http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Sinni Suyu Deresi Floristik Doğa Ve Jeolojik Sistemleri Gebiz - Serik Antalya - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Sinni Suyu Deresi Floristik Doğa Ve Jeolojik Sistemleri Gebiz - Serik Antalya

Sinni Suyu Deresi Floristik Doğa Ve Jeolojik Sistemleri Gebiz - Serik Antalya

Tarih 21 Ağustos 2018, 08:38 Editör Mehmet SÖKMEN

Sinni Suyu Deresi Floristik Doğa Ve Jeolojik Sistemleri Gebiz - Serik Antalya

ISBN 978-605-88104-0-2
Sinni Suyu Deresi Floristik Doğa Ve Jeolojik Sistemleri Gebiz - Serik Antalya 
Bu belgeselde bizimle birlikte Türkiye Doğası Krallığında üçüncü derecedeki zorluk parkuruna sahip Bozburun Dağının eşsiz panoramasındaki Haskızılören Mahallesindeki Kanyon özellikli Sinni Suyu Deresinin muhteşem jeolojik oluşumları ile floristik sistemlerinin benzersiz güzelliklerini tanımaya çıkın.
Yaz aylarının bunaltıcı sıcakları Antalya coğrafyasında çok daha ağır hissedilir! Doğa Ana bunu telafi için çok sayıda serinletici saklı güzellikler de sunar. Antalya coğrafyasına oldukça cömert davranan Doğa Krallığı muhteşem bitki örtüsü ve akarsuları canlıların yaşamına sunmuştur. Sinni Suyu deresi serinletmenin doğal sahasıdır. Yaz aylarında su içinde yürümenin ve doğal şelale kazanlarında yüzmenin keyfi muhteşem olmalıdır. 



9.4 Km. lik parkurumuzda su içinde yürümeye başlarken ayaklarımız serinlemeye başlıyor. Muhteşem güzellikteki kayalık sistemler ve yem yeşil orman örtüsünün sessizliğini bozan Ağustos böceklerinin sazları kulaklara benzersiz nağmelerini gönderiyor.
Bozburun Dağının eteklerindeki Sinni Suyu jeolojik oluşumlarının bulunduğu bölgede yüksek boylu bitkiler; Çınar, Kızılçam, Karaca Ağaç, Meşe ve Ardıçlar bulunuyor. Sahada Akdeniz Bölgesinin tipik bitki örtüsü Makilerde geniş yer kaplar. Parkurda üç farklı kaynaktan çıkan içilebilir su bulunmaktadır.
Sinni Suyu Kanyon özellikli deresi yaklaşık olarak 20,4 Km dir. Bu farklı özelliklere sahip sahada tamamen su içinde yürünmekte ve yan geçişlerle de zamandan kazanılabilir. Bu zorlu parkurda üçten fazla çok soğuk, temiz ve içilebilir kaynak suları yaz kış akmaya devam ediyor. Ancak 45-60 dereceyi bulan dere içi yaz sıcaklarında tedbirsiz yürümek veya geçmek son derece risklidir. Dere suyu yukarı mevkilerinde alabalık çiftliklerinin atıkları ile kirlendiğinden kesinlikle içilebilir değildir.
Büyük ölçüde dere vejetasyonu özellikli sahada mevsime bağlı olarak genellikle sarı kantaron veya binbirdelikotu, kanotu, kılıçotu, koyunkıran, kuzukıran, mayasılotu ve yaraotu gibi yöresel adlarla bilinen türleri bulunmaktadır.
Yöre halkı tarafından doğadan toplanan ve satışı yapılan Dağ Çayı toprak üstü kısımları, dere vejetasyonu 10 m rakımda çiçeklenme döneminde toplanır. Aynı zamanda toplanan bitkiler kurutulduktan sonra uçucu yağ hidro distilasyon yöntemi ile elde edilmektedir. Tıbbi Aromatik bitkiler açısından Sinni Suyu Dere sahası Antalya bölgesinin korunması elzem ender yerlerinden biridir. Oysa bunlar göz ardı edilerek sahadaki mermer ocakları tarafından katledilmektedir.
Doğadan toplanan ve kültüre alınan Dağ Çaylarının, uçucu yağ oranları yaklaşık %0.30 dur. Sahada doğal yetişen Ballıbabagiller, çoğunlukla güzel kokulu, bir ya da çok yıllık, otsular, nadiren çalılar veya ağaçları kapsayan bir çiçekli bitkiler familyasıdır. Bu önemli familya dünyada yaklaşık 224 cins ve 5.600 tür ile temsil edilmekte olup, en yoğun bulunduğu Sinni Suyu Deresi vejetasyonu bölgesi ve Akdeniz havzasıdır. 
Türkiye ve bu saha, Ballıbabagiller familyası için önemli gen merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Familyaya ait bitkilerin çoğu tıbbi ve aromatik özellikte olup, insanlarda çeşitli fizyolojik etkilere sahip olmaları nedeniyle eski çağlardan beri halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda ilaç, gıda, parfümeri ve kozmetik endüstrilerinde de kullanılmaktadırlar.
Ballıbabagiller familyasındaki bilinen bitki türlerinden bazıları; kekik, yayla kekiği, ada çayı, nane ve dağ çayı’dır. Ballıbabagiller familyasında bulunan bitkilerin çoğu endemiktir. Ülkemizde ticareti yapılan ve yaygın olarak kullanılan Dağ Çayı cinsi familyada yer alan önemli cinslerden biridir. Tek yıllık, çok yıllık ve çalı formlarını bünyesinde barındıran bu bitki Ballıbabagiller cinsi, Akdeniz bölgesinde geniş bir yayılma alanına sahiptir.
Türkiye florası üzerine yapılan son çalışmalarla tür sayısı 47’ye çıkmıştır. Dağ Çayı cinsine ait türlerin %78’i endemiktir. Dağ Çayı, Antalya civarında özellikle Sinni Suyu sahasında yetişir. Türkiye için endemik bir türdür. Halk arasında “Dağ Çayı” olarak isimlendirilir. Aromatik bitkinin cinsinin endemizim oranının yüksek oluşu gen merkezlerinin Anadolu ve çevresinde olduğunun bir göstergesidir.
Dağ Çayı türleri tıbbi olarak, tonik, gaz söktürücü, iltihaplanmayı engelleyici, teskin edici veya kas gevşetici, idrar söktürücü, sindirimi kolaylaştırıcı ve soğuk algınlığını tedavi edici olarak kullanılır. Pek çok Dağ Çayı türünün kurutulmuş çiçekleri Balkan ülkelerinde popüler içecek olarak kullanılmaktadır.
Sinni Suyu Kanyon özellikli saha başta olmak üzere Türkiye’de bulunan tıbbi ve aromatik bitkilerin büyük bir kısmı doğal olarak yetişmekte olup, çok az kısmı kültüre alınmıştır. Üretimleri diğer kültür bitkilerine oranla daha dar alanlarda yapılmaktadır.
Tıbbi ve aromatik bitkilerdeki etken maddelerin sentetik yolla elde edilenlere göre etkilerinin çok yönlü olması, tıbbi ve aromatik bitkilerin ilaç sanayi yanında, meşrubat, parfüm ve kozmetik endüstrisi gibi alanlarda kullanılması ve insanların sentetikler yerine doğal ürünlere yönelmesi tıbbi bitki tüketimi hızlandırmış, bunun sonucunda da üretim zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
Günümüzde Dağ Çayı familyasına ait bitkilerin birçoğunun çeşitli ülkelerde yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ülkemizde de bu familya içerisinde yer alan türlerin bazılarının kültürü yapılmaktadır. Kültürü yapılan Dağ Çayı cinsleri 3-5 ton civarında, doğadan toplananlar ise 1 ton civarında olmak üzere yıllık toplam 6 ton civarında Dağ Çayı hem iç piyasada kullanılmakta hem de ihraç edilmektedir. Fizyolojik etkileri ve ekonomik nedenlerden dolayı alt türlerinin de Antalya yöresinde kültürü yapılmaktadır. 
Sahada orman alanında, çoğunlukla odun veren ağaç ve çalı taksonları biyolojik ve silvikültürel özellikleri mevcuttur. Üst tabakanın yanında, alt flora denilen otsu ve odunsu bitkilerle, çiçeksiz bitkilerden oluşan bitki topluluklarının da biyolojik ve özellikle fitososyolojik özellikleri henüz bilinmemektedir.
Sinni deresinde doğa ana sürekli değişim içindedir. Mevsimsel yağışlar ve etkenlerle jeolojik değişim süreklidir. Şelale oluşumları yıllara göre meydana gelir veya yok olur. Geçiş yaptığımız sahada üç yerde eğim kırığı ve seller neticesinde büyük blok kayaların yığılması ile yan geçiş veya ip kullanma zorunluluğu doğmuştur.
Bozburun Dağı ve çevresinde yükseltiye bağlı olarak değişen vejetasyon tiplerinden maki, garig, tarla, dere, kaya ve çayır vejetasyonu gibi 62 adet örnek bulunmaktadır. Ayrıca 6 değişik vejetasyon tipi ve ağaç türü tepe kapalılığı bakımından ayrılık gösteren 15 değişik ana meşcere tipine ait bitki toplulukları bulunuyor.
Sahada orman parçaları çoğunlukla heterojen bir yapı gösterir. Oysa, silvikültürel tekniğin uygulanması ile orman amenajmanı bakımından ormanın bölmelere ayrılmasında, sahayı ekolojik bakımından oldukça homojen sayılabilecek ünitelere ayırmak gerekmektedir.
Botaniğin bir kolu olan fito sosyolojideki gelişmeler, homojen sahaların ayrımında büyük kolaylıklar sağlar. Böylece, ekolojik faktörlerin etüdü yerine, yetişme ortamı şartlarının sentetik bir ifadesi olarak bakılan Bitki Topluluklarının etüdü kullanılır.
Saha doğal yapısının ve iklim koşullarının çok değişken olması sonucu, son derece zengin ve toplumsal yapısı çok farklı vejetasyon tipleri oluşmuştur. Bu nedenle yapılacak floristik çalışmalar kuşkusuz güç olup, uzun yılları içerir.
Bununla beraber, birbirinden belirgin farklarla ayrılan çeşitli orman bölgelerinde pilot sahalar seçilerek, bu alanlar üzerinde floristik çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmalardan alınacak sonuçlar, iklim koşulları ve ağaç türlerine göre benzer orman alanlarında uygulanabilir.
Bozburun Dağı ve çevresi uygun iklim koşulları sonucu, flora yönünden Türkiye’nin en zengin kesimlerinin birisinin odağında bulunmaktadır. Bozburun Dağı ve çevresi Akdeniz ve İran-Turan flora bölgesine geçiş bölgesinde bulunmakta ve bu özellik takson çeşitliliğini arttırmaktadır.
Sahada mermer ocakları doğanın bu eşsiz tıbbi laboratuarına zarar vermektedir. Ayrıca yöredeki alabalık çiftliklerindeki ölü balıkların yarattığı kirlilikte göz ardı edilmemelidir. Konaklama yeri olarak halk tarafından henüz tam kullanılmadığından, olumsuz etkileri fazla görülmemektedir. Bu nedenle, ormanın bu günkü bitki örtüsünün saptanması, gelecekteki olası flora değişimlerine bir karşılaştırma olanağı sağlayabilecektir. Bu belgesel kayıtlar da buna yardımcı olacaktır.
Sinni Suyu Sahası ve Bozburun Dağı ormanlarını kuşatan çalı formasyonu ile bu ormanın ağaç türü ve taç kapalılığı bakımından fark gösteren ana meşcere tiplerinde floristik kompozisyonu ve flora bakımından bu tipler arasındaki belirgin farkları bulunmaktadır.
Saha alanında ve yakın çevresinde araziyi oluşturan formasyonlar oldukça değişik yayılım alanları ve litolojik özellikler gösterirler. Yörede Paleozoik, Mesozoik, Tersier ve Kuaterner'e ait formasyonları vardır.
Bölge alanı Orojenezinin değişik safhalarından etkilenmiş; kırıklı ve ekaylı bir yapı kazanmıştır. Bunun sonucu olarak da, saha alanı ve yakın çevresinde yer alan değişik formasyonlar, birbiri üzerine sürüklenmiş, daha sonra epirojenik stildeki genç tektonik hareketlerle arazi alanı kırıklı bir görünüm almıştır.
Sinni Suyu deresinde bol miktarda doğal alabalık popülasyonu bulunmaktadır. Ayrıca yukarı kısmında balık çiftliklerinden kaçan veya bırakılan balıklar oldukça fazladır.
Saha alanındaki toprakların tamamına yakını başkalaşım yani metamorfik, sedimenter denilen Tortul ve ofiolitik nitelikteki malzeme olarak tanımlanan kütlelerin değişik şekillerde parçalanması sonucunda oluşmuşlardır.
Saha alanında altı büyük toprak grubu yer almaktadır. Bunlar: kırmızı kahverengi akdeniz toprakları, kırmızı Akdeniz toprakları, kahverengi orman toprakları, kolüviyal topraklar, alüviyal topraklar, regosollerdir.
Sinni Deresi alanı olan Bozburun Dağı ve çevresi bütünüyle Akdeniz coğrafi bölgesinin sınırları içerisinde yer almakla beraber saha alanının tamamının tipik Akdeniz ikliminin tesiri altında olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira ayrıntılı meteorolojik veriler dikkate alındığında özellikle uzun yıllar verileri değerlendirildiğinde bu farklılıklar daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu farklılıkların ortaya çıkmasında birçok etken etkili olmakla beraber özellikle rölyef ve coğrafi enlem esas unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Saha alanında yıllık ortalama sıcaklık değerleri deniz seviyesine yaklaştıkça artmakta, kıyıdan iç kesimlere doğru gidildikçe bu değerler düşmektedir. Bu sonucun en önemli faktörü yükselti ve enlemdir. Saha alanının güneyi ile kuzeyi arasında kalan kesimde yağış değerleri ve yağış çeşitleri açısından da önemli farklılıklar ortaya çıkmaktadır.
Sinni sahası mikroklima alanlar bakımından zengindir. Sahada kıyıya yakın bölümler alçak plato ve ovalık sahaları nemlidir ve denizel tesirlere açıktır. Aynı zamanda yaz mevsiminde kuraklığın fazla olduğu bir iklim karakterindedir. Buna karşın kıyıdan uzakta ve iç kesimlerdeki alanların iklim karakterleri ise genel olarak yarı nemli, kuraklığın yaz mevsiminde orta derecede denizel tesirlere yakın bir özelliktedir.
Saha alanında yükselti basamaklarına göre değişen maki, garig, tarla, dere, kaya, çayır ve orman vejetasyonlarından oluşan 7 adet değişik vejetasyon tipi bulunuyor. Saha alanında Kermes Meşesi makisi 150-860 m.’ler arasında yayılış göstermektedir. Bu makiyi oluşturan türler daimi yeşil veya yaprağını döken ağaç ve çalılardır.
Sinni Deresi sahası tam bir Dere Vejetasyonudur. Bu akarsu çok sayıda tali kolun birleşmesinden meydana geldiğinden, saha alanı dere vejetasyonu bakımından oldukça zengindir. Bu vejetasyonu oluşturan türler daimi yeşil ve yaprağını döken çalılar ve ağaçlardır.
Bu vejetasyonun ağaç ve çalı katında bulunan türler; Doğu Çınarı, Anadolu Sığla Ağacı, Doğu Kızılağacı, Zakkum, Hayıt, Mersin, Duman Ağacı, Keçi Boynuzudur. Bu vejetasyonun ot katında bulunan türleri ise; Filago otu, Su Çoban Değneği, Kazayağı, Geniş Haçotu, Sütlengeç, Dağ Camış Otu, Koru Güveleği, Balık sazı, Akasma, At Kuyruğu bulunuyor.
Sinni Deresi sahası Kaya Vejetasyonu yönünden olağan üstü güzellikler sunar. Saha alanında bu vejetasyon tipi, 560-2050 m.’ler arasında bulunur. Bu vejetasyonu oluşturan türler genellikle lokal endemik türleri karakterize eder. Bu vejetasyon tipi, konglomera kayaları ve kireçtaşı kayaları üzerinde yoğunlaşmıştır. Yer yer eğim kırıklarına da rastlanır.
Bu vejetasyonun konglomera kayaları üzerindeki bulunan türleri mevsime göre; Sütlüce, Mayasıl Otu, Çöl İlacı, Yayla Yavşanı, Ballıca, Bodur Sinekkapan, Çan Çiçeği, Beşparmak Otu, Kızılcık Otu, Akkantaron, Yozkötürüm. Çıbanotu, Ölmezçiçek, Kıvrık Eğrelti, Dam Koruğu. Yastıkçık, Akkaside, Bodur Gül yetişmektedir. Bu vejetasyonun kireçtaşı kayaları üzerindeki bulunan türleri ise; Kunduzotu, Göbekbağı bitkisidir.
Saha Orman Vejetasyonu yönünden çeşitlilik gösterir. Saf meşcere tiplerinde floristik bileşim saf Kızılçamlardır. Meşceresinde floristik bileşim tip meşcereler 160-1100 m.’ler arasında yayılış göstermektedir. Saha alanında saf, boylu ve iyi kapalılıktaki Kızılçam meşcereleri derin topraklarda yetişmektedir.
Çap ve boy bakımından en yüksek değere ise 600-800 m.’ler arasında ulaşmaktadır. Bu meşcerenin çalı katında bulunan türler; Geniş Yapraklı Akçakesme, Sandal, Duman Ağacı, Kermes Meşesi, Mersin, Tüylü Ladendir.
Saha alanında bu tip meşcereler 1250-1360 m.’ler arasında yayılış göstermektedir. Bölge saf meşcereleri Bozburun Dağı konglomerası, Çandır’ın doğusu kireçtaşı ve Aktümsek Tepe kireçtaşının batıya bakan yamaçlarında yoğun olarak bulunmaktadır. Bu meşcerenin ağaç ve çalı katında bulunan türler; Boylu Ardıç, Dulbdala yayılışı vardır.
Akdeniz vejetasyon kuşağında yer alan saha alanında güneyden kuzeye gidildikçe yükselti artmakta ve yükseltiye bağlı olarak da vejetasyonu oluşturan bitki toplulukları değişiklikler göstermektedir.
Sinni alanında 180-460 m.yükselti basamakları arası, küçük düz alanlardan veya büyük tepelerden oluşur. Bu yükselti basamağın bitki örtüsü daimi yeşil maki elemanları ve daimi yeşil ağaçlardır.
Saha alanında 300-1100m. yükselti basamağının dominant bitki türü taksonları bulunur. Çap ve boy bakımından en yüksek saf orman meşcereleri 600-750 m.’ler arasında yer alan Pınargözü mevkiinde bulunmaktadır.
Sinni alanında, bu yükselti basmağı Aksu çayı vadisinin her iki tarafında, Bozburun Dağı’nın güney ve güneybatıya bakan yamaçlarında ve Ayrılmamış Yenice Boğazı dere Formasyonu, Aksu Formasyonu ve Çandır Formasyonu üzerinde yer almaktadır.
Saha alanında orman toplumlarına, Bozburun Dağı’nda, Erenler Tepesi’nde, Akçalı Tepe’de, Aktümsek Tepe’de, Kocaalilerde ve özellikle Aksu formasyonunda Yuvarlak, köşeli konglomera, bazen kiltaşı, silttaşı ve marn rastlanılmaktadır.
Saha alanında çayır vejetasyonu 1100-1900 m. yükselti basamakları arasında bulunur. Bu basamakta, konglomera ve kireçtaşı kayalıkları arasındaki genellikle küçük ve bazen büyük toprak parçalarının kar sularını emmesiyle çayır vejetasyonları oluşur. Alanda bu vejetasyona yüksek dağlık alanlarda, Aksu çayı vadisinin kuzeydoğusunda bulunan Çobanisa polyesinde ve batısında bulunan Kocaaliler polyesinde rastlanılmaktadır.
Sinni alanında kaya vejetasyonu 560-2050 m. yükselti basamakları arasında bulunur. Araştırma alanında konglomera ve kireçtaşı kayalıkları oldukça geniş bir yayılışa sahiptir. Bu kayaçların üzerindeki bitki taksonları genelde lokal endemik türleri içerir.
Sinni Deresi alanının ana akarsuyu yılboyu akış özelliği gösterir. Bu akarsuyu besleyen çok sayıda tali dereler vardır. Bu derelerin büyük bir kısmı yazın akış özelliğini yitirmekte ve buralarda kuru dere yatakları oluşmaktadır. Bundan dolayı saha alanında dere vejetasyonunu, sürekli akış özelliği gösteren dere vejetasyonu ve mevsimsel akış gösteren dere vejetasyonu tipindedir.
Bu vejetasyonu oluşturan bitkiler yaprağını döken ağaçlar ve topluluk birimlerinde ise topluluğu oluşturan otsu ve odunsu türler, bunların örtüş dereceleri yetişme ortamı özellikleri, kısaca ekolojik, sosyolojik verilerin tamamı belirlenmektedir.
Haskızılören, Antalya ilinin Serik ilçesine bağlı bir köydür. Pınargözün de “Pınargözü  Alabalık Restaurant” vardır. Turistlerin ve halkın çok ilgi gösterdiği bir yerdir. “Pınargözü  Alabalık Restaurant” Toros dağlara bakan görünümüyle daha da bi keyif verici oluyor. Özellikle yaz aylarında turistlerden çok ilgi görüyor. 
İlçede Akdeniz iklimi hâkimdir. Yazlar kurak ve sıcak, kıslar ılık ve yağışlı geçer. Bu iklimin sonucu olarak doğal bitki örtüsü de makilerdir. Bölgenin en önemli akarsuları, Köprüçayı ve Aksu çayıdır.
---------------------------------------------
Kamera : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak Sökmen
Çekim Tarihi : 02.08.2018
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 07.08.2018
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 212 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Kış Mevsiminde Belen Kayalıkları Sarıçınar Dağı Orman Krallığı Antalya

Kış Mevsiminde Belen Kayalıkları Sarıçınar Dağı Orman Krallığı Antalya Kış Mevsiminde Belen Kayalıkları Sarıçınar Dağı Orman Krallığı Antalya

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |