http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Gri Sonbaharda Türkiye'nin Serengetisi 1000 Yıl Öncesinin Aslan Krallığının Anavatanı Köprüçay Karataş Sahası - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Gri Sonbaharda Türkiye'nin Serengetisi 1000 Yıl Öncesinin Aslan Krallığının Anavatanı Köprüçay Karataş Sahası

Gri Sonbaharda Türkiye'nin Serengetisi 1000 Yıl Öncesinin Aslan Krallığının Anavatanı Köprüçay Karataş Sahası

Tarih 03 Ekim 2018, 18:29 Editör Mehmet SÖKMEN

Gri Sonbaharda Türkiye'nin Serengetisi 1000 Yıl Öncesinin Aslan Krallığının Anavatanı Köprüçay Karataş Sahası

ISBN 978-605-88104-0-2
Gri Sonbaharda Türkiye’nin Serengetisi 1000 Yıl Öncesinin Aslan Krallığının Anavatanı Köprüçay Karataş Sahası 
 Bu belgesel filmimizde doyumsuz insanoğlunun aslan krallığını yok ettiği aslanların, kaplanların ve çitaların anavatanına bizimle birlikte yolculuğa çıkın. Anadolu engereği ve kobrasının kol gezdiği bu topraklarda 160 Km. uzunluğundaki köprüçay buraya hayat veriyor. Zorbas kasırgasının teğet geçtiği sahada bu mevsimde görülmeyen yağmurlar aniden gelmiş, hızlı bir şekilde turkuaz berrak suları gri çamura bulandırmıştır. Doğa sahasındaki yeşil katliamı elbette bunun baş sebebi sayılabilir.
 Anadolu’dan 1000 yıl öncesi kovulan büyük kedi doğal sistemi için yeniden geri getirme; Türkiye için gerçek yararlı en büyük çılgın proje olmalıdır!
İşte o zaman doğanın en önemli şovları olan muhteşem Antilop ve diğer hayvan göçleri yaşanacak ve yabancı konuklar buralarda safari yapmak için büyük paralar ödeyecek ve doğa darphanesi Türkiye insanını zengin edecektir!



 Bu sahada Kenya’daki Mara Nehri, yada Masai Mara benzeri bir oluşum var ki mutlaka görülmeye değer. Bu saha bölümü zaten doğal olduğundan aynen Kenya’daki Mara Nehri sistemine kolaylıkla dönüştürülebilir. Saha etrafı korumaya alınarak Köprülü Milli Parkı içinde yep yeni bir vahşi park yaratılabilecek özelliklere sahiptir. Buraya Aslan, çita gibi kedigiller aileleri getirilerek 1000 yıl öncesi ortam oluşturularak müthiş turizm geliri sağlanabilir.
 Aslanların beslenmesi için; Öküz başlı antiloplar, buffalolar ve diğer kategorilerdeki hayvanlardan örnekler getirilerek yaşam döngüsü sağlanabilir. Afrika’daki safariler burada da pekâlâ yapılabilir. Nasıl ki
Kenya'nın en geniş rezerve bölgesi Masai Mara insan için sonsuzluk anlamına, yerel dilde ise 'benekli bölge' anlamına geliyorsa, Türkiye insanı için de neden aynı tanım yapılmasın ki?
Uçsuz bucaksız Mara bölgesi ev sahibi Afrika'nın yedi büyüğü olarak da bilinen mandalar, öküz başlı antiloplar, leoparlar, aslanlar, filler, kara gergedanlar, su aygırları ve onlara eşlik eden dünyanın en şık canlıları leoparlar, zürafalara yaşam alanı sağlıyorsa, Köprülü Milli Parkının Mara’ya benzer bu sahası neden olmasın ki? Timsahlar da cabası!
Diyoruz ki en çılgın proje bu olmalıdır! Burada doğa tüm sesleri fısıldayacak, tüm cömertliğiyle Türkiye ve dünya insanına sunacaktır. Zaten geçmiş 1000 yıl öncesi ortam böyleydi, şimdi neden olmasın! Eğer bu gerçek, ekonomik ve doğayı yenileyici çılgın proje gerçekleştirilirse; İşte size Masai Mara gezi rehberi demeyeceksiniz; İşte size Anadolu Akdeniz Mara; yani sonsuzluk rehberi diyeceksiniz! Kulağınıza hoş geldiğini şimdiden duyar gibiyiz!
İşte güzelim Anadolu’dan 1000 yıl önce kovulan asil kedigiller tekrar Anadolu’ya davet edilebilirse; O an ziyaretçiler yaşanılan duyguları 29 harf ile ne kadar anlatabilirler bilinmez ama müthiş büyülenileceği kesin! Güneş ile beraber herkes hayata yeniden doğuyormuş gibi olacak.
Sadece bu mu dersiniz? Afrika’nın Serengetisi, Gorongoso’su, Nigorongoro’sunun tam kopyasının gerçeği asıl Anadolu yarımadasıdır! Örneğin Konya ovasının verimsizleştirilmiş toprakları, Fırat ve Dicle havzasının bozkırları tam Serengetilerin gerçek kopyasıdır. İşte gelin böyle gerçek, ekonomik ve doğayı yenileyici çılgın projelerle gerçek mucizeleri gerçekleştirelim. Zaten 1000 yıl öncesi Doğanın kendi yarattığı varlığı insanlık yok ettiği için Doğa Ana bunu yeniden gerçekleşmesini istiyor, bizlere her kolaylığı yapmak üzere hazır ve nazır bekliyor.
Aslanlarımızın, kaplanlarımızın ve tüm üst yırtıcılarımızın geçmişte yaşam alanı olan Anadolu yarımadasındaki izleri geçmiş tarihin arkeoloji buluntularında resmedilmiş ve kabartılmıştır.
Konya ovasına Fırat ve Dicle havzasından teknolojik olarak su taşınımı yapmak artık mümkündür. Hatta ova havzasında ulusal doğa parkı için yapay nehirler bile yapmak mümkündür, çünkü saha coğrafyası ve iklim buna çok uygun koşullar sunuyor. Yeter ki gereken azim ve irade gösterilebilsin!
Yaratılacak geri dönüşümde yeniden başlanılacak 1000 yıl öncesi büyük kedilerin ortamındaki doğal yaşamda; İnsan, olduğu yaşa kadar ki süreci hiç yaşamamış gibi olacak. Anadolu’ya 1000 yıl öncesi doğal yaşamı getirildiğinde; Doğa Ana tüm seslerini yeniden fısıldıyor olacak, tüm cömertliğini insanlığa sunarken, insanoğlu artık o duruluk, çıplaklık karşısında bir kere daha ağaca, güneşe, toprağa, hayvanlara hayran kalacak!
İnsanlık için büyük saygı duyacağı ve önünde eğileceği büyük nimet aslında 1000 yıl öncesi büyük kedilerin asil yaşamı için Anadolu’da her şeyin hazır ve nazır olduğudur. Yeter ki azim ve irade gösterilsin!
Avını yakalamaya çalışan zehiri çok az olan Kırbaç yılanı oradan geçenler tarafından öldürülmüş. Yılan kertenkeleyi ısırıp etkisizleştirmiş, ancak doğanın bu döngüsüne burada insan tarafından müdahale edilerek yılan öldürülmüştür. Bu iki leş diğer küçük leşçiller olan orman karıncaları tarafından yavaş yavaş ortadan kaldırılmaktadır.
Kırbaç yılanları küçük memeliler, kuşlar, kertenkele, kurbağa, balık, eklembacaklılar ve yumuşakçaları kapsayan geniş bir av yelpazesine sahiptirler.
Oysa yılanlar doğal dengede, insan için çok faydalı canlılardır. Tarım ürünlerine zarar veren çekirge, tarla faresi, kör fare gibi canlıları yiyerek onların aşırı çoğalmasını önlerler. Bunları yeraltında bile yakalayıp yerler. Tonlarca tarım ilacının yapamadığı işi, onlar ücretsiz hallederler. Aslında bir yılanı öldürmekle, çam ağacını kesmek arasında fark yoktur. Çünkü her ikisi de doğal dengeyi bozucu müdahaledir.
Saha alanında bolca yılan yavruları, küçük yavru sürüngenler sonbahar mevsiminde uykuya yatacak gibi görünmüyor. Hala canlı ve diri konumlarını koruyorlar.
Karataş sahası ve Kanyon Milli Park alanında sonbahar mevsimde pek görülmeyen şiddetli yağmur sonrası grileşen nehir suları akşama doğru asıl rengini almaya başlasa da tam bir gün geçmesi gerekiyor. Akşam saatlerinde bulutlar arasında yüzünü gösteren güneş, suların renk cümbüşünü sonsuzlaştırırken,  sonbahar mevsiminde bile çok yoğun nem ile yürüyüşümüzü zorlaştırıyor.
 Saha alanında sonbahar bitki vejetasyonu diğer mevsimlere göre farklılık gösteriyor. Önceki mevsimlerde görülen pek çok bitki yerini mevsim bitki topluluklarına bırakmıştır. Sonbahar orkideleri, kardelenleri ve yabanıl lavanta çiçekleri muhteşem peyzajlar sunuyor ve görülmeye değer. Ayrıca Yıldız Kökü ve karın ağrısı otu, it üzümü, yemen otu, şeker otu, Zakkumgiller, cüce çınarlar bulunuyor.
 Nehir sahasında bulutlu güneşli zamanda yeşil çam örtüsü eşliğinde yer yer muhteşem güzellikteki yansımalara tanık olmak mümkündür. 
 Köprülü nehrinde sonbahar mevsiminde yüksek sürat jet boat safari gezintileri de yapılmaktadır. Heyecan dolu Jet dünyasına adım atılabilir!
Eşsiz güzelliğiyle Köprülü Nehrinde adrenalin dolu bir Jet turu, rafting, zorlu arazide jeep safari, zip-line ve balık tutma etkinlikleri ile hiçbir yerde yaşanılmayacak muhteşem bir deneyim sahibi olunabilir.
Köprülü Nehri sahasının eşsiz güzelliği, Jet Boat üzerinde çıkılan yüksek süratler, aniden yapılan 360 derecelik dönüşler, özel üretim arazi araçlarıyla yapılacak heyecan dolu bir tur oldukça büyüleyicidir. Jet Boat Safari’de her macera dolu eğlence mevcut. Burada eğlenceli ve adrenalin dolu bir gün geçirmek isteyenler bu filmimizle bilgilenmiş olacaklar.
Bu belgesel filmimizde Türkiye Antalya bölümü Köprülü Kanyon Milli Parkı Köprüçay Nehrinin muhteşem doğa sanatında derin sonsuzluğun etkilerini ve insanlığın geleceğindeki yerini irdeliyoruz. Bizimle beraber çıkacağınız yolculukta Doğa Ananın en büyük sanatçı ve doktor olduğunu anlayacak, doğaya yakın yaşamanın ömrü nasıl uzattığını keşfedeceksiniz.
Milli park sahası, çocuk sağlığının en üst düzeyde korunabildiği yegane alandır. Çocuğunuzun sağlıklı büyümesini, kanserden ve diğer hastalıklardan korunması için bağışıklık sistemlerinin güçlü olmasını istiyorsanız her mevsim burada günü birlik yolculuğa çıkın. Hem eğlenin, hem de Kudretli Doğa Ananın evrimsel ritüellerine tanık olun.
Köprülü Kanyon Milli Parkı Köprüçay Nehrinin muhteşem doğa sanatında ormanda yaşama hayalinizi gerçekleştirmenin tam zamanıdır. Burada sağlık ve yeşil ilişkisinin gerçek gizemlerini öğrenin! Yeşilliği bol sahada yaşayan kadınların ölüm riskinin yeşil alanı en az alanlarda yaşayan kadınlara göre %18 daha azdır. Doğaya yakın veya içinde yaşayan kadınlarda solunum sebepli ölümcül hastalıklar %25 ve kanser ise %10 daha azdır.
Burada doğanın içinde yaşayan kadınlar hava kirliliği, aşırı sıcak ve çevre kirliliği gibi sorunlara daha fazla uzak olup hormon sistemi daha düzgün çalışır. Oysa yeşil alanlar insanların fiziksel ve sosyal aktivitelerini çok daha fazla teşvik ediyor. Stres oranları oldukça düşük oluyor. Ağaçlar arasında yaşamak depresyon oranlarını düşürmesinin yanı sıra zihinsel sağlığı da artırıyor.
Yeşilin oksijen üretim alanında yaşamak; moral oranlarını en yüksek seviyede tutmaya fazlasıyla yeter. Doğanın zihinsel sağlığa etkileri saymakla bitmez. Çocuklarınızın doğa bilincinin geliştirilmesi ve sağlıklı gelişimi için mutlaka hafta sonlarınızı doğanın bu huzur noktalarında geçirmeniz gerekiyor. 
Doğa belgeselleri çekimcisi olarak hep doğa aşkına diyoruz! Doğa bizim için çocuk yaşımızdan beri gerçek okul olmuştur. Doğa Okulu! Haydi hepimiz neden doğa okuluna gitmiyoruz ki? Doğa okuluna düzenli gittiğimizde Doğa Ananın düşündüğünü, yazdığını, çizdiğini göreceğiz ve anlayacağız.
Sonrasında bu düşüncelerini kağıtlara düşen mürekkep lekeleri ile değil, dağlardan denizlere savrulan nehirlere, milyarlarca canlının ahenk içindeki yaşamına, atomun çekirdeğine ve evrenin sonsuzluğuna kazındığını öğreneceğiz. Doğa Okulunda hepimiz doğanın öğrencileri olduğunun bilincine varacak ve içselleştirmiş olarak Kudretli Doğa Ana aşkına diyeceğiz!
Doğa okulu bünyesinde nice sınıflar yaratmıştır; Su Okulu neden olmasın ki? İşte baksanıza; Köprüçay Nehrinin muhteşem sanatına! Türkuaz mavi ve yeşilin binbir rengi ile karşınızda nasıl da heybetli akıyor? Yaz ve kış! Burada dağlardan Akdeniz’e; kökten dallara yürüyen suyun izini sürecek, damlaların peşinden giderek Akdeniz’in gökyüzü ile sonatını yaratacak.
Köprüçay Nehri havzasında toprağın yağmurla olan ilişkisi yaşamın özünün büyülü görsel sanatı su muhteşem peyzajlar yaratıyor. Su hiçbir zaman boşa akmaz, tersine akarsular yeryüzünün damarlarıdır.  Vücudumuzdaki kan ile suyun döngüsü arasındaki bağları anlamak için doğaya çıkmak ve doğa sanatının dersini almak elzemdir. Doğa Ana bize, su gibi düşünmeyi ve hareket etmeyi öğretecek.
Köprüçay Nehri sahasına çıktığımızda suyun yeryüzünde çizdiği şekilleri anlamak fazla zor olmayacaktır. Dağlara yağan kar tanelerinden, nehirlere, damarlarımıza, bir yaprağa, dağlardan ağaçlara kadar suyun aktığı tüm yapıların şeklinin aynı olduğunu doğaya çıktığınızda fark edeceksiniz. Artık Su Okulunda gerekli dersleri almış demeksiniz. İlk gününde bile pek çok gözlem ve deney yaparak, oyun oynayarak, suyun çizdiği şekilleri tanıma olanağı bulacaksınız.
Köprüçay Nehri havzasında suyun yolunun her bir menderesinin bir hikayesi vardır. Dağdaki ilk kaynağından denize kadar ulaşan yolunun her iki yakasından yürüyecek olursanız Doğa Ananın sanatının gücüne mutlaka tanık olacaksınız. Sözcükler yetersizleşecek, yerine doğanın içindeki pek çok başka iletişim dilini kullanarak uzun ama keyifli bir güzergah üzerinde yol alabileceksiniz.
Sahada yeşilin sanatının eşliğinde suyun sesini sadece dinleyerek ve susarak anlayacak, onun yolunu keşfedeceksiniz. Doğa Okulunun dershanesi havzada suyun denize kavuştuğu bir noktada, yol boyunca gördüklerinizin tartışacak, birbirinizin gözlemlerini paylaşma becerisine ulaşacaksınız.
Antalya Köprüçay Köprülü Kanyon Milli Parkı ve Köprüçay Nehri birçok kolları Toros Dağları'ndan doğarak doğa harikası kanyonlardan geçer.  Serik'in güneyinden Akdeniz'e dökülen Köprüçay, iki tarafı dik, çıkılması hemen hemen imkansız olan kanyonlardaki yeraltı suları ile de beslenir ve büyür.
Köprülü Kanyon Milli Parkı Köprüçay Nehri doğasında yol alırken muhteşem kanyonlar sizi büyüleyecek ve sizlere Düşünme Günü dersi adı altında Suyun Kültürünü aşılayacak. Binlerce yıllık tarihi içinde insan türünün suyun kodlarını nasıl okuduğunu, onun dilini nasıl içselleştirip çözdüğünü ve suyun günlük yaşamı nasıl beslediğini konuşacak düzeye geleceksiniz.
Ardından bugünün insanın nasıl olup da suyun yolundan ayrıldığını, onun dilini anlamaz olduğunu ve kendisini sudan kopardığını anlamaya çalışacak kendinizi sorgulayacaksınız. Suyun akan halinin görsel sanatına rağmen insanın nasıl olup da duyarsızlaşmayı becerdiği ve Su boşa akar diyebilen bir kültür oluşturabildiğini de anlayacak ve kendinize gelmeye çalışacaksınız. Nihayetinde, bu tehlikenin farkına vararak canlı yaşamının suya bağlı olduğu gerçeğini de sudan öğrenerek nasıl yeniden onarabileceğinizi düşüneceksiniz.
Türkiye'nin en güzel tabii rekreasyon alanlarından birisini teşkil eder. Bunun yanı sıra, nehrin batısındaki dağlık arazide bulunan tarihi nehir kenarındaki kaleler, su kemerleri, Roma devrine ait köprüler ve tarihi yollar gibi pek çok arkeolojik kaynaklar Köprülü kanyonun önemini artırmaktadır.
Bu havzada kuşların dünyasına konuk olacağınız Kuş Okulu içinde artık düşünmenin zamanıdır. Doğa Okulunda kuşların edası neden konuşulmasın ki? Gün boyunca gözlemle kuşların hareket, duruş ve tavırlarının tanımlaması neden yapılmasın ki?
Köprüçay Nehri sahasında farklı mevsimlerde yolculuğa çıktığınızda neresine giderseniz gidin bir kuşun sesini duyarsınız. Zira pek azımız o kuşun nerede, neden öttüğünü düşünür ve bilir. Ama kuşların seslerini dinleyerek işe başlanıldığında hangi kuş neden ötüyor, öterken neyi anlatıyor, kuş seslerinin çeşitleri neler, Kuşlar nasıl ötüyor? Bir fikir edinebiliriz. 
Saha havzası dahil, Anadolu doğa kültüründe türkülere, öykülere, şiirlere, halı motiflerine konu olan kuşlar insan yaşamının olduğu her yerde var. Burada, Doğa Okulunda kuşların ve insanın doğasını birlikte araştırmak muhteşem keyifli olur. Bozkırlar, ormanlar, sulak alanlar, denizler, makilikler, nehirler ve dağlarda yaşayan kuşları, onların insanla ve diğer canlı türleriyle kurdukları ilişkiler ağını ancak ve ancak doğayı tanımakla olanaklıdır.
Köprülü Kanyon Milli Parkı, 36 bin hektarlık bir alana sahip olup, Köprüçay'ın bir kısmını ve tarihi Selge kentini de kapsamaktadır. Milli park, ülkemizdeki en büyük Akdeniz servisi ormanı olma özelliği yanında, kızılcam, karaçam, sedir, köknar, meşe çeşitleri ve yabani zeytinlikler ile yaban hayatı açısından da zengindir.
Alageyik, yaban keçisi, yaban domuzu, ayı, kurt, tilki, tavşan ve çeşitli kuş türleri mevcuttur. Köprüçay'ın üst kısımlarında kırmızı benekli alabalık, diğer kısımlarında kefal yaşamaktadır.
Köprüçay havzası Milli Parkı Türk Halk Müziğinin de ilham kaynağıdır. Nice türkülerin çıkış noktası ve notaya alınması bu sahanın gizemli güzelliklerinde saklıdır. Türk Sanat Müziği için şarkıların ve güftelerin beşiğidir denilebilir. Şairlerin, ozanların şiir kaynağı, Yörüğün yanık türküsünün sesi ve Yörük kadının zorlu yaşamının dert ortağıdır. 
Hani hep diyoruz ya! Doğanın iletişim dilinin Matematik olduğu bağlamında dağa değil, dağ olmaya gidiyoruz! Belgesel çekimlerimizde Köprüçay Nehri havzasında nice dağlar vardır, Dağ Okulunda! Dünyanın doğal sınırları dağların doğasına bizimle birlikte tanık olacak, nehir havzası dağlardaki doğa kültürünü anlamaya çalışacağız. Yeryüzünü yırtıcı kuşlar gibi görmeyi, göçer Yörükleri gibi suyun döngüsü ile yaşamayı deneyimleyeceğiz.
Parkur boyunca sık sık karşılaşılan çağlayanlar oluşturduğu güzel peyzajın dışında parkura heyecan katmaktadır. Yaklaşık 10 km. süren yolculuk sonrası Beşkonak'ın ilerisindeki beton köprüye ulaşılır. Amatör sporcular için parkurun beton köprüden hemen önce sonuçlandırılması önerilir.
Nehirde ve dağlardaki kadim üretim yöntemlerinin ne olduğunu gözlemleyeceğiz Dağ Okulunda. Bu coğrafyadaki canlıları tanıyacak, suyun ve dağların sahadaki yaşam açısından önemini bu belgeselde konuşturacağız.
Aslında doğayı ve dağcılığı ne kadar tanıyoruz, gizemlerini ne ölçüde çözümleyebilmişiz? İşte sorgulanması gereken zurnanın detone olduğu nokta! O halde Doğa Korumaya Giriş Yamaklık Okulunda ilk eğitimi almak gerekmektedir. Yamaklık Okulunda sahaya çıkmakla Doğanın döngülerini, parçası olduğumuz yerkürenin milyarlarca yıl içerisindeki değişimini öğreneceğiz.
Köprüçay Nehri havzası tüm bilinmeyenleri ile Anadolu’nun üç farklı biyo-coğrafyası içinde yaşayan canlı türleri ve kadim kültürlerini kapsar. Tüm bunları tanıyıp dünyanın farklı yerlerindeki doğa koruma çalışmalarının ne olduğunu değerlendirerek bizlerin neler yapabileceğini doğanın bağrına yolculukla öğreneceğiz.
Toros Dağlarından doğan ve bir dizi büyüleyici kanyon arasından akan Köprü çay Nehri Sarp kayalıkların arasından çıkan dar boğazlardaki yer altı kaynak sularıyla beslenip geçilmez kanyonların arasından sürekli akmaya devam eder.
Doğanın korunmasına gerek olmayan bir dünya üzerine yaşama kültürü henüz oluşmadığına göre; Doğa Korumaya Giriş Yamaklık Okulunda daha çok şeyler öğrenmeye ihtiyacımız var. İşte tanımladığımız Doğa Yamaklık okulu, doğaya çıkarak doğa nimetlerini keşfetmek ve uygun yararlanmayı öğrenmek demektir.
Köprüçay Nehri sahasında doğa gezisi, geçmiş zamanlarda ve şu anda doğanın korunmasına gerek duymayan ve yaşam süren insan topluluklarının izini görmek olasıdır. Doğayı korumanın insanın kendini diğer varlıklardan ayırmadığı koşullarda, hayatın olağan bir parçası olarak yaşandığı toplumları anlamak ancak doğayı tanımakla olanaklıdır.
Doğanın tanımını atomun çekirdeğinden, evrenin sonsuzluğuna kadar uzanan bir düşünce ile yapmak, doğa korumanın konularını kavramak, doğanın yalnızca yeryüzüne hapsedilmediği, nesneler kadar, tüm nesneler arasındaki ilişkileri de kapsadığı doğa kültürü ilişkilerin, biyo-coğrafyanın, iklimin, hava, su ve toprağın, ekosistemin ve biyolojik çeşitliliğin anlamlarını öğrenmekle olanaklıdır.
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 30.09.2018
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 02.10.2018
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 127 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Kış Mevsiminde Belen Kayalıkları Sarıçınar Dağı Orman Krallığı Antalya

Kış Mevsiminde Belen Kayalıkları Sarıçınar Dağı Orman Krallığı Antalya Kış Mevsiminde Belen Kayalıkları Sarıçınar Dağı Orman Krallığı Antalya

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |