http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Kızıl Sonbaharda Geçmiş Bin Yılda Kaplanların Anavatanı Sarıçınar Dağı Antalya - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Kızıl Sonbaharda Geçmiş Bin Yılda Kaplanların Anavatanı Sarıçınar Dağı Antalya

Kızıl Sonbaharda Geçmiş Bin Yılda Kaplanların Anavatanı Sarıçınar Dağı Antalya

Tarih 19 Aralık 2018, 16:43 Editör Mehmet SÖKMEN

Kızıl Sonbaharda Geçmiş Bin Yılda Kaplanların Anavatanı Sarıçınar Dağı Antalya

ISBN 978-605-88104-0-2
Kızıl Sonbaharda Geçmiş Bin Yılda Kaplanların Anavatanı Sarıçınar Dağı Antalya
Bu belgesel filmimizde bizimle birlikte geçmiş bin yılda muhteşem güzellikte ve gücün sembolü kaplanların anavatanına yolculuğa çıkın. Gelecek nesillere aktaracağımız bilimsel bilgi, tarihi ve kültürel miraslarımız olsa da, gün geçtikçe kaybettiğimiz Anadolu'nun hala muhteşem doğası ve doğa sistemleri var.
27 Ekim 2018 gününde Kızıl sonbaharın en canlı renklerinin yaşandığı Torosların saklı prensesi Sarıçınar Dağına yolculuğa çıkıyoruz. Yöredekilerle birlikte herkes görebilse de ama pek az kimse gidebilir. Her mevsimde 4×4 araçlar için uygun Sarıçınar rotası oldukça zengin bir coğrafyanın neredeyse tam ortasındadır. Hava açık ve parlak olduğunda Alanya’dan Mersin’e kadar kuş uçuşu saha görülebilir.



Orta-Üst Triyas yaşlı, yanal ve düşey yönde birbirleriyle geçişli halobialı mikrit, çörtlü mikrit, radyolarit, çört şeyl, bitkili kumtaşı, yastık yapılı bazalt, spilit, silisleşmiş bazalt gibi kaya türlerinden oluşarak Jeolojik yapı sunan 1811 rakımlı Sarıçınar Dağına, Kış aylarında ulaşabilmek için epey bir uğraş vermek gerekiyor. Zira kar dolayısı ile yayladan sonrası genellikle kapalı oluyor. Aynı zamanda jeolojik yapısıyla da Tahtalı Dağı’na da sıra arkadaşlığı eden meşhur Torosların gülen yüzüdür.
Likya Yolu’nun da kapsamında bulunan ve TRT Kulesinin bulunduğu Sarıçınar Dağı Sarçınar Dağı doğa severler için oldukça zengin seçenekler barındırıyor. Trekking, Dağ Bisikleti, 4×4 Safari bunlardan bazılarıdır. Rakım yükseldikçe orman yapısı da hızla değişiyor. Fakat manzara her daim çok güzel ve havası tertemizdir.
Sahada Konaklama ancak tüm yaşam malzemesi eşliğinde çadır ile olanaklıdır. Mevsimine göre Yayla’daki evler veya Yörük Çadır’ları diğer seçenekler olabilir. Yakıt ve yiyecek için kesinlikle hazırlıklı gitmekte fayda var. Dağ sahasında yollar labirent gibi ve bir süre sonra birbirinin aynısı gibi gözüküyor kaybolmak çok kolay. Ayrıca telefon şebekesinin de sağlıklı çalıştığı yerler çok az. Bulutların üzerinde bir kamp için en muhteşem yerlerden sayılır.
Herkesten uzakta doğal ve yaban hayatın arasına karışmak isteyenler için olağanüstü görsel güzellik sunan Sarıçınar Dağı sahası, günübirlik olarak da değerlendirilebilir. Etrafınız Çam, Sedir ve Ardıç ağaçları ile kaplı bir Yayla düşünün ve planınızı yapın.
Doğa ana gerekli görürse size en sadık olacak çok güzel bir yayla köpeğini koruma olarak görevlendirir.
Şimdi harabe haldeki duvarları 2.5 metre kalınlığında kurşun levhalarla kaplı bir bina TRT Sarıçınar Vericisi o zamanın şartlarına göre şaşılacak kadar yüksek teknolojiyle donatılan bir yerdi. Teknolojinin gelişmesiyle otomatik sisteme geçilmiş, günümüzde çalışan kimse yok sadece kameralarla uzaktan gözlenmekte ve terk edilmiş durumdadır.
Bir Coğrafya'yı birçok kişi bilebilir ama asıl güzellik o coğrafyayı gerçek zamanlı görmek ve içinde yaşamaktır. Keşif doludur o coğrafya yolu. Keşif yürüyüşleri her zaman yorucu olabiliyor yürüyüşçü nereye gideceğini pek bilmediği için sağlı sollu, gel gitli ve dik bir tırmanış içinde bulur kendisini. Yorgunluk etkisini göstermeye başlasa da çoğunlukla zirveye ulaşır.
Sarıçınar Dağı zirvesinde Antalya ve Kemer manzarasını, Akdeniz’in engin ufuklarını seyretmek herkese nasip olmaz. Buradan deniz manzarası ve uzun kıyılar ayrı bir güzel görünüyor. Hemen aşağıda diğer tepeler ve zirveler olağan üstü güzellikte panoramalar sunar.
Zirvenin hemen hizasında daha önce belgeselini çektiğimiz Delikli dağ Sarıçınar dağının bir uzantısıdır. Dastaratacağı, İnceeriş ve Sivri dağ, çalbalı dağ diğer tepelerdir. Tam karşıda güneybatısında Tahtalı (Olympos) dağı, batı tarafında Tunç dağı gibi birçok dağ silsilesi görünmektedir. Şimdilerde burada kartallar yüksek uçar!
Kızıl sonbahar renklerinin muhteşem uyumuyla zirvenin kuzeyinde ve aşağıda Ekizce Yaylası, 45 kilometrelik uzaklığıyla Antalya'ya en yakın sedir ormanlarını bulunduğu bölgedir. Konyaaltı İlçesi Hisarçandır Mahallesi'ne bağlı yayla, aynı zamanda muhteşem botanik sahasıdır. Sadece ilkbaharda açan Antalya'nın sembol çiçeği olarak belirlenen şakayık çiçeğinin de doğal yaşam alanı Batı Toroslar’da bin 600 metre rakıma kadar yayılış gösterir.
Sedir Ormanı, Türkçedeki adı Katran ağacı, bu ağacın içinden simsiyah bir katran çıkar ve Yörükler çok faydasının olduğunu düşünürler. Bu katranın kokusuna böcek, yılan, çıyan gibi hayvanlar yaklaşmadığı için Yörükler kıl çadırlarının etrafına katranı sürerlerdi, çeyiz sandıklarını bu katran ağacından yaparlar içine her hangi bir güve girmez korunaklı olurdu.
Sahada Sedir ağacının bir diğer özelliği de çok yavaş büyümesidir, diğer yavaş büyüyen ağaçlar gibi gayet sağlamdır ve sedirin çok büyük kütükleri olur bunları yaşken işlemek kolay olurken kuruduğunda çok kütür ve sert olduğu için işlemesi neredeyse imkansız düzeydedir. Bu ağaçlar çok uzun yıllar dayanabiliyor hatta Elmalı bölgesinde iki bin yıllık ağaçlar var ve kendine özgü güzel bir kokusu var.
C0154 Sesli C0155 Sesli konulacak araya
Artık Türkiye’de Sedir ağaçları popülasyonu iyice azaldı. Bunlardan en büyükleri Elmalı tarafındaki ormanlarda bulunmakta hatta Türkiye de değil dünya da tek bilinen Toros sedirleri dediğimiz ormanlar buralarda bulunmakta ayrıca Lübnan sediri olarak ta anılmaktadır. Antik dönemde Likyalılar var olan bütün Toroslardaki sedir ormanlarından büyük gelir elde etmiş, ekonomilerini sedire dayamışlar.
Sedir ormanlarına yapılan en büyük tahribat, kolostar adlı el bıçkısı ile 1927-1936 yılları arasında yapılan müteahhit kesimi esnasında yaşanmıştır. Bulgar baltası denilen baltalarla, düzgün lifi olan ağaçlar tespit edilerek ağacın 1.5-2.0 m yüksekliğine kurulan iskele yardımıyla ağaçlar kesilerek katırların taşıyabileceği uzunluktakiler alınmıştır.
Yüksek kesilen binlerce gövde ve düzgün lifi olmayan latalar ormana terk edilmiştir. Katırlarla taşınan latalar, karların erimesiyle suyu çoğalan Aykırçay deresi yardımıyla Finike limanına taşınmış ve oradan Mısır ve diğer ülkelere ihraç edilmiştir. Sonraki dönemlerde de sahadan anıt ağaç niteliğindeki birçok sedir ağacının kesildiği anlaşılmaktadır.
Sarıçınar Dağının özdeşleştiği en kaliteli Ardıç Ağacı popülâsyonları 1000 yıllık yakın geçmişiyle insanoğlunun doğa katliamlarına rağmen hala zamana direniyor. Bu nadide ağaç türünün buradaki son varlığıdır.
İçerdiği bitki örtüsü çeşitliliği, endemik bitkileri, yaban hayvanı
Kıyıdan itibaren yükselmeye başlayan bu dağın doğu ve güney yamaçlarında, 1200 metreye varan dik yüzeyler mevcuttur. Dağın kuzeyi, kuzeybatısı ve kuzeydoğusu göreceli olarak daha yumuşak bir topoğrafyaya sahiptir. Bununla birlikte; özellikle üst kotlarda, karstik yapılardan olan dolinlerin varlığı, arazinin girintili-çıkıntılı olmasına neden olmuştur.
Aşırı kıvrımlanma ve faylanma nedeniyle çok fazla karışmış ve kaotik bir yapı kazanmıştır. Grup içindeki radyolarit ve çörtler, Tespihli formasyonu; çörtlü mikrit ve halobialı mikritler, Gökdere formasyonu; bitkili kumtaşı ve şeyler, Çandır formasyonu; bazik volkanitler halindedir.
Bölgede Akdeniz İklimi hüküm sürmektedir ancak saha alanında genel olarak, Akdeniz Yüksek Dağ İklimi görülmektedir. Sarıçınar Dağı’nın büyük bir bölümünde dolomitik ve rekristalize kireçtaşı yüzeylemektedir.
Eriyebilen bu karbonatlı kayaçlar suyun varlığı ve tektonik hareketlilik nedeniyle karstik bir yapıya sahiptir ve halk arasında kar çukuru olarak bilinen dolinler yaygındır. Bölgenin hidrolojik dengesini; iklim ve topoğrafyanın yanı sıra jeolojik özellikler, dolayısıyla yaygın olan karstik yapılar da etkilemektedir. Bu karstik yapılar kışın kar ile dolmakta ve daha sonra yer altı sularını beslemektedir.
İlkbaharda Şakayık çiçeğinin de doğal yaşam alanı Ekizce Yaylasında, devletin verdiği izinle mermer ocağı kurulan mermer ocağı sedir popülasyonunu yok etme aşamasına getirmiştir.
Uzun metrajlı bu belgesel filmimizde son teknoloji kameralar kullandık, detayına ağırlık vererek doğa ve dağcılığa ilgi duyanlara tam bir görüş açısı sunmak ve çevreyi daha iyi tanımalarını sağlamayı amaç edindik.
Sarıçınar Dağının yüksekliği 1811 metreyi bulur. Denize dik yamaçlar halinde iner. Bu sahada doğanın muhteşem gücünü gösterdiği bir diğer olgu da yıldırımlarıdır. Bu sahada şimşekli ve bulut hareketli yağışlı havada asla yürüyüşe çıkmayın, aksi takdirde yüzde elli oranında yıldırım isabetine maruz kalabilirsiniz, sahada yıldırım isabet eden yüzlerce farklı ağaç bulunuyor. Kızartma olmuş çok sayıda çam ve diğer ağaç türü karışımı, sahada bolca bulunuyor.
Aktif karstlaşması devam eden Sarıçınar Dağı tabanı; Jura Senomaniyen yaşlı neritik kireçtaşları ile hemen hemen hiçbir karstlaşma Özelliği olmayan Üst Paleosen-Alt Eosen yaşlı litolojilerle çevrilidir. Bu özelliği ile parlak açık havada sabah ve akşam ışık zamanında Ladin ağaçlarının içinden fışkıran 1811 metre rakımlı Sarıçınar Dağının o muhteşem kaya Kulelerinin üstünde uçuşan kuşlarıyla yükselen kaya blokları sanki Türkiye'nin Yosamite Naturel Parkı gibidir.
Antalya Kıyı Beydağlarının arka yüzünün kaya sistemlerinde çıktığımız yolculukta Kaplanların yerini alan domuz krallığının hüküm sürdüğü bu alanda orman sahası eşelenerek yeni mevsime hazırlanmış.
Biz hep diyoruz ki; Doğada yürürken sadece ayak izin kalsın, ama izleri de doğa siliyor yine! O zaman doğada çekim yap, doğayı eve taşı, herkesle paylaş ki doğaya duyarlılık artsın. Ekip arkadaşımız Kadir Demir’in “Görebildiğin son noktaya kadar ilerle. Oradan, daha da ilerileri göreceksin ve gitmediğin yer senin değildir” sloganı rehberimiz olmuştur. Şu noktada Deniz bitti Gaptan hiç demedik.
Sarıçınar Dağı sahasında Alimpınarı yayla mevkiinde yayla evlerinde renkli yaşamlara tanıklık etmek mümkündür. Likya yollarının önemli kavşak noktası konumundadır. Doğa yürüyüşçülerinin en güzel sahasıdır.
Bu sahada mermer ocaklarının doğaya verdiği zararlar katliam boyutundadır. Türkiye ülkesinin can damarları hızla yok edilmektedir.
Doğaya dağa gitmek her zaman insana farklı tecrübeler kazandırır. Doğa insanın tek ilacıdır. İnsan doğaya neden gider, dağa neden çıkar, ne için kaya tırmanır? Bu sorular soruldukça çoğalır, gider. Yanıtlar kişiden kişiye değişse de. Tek bir cevabı vardır. Tüm doğacı insanlar bu soruları sormazlar bile, çünkü hepsi birbirini sessizce anlarlar.
Doğaya gitmeyi ve orada hareket etmeyi sevmek, doğa yürüyüşünü sevmek, kendi içine yolculuk etmek, herkesten ve her şeyden uzaklaşırken kendisine yaklaşmak doğa ananın insanda olgunlaşmış ve içselleşmiş tutkusu olmalıdır. Doğada olmanın en mutluluk verici yani insanın sevdiği arkadaşları ile eşlik ediyor olmasıdır.
Sahada yetişen ve günümüzde ticareti yapılan bitki türlerinin bir bölümü tıbbi, aromatik ve soğanlı bitkilerdir. Ticarete konu olan bitkilerin çok az bir kısmı tarlada üretilmekte olup, geri kalan çok büyük kısmı ise floradan toplanarak değerlendirilmektedir. 
Türkiye’de doğadan toplanarak iç ve dış ticareti yapılan çiçekli bitki sayısının 347 olduğu, bunun da yaklaşık % 30’unun ihraç edildiği flora toplamı Sarıçınar, Kemer, Tahtalı Dağı sahasındadır.  
Günümüzde bitkiler, ilaçların ham maddesi olma yönünden çok önemli bir konumdadırlar. Bu önemlilik gün geçtikçe daha da artmaktadır. İnsanların sentetik ilaçlardan beklentisinin azalması, bitkisel kaynaklı ilaçlara olan eğilimi artırmaktadır. Bu nedenle doğanın bu cömert sahası mutlak korunmalıdır.
Dünya sağlık örgütü verilerine göre dünya nüfusunun % 80’i, bitkisel ilaçlarla tedavi olmaktadır. Bu amaçla 20 bin bitki ve 4 bin bitkisel drog kullanılıyor ve 400 tanesinin ise aktif olarak ticareti yapılmaktadır. Türkiye kodeksinde kayıtlı 140 tıbbi bitki vardır. Fakat Türkiye’de 500 kadar bitkinin tedavi amaçlı kullanılabiliyor. Bunun önemli bölümü Antalya’nın bu bölgesindedir.
Sahada bol miktarda Şalba adı altında Nemnem cinsine ait Tahtalı Nemnem bitkisi veya başka bir Nemnem türünün ve Çalba yani Şalban Otu cinsine ait Pembe Çalba türü doğadan toplanmıyor. Bölgede Şalba adı altında çoğunlukla toplamaya konu edilen iki farklı Şalban türü Çoban Çırası ve Mor Çalba yetişen diğer tıbbi aromatik bitkilerdir.
Akdeniz defnesi, Ülkemizin uçucu yağ içeren önemli tıbbi aromatik bitkilerinden birisidir. Esas vatanı Küçük Asya ve Balkanlar olup herdem yeşili bir bitki türüdür. Fakat antik devirde Akdeniz’in bütün kıyılarına götürülmüştür. Bugün Akdeniz’in karakteristik bitkilerinden birini teşkil eder ve Akdeniz kıyı şeridini içerisine alan birinci zonu olan Akdeniz Defnesi zonunu isimlendirir.
Sahada; Defne, Kekik, Yayla Kekiği, Şalban Otu, Taş Kekiği, Dağ Kekiği, Karabaş Kekik, Büyük Çiçekli Adaçayı dahil; Türkiye florasında 34 tür ile temsil edilmektedir. 
Sarıçınar dağ sahasında dağ arası özelliği gösteren çok sayıda alçak tepeler var. Saha küçük bir dağ arası havzadır. Yakın çevresinin jeolojik yapısı göz önüne alındığında, Batı Toroslarda bulunan çok sayıda ve değişik büyüklükte olan dağ arası vadi tipi havzalar bu karstik depresyonun jeomorfolojisinin yakın benzerliklere sahip olduğu görülür.
Depresyon, batı kenarında bulunan bir düden tarafından yeraltına akaçlanır. Sahanın oluşum ve gelişiminde, tektonik devinimlerin, akarsuların meydana getirdiği mekanik aşındırmaların ve karstik aktivitelerin rol oynadığı sonucu vardır. Bu karstik ovada yaşayan insanlar için su azlığı, tarım topraklarının yetersizliği ve taşkın temel sorunlardır.
Torosların bu sahasında çözünebilen kayaçlardan oluşan kesimlerinde, açık veya kapalı özellikte olabilen çok küçük havzalar bulunmaktadır. Bu dağ arası düzlükler çok küçük olduğundan ova değildir. 
İklim özellikleri bakımından saha havzası ve yakın çevresi, yazları kurak ve sıcak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz iklim tipindedir.  
Sarıçınar Dağ sahası alt bölümünde bitki toplulukları, temelde kızılçam ormanları ve bunların altında maki elemanlarından oluşur. Kızılçam, burada kesin bir üstünlüğe sahiptir ve asli ağaç türüdür. Ancak, günümüze kadar devam eden orman tahripleri nedeniyle, maki elemanları geniş alanlara yayılarak adeta sahanın asli formasyonu gibi bir görünüm kazanmışlardır. Maki elemanlarından en sık rastlananlar; kermez meşesi, pırnal meşesi ve katran ardıcıdır. Bunun dışında, tesbih, laden, erguvan, zakkum, sandal da mevcuttur. 1600 metreler üstü ise sedir ve ardıç sahasıdır.
Sahada 1250-1300 m’den yüksekte kalan kesimlerde serin nemli olarak nitelendirilebilecek iklim şartlarında yetişen türlere rastlanır. Ardıç, ayrıca yayvan yapraklı türlerden olan kayacık ve akçaağaç, yapraklı üvez bu türleri temsil eder. Buralarda maki elemanları arasında, bazıları Ökşin-Kolşik sektör elemanı olan kayacık ve akçaağaç yapraklı üvez gibi yayvan yapraklı türlerin yer alması, bu seviyedeki ağaççık formasyonuna bir psödomaki özelliği kazandırmıştır.
Sarıçınar Dağ sahası Batı Torosların otokton kaya birimlerini temsil eden ve genelde Beydağları otoktonu olarak adlandırılan kütleye ait kaya birimleri yer alır. Bu otokton kütleye ait sahada Jura Senomaniyen yaşlı neritik kireçtaşlarından oluşan Beydağları formasyonu ve Üst Paleosen-Alt Eosen yaşlı karbonat ve kırıntılı kayalardan oluşan Söbütepe formasyonu yüzeyler.
Beydağları formasyonu, Jura-Senomaniyen yaşlı neritik kireçtaşlarından oluşur. Birim, orta-kalın katmanlı, bej krem, açık kahve renkli, sık eklemli, karstik ayrışmak neritik kireçtaşları ile temsil edilir. Saha alanındaki görünür kalınlığı 900 m civarında olan Beydağları formasyonu, havzanın kuzeybatısı ve güneyinde kalan çok az bir kesim dışında, her yerde yayılım gösterir. Egemen litolojiyi temsil etmesi nedeniyle, sahanın karst ve karstlaşma özelliklerine damgasını vurmuştur.
Saha dar tabanında Kuvaterner yaşlı alüvyon ve birikinti yelpazeleri de bulunur. Bunlar, çevrelerinde yer alan kaya birimlerinin bloktan kile kadar değişen boyutlardaki malzemelerini tutturulmamış bir şekilde içerirler. Ayrıca, bunları, özellikle de taban dolgusunu oluşturan kil boyutundaki egemen malzeme Terra rossa dır. Bu nedenle, bünyelerinde kırmızı renk hakimdir.
Saha havzası, Alp orojenezi ve sonrasında devam eden tektonik hareketlerden büyük ölçüde etkilenmiştir. Bunun sonucunda kıvrımlar ve kırılmalar oluşmuş ve bunlar sahanın bugünkü jeomorfolojik özelliklerinin kazanılmasında önemli rol oynamışlardır.
Saha alanı bütünüyle bir jeomorfolojik ünite, bir havza özelliğindedir. Bu jeomorfolojik ünitenin ilk başta göze çarpan özelliği, dağ arası kesimi temsil eden çok sığ tabanı ve bu tabandan belirgin dikliklerle ayrılan ve saha yamacını oluşturan dağlık, tepelik, çok dik ve sarp kayalık kesimlerdir.
Hidrolojik açıdan kapalı çok dar havza özelliğine sahip olan Sarıçınar Dağının doğu ve batı kesimlerindeki yükselti değerleri, kuzey ve güney kesimlere oranla biraz daha fazladır. Dağlık ve tepelik kesimler, en yüksek yerinde 1811 m. yüksekliğe ulaşır.
Geçirimsiz litolojilerin yüzeylediği saha civarı haricindeki alanın  aşınım yüzeyleri tamamıyla kireçtaşları üzerinde gelişmiştir. Bunlar, çoğunlukla küçük parçalar halinde uzanırlar. Sahanın batısında yer alanlar, akarsular tarafından geniş ölçüde yarılarak parçalanmışlardır. En üst kademede, Sarıçınar Dağı ile uzantısı Delikli Dağda bulunanlar ise, sarp ve dar, uzun sıralı bir şekil özelliği gösterirler.
Sahada bulunan tüm akarsular kısa boylu neredeyse günlük akarsulardır. Yazın tamamen kurudur, aslında yağan yağmurların bir anlık oluşumlarıdır. Oldukça kısa boyludurlar. Dik ve sarp arazi eğiminde yağan yağışların su hızındaki yüksekliği muhteşem aşınımları tetikler, dağ arası tabanına ulaştıkları kesimlerde içlerinde taşıdıkları detritik malzemeleri biriktirmişlerdir. Bunun sonucunda, tabanda, özellikle dar havzada belirgin olarak, birikinti yelpazesi ve taban dolgusu oluşmuştur.
Burada yer alan birikinti yelpazelerinin litolojik bileşimlerini teşkil eden detritik malzemelerin boyu eğim azaldıkça küçülmekte ve dağ arası taban dolgusu ile eşit bir duruma gelmektedir. Bunlar tutturulmamış çeşitli boyutta kireçtaşı parçalarını içermektedir. Yağışlı devrede bu birikim şekline hala yeni malzeme eklemeye devam etmektedir.
Saha havzasındaki arazinin ilksel eğimi karstik şekillerden en belirgin olanıdır. Bunun dışında, sahada günlük akarsularla ilgili diğer karstik şekillerden kuru vadiler ve asılı vadiler de vardır. Bu nedenle düzensiz bir görünüm almış olan dağ arası tabanları ve vadilerinin yayvan bir profil özelliği göstermesiyle çok güzel panoramik görüntüler sunar.
Fazla sayıda çarşaklı kollara ayrılmış sistemleriyle, çok dar tabanına doğru görülmeye değer. Saha havzasındaki yüzeysel sular, düden vasıtasıyla yeraltına geçmektedir. Bu durumda, yüzeyden kapalı havza özelliğindeki bölgenin yeraltından dış drenaja bağlı olduğu söylenebilir.
Hisarçandır-Gedeller-Sarıçınar Dağı Kaplan Kapanı günübirlik yürüyüş parkuru, 11-17 km. değişken olup, deniz seviyesine 520 metre yüksekliğinde Sivridağ eteklerinden başlar. Parkur, yürüyüş boyunca sürekli yükselerek 1015 metreye çıkar. Güneş ışığının az girdiği muhteşem güzellikteki orman içinde çok çeşitli ağaç türlerinden oluşan bölge, sık bitki örtüsüne de sahiptir.
Kaybolma riskinin yüksekliği, az sayıda vaşak bulunan bir bölge olduğundan sahayı bilenler eşliğinde yürünmesi çok önemlidir. Sarıçınar saha sağında Çalbalı Dağı solunda Eşikyelesi Tepesi bulunmaktadır. Arada kalan boğaz, Kaplan Kapanı olarak geçer ve 4 adet kaplan kapanı görmek mümkündür.
Her mevsimde çok görsel peyzajlı olmasına rağmen; Kış mevsimine girmeden kısa zaman önceki Kızıl Sonbaharın son günlerinde Hisarçandır’dan Elmayanı’na günübirlik yürüyüş parkuru diğer bir bölüm olup, toplam 14 km. uzunluktadır. Antalya’ya 40 km. uzaklıktadır. Bu sahadaki yürüyüşün başlangıç noktası, aynı zamanda 509 km.’lik Likya Yolu’nun da başlangıç noktasıdır. Fethiye’den başlandığında ise Likya Yolu’nun da bitiş noktasıdır.
Deniz seviyesinin 900 Metreden itibaren başlayan yürüyüş parkuru, Elmayanı Yaylasın da son bulur. Aynı yönden geri dönüş olmaksızın,  Elmayanı’ndan U çizilerek 1635 metre rakımlı İnceeriş Dağı eteklerinden Hisarçandır’a gelinir. Kızıl Güz mevsiminde geniş yapraklı ağaçların endamlı dansına burada tanık olursunuz.
Günün ilk ışıklarıyla renklenen sahada durmuş gibi görünen yaşam eşliğinde yürüyoruz. Sonbaharın etkisiyle olsa gerek; ağaçlardan artık kuş sesleri duyulmuyor. Eşsiz manzara eşliğinde doyumsuz yürüyüş nefes kesicidir. Etrafı tamamen kaplayan Sedir ormanları arasında Sarıçınar Dağı TRT vericisine doğru yukarı tırmanıyoruz, sonrasında Kaplan Kapanı boğazına devam ettik.
Ekizce Yaylası sahasında arazi koşulları çeşitlilik sunuyor. Sola devam ettiğimde aynı yükseklik seviyesinde devam eden uzun, bol manzaralı ve keyifli bir orman yolu, sağa devam ettiğimde ise keyifli ve biraz sert inişi olan kısa bir orman yolu bizi bekliyor. Arazı ve orman parkurlarındaki manzaralar son derece keyif vericidir.
Doğal kalabilmiş sahalara ulaşmak insanı çok daha mutlu ve huzurlu hissettiriyor. Yön becerisi yetersiz olan kişiler için bu bölgeden geçiş,  üzücü ve olumsuz sonuçlara yol açabilir. Çünkü ilerleyen bölümlerde yol yapısı giderek bozulmakta ve bir kaç noktada heyelanlar oluşmuş durumdadır. Özellikle heyelanların oluştuğu bölgelerden yaya geçmek dahi tehlikelidir.
Sarıçınar dağının her bir tarafı ayrı güzeldir. Bu güzellikleri görmek için, farklı rotalardan farklı yerlerden dağa çıkmak gerekmektedir. Ancak parkur derecesi oldukça zordur. Yine de ezber bozmak adına mutlaka çaba gösterilmelidir. Üçoluk dahil olarak tüm saha çam ve çınar ağaçları ile kaplıdır, çam ağaçlarının bulunduğu vadinin içindeki pırnal ağaçları görülmeye değer.
Pırnal; meşegiller ailesinden bir ağaçtır. Her ne kadar kerestelik olarak kullanılmasa da kerestesi çok sağlamdır. Odunun kalorisi çok yüksektir. Yaprakları küçüktür ve kenarında küçük iğneleri vardır. Meşe palamuduna benzeyen ama ondan daha küçük olan ve adına Pelit denilen tohumları vardır.
Boz Pırnal ve Kızıl Pırnal denilen iki çeşidi yetişir. Boz Pırnalın yaprakları diğerine göre daha büyük, rengi beyaza dönük açık yeşildir ve peliti yenilebilir kestane gibi özelliktedir. Kızıl Pırnalın ise yaprakları daha küçük ve koyu yeşildir. Pelitleri ise küçüktür ve yenmez.
Çam, çamgiller familyasından Pinus cinsinden orman ağaçlarını içeren iğne yapraklı türlere verilen addır ve birçok çeşidi bulunmaktadır. Toroslar da genelde kızıl çam denilen çam ağaçları içinden geçiş yapılıyor. Bu çam ağaçlarının kabuğunu bir bıçak, balta gibi kesici aletlerle kestiğiniz zaman, bir süre sonra sarımsı reçineler oluşmaktadır, bunu sebebi ağacın kendini korumaya almasıdır. Aynı zamanda yanıcı bir maddedir, yürüyüşçü; kışın zor durumda kaldığında bu maddeyi kullanarak çok rahat bir şekilde ateş yakabilir.
İlerledikçe sedir ağaçları popülasyonunda artış görülüyor. Ardıç ağaçların kendine özgü farklı bir iklimi vardır. Kokusu bile farklı ve belli koşullarda yetişiyor, bir ardıç kuşunun ardıç ağacının tohumunu yemesiyle ve o tohum dışkıyla birleşip ardıç kuşu dışkıyla toprağa bırakıyor ve toprağa karışmasıyla uzun yıllar sonra meydana geliyor.
Sarıçınar dağının 1.813 metrelik zirvesi kartal yuvası gibidir. Ladin ağaçlarının içinden fışkıran o muhteşem kaya Kulelerinin üstünde uçuşan kuşlarıyla yükselen kaya blokları doğanın ne kadar güçlü ve gizemli olduğunun göstergesidir.
Antalya körfezi batısında deniz kıyısında aniden yükselen tepelerle muhteşem güzellikte dağlık bir manzara görüntüsündedir. Alp dağlarını andıran yüksek dağ silsileleri ve derin vadiler bölgede aşılması zor morfolojik bir birlik vücuda getirmiştir.
Ekay ve faylanmalarla oluşan gelen keskin morfolojik şekiller ve kalker şevleri bölgede vahşi ve o nispette de heyecan verici bir manzara gösterir. Saha alanı yüksek kalker dağları ve aralarındaki derin vadilerle ayrı ayrı tepeler halinde ayrılmıştır, aşınma çok gençtir. Genellikle masifimsi ve kalın tabakalı kalkerlerle kaplı yüksek tepeler faylar dolayısıyla yüzlerce metre yükseklikte şevler meydana getirmiştir.
Tepeler çok sivridir. Adeta silindir şeklinde bir aşınmaya maruz kalmışlardır. Deniz kıyısından aniden yükselen kalker dağları bazı yerlerde 1300 m yüksekliğe kadar erişir, sonra derin vadiler ve tekrar yüksek tepeler, bu sıralanma KD-GB doğrultusunda bir nevi yükselim ve alçalımlar sıralanması şeklinde devam eder. Alt resifal kalkerlerle kaplı yüksek dağ silsileleri yanında vadiler detritik seri ve ofiyolitik fasiyeslerle kaplıdır.
Saha alanının batısındaki yüksek kısımlarda 1500-2000 metreye varan yaylalar görülür. Bunlar kalkerlerin arasında daha çabuk aşınmaya maruz kalmış detritik fasiyesteki tabakalar üzerindedir ve bir nevi yüksek duvarlarla çevrilmiş düzlüklerdir. Kalkerler içinde karstik şekillere, mağaralara, ölü mağaralara, lapya, obruk ve dolinlere rastlanılır.
Saha alanı fazlaca arızalıdır ve deniz kenarından aniden yükselen kalker kayalıkları ile belirgin topografik özellikler meydana getirir. Kalkerler yüksek dik kayalıkları kaplar, buna mukabil Trias ritmik oluşukları hafif meyilli yamaçlarda bulunurlar. Serpantin ve kalkerler içindeki vadiler V şeklindedir. Çandır çayı boyunca bir eğilme görülmez, vadiler dik olarak birleşir.
Sahadaki yükseltide Ambar adı verilen bir sedir ağacının yaşının 2000 yıl olduğu tahmin edilmektedir. Bunun ülkemizdeki en yaşlı canlı olması söz konusudur. Adını Toros Dağlarından alan Toros Göknarı Akdeniz, özellikle de Antalya’ya endemik bir ağaç türü olarak kabul edilebilir.
Sahadaki saf sedir ormanı ender bulunan doğal değerlerimizden biridir. Kültürümüzde Hayat Ağacı olarak bilinen çini ve ipek halılarımıza motif olarak işlenen bu ağaç türü, Fıstık Çamıyla birlikte Akdeniz’in olduğu kadar Antalya’nın da tipik peyzaj ağacıdır.
Sarıçınar Dağı sahası orman sistemi; sedir, göknar, karacam, meşe, karışık ormanları her mevsim değişen görüntüleriyle aynı eşsiz peyzaj görüntüleri sunar. Kermes meşesi, sandal, mazı meşesi, akçakesme, defne, keçiboynuzu, zeytin, zakkum gibi türlerin ağırlıkta olduğu maki bitki örtüsü deniz seviyesinden başlayarak 700-800 m yükseltilere kadar Antalya yamaçlarını süslerken, pek çok yaban hayatına da ev sahipliği yapar.
Sarıçınar Dağı sahası orman sisteminde; orman varlığı önemli yararlar sunar. Ormanlar ekonomik bir servet olduğu kadar, iklim-su dengesini sağlaması, çevre kirliliğinin önlenmesi, erozyonu durdurması gibi  etkileri nedeni ile ayrı bir önem taşımaktadır. Bu etkilerin tam anlamıyla sağlanabilmesi için bölgenin en az %25’inin ormanlarla kaplı olması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında Antalya İlinin %76’sının ormanlarla kaplı olması ve ne kadar şanslı olduğu görülmektedir.
Sarıçınar Dağı sahası orman sisteminde; Türler ve popülasyonlarında çeşitlilik arzeder. Antalya havzası çeşitli iklim, toprak ve topografya şartlarına sahip olduğundan bitki örtüsünde de çok çeşitlilik görülür. Havzada topografya ve yükseltinin elverişli olması sebebiyle doğal bitki örtüsü olarak çok yıllık bitkiler vardır.
Karaçam 1000 m den itibaren kızılçamlarla birlikte 1400 m de ise yalnız olarak yayılım gösterir. Karaçam ve sedir bazı hallerde ardıç ormanları arasında dağınık olarak 2100 m yüksekliğe kadar çıkabilir.
1400-1700 m arasındaki yüksekliklerde köknar ve ardıç yer alır. Köknar, karaçam, sedir ve ardıçlarla karışık olarak bulunur.
Ardıç karaçamlarla karışık durumda olup, en yaygın hali 1500 m’nin üzerindeki yüksekliklerdir. Bölgede en yaygın üç cinsi bulunur. Ayrıca havzanın hemen her tarafında bilhassa akarsu boylarında ve taban arazilerde söğüt, kavak, yabani iğde, yabani armut, karaağaç, akça ağaç, çınar gibi ağaçlara çok olarak rastlanır.
Sarıçınar Dağı sahası orman sistemi havzasında önemli alan kaplayan otsu bitkilerden 0-600 m yüksekliklerde bulunanlar katırtırnağı, patlangıç, laden, hayıt, mersin ve zakkum, 600 m’den daha yükseklerde bulunanlar ise kekik, sütleğen, deve dikeni ve günlüktür.
Sarıçınar Dağı sahası orman sistemindeki türler ve popülasyonlar oldukça zengindir; çok sayıda tohumlu bitki türü ile dünyanın zengin floraya sahip sahalarından biridir. Avrupa kıta florasının 12.000’e yakın türe sahip olduğu düşünülürse, Türkiye sahasının bu bölümü florostik zenginliği daha da belirginleşir.
Akdeniz iklimi ve karasal dağ ikliminin etkisinde bulunan Sarıçınar Kaplankapanı sahasında yazlar sıcak ve kurak, kış mevsimi ise ılıman ve kar yağışlı geçer. Yaz mevsimi, nemli ve aşırı sıcak olan kıyı kesimlerine karşılık, bu alanlarda ılıman, düşük nemli ve insan sağlığı bakımından olumlu etki yaratan bir dağ yayla iklimi vardır. Kış mevsiminde ise kıyı kesimlerine göre daha kuru, soğuk ve kar yağışlarının etkili olduğu orta yükseklikte bir dağ iklimi görülür. 
Doğal bitki örtüsünü sedir ve çam ağaçlarının meydana getirdiği yaylanın ana flora profilidir. Antalya’da yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı Akdeniz iklimi hüküm sürerken, yüksekliğe bağlı olarak iklim karakterinde bozulmalar görülmesine rağmen iklim tipi genel hatlarıyla Akdeniz iklimi özelliklerine sahiptir.
Sahada Akdeniz iklim tipinin gelişimine izin verdiği bitki hayatı üzerindeki en büyük etkiyi sıcaklıklar yapar. Sıcaklık kış mevsiminde hiçbir zaman bitkilerin yaşamsal aktivitelerini tehdit edecek kadar düşmezken, kışlar yağışlı olduğundan bitkiler varlıklarını kolayca sürdürürler. Fakat sıcak ve kurak yazlar bitkiler üzerinde şekillendirici olacak kadar etkilidir.
Hisarçandır Sarıçınar Dağı Kaplankapanı sahasında çok çeşitli olan doğal bitki örtüsünde özel ortam isteyen bitkiler dışında her tür bitkiye rastlanır. Bu durum Antalya’yı bitki inceleme turizmi bakımından potansiyel bir alan haline getirmektedir. Alan sahasının iklim ve topoğrafyanın etkisinde gelişme ve yayılma gösteren doğal bitki örtüsü kıyıdan içerilere doğru kuşaklar halindedir.
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 27.10.2018
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 28.11.2018
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 86 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Kış Mevsiminde Belen Kayalıkları Sarıçınar Dağı Orman Krallığı Antalya

Kış Mevsiminde Belen Kayalıkları Sarıçınar Dağı Orman Krallığı Antalya Kış Mevsiminde Belen Kayalıkları Sarıçınar Dağı Orman Krallığı Antalya

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |