http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/ Yoncagöl Subatığı Doğa Sahası Göksu'nun Doğum Yeri Söbüçimen Yaylası Gündoğmuş 2018 - Mehmet SÖKMEN Tv - Video Prodüksiyon - Antalya
ANASAYFA VİDEOLAR ANKETLER RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU KANALI DESTEKLE

Yoncagöl Subatığı Doğa Sahası Göksu'nun Doğum Yeri Söbüçimen Yaylası Gündoğmuş 2018

Yoncagöl Subatığı Doğa Sahası Göksu'nun Doğum Yeri Söbüçimen Yaylası Gündoğmuş 2018

Tarih 15 Mayıs 2018, 10:11 Editör Mehmet SÖKMEN

Yoncagöl Subatığı Doğa Sahası Göksu'nun Doğum Yeri Söbüçimen Yaylası Gündoğmuş 2018

ISBN 978-605-88104-0-2
Yoncagöl Subatığı Doğa Sahası Göksu’nun Doğum Yeri Söbüçimen Yaylası Gündoğmuş 2018 
 Bir Doğa Mimarisi Krallığı. Bu filmimizde bizimle beraber; Geçmiş bin yıllarda Büyük kedi krallığının hüküm sürdüğü Söbüçimen Yoncagöller Subatığının muhteşem güzellikteki Doğa Ananın renk ve yansıma sanatının kalbine götürüyoruz, sizi.



Mayıs ayında burada Doğa Ananın uyanış zamanıdır. Anadolu topraklarıdır burası. Yüzyıllar önce Anadolu'nun kadim türleri Anadolu Parsı, aslan, çita, Asya fili, yaban öküzü ve yaban eşeği zebra yaşamıştır burada. Özellikle yüksek rakım dağ aslanının memleketidir, Gündoğmuş Söbüçimen yaylası. Doğa Ana buraya her daim seyahat edenin zekasını çok daha geliştirir.
Öğrenmek mi istiyorsun? O halde doğaya seyahat et, doğanın en büyük mimar olduğunu gör. Geçmiş bin yılda Dağ aslanlarının avlandığı ve su içtiği yerdir, geçmişi çok eski Yoncagöl Subatığı oluşumu. Yem yeşil çayırlarla bezenmiş, toprak erozyonu olmayan, muhteşem güzellikte akan mendereslerin son toplanma noktasıdır! Karşı yamaçlardaki karların yansısıyla, sayısız renk cümbüşü! Heyyy Doğa Ana; Sen ne endamlar yaratıyorsun, nelere kadirsin?
Burası; Topataş yaylası. Burası Alanya’nın Akdam ve Türkler köylülerinin yaylası. Söbüçimen Yaylasıdır; Burası, gerçekten Söbü bir alan. Vadi görünümlü ve ortasından, menderes halinde kıvrıla kıvrıla muhteşem görseller sunan su akıyor, her an değişen ışık zamanı ile bam başka görüntüler veren, muhteşem kar suları! Öğlen saatlerinde, daha da coşan kocaman dereler! Veee Göksu nehrinin doğum yeridir!
Doğanın bağrına yolculuk ediniz, önce söyleyecek söz bulamayacaksınız, sonra da iyi bir hikâye anlatıcısına dönüştüğünüzü fark edeceksiniz. Yüzyıllar önce Anadolu'da bu sahada dinozorların yaşadığı ve Doğa Ananın muhteşem güzellikteki oluşumlarının farklı ışık koşullarında en güzel yansımalı seremonilerine tanık olacaksınız. 
Asya Fili de Anadolu'nun en büyük hayvanı olarak burada yaşamış. M.Ö. I. yüzyıla kadar başta Fırat Havzası'nda olmak üzere yaşayan filler, yaşam alanlarını istila etmemiz sonucu yok olmuşlar. Bu muhteşem göl dizisi fillerin en sevdiği alandı!
Söbüçimen Yoncagöl sahasına gelen her insan; Kudretli Doğanın olağan üstü peyzajı karşısında hayal alemine yolculuğa çıkar ve bir hayali bulduğu zaman, işte öleceksem burada öleyim diyerek iç geçirirken;  Suyun, endemik çeşitliliğini, yeşilin, çiçeğin ve börtü böceğin renk kattığı ortamda temiz havanın ve her türlü sorundan uzak yaşayabileceği bir mekan hayalleri süslemeye çoktan başlamış bile! Tüm bunları kim istemez ki? Sizde doğaya çıkın; Mutlaka sevdiğiniz bir yer bulacaksınız.
MS. 3. yüzyılın başlarına kadar burada yaşayan ve son görülme tarihi 1880 yılı olan aslan da Fırat havzasında başlayarak, Anadolu Geyik Dağlarının bu yüksek rakımlarına dek yayılım göstermiş ve yaşamıştır.
Söbüçimen; Doğa Ananın Mayıs Ayındaki, hiçbir yaşama nasip olmayan, olağan üstü cömertliğini, burada yaşayan Yörüklere sunmuştur. Su kaynakları etrafında ve tüm sahada, Torosların endamlı güzelliği, burayı özene bezene süslemiş; tüm güzelliğini buraya vermiştir. Çayırlarda koyunlar ve keçiler otluyorlar.
Çitalar da burada boy göstermiş; 19. yüzyıla kadar yaşamış ancak beslenmesinde önemli yer tutan ceylanların ortadan kalkmasıyla bu sahadan çekilmişler.
Söbüçimen Yoncagöller dahil, Dünyadaki gözde doğa köşelerinin birinde güneş benzersiz şekilde batıyor. Sadece bir defa buna şahit olmak mı istiyorsunuz? Bu güzelliği görmek için mutlaka seyahat etmeye değer diyoruz.
Anadolu'nun medeniyet çatışmasına tanık olan yaban eşeği bu topraklarda 12. yüzyıl sonuna kadar yaşayabilmiştir. Söbüçimen Yaylası, doğa harikası muhteşem menderesleri bünyesinde barındırır. Kıvrılarak boy gösteren menderesler, günün her saatinde değil, her dakikasında renk değiştirir.
Ot renginden türkuaz maviye dek bütün renk tonlarında ve yansımalarında ne ararsanız var olan Söbüçimen Yoncagöller sahasında Aslan, Kaplan dahası Kedi Krallığı hüküm sürüyordu. O zaman buraya bir yolculuk sizi kendinize geri getirecek.
Bir dönem Ege ve Akdeniz bölgelerinde ve bu sahada yaşayan Anadolu leoparı, Anadolu parsı, Anadolu panteri gibi adlarla anılan büyük kedi aslında leoparın bir alttürüydü. Yani kendi başına bir tür değil, Afrika'dan Asya'ya kadar yayılan leoparın bir popülasyonuydu.
Güneşle dans eden menderes kıvrımları, farklı bakı konumlarında çok değişik doğal efektler sunar. Yani fotoğrafa veya videoya efekt eklemeye gerek yok. Hatta hatta buralara gezmeye çıkınca doğanın gücü karşısında şapka kaldırılır ve insan alçakgönüllü olmayı bir daha düşünme fırsatı bulur. Dünyada aslında ne kadar da küçük bir yer kapladığımızı görmüş oluruz.
Söbüçimen'de Muhteşem Toros Kurbağası da var. Büklüm büklüm salınan menderesli akışa kendini bırakıyor, sessiz sessiz avını bekliyor.
Akarsular yataklarını yanlara doğru da aşındırırlar, sular bazen bir yamaca, bazen ötekine çarpar. Çarpma ile yamaçların altı kazılır, zamanla yıkılır ve daha çok geriler. Böylece bir akarsu vadisindeki girintiler, çıkıntılar, büklümler halini alır. Bu büklümler büyüdükçe, vadi genişler, yamaçlar geriler. Bir akarsu vadisinde, mendereslerin oluşması, yatak eğiminin azalmasına bağlıdır.
 Bir akarsuda mendereslerin artması; bu akarsuyun yatak eğiminde azalma, uzunluğunda artma, hızında azalma, aşındırma gücünde  azalma ile açıklanabilir. Menderes; Akarsuların eğimin azaldığı yerlerde büklümler yapması ile oluşan şekillerdir. Menderesler, genellikle "S" harfine benzerler. Genelde, iki kıyıdan aynı uzaklıkta bulunan akarsuyun hız çizgisi, menderes hareketleri nedeniyle, bir kıyıdan ötekine yer değiştirir.
Büklümün, hız çizgisi tarafından yalanan kıyısı aşınır, geriler ve küçük bir falez haline gelir. Sonuçta bu kıyı, içbükey şekil alır. Ancak, hemen karşısındaki, hız çizginin uzağında kalan kıyı, diğer kıyının aksine, birikme alanı olduğundan, dışbükey şekil alır. Bu olaylar sonucu menderesler, sabit şekiller olmayıp, yer değiştirirler ve yana doğru kayarak, vadi tabanlarının kıyı ve delta ovalarının genişlemesine imkan verirler. Bu hareketlerin diğer bir sonucu olarak, iki büklüm arasındaki menderes sapı, zamanla gitgide incelerek kopabilir.
 Söbüçimen Yaylasında; akarsularda geniş tabanlarda, ovalarda ve deltalarda oluşan ve kolayca yer değiştiren tip, serbest ve kısmen de akarsu vadisinin de menderes hareketleri meydana getirdiği, gömük menderes tipi mevcuttur. Yaylanın, ovalık vadi tabanı eğilimi azaldığı için, kıvrılarak akan menderesler, iç açıcı güzelliktedir.
Aşındırma ve biriktirme yavaş seyrediyor, bu kıvrımlar zaman içinde, daha da genişlemeye devam edecektir. Sahadaki mendereslerde, yana aşındırma pek fazla olmadığından, hızlı yatak değişimi yoktur. Yayla menderesleri; aşınım ve birikim faaliyetini aynı anda yapar durumdadır. Bu durum ilginç güzel görselleri de ihtiva ediyor.
 Söbüçimen yaylası, karstik düdenler sahasında, menderes sularının son noktası, göl ve gölcükler oluşturan, kısa yer altı yolculuğuna başlayan sahaya doğru, yolculuğumuz sürüyor. Bu sahada muhteşem kayalık sistemler, bizi karşılıyor. Buraya ve doğanın diğer köşelerine seyahat için yaptığın her yatırım, kendin için ve doğa bilinci kazandığın için, yeni bir bakış ve yeni bir duyarlılık kazandığın için yaptığın en iyi yatırımdır.
Mendereslerin kıvrılan dansı, burada sona ermiştir. Çimen yeşili soğuk kar suları burada sıkışmış, adeta coşarak akacak yer ararken; Doğa Ana, bunun da çözümünü bulmuş, karstik düdenleri devreye sokmuştur. İşte burada 400 metrelik, eğimli derinliklerde sular kayboluyor. O hışımla gelen menderes sularından, sahanın kocaman göl olması gerekirken, hep aynı seviyesini koruyor. Ne müthiş manzara değil mi? Artık sular, başka bir yolculuğa çıkmış, bu kayalık sistemin arkasında bulunan, Değirmenderesi düdeninden kaynayarak çıkıyor.
Mendereslerin akan sularının, yukarıda derin düdenlere girerek başlayan son yolculuğu, aşağıda, kayalıkların dibinden kaynayarak, Göksu nehrini beslemek üzere, yep yeni bir yolculuğa başlıyor. İşte burası, saklı doğal güzellikleri barındıran, Değirmendere sahası!
 Söbüçimen Yaylası suları, tam burada kayalıkların dibinden, kuvvetli ve gür çıkıyor. Bu manzaranın keyfi, gerçekten bambaşkadır. Doğa Ananın nice sürprizlerine tanık oluyoruz. Burası her ne kadar anlatılsa da sözcükler yetersiz, ancak yaşanılarak tüm güzellikler anlaşılır.
 Söbüçimen yaylası, karstik sistemiyle oldukça ilginç bir vadi. Sularıyla hem Alara çayını, hem de Göksu çayını besliyor. Söbüçimen yaylasının suları, çayırların içinden kaynayarak çıkıyor. Güney batıya doğru akıp, düdenlere girenler Alara çayına akıyor. Güney doğuya doğru kıvrılanlar ise yine düdenlere girip, dağın hemen arkasından 400 metre altından önü açık kaynayarak Göksu çayını başlatıyor.
Filmimizin çekim aşamalarında; Göksu'ya giden derenin, yani yukarıdan aşağıya aniden 400 metre eğimli derinlikteki düdene girerek, kayboluşunu ve ilk dağın arkasından, hemen en dibinden, yeniden kaynayarak çıkışını ve Göksu olup akışını kayda aldık. Bu olağan üstü büyülü ilginç doğa oluşumlarının güzelliği ve gücü, insanı hayretler içinde bırakıyor. Burada Doğa Ana insana mutluluk veriyor, bilgi veriyor, bakmasını bilene düşün, sorgula ve irdele diyor.
 Akdeniz’in en büyük akarsularından biri olan Göksu’nun, iki kolundan biri olarak bilinen Ermenek Göksu, Eğri Göl’ün doğusundaki Söbüçimen Yaylası’nda kaynar. Doğa Ananın krallığının bu bölgesinde doğanın peyzaj mimarisini görmek için yaşamdan kaçmak için değil, yaşam bizden gitmesin diye seyahat etmeliyiz, gördüğümüz güzellikleri genç nesillere anlatmalıyız!
Her doğaya çıktıkça; Dağlar bizi bir kez daha alıp götürüyor, doğanın derinliklerine! Bir kez daha geniş baktırıyor; Ufuk penceresinden dünyaya bakış, artık insanın yaratıcılığına bağlıdır, o andan itibaren! Tüm yorgunluğa karşın mutlu dönülür; Giği dağından, Giği dağı, karlı mor sümbüllü çiçekleriyle, çiğdemleriyle ve göçerleriyle mutluluk kaynağıdır. Buraya seyahat insanın dünyasını aydınlatır, anlam kazandırır. 
---------------------------------------------
Kamera/Metin Yazım : Mehmet SÖKMEN
Seslendirme : Rüksan Atak SÖKMEN
Çekim Tarihi : 06.05.2018
Prodüksiyon Yapım Tarihi: 12.05.2018
Video Prodüksiyon Yapım, Yayın Ve Yönetmeni: Mehmet SÖKMEN - 0532 525 84 93
web: www.mehmetsokmen.tv
         www.youtube.com/mehmetsokmen1

Bu haber 272 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Gezi Notlarımız

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike Limyra Antik Su Kenti - Tanrıçaların Yıkandığı Saklı Sular Sahası - Finike

Kış Mevsiminde Belen Kayalıkları Sarıçınar Dağı Orman Krallığı Antalya

Kış Mevsiminde Belen Kayalıkları Sarıçınar Dağı Orman Krallığı Antalya Kış Mevsiminde Belen Kayalıkları Sarıçınar Dağı Orman Krallığı Antalya

Contributor

HAVA DURUMU


Google Translate

Mehmet SÖKMEN - 05325258493 Bu web sitesindeki tüm videoların linklerini adımızı göstererek kullanabilirsiniz ISBN: 978-605-88104-0-2
RSS Kaynağı |