http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Yarbaşçandır Kanyonu 3. Etap Sahasında Doğa Mimarlığının Peyzajı Antalya - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Yarbaşçandır Kanyonu 3. Etap Sahasında Doğa Mimarlığının Peyzajı Antalya

Yarbaşçandır Kanyonu 3. Etap Sahasında Doğa Mimarlığının Peyzajı Antalya

Tarih 09 Temmuz 2018, 21:24 Editör Mehmet SÖKMEN

Yarbaşçandır Kanyonu 3. Etap Sahasında Doğa Mimarlığının Peyzajı Antalya

ISBN 978-605-88104-0-2
Yarbaşçandır Kanyonu 3. Etap Sahasında Doğa Mimarlığının Peyzajı Antalya
Bir Doğa mimarisi peyzajının desenlerinin sanatı buradadır. Bu filmimizde bizimle beraber; Geçmiş bin yıllarda Büyük kedi krallığının hüküm sürdüğü Yarbaşçandır Kanyonu 3. Etap Sahasında muhteşem güzellikteki Doğa Ananın renk ve yansıma sanatının kalbine götürüyoruz, sizi.
Mayıs ayında burada Doğa Ananın uyanış zamanıdır. Toroslar Beydağları Milli Parkıdır burası. Sulak sahasında çınarların güneşle dansı yeşilin parlak renkleri demektir. Doğa Ananın tüm renklerinin kaynağıdır burası. Çavlanların çağıltıları, kuşların ötüşleri, börtü böceğin kanatlanıp şahlanmasının merkezidir burası.



Öğrenmek isteyenler doğaya seyahat etmelidir diyoruz, doğanın en büyük mimar olduğunu görecekler. Ağaçların ve kayalıkların sulardaki yansısıyla, sayısız renk cümbüşü! Heyyy Doğa Ana; Sen ne endamlar yaratıyorsun, nelere kadirsin mırıldanmasının tam zamanıdır?
Doğanın bağrına yolculuk etmek, önemli bir ayrıcalık olsa gerek. Önce söyleyecek söz bulamazsanız da, sonra da iyi bir hikâye anlatıcısına dönüştüğünüzü fark edip; Doğa Ananın muhteşem güzellikteki oluşumlarının farklı ışık koşullarında en güzel yansımalı seremonilerine tanık olmanız mümkün. 
Yarbaçşandır vadiler sahasına gelen her insan; Kudretli Doğanın olağan üstü peyzajı karşısında hayal alemine yolculuğa çıkar ve bir hayali bulduğu zaman, işte öleceksem burada öleyim diyerek iç geçirirken;  Suyun, endemik çeşitliliğini, yeşilin, çiçeğin ve börtü böceğin renk kattığı ortamda temiz havanın ve her türlü sorundan uzak yaşayabileceği bir mekan hayalleri süslemeye çoktan başlamış bile! Tüm bunları kim istemez ki? Sizde doğaya çıkın; Mutlaka sevdiğiniz bir yer bulacaksınız.
Doğa Ananın Mayıs Ayındaki, hiçbir yaşama nasip olmayan, olağan üstü cömertliğini, burada yaşayan insanlara sunmuştur. Su kaynakları etrafında ve tüm sahada, Torosların endamlı güzelliği, burayı özene bezene süslemiş; tüm güzelliğini buraya vermiştir.
Çam, çınar ve diğer ağaçların renginden türkuaz maviye dek bütün renk tonlarında ve yansımalarında ne ararsanız var olan Yarbaçşandır  sahasında bir zamanlar vaşak Kedi Krallığı hüküm sürüyordu. O zaman buraya bir yolculuk sizi kendinize geri getirecek.
Güneşle dans eden akarsu çavlan köpüğü, farklı bakı konumlarında çok değişik doğal efektler sunar. Yani fotoğrafa veya videoya efekt eklemeye gerek yok. Hatta hatta buralara gezmeye çıkınca doğanın gücü karşısında şapka kaldırılır ve insan alçakgönüllü olmayı bir daha düşünme fırsatı bulur. Dünyada aslında ne kadar da küçük bir yer kapladığımızı görmüş oluruz.
Kanyon su kaynağı, Yarbaşçandır su kaynağının tam 3. çıkış yerinden başladık. Yarbaşçandır su kaynağının debisi; Kış mevsiminde, dağlara yağan kar miktarı, mevsim yağmurlarına göre değişkenlik gösterir.
 Kırık, sarp ve engebeli topoğrafik yapının, görkemli bir güzelliğe sahip Bey dağlarının Bereket Dağları bölümünde, Yarbaşçandır su kaynakları toplamda dört noktadan oluşan gözlerden çıkar.
2. bölüm su çıkış noktaları, çok kuvvetli çıkış gözleri, yerden olmak üzere, dağ yamacının vadi tabanı ile sonlandığı noktadan başlar. Endemik ekosistem türlerinin yoğunlukta olduğu, muhteşem güzellikteki bu saklı doğa köşesinde, çınar ağaçları, diğer makiler boy gösterir.
Üst kırık kısımda çamların seremonisi bütünlüğünde, ormanda şakıyan kuşlar ve ağustos böceklerinin nağmeleri haziran ayından itibaren en güçlü zamanı olur. Su gözleri çıkış noktaları, hızlı bir eğim göstererek bazen derin bir vadi de kanyon halini alır, bazen de vadi geniş tabanında çay halinde akar. Bu kanyon Çandır Çayıdır.
 Gökyüzü, çınar ağaçları ve çamların arkasına gizlenmiş, çınar ağaçlarının yaprakları ve dalları altında, yer yer sarp ve derin kanyon sahasında yol almak ve tüm doğa güzellikleri seyre dalarak yürümek günün nasıl geçtiğini bile size fark ettirmez, bir bakarsınız ki akşam olmuş, Doğa Ana size ayrılmanın zamanıdır der.
Vadi sularında yürürken, görselliği ile göz dolduran, suyun hücresel moleküler yapıya dönüşme anını kaydetmeden geçemiyoruz. Bu sahada, 1000-1400 m arasındaki yükseklerde, sedir ve karaçam çoğunluğu teşkil eder. Sedir, bölgede yayılış ve yaşayışın uygun seviyesine erişmiş bulunmaktadır.
Boyu, şekli ve kerestelik evsafı sebebiyle bölgede büyük önem taşır. 180 cm. göğüs çapında ve 1000 yaşında olanlarına rastlamak mümkündür. Karaçam, 1000 m den itibaren kızılçamlarla birlikte, 1400 m de ise yalnız olarak yayılım gösterir. Karaçam ve sedir bazı hallerde, ardıç ormanları arasında dağınık olarak 2100 m yüksekliğe kadar çıkabilir.
Sahada, yüksek boylu çınar ağaçlarının parlak yeşil ışıltılı doğasındaki bir alt basamağını ve Yarbaşçandır emektar su değirmenine su taşıyan doğal kanalı da kayda alıp yolumuza devam ediyoruz.
 Yarbaşçandır kanyon sahasının üst kıyı kesimlerinin tümünde muhteşem doğa ve meyve bahçelerini görmek süper bir ayarcılıktır. Devasa büyüklükteki, kayaların dibinden geçen çarşaklar farklı doğa ekosistemlerine sahiptir.
Kanyon sahası yamaçları, bir çok meyve çeşidinin bulunduğu bahçelerde, üzüm, şeftali, erik, aromalı elma, ceviz ve kiraz ağaçları yetişir.
Bahçelerin devamından biraz daha aşağı kesimlerde 500 yıllık dev boyutlu çınar ağaçlarının kalın gövdesine sarmaş dolaş olmuş, olağan üstü güzellikteki sarmaşıklar ağacın neredeyse tamamını kaplamış, ağaç diplerinde yerlerde bile geniş alana yayılmış, yem yeşil halı görünümünde doyumsuz bir panaroma sunuyor.
 Yarbaşçandır kanyonunun ana özelliği, çok kısa aralıklarla farklı yüksekliklerde muhteşem panoramalı şelalelere sahip olmasıdır. Bunun nedeni ise, kanyon başlangıcının yüksek rakım kırıkları olmasıdır. Sarp ve dik kayalıkların aşınımı sonucu kendisine yol bulan çavlanların çağıltıları, muhteşem doğa güzelliği ve heybetli görünümü ile bir başkadır.
 Orman içindeki ötücü kuş ve böceklerin nağmeli sesleri ile suların çağıldayan gürültüsü eşliğinde bir kaç basamaktan oluşan ve görsel güzelliği ile ihtişamlı çok sayıda çavlan ve şelalelerden geçerek doğanın güzelliklerini kayda alıyoruz.
Sandal ve çınar ağaçları arasındaki vadide, otsu zakkum familyası ve yaz mevsimi floral sisteminin baş döndürücü parfüm kokularında, dev kayalıklar arasında bilinmeyen saklı bir doğa cennetidir.
 Sandal ve çınar ağaçları, kekik, nane, biberiye, dulavrat otları, dağ nergisleri ve daha nice endemik bitkilerin yayılma alanında doğal parfüm kokuları ortamında su içi yürüyüşümüz, farklı bakış açılarında olağan üstü güzellikte panoramalar sunuyor.
Yarbaşçandır Kanyonu, yüksek rakımdan hızla aşağıya inerek Hacısekiler Kanyonu devamı olan Çıtdibi Kanyonu ile birleşir. Son derece gizemli ve muhteşem doğa sistemleri ile insanı büyülüyor. Şelalelerin yanı sıra Sandal ağaçları, çınar ağaçları, kekik, nane, biberiye, dulavrat otları, dağ nergisleri ve daha nice endemik bitkilerin yayılma alanıdır. Kısmi sedirler, sarıçam, fıstık çamı, eğrelti otları, yabanıl kukui seyrek te olsa, ayrı bir faunal sistem vardır.
 Sürüngenlerden yılanlar, kertenkele türleri, çok sayıda büyük kelebek türleri, sincap ve domuz bu sahanın önemli sakinleridir. Yaz mevsiminde dağ nergisleri bulunmamaktadır.
 Derin Vadi sularında ilerlerken, Yarbaşçandır Kanyonu ardışık ve çok kısa aralıklarla sahip olduğu her şelalesindeki muhteşem doğa güzellikleri insanı büyülüyor. Hiç bilinmeyen bu doğa sahalarını görüntüleme, çok kolay olmadı. Ulaşımı olmayan bu nadide doğa köşelerine, ancak riskli yürüyüşle mümkün olmaktadır.
El değmemiş kanyon vadisi sahasından geçerken; Doğa ana bize kendisini hissettiriyor, beni tahrip etmeyin yormayın diyor. Dolaysıyla, insan; doğada varlık bulan ve yaşamını sürdürebilmesi için de, zorunlu olarak doğayla ilişki içinde olmak durumunda olan bir canlıdır.
Bu ilişki, parçası olduğu doğa içinde kendi gereksinimlerini karşılamaya dönük bir çabadır. Her şeyden önce, O, ekosistemin bir parçasıdır ve diğer canlılarla birlikte aynı besin zincirinin bir halkasını oluşturmaktadır. İnsan öncelikle bu değerleri çok iyi korumalıdır.
Her insanin bir hayali vardır ve bulduğu zaman işte der; öleceksem burada öleyim diyebileceği ender güzellikler burada saklıdır. Suyun, çeşitli endemik çiçeğin, yeşilin, temiz havanın ve her türlü sorundan uzak yaşayabileceğin bir mekan. Sizde doğaya çıkın, muhakkak sevdiğiniz bir yer bulacaksınız.
Kanyon alanının büyük bir alanı mezozoik formasyonu ile kaplıdır. Bu formasyon kalker marn-filiş serpantinden oluşmuştur. Kanyon vadisi boyunca ve kenarlarında kuzeye doğru uzanan formasyon miosendir. Bu yapı deniz kökenli miosen kalkeri, marn, siltli kil, kumtaşı ve konglamera sedimentlerini de kapsar.
 Yarbaşçandır Kanyonu ve su kaynakları çıkışından itibaren, yarbaşçandır ve Çıtdibi Kanyonu vadisi boyunca Hacısekiler yönünden denize doğru ilerler. Su kaynakları çıkışından itibaren oluşan doğal vadide muhteşem derecede endemik ve doğal ekosistemler iç içe geçmiş, kuvvetli faunal ve floral sistem vardır.
Suyun beslediği her yaşta çınarlar ve zakkumlar göz dolduruyor. Güneş ışıkları kanyonun tabanını daha yeni renklendirmeye başlamış, çınar ve çam yaprakları, gelen dikey ışıklarla yeşilin tonlarında harmonilerle suyun rengini de yeşilin muhteşem kombinasyonlu yansımalarını sunuyor.
Kanyon tabanında akan sular, muhteşem yansımalarla suyun makro canlılığı konusunda bir fikir vermektedir. El değmemiş bu alanların korunumu hepimizin görevi olmalıdır.
 Yarbaşçandır Kanyonu doğasında, şelalelerin yanı sıra, küçük ve uzun gölcükler de kanyon sahasında yer alan berrak ve içilebilir su kaynaklarıdır. Burada vadi sistemi kayda değer muhteşem güzellikte doğa özelliklerine sahiptir.
Sabah güneşi sulara yansımış, koyu yeşil rengindeki gölcük suları, hemen kıyıdaki minik çınarların siluetlerini yansıtmış, muhteşem görselliğini, yükselen kaya duvarları ve bu duvarlarda hayat bulan farklı ağaç türleri ile yeni aydınlanmış çınarların gölcüklere yansıması olağan üstü görsel zenginlik sunuyor.
Gölge ve ışık muhteşem dans ediyor. Gölcükleri besleyen sular sabah aydınlığında binbir derde deva niteliğinde görsel şölenle insanın ruhunu okşuyor, stres attırıyor.
Doğanın katledildiği HES sahasına doğru, suda yürüyüşle, öğle sonu güneşinde doğanın muhteşem renkleri bulutların gölgeleyen ferahlatıcı etkisi ile Doğanın tüm renk tonları aynı anda akan suya farklı renkler vererek bazen koyu sarı bazen gri ve koyu yeşil yapıyor. Su içindeki kayalar öğle ışık durumuna göre renklerini değiştiriyor.
 Harika manzaralar eşliğinde doğanın keşfi; yeni bir dil konuşmak, yeni bir dünyanın ve kültürün kapılarını açmak gibi bir şey olmalıdır, doğa ana muhteşem kompozisyonlarını sunarken; Su, doğayla ve doğanın bir parçası olarak, ışık ne verdiyse onu içine almış ve gözlerimize yansıtıyor.
 Yarbaşçandır Kanyonu ve çevre sahasında, ormanların ekolojik yapısı çeşitlilik gösterir. Kızılçam türü, en çok yer kaplayan türüdür. Biyolojik çeşitlilik bakımından, son derece önemli olan ve Akdeniz‘in tipik bitki örtüsü şekli olarak bilinen maki bitki örtüsü alanları da Kızılçam ormanlarına yakın bir değere sahiptir.
 Yarbaşçandır Kanyonunda ve çevre sahasında, Kermes Meşesi, Sandal, Mazı Meşesi, Akça Kesme, Defne, Keçi Boynuzu, Zeytin, Zakkum gibi türlerin ağırlıkta olduğu maki bitki örtüsü deniz seviyesinden başlayarak 700-800 m yükseltilere kadar kanyon ve çevresi olan Antalya yamaçlarını süslerken, pek çok yaban hayatına da ev sahipliği yapar.
 Kanyon yüksek rakımlarında mevsime göre; Kardelen, Sarı Kokulu, Yoğurt Çiçeği, Arap Sümbülü, Akyıldız, Ters Lale gibi geofitlerden oluşan bir cennetle karşılaşmak mümkündür. bazı yerlerde bulunan Domuz Turpu orman açıklarını süsleyen hoş bir bitki olduğu kadar endemik bir türdür.
 Yarbaşçandır Kanyonu havzasındaki miosenlerin üzeri, yer yer travertenlerle örtülüdür. Kanyon akarsu ve nehir kaynaklarında vadi içlerinde genç kuaterner formasyonu bulunur. Bu yapı konglomera sild, kil, çakıl depozitlerinden ibarettir.  
Yarbaşçandır Kanyonu, kuarterner, alüvasyon koglomera ve travertenden oluşmuştur. Genel arazi yapısı kırık sarp ve engebelidir. Topoğrafik yapının ve iklim verilerinin kısa aralıklarda değişiklik göstermesinin doğal sonucu olarak kanyon sahası biyolojik çeşitlilik bakımından oldukça zengindir.
 Doğa’nın bağrını yarmış ve hem yüzlerce metrelik jeolojik yapısını hem de el değmemiş biyolojik yapısını görme olanağı sunan tertemiz suların tadını çıkarmak eşsiz bir keyiftir.
 Yarbaşçandır Kanyonu havzasındaki geçişimizde, hayatın ya cesur bir macera ya da hiçbir şey olduğunu anlayarak bir seçenek üzerinde düşüneceğiz! Biyolojik çeşitliliğin yoğun alanlarını kapsayan ve ormanların yayılışında iklim ve toprak ilişkilerinin yanı sıra bölgenin jeomorfolojik yapısı da etkilidir.
 Yarbaşçandır Kanyonu ve Antalya bölgesi orman alanının büyük bir bölümü Mesozoik formasyonu ile kaplıdır. Bu formasyon kalker-marn, filiş ve serpantinden oluşmuştur.
 Yarbaşçandır Kanyonu ve Antalya bölgesinin en eski formasyonu Paleozoiktir. Kristalin-Şist, fillat, kalker ve mermerden oluşan bir Miosen formasyondur. Bu yapı deniz kökenli miosen kalkerli, marn, siltli kil, kum taşı ve konglamera sedimentleridir.  
Yarbaşçandır Kanyonu ve Antalya havzasındaki miosenlerin üzeri yer yer travertenle örtülüdür. Bölgenin ova kısmındaki nehir yataklarında, vadi içlerinde genç Quaterner formasyonu bulunur.
 Yarbaşçandır Kanyonu sahası genelde teknik malzeme kullanılmadan kolay geçilebilirdir, burada geçiş yürüyüşü yapmak, evrim geçirmek gibidir! Doğa Ana muhteşem peyzajlarla olağan üstü güzellikte sunumlar yapmaya devam ediyor. Bir kaç basamaktan oluşan eğim kırığı sahasında ve kanyonun farklı rakımlarında, bir çok farklı tür popülasyonları mevcuttur.
 Yarbaşçandır Kanyonu ve Antalya havzası çeşitli iklim, toprak ve topografya şartlarına sahip olduğundan bitki örtüsünde de çok çeşitlilik görülür. Kanyon havzasında topografya ve yükseltinin elverişli olması sebebiyle doğal bitki örtüsü olarak çok yıllık bitkiler vardır.
Çok yıllık bitkilerden genellikle denizden 0-600 m. arasında değişen yüksekliklerde Akdeniz maki topluluğu bulunur. Maki topluluğu fertlerinden en çok rastlananlar kermez meşesi, pırnal meşesi, sakız, tesbih, defne, yabani zeytin, menengiç, keçiboynuzu, akçakesme ve sandaldır.
Her şeyden önce doğa tutkusu gerçek bir faydalı virüs gibidir. Seyahat etme veya doğada yürüyüş mikrobu size bir defa bulaştıktan sonra artık tedavisi yoktur. Hayatınızın sonuna kadar bu mikropla mutlu bir şekilde yaşayacağınızı bilmek olağan üstü güzel bir duygu olsa gerek!
 Yarbaşçandır Kanyonunda sürekli basamaklar halinde geçişle aşağılara inildikçe rakım düşmeye devam ediyor, daha farklı endemik ekosistem tür ve popülâsyonlar göze çarpıyor. 
Ardışık sıralı çavlanlar sahasında, çok yıllık bitkilerden orman ağaç ve ağaççıkları bulundukları yüksekliklere göre; 0-1200 m arasında değişen yüksekliklerde bölgenin en önemli orman ağacı olan kızılçam yer alır. Gelişme süresinin kısa olması, selüloz sanayinde hammadde olarak kullanılması ve ucuzluğundan ileri gelmektedir.
 Antalya havzasında önemli saha kaplayan otsu bitkilerden 0-600 m yüksekliklerde bulunanlar katırtırnağı, patlangıç, laden, hayıt, mersin ve zakkumdur. 600 m‘den daha yükseklerde bulunanlar ise kekik, sütleğen, deve dikeni ve günlük’tür.
 500 m aşağılarda makiler vardır. Makilerle çam ormanları arasında meşe ağaçları bulunur. Maki bölgesinde sarmaşık, defne, yemiş, sarıağaç, mersin ağacı, çitlembike çok rastlanır. Ayrıca lavanta, kekik, nane ve veronika gibi bitkiler bulunur. Ovalarda her türlü Akdeniz ürünleri yetişir.
 Yarbaşçandır Kanyonu tüm etaplarıyla yaklaşık 14 km. dir, her geçilen yerlerde terimizi atmak için çok sayıda doğal yüzme havuzu bulunur. Yüzme ve dinlenmeye uygun çavlanların kazanları birer yüzme havuzudur. İnci taneleri gibi akan pırıl pırıl berraklığındaki su doğal yüzme havuzlarını benzersiz oluşumlar yapar, burada da yüzme keyfi tam bir ayrıcalıktır.
 Burada, doğanın bağrında bir yere varmak için değil, keşfetmek için seyahat amacı vardır. Dev boyuttaki kayaların arasında ve dar su geçiş sahasında yatmak, mükemmel bir su masajı ile ödüllendirilir. Burada suyun içine boyunca yatarak güzel bir su masajı keyfi yaşanılabilir.
Keyifli geçiş özelliğindeki bu kanyon sahasında, doğanın cömert davranarak, bize birçok olanaklar sunması tüm yorgunluğumuzu bir çırpıda atıyor, yeniden yürümek için güç ve enerji depoluyoruz.
 Hele iyi bir doğa gezgini iseniz; Sabit planınız ve varmaya niyeti olamaz. Bu geçişimizde varma niyeti yaşamadık, sürekli çavlan ve şelaleleri kendimize merdiven basamağı gibi kullanmaya devam ettik. Doğa bizim için masaj terapisini de ihmal etmemiştir.
 Bu sahayı yürürken; yaşamın bir kitap olduğunu ve eğer gezip görmüyorsak hep aynı sayfayı okuduğumuz hissine kapılırız. Yarbaşçandır Kanyonu sahasında Karstik sistemler nedeniyle su kaynakları normal düzeydedir. Karstik havzalarda, su yerüstünden çok yeraltındadır. Bu yüzden yüksek kesimler çoğunlukla susuzluk sorunu yaşarken; alçak kesimlerde, kanyon başlangıçlarında, kıyı ve vadi boylarında, sular karstik kaynaklar şeklinde ortaya çıkar.
Kar ve yağmur suları düdenler vasıtası ile yer altına iner, düdenbaşı kaynakları şeklinde tekrar yüzeye çıkar. Antalya ilinde, Yarbaşçandır Kanyonunda çok sayıdaki karstik kaynaklı düden deliklerden çıkan buz gibi berrak ve içilebilir sular, irili ufaklı çavlanlar oluşturarak muhteşem güzellikteki saklı doğa köşesini meydana getirmiştir.  
Doğa sevgisini kazanabilmenin en kestirme yolu; İnsan yaşamında en az bir defa daha önce hiç görmediği doğanın herhangi bir bir yerine gitmelidir! Bu filmizin seyredilmesi bu iştahı kamçılayacaktır.
Toros dağlarından kaynaklanan ve dağların uzanımını çoğunlukla dikine kesecek tarzda bir kuruluş düzenine sahip olan Antalya akarsuları, daha çok dere ve çaylardan oluşur. Karstik kaynaklarla beslenenler dışındakilerin rejimi düzensizdir. Yazları sıcak ve kurak geçtiği için suları çok azalır, birçoğu kurur. Sonbahar yağmurları ile su seviyesi yükselir. İlkbaharda Toros Dağlarındaki karların erimesiyle de en yüksek seviyeye ulaşır.
Yarbaşçandır Kanyonunda ısınan kayalıklar ve çevre etkisiyle, kanyon başlangıcındaki düden kaynağından çıkan buz gibi soğuk ve bir o kadar da temiz ve içilebilir sular, denize doğru gidildikçe ısınmakta ve ılık hale gelir. Burada üşümeden rahatlıkla yüzme keyfi yapılabilir. Rakım iyice düştüğü için bu sahada maki formasyonları daha çok göze çarpar.
 Doğada seyahat etmek, hayal gücünü her daim gerçeklerle dengeler. Doğa oluşumlarının nasıl olduğunu düşünme öncesinde onları görülmesini sağlar. Yarbaşçandır Kanyonu geçişi buna iyi örnek neden olmasın? Burada Doğa Ana, en ilginç oluşumlarını sınırsız olarak bize sunuyor.
 Etabımızın son bölümüne girmiş bulunuyoruz. Doğa burada da bize tüm görsel şölenini sunmaya devam etti. Çınarlar altında oluşmuş küçük gölcükler yukarıdan, çınar yapraklarından yansıyan ışığın etkisiyle, yeşilin parlak tonlarını sergiliyor. Çınarlar dışında maki formasyonları, sarıçam burada hakim durumdadır.
 Doğaya çıkarken gözlem yapmak her zaman önceliğimizdir ve zaten kayda alıyoruz. Kanatsız bir kuş gibi olmamak için hem bakmayı ve hem de görmeyi bilmeliyiz! Yarbaşçandır su kaynakları köyün kahvesinden itibaren yaklaşık 8 km. lik asfalt yolda aynı zamanda Elma, ceviz ve erik bahçelerinin arasından ilerleyerek köy içinden geçen yoldan, söğütcuması yaylasına doğru muhteşem manzaralar sunar.
Yolumuzda farklılık gösteren çam, katran ve az da olsa ladin ağaçlarından oluşan sistemler vardır. Bereket Dağının güney eteklerinden geçen, Çıtdibi yolunun devamı, Yarbaşçandır yolundan tamamlanır. Antalya merkezine 40 Km uzaklıktadır.
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak Sökmen
Ulaşım : Kadir Demir
Çekim Tarihi : 13.05.2018
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 13.05.2018
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 291 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Şah Gölü El-Gölü - Tebriz İran

Şah Gölü El-Gölü - Tebriz İran Şah Gölü El-Gölü - Tebriz İran

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |