http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Suluada Doğa Sistemi Akdeniz'de Türkiye Maldivleri Antalya - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Suluada Doğa Sistemi Akdeniz'de Türkiye Maldivleri Antalya

Suluada Doğa Sistemi Akdeniz'de Türkiye Maldivleri Antalya

Tarih 31 Ağustos 2018, 08:45 Editör Mehmet SÖKMEN

Suluada Doğa Sistemi Akdeniz'de Türkiye Maldivleri Antalya

ISBN: 978-605-88104-0-2
Suluada Doğa Sistemi Akdeniz’de Türkiye Maldivleri Antalya  
Kuzey ve Kuzey Doğu çevresi Markiz Dağlarından Gelidonya fenerine dek muhteşem biyoçeşitlilik ve jeolojik sistemlere ev sahipliği yapan ana karanın 2 mil açıklarından denizden tekne yolculuğu ile Suluada’ya doğru bizimle birlikte yolculuğa çıkın. Doğa Krallığında Anakarada yeşilin renklerine, Akdeniz mavisinin tüm tonlarının mevsimsel renklerine tanık olun. Doğa Ananın gücünü görün!
Bu belgesel filmimizde Türkiye Antalya bölümü Suluada’nın muhteşem doğa sanatında derin sonsuzluğun etkilerini ve insanlığın geleceğindeki yerini irdeliyoruz. Bizimle beraber çıkacağınız yolculukta Doğa Ananın en büyük sanatçı ve doktor olduğunu anlayacak, doğaya yakın yaşamanın ömrü nasıl uzattığını keşfedeceksiniz.



Türkiye’nin Maldivleri olarak tanımlanabilen Antalya Adrasan yakınlarındaki Suluada, sahadaki en nadide adalardan biridir. Suluada kumsalları Maldivlerde gördüğümüz tropikal ada kumsalları gibi bembeyaz kumları olan ve harika turkuaz renkte denizi olan sahilleridir. Adrasan’a uzaklığı 5 – 6 mil kadardır. Adrasan’dan adaya sadece tekne ile ulaşılabilmektedir, ana karaya en yakın yerdeki mesafe 1,5 mil kadardır.
Suluada ismini üzerinden çıkan tatlı su kaynağından almaktadır.
 Su rahat içilebilecek lezzettedir. Su kaynağının olduğu kuzey tarafı, yaz aylarında günlük tur tekneleri ve balık avı meraklıları tarafından sıkça ziyaret edilir. Su, her mevsim debisi düşmeden akar ve çok serindir. Yaz aylarında serinlemek ve buz gibi su içmek isteyenlerin uğrak yeridir.
Suluada sahası, çocuk sağlığının en üst düzeyde korunabildiği yegane alandır, burada anakaranın dağ ve orman esintisi bol oksijen üretim merkezidir. Çocuğunuzun sağlıklı büyümesini, kanserden ve diğer hastalıklardan korunması için bağışıklık sistemlerinin güçlü olmasını istiyorsanız her mevsim burada günü birlik yolculuğa çıkın. Hem eğlenin, hem de Kudretli Doğa Ananın evrimsel ritüellerine tanık olun.
Suluada yaşlı coğrafik olarak olumsuz jeolojik koşullar içermesi, sismik açıdan aktif deprem kuşakları içerisinde yer alması, olumsuz meteorolojik koşullar etkisi altında büyük ölçekte kaya ve zemin heyelanları ile sel ve doğal afet riskleri içermektedir. Bu doğa olayı sahil sahasında insanlar için risk barındırmaz.
 Ayrıca adanın morfolojik özelliklerine bağlı olarak yüksek dik oranlı alanlar ve yamaç eğimlerinin yüksek olması nedeniyle bu olumsuz jeolojik, morfolojik, topoğrafik ve meteorolojik koşullarına bağlı olarak gelişen aktif kaya ve zemin heyelanları sürekli gelişebilmektedir. Belki de uzun dönemde bu muhteşem ada yok olacaktır.
 Suluada’nın muhteşem doğa sanatında turkuaz mavisinin beyaz renk kumsallarında yüzün, anakaranın Markiz Dağlarını ve Adrasan’dan Gelidonya Fenerine dek ormanlarla kaplı dağ silsilesinin muhteşem yeşil panoramasını seyredin ve yaşama hayalinizi gerçekleştirmenin tam zamanıdır. Burada sağlık, mavi ve yeşil ilişkisinin gerçek gizemlerini öğrenin!
Mavi ve Yeşilliği bol sahada yaşayan kadınların ölüm riskinin mavi-yeşil alanı en az alanlarda yaşayan kadınlara göre %18 daha azdır. Doğaya yakın veya içinde yaşayan kadınlarda solunum sebepli ölümcül hastalıklar %25 ve kanser ise %10 daha azdır. Suluada birçok oyuk, kovuk, mağaraya ev sahipliği yapar. Açık deniz tarafında, küçük tekne ile adanın diğer tarafına geçilebilecek bir delik vardır. Bu delik, yüz yıllarca süren bir süreç içinde oluşan büyük bir mağara oluşumunun, çökmesi neticesinde oluşmuştur.
Buradaki doğanın nimetlerinden yararlanan kadınlar hava kirliliği, aşırı sıcak ve çevre kirliliği gibi sorunlara daha fazla uzak olup hormon sistemi daha düzgün çalışır. Oysa mavi-yeşil alanlar insanların fiziksel ve sosyal aktivitelerini çok daha fazla teşvik ediyor. Stres oranları oldukça düşük oluyor.
Buradan anakarayı seyretmek ve zamanla ağaçlar arasında yaşamak depresyon oranlarını düşürmesinin yanı sıra zihinsel sağlığı da artırıyor. İşte Suluada! Eksik yaşamın tamamlanma ve yenilenme merkezi! Günlük tur teknelerinin ve diğer teknelerin uğradığı iki güzel, kum sahiline gelin ve kendinizi, çocuğunuzu, daha ötesi neslinizin sağlam genlerini burada yenileyin doğallaştırın. Özellikle, ana kara ile boğaz yaptığı yerdeki ufak kumsal, beyaz dokusuyla çok güzel olan sahada doğanın keyfini yaşayın.
Anakaradaki yeşilin oksijen üretim alanından Suluada’ya pompalanan oksijen; Akdeniz’in turkuaz mavisi beyaz kumsallarında moral oranlarını en yüksek seviyede tutmaya fazlasıyla yeter. Burada Doğanın zihinsel sağlığa etkileri saymakla bitmez. Çocuklarınızın doğa bilincinin geliştirilmesi ve sağlıklı gelişimi için mutlaka hafta sonlarınızı doğanın bu huzur noktalarında geçirmeniz gerekiyor. 
Doğa belgeselleri çekimcisi olarak hep doğanın aşkına diyoruz! Doğa bizim için çocuk yaşımızdan beri gerçek okul olmuştur. Suluada muhteşem bir Doğa Okuludur! Haydi hepimiz neden bu doğa okuluna gitmiyoruz ki? Doğa okuluna düzenli gittiğimizde Doğa Ananın düşündüğünü, yazdığını, çizdiğini göreceğiz ve anlayacağız.
Adrasan’dan uzaklığı, deniz yoluyla yaklaşık 11 km. olan Suluada, oluşumundan buyana, içilecek lezzette buz gibi bir su çıktığı için, Suluada olarak tanımlanır. Adrasan’dan Suluada’ya bakıldığında, denize doğru sırt üstü uzanmış bir adamın bütün yüzü hatlarını ada yüzeyinde görmek mümkündür. Suluada tüm dalış ve dalış tüplerine yasak sahadır.
Doğa Ananın olağan üstü güzellikteki peyzaj gücü karşısında oturup düşünmek gerekmektedir! Sonrasında bu düşüncelerini kâğıtlara düşen mürekkep lekeleri ile değil, dağlardan denizlere savrulan nehirlere, milyarlarca canlının ahenk içindeki yaşamına, atomun çekirdeğine ve evrenin sonsuzluğuna kazındığını öğreneceğiz. Doğa Okulunda hepimiz doğanın öğrencileri olduğunun bilincine varacak ve içselleştirmiş olarak Kudretli Doğa Ana aşkına diyeceğiz!
Suluada da farklı gelişen heyelan tipleri mevcuttur; kütle hareketleri meydana geldiği jeolojik formasyonun cinsi, yapısal özellikleri, fay, çatlak, şistozite, tabakalanma, ayrışma-dayanım ve yeraltı suyu gibi birçok etkenlerin etkisi altında farklı geometrik yapıdaki düzlemsel, dairesel, karışıktır. Farklı hızlarda ise; çok hızlı, hızlı, yavaş, krip gibi ve farklı yayılım özelliğinde gelişebilir.
Doğa Okulu bünyesinde nice sınıflar yaratmıştır; Deniz Okulu neden olmasın ki? İşte baksanıza; Suluada’yı çevreleyen Akdeniz’in muhteşem sanatına! Türkuaz mavi ve anakara yeşilinin binbir rengi ile karşınızda nasıl da heybetli duruyor? Yaz ve kış! Burada dağlardan Akdeniz’e; kökten dallara yürüyen suyun izini sürecek, damlaların peşinden giderek Akdeniz’in gökyüzü, Suluada’da yarattığı beyaz kumsallarının sonatını izleyeceksiniz.
Suluada havzasında kaya sistemlerinin dalgalarla, rüzgârlarla ve yağmurla ve iklimsel etkilerle olan ilişkisi yaşamın özünün büyülü görsel sanatı su muhteşem peyzajlar yaratıyor. Su sürekli döngüler içindedir, akarsular ile yeryüzünün damarlarıdır, denizler ile dünyanın yaşam kaynağıdır.  Vücudumuzdaki kan ile suyun döngüsü arasındaki bağları anlamak için doğaya çıkmak ve doğa sanatının dersini almak elzemdir. Doğa Ana bize, su gibi düşünmeyi ve hareket etmeyi öğretecek.
Suluada sahasına çıktığımızda suyun deniz haliyle yeryüzünde yaşamın kaynağı olduğunu anlamak fazla zor olmayacaktır. Anakarada dağlara yağan kar tanelerinden, nehirlere, damarlarımıza, bir yaprağa, dağlardan ağaçlara kadar suyun aktığı tüm yapıların şeklinin aynı olduğunu doğaya çıktığınızda fark edeceksiniz. Artık Deniz ve Su Okulunda gerekli dersleri almış demeksiniz. İlk gününde bile pek çok gözlem ve deney yaparak, oyun oynayarak, suyun çizdiği şekilleri tanıma olanağı bulacaksınız.
Suluada bölgesinde Doğa Ananın sanatının gücüne mutlaka tanık olacaksınız. Sözcükler yetersizleşecek, yerine doğanın içindeki pek çok başka iletişim dilini kullanarak kaya sistemlerinden oluşan ve ana kara ile muhteşem uyumu uzun ama keyifli bir güzergah üzerinde yol alabileceksiniz.
 Burada düşme tipli heyelan sık yaşanmaktadır, ada jeolojik formasyonu buna çok uygundur; kaya düşmesi, moloz düşmesi ve toprak düşmesi şeklinde görülüyor. Sahadaki jeolojik birimin cinsi, tabakalanma ve şistozite özellikleri, ayrışma, dayanım, süreksizlik özellikleri çatlak ara uzaklıkları, çatlak açıklıkları, çatlak yüzey özellikleri, pürüzlülük, çatlak dolgu özellikleri ve çatlak yüzeylerindeki ayrışmaları çok barizdir.
 Bağlı olarak, bloklaşmış jeolojik yapıda yamaç molozu türündeki malzeme yüksek topoğrafik eğim koşullarında, topuk oyulmaları, az donma ve çok çözülme etkilerine bağlı olarak ada kütlesi hidrostatik basınç etkisiyle kendi ağırlığı ile direk düşme, kopma şeklinde eğimin düştüğü düzlemlerde hareketin sonlandığı kayma türleri sıkça tekrarlar.
Suluada sahasında iken seyrettiğiniz anakarada yeşilin sanatının eşliğinde kıyılara vuran dalgaların sesini sadece dinleyerek ve susarak anlayacak, onun yolunu keşfedeceksiniz. Doğa ve Deniz Okulunun dershanesinden ayrılırken bile yol boyunca gördüklerinizin tartışacak, birbirinizin gözlemlerini paylaşma becerisine ulaşacaksınız.
Suluada’da devrilme tipi heyelan da yaşanır; Kaya formasyonlarının yapısal özelliklerine ve devrilme olan yamaç eğimine bağlı olarak gelişmesi durumunda kaya düşmesi, eğimin yüksek olduğu yamaçlarda jeolojik
birimin cinsine göre yamaç molozu veya toprak, zemin olma durumuna göre ise moloz devrilmesi veya toprak devrilmesi olarak adlandırılsa da toprak yok denecek kadar azdır.
Suluada sahilleri doğasında eğlenirken muhteşem ada sistemi ve anakara manzaraları sizi büyüleyecek ve sizlere Doğada Düşünme Günü dersi adı altında Suyun Kültüründe beyaz kumsalları ve farklı coğrafi bilgileri aşılayacak. Binlerce yıllık tarihi içinde insan türünün suyun kodlarını nasıl okuduğunu, onun dilini nasıl içselleştirip çözdüğünü ve suyun günlük yaşamı nasıl beslediğini konuşacak düzeye geleceksiniz.
Ada kütlesi genel olarak jeolojik formasyon kaya tipidir. Bu birimin yapısal özellikleri çatlak, tabaka ve şistozite özelliği, konumu ve yamaç düzlemi ile verdiği geometrik konuma göre kinematik olarak tanımlanabilen kayma şeklidir. Bu yapısal özelliklere bağlı olarak yapısal özelliğin ekseninden dönme, devrilme şeklinde bir yenilme gerçekleşmektedir.
İşte tüm bunların ardından bugünün insanı nasıl olup da suyun yolundan ayrıldığını, onun dilini anlamaz olduğunu ve kendisini sudan kopardığını anlamaya çalışacak kendinizi sorgulayacaksınız. Suyun akan ve denizel halinin görsel sanatına rağmen insanın nasıl olup da duyarsızlaşmayı becerdiği ve Su boşa akar diyebilen bir kültür oluşturabildiğini de anlayacak ve kendinize gelmeye çalışacaksınız. Nihayetinde, bu tehlikenin farkına vararak canlı yaşamının suya bağlı olduğu gerçeğini de sudan öğrenerek nasıl yeniden onarabileceğinizi düşüneceksiniz.
 Toprak özelliğine yakınlaşan molozlaşma ve toprak devrilmesi son derece azdır. Birimin kohezyonu ve yamaç eğimi daha etkin parametre olup yeraltı karstik sistem suyu, çökelme hızı, geometrisi, az donma-çözülme gibi etkiler de hareketin gerçekleşmesinde önemli etkenlerdir.
 Ada kapsamında Kaymalar genel olarak dikey yarım dairesel kaymalar ve ötelenmeli düzlemsel kaymalar şeklinde olabiliyor. Ayrıca dönel kaymalar ile bloklaşmış kaya formasyonlarda tek dairesel kayma, moloz biriminde çoklu dairesel kayma veya zeminleşmiş birimlerde ardışık dairesel kaymalarda görülmektedir.
 Ötelenmeli düzlemsel kaymalar; daha ziyade büyük kaya kütlesinde farklı olarak Sulu Ada kaya formasyonunda süreksizlik düzlemleri konumu ve kesişimlerinin kayma yönü yüzeyle yaptığı arakesit oluşturma özelliğine bağlı olarak düzlemsel kayma ve kama tipi kayma biçimindedir.
Hani hep diyoruz ya! Doğanın iletişim dilinin Matematik olduğu bağlamında dağa değil, dağ olmaya gidiyoruz! Belgesel çekimlerimizde Dağ ve Deniz Okulunda Suluada saha havzasında Markiz dağ silsilesi 23 km. lik uzunluğa sahiptir. Dünyanın doğal sınırları dağların doğasında denizin engin mavisinin derinliklerinde bizimle birlikte eşsiz doğanın yaratımlarına tanık olacak, anakaranın dağlarındaki doğa kültürünü anlamaya çalışacağız.
Kuvvetli ve dik yamaç eğimi hakim olan ada yapısında jeolojik birimin cinsine ve tane dağılımına bağlı olarak yamaç molozu bulunur. Saha yayılmaları genel olarak parçalı kaya, moren ve moloz birimlerinde moloz akması şeklinde görülür. Düzlemsel bir taban mevcudiyeti yoktur.
Sulu Ada heyelan formasyonlarında toprak akması bulunmuyor.
 Adanın güney ve doğu taraflarında büyüleyici egzotik sahili vardır. Özellikle doğu tarafındaki sahilin beyaz kum ve çakıllı yapısı çok güzel bir hava yaratmaktadır. Beyaz kum ve çakıllardan yansıyan ışıklı ortam çok güzel video ve fotoğraflar çekilmesine vesile olmaktadır. Buranın büyülü ortamı insanı içine çekiyor, Maldivler’in beyaz kumlu ortamı bile Sulu Ada kumsalı karşısında sönük kalıyor. 
Suluada sahasına gelmekle doğayı ve dağcılığı ne kadar tanıdığımızı, gizemlerini ne ölçüde çözümleyebildiğimizi sorgulayabileceğiz. O halde Doğa Korumaya Giriş Yamaklık Okulunda ilk eğitimi burada farkına varmadan almışız demektir. Yamaklık Okulunda sahaya çıkmakla Doğanın döngülerini, parçası olduğumuz yerkürenin milyarlarca yıl içerisindeki değişimini öğreniyor olacağız.
 Arzu eden herkes Adrasan’a gelerek Suluadanın bu olağan üstü ortamında denize girip, buz gibi suyundan içerek serinleyebilir, dileyen balık avı turlarına katılarak Adrasan’da büyük balık avı yaparak adrenalin patlamasını yaşayabilir.
Doğanın korunmasına gerek olmayan bir dünya üzerine yaşama kültürü henüz oluşmadığına göre; Doğa Korumaya Giriş Yamaklık Okulunda daha çok şeyler öğrenmeye ihtiyacımız var. İşte tanımladığımız Doğa Yamaklık Okulunda, Suluada doğasına çıkarak doğa nimetlerini keşfetmek ve uygun yararlanmayı öğrenmek demektir.
 Suluada’nın en üst tepeleri genel olarak zeytin ağaçlarıyla kaplı yüzeye sahiptir. Orta kısım yağmur, rüzgar ve dalgaların etkisiyle topraktan arınıp, sadece kaya kısmı kalmış keskin bir görünüme sahiptir. Adada bir kaç keçi yaşamaktadır.
Suluada sahasında doğa gezisi, geçmiş zamanlarda ve şu anda doğanın korunmasına gerek duymayan ve yaşam süren insan toplulukları izini görmek olasıdır. Doğayı korumanın insanın kendini diğer varlıklardan ayırmadığı koşullarda, hayatın olağan bir parçası olarak yaşandığı toplumları anlamak ancak doğayı tanımakla olanaklıdır.
Genel topografyası, engebeli kayalıklar üzerinde, denizden 30-100 m’ye kadar yükselen bir antik travertenden oluşan muhteşem seyir sahası olmasından dolayı eşsizdir. Topografya eğimi çok dik ve keskindir. Suluda, tüm Akdeniz’de başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz güzellikte, gizem dolu bakir ve sakin bir doğa sahasıdır.
Doğanın tanımını atomun çekirdeğinden, evrenin sonsuzluğuna kadar uzanan bir düşünce ile yapmak, doğa korumanın konularını kavramak, doğanın yalnızca yeryüzüne hapsedilmediği, nesneler kadar, tüm nesneler arasındaki ilişkileri de kapsadığı doğa kültürü ilişkilerin, biyo-coğrafyanın, iklimin, hava, su ve toprağın, ekosistemin ve biyolojik çeşitliliğin anlamlarını öğrenmekle olanaklıdır. Bu bağlamda Adrasan ile Gelidonya Burnu arasında kıyıdan yaklaşık 1,5-2 kilometre uzaklıktaki bu küçük ada, Antik çağda “Krambusa” adı ile anılıyordu.
 Üzerinde yerleşim alanı yok. Ada da çıkan tatlı su kaynağından, çağlar boyunca denizciler için önemli bir su kaynağı olmuş. Soğuk suyunun şifalı olduğuna inanılıyor. Bir rivayete göre bu sudan içenlerin böbrek taşları dökülüyormuş. Doğanın aşkı Suluada havzasında bir başkadır. Farklı mevsimlerde buraya gelin önce yalnızlığınızı kabullenin, sonra aşkı yaşayın! Aşk Derslerini Suluada’da alın!
 Ada çevresinde çok sayıda sualtı mağarası var. Kuşlar ve deniz canlıları için çok önemli bir yaşam alanı. Güney ve kuzeyinde iki kumsalı var. Her iki kumsal da, çoğunlukla beyaz çakıl taşlarından oluşuyor. Aralardaki siyah çakıl taşları kumsalı, Türkiye’nin diğer kumsallarından benzersiz kılıyor. Modern insan hiç olmadığı kadar defolu durumda iken; bu yüzyılda, modern hayatın içinde yaşıyor. Nevrotik ve dengesiz olmaması artık tam bir mucize! Herkes biraz deli, herkes belli bir seviyede ruh hastasıdır. İşte Suluada havzasında anakara ile doğa bunun en iyi ilacıdır.
 Adanın önündeki deniz akvaryum gibi pırıl pırıl. Dipteki irili ufaklı balıkları saymak mümkündür. Sulu Ada’ya Adrasan’dan tur tekneleri ile gidebilirsiniz. 8 ile 50 kişi arasında yolcu taşıyan tekneler kişi başı uygun fiyattadır. Kalabalık bir aile iseniz ve tur tekneleri rakamlarını pahalı bulursanız daha hesaplı olan balıkçı teknelerinden birini kiralayabilirsiniz.
Doğaya çıkın ve doğaya teşekkür edin, zihin ve bedeniniz dingin olacak, daha sağlıklı bir ilişkinin temellerini atabileceksiniz. Doğa Ana birbirinizi tanıma evresinde size sağlıklı karar vermenizi sağlayacaktır. Huysuz, deli, ruh hastası taraflarınızı aylarca halının altına süpürdüğünüz sorunlarınızı saklamanın faydasının olmayacağını doğa size öğretecek.
 Adrasanlı balıkçıların oldukça misafirperver ve gözü tok olduğunu söyleyebiliriz. Bir balıkçı teknesi ile tüm gün boyunca, sadece Sulu Ada’yı değil, civardaki başka koyları da duruma göre 150-200 TL’ye gezebilirsiniz. Doğa harikası Sulu Ada’ya yolunuz düşerse lütfen bulduğunuz gibi bırakmaya özen gösterin ve eşsiz güzellikteki çakıl taşlarından hatıra olarak bile olsa almayın.
Sevgilinizle istediğiniz kadar aynı görüşe, zevklere, ilkelere sahip olun; şiddetli ölçüde bir uyumsuzluğun her zaman baş göstermesi olasıdır, işte Suluada sahasında doğaya çıkmak tüm bu sorunlara ve dertlere deva olacaktır, çünkü zihin yorgunluğunuz gidecek ve sağlıklı düşünme fırsatı bulacaksınız.
Doğa Ana tuhaf ikilemlerin en iyi çözüm merkezidir. Yalnızlığı kabullenmek, barışmadan başlanılan sakat doğan sancılı geçen her ilişkinin mutlu sona ulaştırılma anahtarıdır. Burası neden Suluada olmasın? Adanın Kuzey Yüzü muhteşem görünümlüdür; Adaya uzaktan baktığınızda denize sırt üstü uzanmış bir insanın suyun üstünde kalan yüz hatlarının tamamını görebilirsiniz.
Doğa Ana modern aşk fikrini destekleyerek, birini sevmekten çok birine hayranlık duymakla güçlü bir şekilde ilintili bağ geliştirir. Birinin zihnine veya fiziğine hayranlık duymaya başlayan aşkın doğumuna yardımcı olur. Suluada’da Doğu tarafından batıya doğru adayı süzdüğümüzde, önce alın, kocaman bir göz, delikleri belli olan bir burun, kaytan bıyıklı dudak üstü, ufak bir ağız, kalın bir alt dudak ve kocaman bir çene rahatça seçilir. Adadan su çıkmıyor olsaydı, bu haliyle adaya Yüz Adası ismi rahatça verilebilirdi.
 Suluada doğasına çıkan ve doğayı sevmeye başlayan insan, her geçen gün daha zeki, cesur ve güzel olmaya başlar. İnsan doğası; hayatı boyunca sürekli hayranlık duyacak, yörüngesinde dolanacak bir ışık aradığında o ışığı kendisini yaratan doğanın kalbinde bulacak.
Suluada’da birçok gizli saklı ve gizemli doğal güzellikler ve oluşumlar vardır. Kaya oluşumları, suyun zaman içinde aşındırmasıyla oluşmuş jeositlerdir. Macera tutkunlarını değişik duygular içine sürüklerken, yazın sıcaktan bunalanlar için serinleme mekânları da olmaktadır. Bu yerler, egzotik bir havuzda yüzmeyi sevenler için bulunmaz ortamlardır.
Suluada ve anakara doğası ilham vericidir, aşka aşık olanları yaratır. 
İnsan için aşkı yaşamak dünyanın en güzel duygusu. İnsanlar hayatları boyu gerçek aşkı arıyor. Kimisi buluyor, kimisi bulamadan göçüp gidiyor bu dünyadan. Bulanlar çok şanslı. Aşkla başlayan bir birliktelik sevgiye dönüşmüşse eğer, o ilişki sonsuza dek sürebilir, tabi ki doğanın bilincine varmışsa!
Suluada bölümünde Doğanın sonsuz yaratıcılığında kimi zaman mor bir kızıllık olur aşk, azıcık maviden çalarak boyar ufku, her gün doğumunda ve batımında biraz da yeşilden. Zaman zaman sevgiliyi ıslatan beyaz bir yağmur ve yüzüne çarpan serin bir rüzgâr olur doğa ananın bağrından koparak. Ancak, mavi ve yeşil el ele vererek her daim doğanın aşkını anlatır, toprağın derin bağrından ağacın zirvesine kadar!
Ada genel olarak çok kayalık. 100 m lik bir rakımlı sarp bir konik tepesi var. Kıyılarında Akdeniz Foklarına ve Orfozlara yuva olan çok sayıda sualtı mağaraları barındırıyor. Yine ada su kuşları için çok önemli bir yaşam alanı. 2 adet eşsiz ve korunması gereken doğa sistemli kumsalı anlatılmaz güzelliktedir. Ada, muhtemelen Türkiye'nin en güzel adasıdır. Bu filmimizi izlerken Sedir adasından Maldivlerden bile güzeldir diyebileceksiniz.  
Suluada doğasında sınırsız aşkların denizden mavi ve anakaranın yeşil tutkusu vardır. Bu iki renk varsa doğa vardır, aşk o zaman katıksız ve güçlüdür. İşte bu sebeple olsa gerek insanoğlu, dünyaya ilk ayak bastığı günden itibaren iki rengin huzur noktasının dünyamızdaki izdüşümü olduğunu düşünmüştür.
Yer şekillerinin oluşmaya başladığı zamandan beri var olan Suluada, yakın zamana kadar sadece balıkçıların bildiği, barındığı bir mekandı. Ancak günümüzde, turizmciler tarafından da keşfedilen bu güzellik, otel ve tatil köyü dışında, sakin bir yerde sere serpe güneşlenip, denizden yararlanmak isteyenlerin önemli bir uğrak yeri konumuna gelmiştir.
Yeşil ve mavi; bu renklerin birleştiği her yer, insanoğlu tarafından hayatın güzelliğinin doyasıya yaşanıldığı yerler olarak kabul edilmiştir.
Yağmurlar başlangıçları, başlangıçlar yeni yaşamları getirdi. Mavi ile yeşilin uyumu mükemmel ve huzur vericidir. Suluada’nın nadide jeolojik mirası, Antalya ile Finike Körfezi'ni ayıran Yardımcı Burnu'nun doğusunda yer alıyor. Adeta balık cenneti olan Suluada'nın koyları Adrasanlı denizcilerin özel koruması altında.
İnsanların yeşil ve maviye verdiği anlam, kuşkusuz doğa kelimesinin en güzel karşılığının bu iki renk ile anlamını bulması ile sonuçlanmıştır. Yeşil ve mavi doğanın ana rengidir. Bu iki güçlü rengin bir araya gelmesi huzur ve güven uyandırır. Suluada’da bunlar fazlasıyla mevcut! Yaz aylarında getirdikleri turistler sayesinde geçimlerini sağlayan Adrasanlı tekne sahipleri, ekmek teknesi gözüyle baktıkları Suluada'nın kirlenmemesi için büyük çaba harcıyorlar.
Suluada; Doğaya anlam veren renklerin merkez noktasıdır. Anakarada yeşil, güzel ormanların ve tabiatın simgesi olarak kabul edilirken, mavi ise burada Akdeniz’in türkuaz rengini ve engin ihtişamını, kimi zaman da ucu bucağı görünmeyen gökyüzünün büyüleyici rengini temsil etmiştir. Antalyalı yatçılar da bu doğa güzelliğine özel bir ilgi gösteriyorlar. Adanın açığına demirledikten sonra yüzerek adaya çıkan yatçılar, denizin ortasındaki pınardan aldıkları suyu Antalya'ya taşıyorlar.
 Finike-Kemer arası kıyı şeridi, sahip olduğu batıklar dışında gemilerin konaklamasını ve su ihtiyaçlarını giderebilmelerini sağlayan önemli durakları da barındırmaktadır. Suluada bunlardan bir tanesidir. Daha önceki yıllarda tespit edilen bu demirleme noktasının, 2011 yılında kuzey cephesi ile anakara arasında yapılan araştırma dalışlarında, farklı yüzyıllara tarihlenen toplam 27 adet çapa tespit edilmiştir. Bölgede daha fazla çapa olduğu, yöredeki balıkçılar tarafından belirtilmektedir.
Suluada doğası sahasında yeşil ve mavinin bir araya gelerek birbirinden eşsiz ve güzel fotoğraf karelerinin meydana geldiği az sayıdaki gizemi hala devam eden saklı doğa sistemlerinin bir bölümüdür. Kumluk zemin ile kayalık zeminin birleştiği noktalarda yer alan çapalar genellikle kayaların arasına sıkışmış durumdadır. 15-35 m. arası derinliklerde yer alan çapalar, İ.Ö. 14. yy.’a tarihli taş çapalardan, İ.S. 18. yy.’a tarihli kalyon çapalarına kadar oldukça geniş bir zaman dilimi içine tarihlenmektedir.
 Bazı çapaların boyu 4 m.’ye kadar ulaşmaktadır. Adından da anlaşılacağı üzere Sulu Ada, geçmişte bölgede seyahat eden gemilerin su ihtiyaçlarını karşılamak üzere konakladıkları bir yerdir. Gemiler genellikle adanın kuzey cephesine demirlemişlerdir. Ancak zeminin kayalık yapısı nedeniyle birçok gemi çapasını kurtaramamış ve bırakmak zorunda kalmıştır.
 Bu sahanın neredeyse her köşesinin mavi ve yeşilin tüm güzel renkleri bir araya gelerek oluşturduğu doğal güzelliklerle göz kamaştırdığını söylemek yanlış olmaz. Ne var ki, çevre kirliliği sahada bu iki sevgiliyi de birbirinden ayırıyor. Yeşil tükeniyor, mavi kirleniyor. Yaklaşık 1 saatlik yolculuk sonrası, Suluada'nın güney tarafındaki küçük beyaz çakıl taşlarından oluşan camgöbeği renkli plaja kamp kurmak muhteşemdir. Gün içinde 3-4 teknenin yanaştığı bu plajda, kendinizi doğanın natürel dokusu içinde buluyorsunuz.
Şnorkel ve gözlükle deniz dibine dalıp merakınızı gideriyor, tekneden sahile, sahilden tekneye defalarca yüzüp temiz havanın etkisiyle iştahınızın açıldığını görüyorsunuz. Sahildeki kumluk bölgelerde kızgın kum kürüne girme imkanı da var. Büyük sorun olan kalkınma adına yapılan yanlışlar ve en önemlisi de yakalandığımız tüketim hastalığı bizi sadece doğadan koparmakla kalmıyor, onu pervasızca da yok ediyor.
 Plajdan demir alıp Suluada'nın soluna paralel ilerleyen tekneler, adanın su seviyesinde kayıkların geçebileceği bir tünele geliyorlar. Doğanın bu şaşırtıcı sürprizi, denizin kaya ile ilişkisini gözler önüne seriyor. Denizin durgun zamanında adanın arka yüzüne yanaşanlar, suyun kaynağına ulaşıyor ve kaynağın çevresindeki kayalıklara isimlerini yazmayı ihmal etmiyorlar.
Kendimizi o kadar üstün görüyor, bir o kadar da doğanın dışında kabul ediyoruz ki, ne yaparsak yapalım kaybetmeyiz sanıyoruz. Buna karşın bu hızla devam edersek çocuklarımızın maviyi göremeyeceğini ve yeşile hasret kalacağını ise göremiyoruz. Giderek her yer kirleniyor, yeşil yerini gri betona bırakıyor, denizin mavisi ise siyahta boğuluyor! Suluada, Antalya traverten formasyonunun bir parçasıdır.
Plio-kuaterner zamanına aittir. 50-150 m. kotları arasında alt plato içinde yer alır. Bu plato seviyelerine geçiş 100-150 m.lik bir diklikle olmaktadır. 40-50 metre yüksekliğinde yalıyar ve çökme karışımı halinde Akdeniz’de sonlanır. Ana alt yüzey ise deniz seviyesi altındadır.
Bazen üzülüyoruz, bazen ağlıyoruz, çoğu zamansa konuşuyoruz ama yine de yeşili ve maviyi tüketmekten kendimizi alamıyoruz. Oysa doğa, yeşil ve mavisi ile bir aşktır aslında! Ama anlaşılan o ki, biz bunu ya bilmiyoruz, ya da çoktan unuttuk! Suluada burada bize bu dersi veriyor.
Suluada üzerinde çeşitli karstik şekiller gelişmiştir. Görünen ve su altında muhteşem güzellikteki mağaralarda, görsel açıdan ilgi çekici oluşumları vardır. Ada traverteni, soğuk suların oluşturduğu travertenler tipidir, bol gözenekli ve boşlukludur. Ayrıca bitki gövde ve yapraklarına ait izler ve kalıplar ihtiva eder. Bu tip travertenler, tufa ya da kalker tüfü olarak anılır.
 Suluada traverten kütlesi nadir bulunan doğal güzellik olması sebebiyle korunması gerekmektedir. Kayalıklar çeşitli renkler içerir. Renkler, suların fiziko-kimyasal özellikleri ile ilişkili bir husustur. Kırmızı renk demir, sarı renk kükürt beyaz veya gri renk ise kalsiyum iyonundan ileri gelmektedir. Ada kütlesi travertenleri, aragonit ve kalsit mineralinden meydana gelen bir kayaçtır, aynı zamanda karstik bir birikim şeklidir.
Aşkın tanrıçası Afrodit’in adasında doğanın değerini bilmiyoruz, doğayı katletmekle aşkı önemsizleştirdiğimizin de farkında olamıyoruz. Sonu uçurum bir yolda ilerlediğimizi bile bile rant hırsına yenik düşerek yeşilin ve mavinin de değerini bilmiyor ve küçümsüyoruz.
Aşkın noktası Suluada, batı toroslarda Antalya Körfezi batısında bulunan alanlarda Beydağları otonktonu ile Antalya napları yüzeylenen sahadadır. Beydağları otonktonu, Üst kretase ve Üst Lütesiyen-Priabonibiyen yaşlı neritik kireç taşlarından oluşan Beydağları ve Susuzdağ formasyonlarını kapsar. Bölgede, Antalya naplarına ait Tekirova ofiyolit napı bulunur.
Gelecek nesillerin bizden alacaklı olduğunu hep unutuyor, sadece kendimizi düşünüp günübirlik yaşıyoruz. Doğa Ananın geçmişten bize devredilen ödünç olduğunun da farkına varmak işimize gelmiyor. Ama bu belgeselimizle bu farkındalığı yarattığımız kanısındayız.
Suluada kütlesi, yarı konglomera, kireçtaşı, kumlu kireçtaşı bant ve mercekli, yersel olarak volkanit ara düzeylidir. Kum taşları bazen bitki yığışımlı olup kuvars, kuvarsit, karbonat ve volkanit elemanlıdır. Silt ve kil taşları görünür biçimde yapraklanmış ve şeyl görünümü almıştır.
 Doğadan uzaklaşan ve doğanın bir parçası olduğunu unutan insan, doğadaki yer altı yer üstü bütün zenginlikleri yalnız kendi çıkarları uğruna kullanmaya, kullanırken de yıkıp yok etmeye başladı. Bu dünyayı paylaştığımız öteki canlıları da! Dileriz ki Suluada bunlardan biri olmasın.
Yamaç molozları Sulu Ada da güçlü bir şekilde bulunur, yamaçtan eteklere sürekli aktif ve kayar haldedir. Bu bağlamda ada da yamaçlara ve tepelere tırmanmak olanaksızdır. Kaya yapısı yaşlı ve gevşektir. Yumuşak ve hızlı ufalanma gösterir. Teknik tırmanışlar için bile neredeyse uygun değildir.
 Kaya sistemleri, yer yer tutturulmuş, yer yer ise gevşektir. Genel olarak bitki artığı, kil, kum, çakıl, kaya bloklu gibi malzemelerden oluşmaktadır. Çakıl taneleri taşınma uzaklığı yakın olduğundan genelde köşelidir.
 Adrasan beldesine çok yakın oluşu, gerek coğrafi, gerekse sismo tektonik konumu itibariyle büyük depremlerin merkez üstü olmasa da  Ancak, kuzeyinde yer alan Akdeniz’in aktif fay zonlarından biri olduğu bilinen Burdur Fay zonu, kuzeybatısında yer alan Gölhisar-Çameli fay zonunun ile Akdeniz içerisinde meydana gelebilecek olası depremlerin etkisi altında kalacağı ve etkilenebileceği tahmin edilmektedir.
 Antalya ili Kumluca ilçesi Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet işleri Genel müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesi tarafından 1. derece deprem bölgesi olarak belirlenen saha kapsamındadır. Bu bağlamda Çocuğa doğa sevgisi aşılamak en önemli öncelik olmalıdır. Her sevgi küçük yaşta başlar. Doğanın ve çevrenin korunması çocukken kazanılan doğa sevgisi ile mümkündür. Çocuğumuza doğa sevgisini etrafımızı saran beton yığınlarından uzaklaşarak ve doğanın içinde zaman geçirerek kazandırabiliriz.
Çocuğumuzun doğrudan deneyim kazanmasını sağlamalı, toprağa ve çiçeklere dokunmasına izin vermelisiniz. Büyük şehirde yaşamayı bir engel olarak görmemeli ve çocuğumuzu düzenli olarak parklara veya doğal alanlara, Suluada gibi nadide alanlara götürmelisiniz.
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 12.08.2018
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 12.08.2018
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 282 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Çankırı Tuz Mağarası - Jeolojisi Tarihi Ve Turizm

Çankırı Tuz Mağarası - Jeolojisi Tarihi Ve Turizm Çankırı Tuz Mağarası - Jeolojisi Tarihi Ve Turizm Bu belgesel filmimizle bizimle Tuz madeninin derin ve gizemli yo...

Patara Sahilleri Kumul Ve Kayalıkları - Patara Gölü - Kaş

Patara Sahilleri Kumul Ve Kayalıkları - Patara Gölü - Kaş Patara Sahilleri Kumul Ve Kayalıkları - Patara Gölü - Kaş

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |