlarlar. Kraliçe karınca vücudunda bulunan, spermetecha adı verilen bir organ sayesinde sürekli üretken olabilir. Yeni oluşturulan bir koloni, yaklaşık on yıl içinde 100.000 bireye ulaşabilir.
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 20.11.2018
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 10.01.2019
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 148 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Şah Gölü El-Gölü - Tebriz İran

Şah Gölü El-Gölü - Tebriz İran Şah Gölü El-Gölü - Tebriz İran

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |